Başakşehir, Serdar Aziz'le ilgileniyor mu? Açıklama geldi

Başakşehir, Serdar Aziz'le ilgileniyor mu? Açıklama geldi

Lider Medipol Başakşehir'de Başkan Göksel Gümüşdağ, transfer çalışmalarıyla ilgili bilgi verdi.
Serdar Aziz'den sonra onun da bileti kesildi

Serdar Aziz'den sonra onun da bileti kesildi

Teknik direktör Fatih Terim’in sezonun ilk yarısında istenilen performansı gösteremeyen Eren Derdiyok’u Antalya kampına götürmeme kararı aldığı öğrenildi.
"Gol sorunumuzu çözer, mutlaka alalım"

"Gol sorunumuzu çözer, mutlaka alalım"

Şenol Güneş, Başkan Orman ile yaptığı görüşmede eski oyuncusunun alınmasını devam şartları arasında gösterdi. Yönetim Trabzonspor ile görüşmelere hız verdi.
Tolgay Arslan'da sıcak gelişme

Tolgay Arslan'da sıcak gelişme

Beşiktaş'ta kadro dışı bırakılan Tolgay Arslan takıma dönüyor. Özür dileyen Tolgay, Şenol Güneş'in onay vermesi halinde Antalya kampında yer alacak.

Türkiye’nin kadro kalitesi rakiplerine oranla açık ara en güçlü iki takımı, yine gövde gösterisi yaparcasına transfer sezonu açılır açılmaz çok önemli iki transfere imza attı.

Chedjou henüz 28 yaşında geçtiğimiz sezon Fransa Ligi’nin en iyi savunma oyuncusu seçilmiş ve Thiaho Silva’yi geride bırakmış bir adam. Hatırlanacağı üzere Silva Milan’dan Paris Saint-Germain’e 42 Milyon Euro gibi bir stoper için fazlaca astronomik bir rakama transfer olmuştu. Buna rağmen Chedjou’yu ise Galatasaray sadece 6.3 Milyon Euro’ya transfer etti. Bu öncelikle büyük bir transfer başarısı! Çok değil 2-3 sezon önce Adnan Polat başkanlığında yapılan transferlere bakın. Bir de Ünal Aysal ve ekibinin yaptığı transferlere bakın! Bu transferde Galatasaray’ın Milan’ı saf dışı bırakması da büyük bir olay. Milan belki de Silva’nın yerini Chedjou ile doldurmayı düşünüyordu. Fakat Avrupa’nın yükselen yıldızı Galatasaray, Drogba’nın da etkisiyle Chedjou’yu renklerine bağladı. Drogba’nın ülkesinde iç savaşı bitirebilen bir lider olarak Afrikalı futbolcular üzerindeki etkisini de ayrıyetten düşünmemiz gerek. Galatasaray Ünal Aysal başkan olduğundan bu yana sadece kaliteli oyuncu almadı, aynı zamanda çok karakterli, lider vasıflı isimler aldı. Birçok yeni transfer ülkesinde kaptanlık yapıyordu. Bunun da meyvelerini uzun dönemde bu şekilde geri alıyor Galatasaray.

Alves’e gelirsek… O da çok değil 2-3 sezon önce dünyanın en iyi stoperlerinden biri olarak anılıyordu. 28 yaşındayken tam 22 Milyon Euro gibi yine bir stoper için astronomik bir rakama  Zenit’e transfer olmuştu. Son 2 sezondur futbolunda düşüş yaşasa da özellikle kariyeri tartışılmaz bir oyuncu…

Şimdi bu gerekli methiyelerin ardından, işin analiz kısmına geçelim, zira üstte yazdıklarımı biraz araştıran herkes bulabilir ve her gazeteci de yazabilir. Öyleyse yazının devamında artık transferlerin ilgi çekici olan analiz kısımlarına geçmeliyim…

Öncelikle Chedjou ve Alves transferleri Galatasaray ve Fenerbahçe teknik direktörlerini de birebir tanımlamaya yardımcı olacak.

Muhtemelen Alves Aykut Kocaman’ın transfer listesinde olan ve onun oyun planına uygun bir oyuncuydu. Tecrübeli, güçlü, yere sağlam basan, garantici bir stoper. Chedjou ise onun aksine fazlaca sorumluluk alan, soğukkanlı, fazlasıyla atlet, top kapma konusunda meziyetli, ilerde basabilen bir oyuncu.

Chedjou’dan başlarsak iki takımın oyun düzeni üzerine daha iyi analiz yapabiliriz.

