Açıkladı: "Arda G.Saray'a dönmek istiyor"

Açıkladı: "Arda G.Saray'a dönmek istiyor"

Galatasaray ve milli takımın eski yıldız futbolcusu Ergün Penbe, 'Arda Galatasaray'ı çok seviyor. Dönmek istediğini de biliyorum. Galatasaray'a gelir ve seyirci desteği görürse patlama yapabilecek Arda'yı görebiliriz ' dedi.
Müjde! Dev maç şifresiz!

Müjde! Dev maç şifresiz!

Şampiyonlar Ligi'ne muhteşem bir başlangıç yapan Beşiktaş 3. maçında Monaco deplasmanına gidiyor. Siyah-beyazlılar 3'te 3 yaparak gruptan çıkma adına çok önemli bir avantaj yakalamanın peşinde olacak. Monaco'nun ise grupta sadece 1 puanı bulunuyor.
Kritik maçta şike iddiası!

Kritik maçta şike iddiası!

Kolombiya-Peru maçı sırasında Falcao’nun herkesin gözü önünde rakip oyuncularla konuşması ‘şike’ iddialarını gündeme taşıdı.
Bonservisi dudak uçuklattı

Bonservisi dudak uçuklattı

Fenerbahçe'nin Roberto Soldado'nun bonservisi karşılığında İspanyol ekibi Villarreal'e dudak uçuklatan bir miktarda bonservis ödediği iddia edildi.
Ronaldo bunu da yaptı!

Ronaldo bunu da yaptı!

Real Madrid'in yıldızı Cristiano Ronaldo'nun özel bir uyku hocası olduğu ortaya çıktı.
Mario Gomez'den haber var

Mario Gomez'den haber var

Almanya Bundesliga'da 8.hafta maçında Wolfsburg 15 Ekim’de deplasmanda Bayer Leverkusen ile karşı karşıya gelecek. Bu karşılaşma öncesinde Wolfsburg forması giyen tecrübeli golcü Mario Gomez’den haber var.
Griezmann için tam 100 milyon euro

Griezmann için tam 100 milyon euro

Neymar'ı kaybeden ve yerini dolduramayan Barcelona'da sezon sonu hedefi Antoine Griezmann olarak belirlendi, 100 milyon euro gözden çıkarıldı.
Son 2 sezonun yıldızı ayrılık kararı aldı

Son 2 sezonun yıldızı ayrılık kararı aldı

Geçtiğimiz iki sezonda takımın en önemli hücum silahlarından biri olmasına rağmen bu sezon yedek kulübesinden çıkamayan Yasin Öztekin ayrılık kararı aldı.

"Alex kitap okurken bizimkiler..."

Anadolu Üniversitesi Kariyer Kulübü’nün diksiyon eğitimleri çerçevesinde üniversitemize gelen ülkemizin en önemli spikerlerinden Gökhan Telkenar ile spor ve spor medyası üzerine sohbet ettik.

İnsanın varoluş sürecinin en temel ögelerindendir bağımlılık. Her birimiz büyük, küçük, zararlı, dehşete düşürücü, kimine göre keyifli, eğlenceli dolayısıyla çeşitli bağımlılıklara sahibiz. Kimimiz cep telefonu olmadan sokağa çıkamaz, kimimiz yemekten sonra sigara içmeye bayılır, kimimiz sabahları kahvesini yudumlamadan uyanamaz, kimilerimiz ise; futbola delicesine bağlıdır. O futbol divaneleri tüm takvimini tutkunu olduğu takımın maç trafiğine uygun olarak ayarlar, maç geceleri tüm randevularını iptal eder, masalar donatır, eşi dostu çağırır, plazma ekranlarda maç izleme keyfini çoğunlukla tanımadıkları o esrarengiz sesin eşliğinde doyasıya yaşarlar. Aslında tüm bu keyfi direk olarak sadece maçın spikeri etkileyebilir. Bazen “her yerinden öpüyorum Rüştü nidalarıyla” şaşırtır, bazen “hem penaltı hem gol” çığlıklarıyla güldürür, bazense “ korkunç bir şey, kupa Türkiye’de” ifadeleriyle sevince boğar.