Öncelikle Fatih Terim teknik direktörlük hayatı boyunca her zaman, her maçta kendi oyununu oynatmaya çalıştı. Yüksek tempo yapmak istedi, takımın her hattını ileri çıkarmak ve rakibi boğmak istedi. O yüzden Chedjou, Dany, Semih gibi kısmen kısa boylu, çabuk, atlet oyuncular hızlı futbol seven Galatasaray’ın işine yarayacak stoperler. Zira Fatih Terim savunma oyuncularından ileri çıkmalarını rakibi boğmalarını istiyor. Bu oyun düzeni de özellikle Türkiye Liglerinde çok büyük avantaj yaratıyor Galatasaray adına…

Galatasaray savunmasını, ortasahasını ileri çıkartıyor ve etkin kontra atak yapamayan Anadolu takımları da ezilip Fatih Terim sistemine boyun eğmek durumunda kalıyorlar. Hatırlayın geçen sezon Galatasaray’ın en kendisi gibi oynayamadığı maç hangisiydi? Arena’daki Karabükspor maçı… Sebep? Karabükspor’un Lua Lua gibi, Ahmet İlhan gibi, İlhan Parlak gibi savunma arkasına çok iyi koşular yapabilen adamlarının olmasıydı. Gel gelelim o maç da stoperde Cris gibi çok ağır bir oyuncuyu tercih etmişti Terim. Muhtemelen Semih – Dany ikilisi olsa yine o kadar delik deşik olmazdı savunma kurgusu.

Terim bahsettiğimiz gibi, geçmişte yaptığını daha da geliştirip bu sene de yapacak. Chedjou- Semih – Dany üçlüsünden ikisini kullanıp, savunmayı da 30-40 metreye kurup rakibi baskı altına alacak. Ne de olsa savunma arkasına toplar da atılsa Dany, Chedjou, Semih çok çabuk oyuncular ve bu açıkları kapatabilecek isimler. Bu sistem özellikle Türkiye’de çok işe yarıyor çünkü genelde Türkiye’de Anadolu takımları santrfor hattında pivot özellikli oyuncular barındırıyorlar. Pivot özellikli oyuncular da rakip kaleye yakın top alamadığında çok etkisiz kalıyorlar.

Bursaspor’da Pinto, Eskişehirspor’da Necati, Trabzonspor’da Halil, Gaziantepspor’da Dorge, Almeida, Niang, Gençlerbirliği’nde Vleminckx, daha önce de Lekiç vs vs. Genelde savunma arkasına koşularla etkili olabilecek isimler değil. Bu tarz isimleri de kalenize uzak tutarsanız, Bu oyuncuların sizin kalenize uzak mesafede top almalarını sağlarsanız, rakibi kalenizden uzak tutmuş olursunuz, rakibin hücumda çoğalamamasını sağlarsınız ve bu da en iyi savunma yöntemlerinden biridir.

Bakın bunu 2 sezon önce Gaziantepspor’da Hikmet Karaman çok başarılı bir şekilde uygulamıştı. Ligin bitimine 11 hafta kala göreve gelen Karaman'ın ilk üç hafta sistemini oturttuktan sonra aldığı sonuçları yazıyorum. 1-0, 0-2, 5-0, 0-0, 3-0, 0-2, 1-0 ve 0-2. 7 galibiyet 1 beraberlik ve en büyüleyicisi yenen gol sıfır! Tam 8 hafta gol yemedi o Gaziantepspor ve stoper ikilisinde kim oynuyordu? Dany ile Binya. Chedjou gibi Binya da Kamerun’lu ve bu iki Kamerun’lu ile stoper hattını oluşturan Gaziantepspor son sekiz hafta neredeyse kalesinde pozisyon vermedi. Düşme potasındayken ligi 10. sırada bitirdiler.

Peki, Hikmet hoca ne yaptı? Sadece 1.76 boyunda olan ve bir stoper için çok kısa görünen, 28 yaşına kadar da hiç stoper oynamamış Binya’yı gözü kapalı Dany’nin yanına koydu. İkisi de müthiş kaliteli oyuncular mı? Hayır ama ikisinin de çok iyi olduğu bir konu var. Çabukluk, hızlanma, güç gibi fiziksel konularda rakip santrforları perişan edebiliyorlar. Savunmayı 30-40 metreye kadar ileri sürdüler ve işte… İsterseniz bu ikisinin arkasına kontra top atın… Fark eder mi? Türkiye’de Dany ve Binya kadar çabuk santrfor sadece bir iki tane…

Evet, Sow, Burak Yılmaz… Belki biraz Uche başka?