Anadolu Üniversitesi Kariyer Kulübü’nün diksiyon eğitimleri çerçevesinde üniversitemize gelen ülkemizin en önemli spikerlerinden Gökhan Telkenar ile spor ve spor medyası üzerine sohbet ettik. Attığım maile yarım saat sonra cevap veren, içten, objektif ve sportif bir insan olduğunu belirtmeliyim kendisinin. Kendisiyle karşılaştığımız ilk dakikalarda söylediğim özelliklere sahip bir televizyonla konuşuyorum hissine kapıldım, uzun zaman televizyona can verdiğinden olsa gerek. Şimdi sizi spor medyasında olmak isteyenler başta olmak üzere size tecrübeyle baş başa bırakıyorum.

Futbol tutkunu her çocuk gibi büyük maç günlerinde saatler boyu geçen vakitleri sayıp, büyük bir heyecanla televizyonun karşısına oturup sizin anlatımınızla maçlar izledik. Sizinle ilgili çok şey biliyoruz, iletişim fakültesi mezunu değilsiniz, bu mesleği icra ederken alaylı olmak sizi nasıl etkiledi?

Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunuyum. Kayınpederim ve babam eski iki TRT çalışanı. TRT’nin içinde doğdum diyebilirim, 12 yaşında çocuk programlarında seslendirme yapmaya başladım. O kurum kültürü ile yetişmiş insanlar ile çalışınca ister istemez onlardan yayıncılık, televizyonculuk, diksiyon gibi birçok şeyi öğreniyorsunuz.

Radyoculukla başladınız yani?

TRT’de radyo ile başlamak büyük bir gelenek hatta zorunluluktur. Benim radyoda 6 yılım geçti. Sonrasında bir sınava girdik ve televizyona geçmeye hak kazandık.

Sizin mesleğe başladığınız yıllarda medya hali hazırdakine kıyasla nasıldı?

Şimdikinden çok iyi değildi çünkü ticaretin temelinde risk ve kar vardır. Eğer ticarette rekabet ortamı varsa siz daha kaliteli bir şeyler üretirsiniz. O zaman rekabet ortamı yoktu TRT hangi hizmeti veriyorsa, onu alıyorduk.

Şuanda gelişen düzenden TRT nasıl etkilendi?

TRT mevcut rekabet ortamını fark edince, ayakta durabilmek için kimlik, logo, ekran yüzleri olarak değişiklikler yapması, hareketlenmesi gerektiğini anladı. Üzerindeki ölü toprağını attı. TRT 1 TRT 2 derken bir anda bünyesinde 14 tane kanal oldu, TRT her alanda faaliyet gösteriyor şuanda.

Spor medyasındaki genç kalemlerin performansını nasıl buluyorsunuz, spor sektörünü temsil etme anlamında gelecek için umutlu musunuz?
Genç kalemlerin iyi olabilmesi için okumaları gerekiyor. Ne onlar ne de toplum olarak biz gerektiği kadar okuyoruz. Çok küçük bir örnekten bağlayayım. İlker Yasin ile beraber 110 Kişilik bir kadro ile çalışıyoruz. Biz 2008 Olimpiyatlarına adayken, ülkemizin olimpik ruhunun eksikliğinden söz ettim ve arkadaşlara sorduk hanginiz düzenli olarak spor yapıyor diye. Sadece 2 kişi el kaldırdı; birisi Cem Yılmaz diğeriyse ben.  Benzer bir örnek olarak; ülkenin spor yazarları, yorumcuları kendini geliştirmek, özgün ürünler ortaya koymak istiyorsa çok okumalı.

Voleybol, futbol, NBA, judo, badminton gibi branşlarda maç anlattınız. Bir karşılaşmayı anlatmadan önce nasıl hazırlanırsınız?

Aslında pek fark yok.  Önündeki saha aynı, futbol veya voleybol olmuş önemli değil ki; birinde 22 diğerinde 12 oyuncu var. Sadece o branşa hakim olmanızla ilgili bir durum. Siz oynayacak oyuncuları tanıyor, özelliklerini biliyorsanız, sıkıntı çekmezsiniz.

Nasıl bir maç anlatış tarzınız var?
Son dönemde çok farklı tarzda anlatım yapan spiker arkadaşlar ortaya çıktı. Burada iyi spikerin özelliği nedir, irdelemek gerekiyor. Maç anlatırken ansiklopedik bilgileri anlatıp duruyorsanız, bu sizin kaliteli iş yaptığınızı göstermez. Bir örnekle somutlaştırayım.  2005 yılında Inter’in Adriano isimli bir forveti var. Brezilya Milli Takımı’nda oynuyor; Meksika ile maçları var. Adriano orta sahadan topu kapıp savunmayı geçti ve vurdu ve bir anda rakip takım ne olduğunu anlamadan gol oldu. Teknik direktörünün de onunla ilgili şöyle bir demeci var :” Adriano’yu durdurabilmek için stadın ışıklarını kapatmak zorundasınız.”. Bu anektodu burada kullanırsan bir anlamı vardır. Yoksa o an ekrandaki görüntü ile ilgisi olamayan, farklı bilgileri, sırf değişiklik olsun diye kullanıyorsan, eğitimsizsin demektir.

Eskişehirspor’u, Ertuğrul Sağlam’ı, yeni yönetimi değerlendirebilir misiniz?

Eskişehir bir futbol kenti, bunun kıymetini bilmek gerekiyor. Başarının gelmesi için; tesisleri elit seviyede futbol ortamına uygun olmalı. Ekonomisi kuvvetli olan bu şehrin takımının ekonomisi de daha güçlü olmalı. Ayrıca Bando Es-es’in tribünde olması; Eskişehir’i sempatik kılıyor insanların gözünde. Tüm bunların yanında taraftar Ertuğrul Sağlam’ın arkasında durmalı. Eyyamcılık yapmamalı hiç kimse. Şampiyon olmak ve şampiyonluğa oynamak kısa sürede anlık saha içi gayretleriyle elde edilecek başarılar değil.

Bizde ki futbolcu yetiştirme eksikliğin ne olduğu konusunda bir tespitiniz var mı?

En büyük öncelik “eğitim” olmalı. Bunu da şöyle izah edeyim; Alex De Souza uçakta kitap okurken ülkemizden yetişmiş futbolcular Ipad‘ den 70’ler Türk Sineması’nın komedi filmleri serilerini bitiriyor. Arada bir bilinç farkı var. Fatih Terim milli takımı bıraktığında ‘’Ben soyunma odasında pozisyon anlatıyorum. Sahaya çıktığımda 5 numaralı oyun diye söylüyorum, oyuncum unutuyor çünkü okumuyorlar. Algıları kapalı.” diyor. Futbolcuların emekli olur olmaz, formasyon eğitimi almadan teknik direktör olmaları da yanlış. Yani en büyük problem eğitim.

Türkiye’de hakemlik futbolun en çok eleştirilen birimi. Dünyada yüzlerce maçı çıplak gözle izlemiş bir spiker olarak sizce seviyeleri gerçekten o kadar kötü mü hakemlerimizin?

Biz hakemlerimizin değerini bilmiyoruz. Türkiye’de hakem yetiştirilme teknikleri konusunda değil hakem adaylarının seçiminde bir sıkıntı var. Çok titiz incelemeler yapılmadan; hakem adaylarına karar verilmemeli çünkü hakemler sahadaki 22 futbolcu ile teknik ekibi değil tüm Türkiye’yi yönetiyor. Hakemlerimizin hepsi kaliteli fakat bir maçın içinde ‘Ben bu kararı verirsem beni yakarlar.” diye düşünmek zorunda kalıyor. 2024 Dünya Kupası’nda hakemlerimizin görev alabilmesi kendi işlerini bırakıp, profesyonel olmaları gerekiyor. Türkiye’de kötü hakem olarak nitelendirdiklerimizden çok daha kötüleri Avrupa’da bu turnuvalarda maç yönetiyor. Eğer bu şampiyonaya hakemlerimiz gidemezse, yazık olur.

İşinizin dışında nasıl bir insansınız?

Bol bol spor yaparım. Şu aralar ara verdim ama tenis oynarım.  Genç gazetecilerin gelişimi için elimden gelen her türlü desteği veririm. Gelen her tweete, maillere, atılan her mesaja cevap vermeye çalışırım. Gençlerimize eğitim veriliyor ama iş imkanı sağlanmıyor. Elimden geldiğince sosyal sorumluluk projelerine katılırım.

Röportaj: Sezer Kızılateş

YORUMLAR

İlk yorumu siz yapın!


güncel