Bu savunma tarzıyla ilgili en belirgin örneğimi verip sonra Sow gibi Burak gibi oyuncuların bu savunma tarzını nasıl alt edebildiğini yazacağım.

Hatırlarsınız 3-4 sezon önce Tolunay Kafkas’ın Kayserispor’unda Makukula gol kralı olmuştu. Yanılmıyorsam 22 gol atmıştı ve bunların neredeyse yarısı rakip ceza sahasında bile değil iyice kale önünde, kale sahası içinde atılmıştı. Taçtan, kenar ortalardan, şişirme toplardan. Makukula rakip kale önünde bir karambol oluşturur ve üstün fizik gücüyle bir şekilde topu kaleye iterdi. Bunu ondan önce 2-3 sezon Mehmet Yıldız da çok yapmıştı hatırlayın…

Bu tarz santraforları önlemek için yerli teknik direktörlerimiz senelerce Servet gibi isimleri kullandılar. Onlar hava toplarında etkili mi? Güçlü mü? Rakip kale önünde topların toplanabildiği bir üs görevi mi görüyorlar. Öyleyse biz de Servet gibi, Yalçın gibi, Sedat gibi stoperlerle onlardan da güçlü olalım ve o santrforları bertaraf edelim. Bu başlı başına saçma bir düşünceydi… Zaten Makukula’nın, Mehmet Yıldız’ın istedikleri o… Kendilerine futbol oynayacak değil, güreşecek stoperler bulmak. Makukula ve Mehmet zaten dönüp vurmayacak ki. Orada karambol oluşturacak, top tutacak ve arkadaşlarının 10 kişi topun arkasına geçip, topu kazandıktan sonra ona şişirmesini bekleyecek, o da şişirilen topu o bölgede rakip kale önünde tutup yine arkadaşlarının o bölgede kalabalıklaşmasını bekleyecek. Top da o karambolde ite kaka girecek. 10 kişi önce savunma yapmak zaten şahane bir de şişir ileri Mehmet tutsun topu, oyalasın, biz de koşalım ileri ve karambolden atalım... Mantık buydu. Mehmet'e top aldırmadığınız sürece yine zor gol yiyen ama sittin sene gol atamayacak bir takıma dönüşebilirlerdi.

Mehmet’in, Makukula’nın devrinin nasıl kapanacağını benim gördüğüm maç Kayserispor – Galatasaray maçıydı. Bundan 3 sezon kadar önce Rijkaard çok önemli bir hamle yapmıştı. Her maç 11 oynattığı Servet’i kesmiş ve Makukula karşısına Emre Güngör, Neill ikilisiyle çıkmıştı. Hiç unutmam televizyonlarda yorumcuyum diye geçinen birçok eski, yerli, cahil futbolcu Rijkaard’la dalga geçmişti.

Emre ve Neill ile Makukula arasında en az 10 cm fark var, bu maç ilginç mücadeleler izleyebiliriz diye bıyık altından güldüklerini, Rijkaard’ın neden Servet’i özellikle bu maçta Makukula karşısında kestiklerini anlayamadıklarını, akıllarının almadıklarını söylüyorlardı. (Muhtemelen maç sonunda da Rijkaard'ın ne yaptığını akılları almamıştır ama...)

Tüm bunlara rağmen maç onların beklediğinin çok aksine gelişti. Neill savunmada gerideydi ve savunma çizgisini kontrol ediyordu Emre’yi ve bekleri sürekli öne çıkarıyordu. Savunma 30-40 metreden geri hiç gelmiyordu. Kayserispor savunmadan Ali Turan’larla top şişirdikçe Emre Güngör çabukluğunu gösterip sürekli Makukula’nın önünde bazen ön libero gibi oynayıp toplara ilk hamleyi yapıyordu.

90 dakika boyunca Makukula Galatasaray ceza sahasına giremeden maçı tamamladı, sinirlendi, kart gördü, Neill’le kavga etti ve Kayserispor tek pozisyona bile giremedi. Zira Makukula, Mehmet Yıldız vs ortasahada top alsa ne olur ki? Dripling mi yapabilecekler? Komik olur değil mi?

Şimdi gelelim savunmayı öne çıkaran takımları cezalandırabilecek isimlere. Son örnek çok yakın bir zamanda gerçekleşti. Türkiye Kupası finalinde Mehmet Topal’dan aldığı yaklaşık 50 metrelik pası çok iyi kovaladı Sow ve tek vuruşla işi bitirdi. Sow gibi oyunculara geniş alanda yakalanmak çok tehlikeli olabiliyor. Eh bir de stoperinizde Giray gibi hızlanamayan, yavaş bir oyuncu varsa geri dönüşleriniz de çok etkisiz kalıyor... Başka bir örnek… Schalke 04 – Galatasaray maçı. Schalke Hamit’ten efsane füzeyi yiyip tekrar Galatasaray’ın üzerine çullanmak istedi. Riera’nın uzaklaştırdığı ani topta Höwedes ve Burak geniş alanda birebir kaldılar. Burak 4-5 metre geride olmasına rağmen 35-40 metrelik bir mesafede Höwedes’e nal toplattırdı ve kalecinin üzerinden aşırtmayı bırakıp şahane bir gol attı.

Bu isimler özel fiziksel melekelere sahip oyuncular. Zaten Süper Ligte sadece bir iki tane var bu oyunculardan ama onun dışında Dany’i, Chedjou’yu geniş alanda topla, topsuz geçebilecek santrfor yok gibi bu ligte. Belki Uche'nin, Lua Lua'nın genç hallari... Özetle Terim kendi sistemine çok uygun, kaliteli bir stoperi almış oldu.

Gelelim Bruno Alves’e. Bence Aykut hocanın ayrılmadan önce istediği bir oyuncuydu. Fenerbahçe’nin stoper hattına bakarsanız diğer oyuncuların da Alves gibi olduğunu görebilirsiniz. Savaşçı, güçlü, tecrübeli, dar alanda çok başarılı stoperler. Egemen Korkmaz da Alves’in Türk versiyonu gibi. Bekir de aynı tarz oyuncu sadece Yobo gençliğinde atlet bir stoperdi ama o da son yıllarda fiziksel yetilerini kaybederken mental olarak gelişmeye başladı.

Öncelikle Aykut Kocaman ve Ersun Yenal’ın oyun karakterlerinin birbirine çok benzer olduğunu düşünüyorum. İkisi de dengeli oyunu Terim’in aksine tempolu oyununa tercih eder, ikisi de savunma ve ortasaha hatlarını Terim gibi esnek değil, katı bir şekilde tutmayı tercih eder. Bakın geçen seneye Fenerbahçe dengeli oyunla Benfica’yı, Lazio’yu yenmiştir. Savunma hattını ileri çıkarmamıştır. Kalesinde pozisyon vermemiştir ve rakip kalede pozisyon bulmak için de savunmayı ileri çıkarmak yerine sabretmeyi tercih etmiştir. Attığı goller de bu sabır sayesinde rakip savunmacıların yaptığı önemli hatalar sonucu olmuştur.  Yani Fenerbahçe de kendi oyun karakterine uygun bir stoper aldı diyebiliriz.

Hatırlayın Beşiktaş Ferrari’yi ilk transfer ettiği yıl herkes Ferrari’ye hayran olmuştu. Mehmet Demirkol ise başından beri Ferrari’nin iyi oyuncu olmadığını geniş alanda yavaş, etkisiz olduğunu savunmuştu. Tesadüftür Mehmet Demirkol eski yerli, cahil futbolcularımızdan değil. Demek ki futbolu algılamak için illa daha önce oynamış olmak gerekmiyor. O sene Beşiktaş savunmasını çok ileri çıkarmayan, dengeli futbolu tercih eden bir takımdı. Bir sonraki yıl ise Beşiktaş teknik direktör olarak Schuster’i getirdi ve Schuster en başından Ferrari’yi gönderin dedi. Sebebi de basitti ben savunmayı önde kuracağım diyordu. Yine çokbilmiş Türk kulüp yöneticileri olur mu Ferrari geçen senenin en iyisi falan dediler ve sonra hatırlayın Ferrari’nin birçok maçta rakibine yetişemeyip Beşiktaş’a kontradan yedirdiği golleri izledik.

Son söz Galatasaray ve Fenerbahçe’nin seneye de oyun karakteri değişmeyecek, bu transferler bu iki takımın oyun karakterini daha da perçinlerken, kaliteleri oranında da bu iki takıma güç katacaklardır.

YORUMLAR

Floydian 13 Haziran 2013 Perşembe 13:42

Müthiş bir analiz sinan.. uzun zamandır bunu bekliyordum

Ziyaretçi 20 Haziran 2013 Perşembe 11:46

bence alves=portekizli servet


Sinan Yılmaz Köşe Yazıları