Başakşehir, Serdar Aziz'le ilgileniyor mu? Açıklama geldi

Başakşehir, Serdar Aziz'le ilgileniyor mu? Açıklama geldi

Lider Medipol Başakşehir'de Başkan Göksel Gümüşdağ, transfer çalışmalarıyla ilgili bilgi verdi.
Serdar Aziz'den sonra onun da bileti kesildi

Serdar Aziz'den sonra onun da bileti kesildi

Teknik direktör Fatih Terim’in sezonun ilk yarısında istenilen performansı gösteremeyen Eren Derdiyok’u Antalya kampına götürmeme kararı aldığı öğrenildi.
"Gol sorunumuzu çözer, mutlaka alalım"

"Gol sorunumuzu çözer, mutlaka alalım"

Şenol Güneş, Başkan Orman ile yaptığı görüşmede eski oyuncusunun alınmasını devam şartları arasında gösterdi. Yönetim Trabzonspor ile görüşmelere hız verdi.
Tolgay Arslan'da sıcak gelişme

Tolgay Arslan'da sıcak gelişme

Beşiktaş'ta kadro dışı bırakılan Tolgay Arslan takıma dönüyor. Özür dileyen Tolgay, Şenol Güneş'in onay vermesi halinde Antalya kampında yer alacak.

Bir ülkenin, herhangi bir spor dalında gelişmesi için, o ülkenin o spor dalında maksimum sayıda oyuncu yetiştirmesi gerekir.

Yani bir ülkede, ne kadar çok x sporu yapan insan sayısı artarsa, o ülkenin o x sporundaki başarısı da o orantıda artar.

Tüm bu düzenlemeler. Yabancı-Yerli kuralları… Futbol, Basketbol vs hangi takım sporu olduğu fark etmez… Tüm bu düzenlemelerin kökeninde kulüpleri sporcu yetiştirmeye zorlamak olmalıdır!

Dolayısıyla bu kuralları yorumlarken ilk ve en en en çok şuna bakmalıyız. “Bu kural sporcu yetiştirilmesini ne kadar destekler!”

Soruyorum, “Yeni kural, kulüplerin sporcu yetiştirmesini destekler, yani alt yapılara öncelik verilmesini sağlar mı?” Hayır! Hiç etkilemez.

İlk 18’de sadece bir alt yapı çıkışlı oyuncu olma zorunluluğu kulüplerin alt yapılara önem vermesini katiyetle sağlamaz!

Fakat ilk 18’de 4, ilk 11’de 2 alt yapı çıkışlı oyuncu oynatma zorunluluğu ile kulüplerin apar topar alt yapı hocalarını değiştirdiğini, Avrupa’dan elit alt yapı hocalarını ve eğitim sistemlerini ülkeye getirdiğini, alt yapıya hem tesis geliştirme, hem de daha iyi öğretmenler getirmek konusunda yatırım yaptığını görürdünüz.

TFF her şeye cesaret edebiliyor, yabancı yasağına, yabancı serbestliğine falan cesaret edebiliyor fakat her nedense, alt yapıdan oyuncu yetiştirmeyi zorlayacak düzenlemeler yapmaya cesaret edemiyor!

Türk futbolunda bu kurallarla uğraşmaktansa, her kulübe saha zeminini düzeltme zorunluğu getirseniz kısa vadede çok daha büyük katkı sağlarsınız.

Yabancı-yerli kuralı falan boşu boşuna senelerdir eveleyip geveliyoruz ve çok daha öncelikli olan “Daha düzgün zeminler ve daha iyi alt yapılar” gerekliliğini atlıyoruz. Bu yeni kural da bu gereklilikleri atlıyor!

Fatih Terim seminerde konuşuyor. “Almanya’da 28 milyon insan spor yapıyor, Türkiye’de 3 milyon insan spor yapıyor” diyor. Ne güzel! Fakat o zaman şunu da diyelim. Ben de bir spor gazetecisi olmama rağmen o 3 milyon kişi içinde değilim. “Neden spor yapmıyorum?” diye kendime soruyorum ve cevap şu oluyor. İstanbul’da yaşadığım semtte evimin yakınlarında hiçbir spor tesisi yok!

Evime 100 metre mesafede hiçbir basketbol potası bile yok! 10-15 metre karelik çok küçük bir alana basketbol potası dikip beton atsanız, insanlara spor imkanı sunarsınız ama bizim devlet oraya da bir bina dikmeye çalışır.

Misal evimin yanında böyle bir pota olsa kesin bir basketbol topu alır ve 2-3 akşamda bir eşimle oynamaya giderdim. Üniversite okuduğumuz Çanakkale’de yaşadığımız sitenin böyle bir basketbol sahası vardı ve gidip oynardık.

Bizim ülkemiz ne zaman sporu, sanatı destekledi de Türk insanı spor yapmadı ki? Almanya nüfusu 80, Türkiye nüfusu 75 milyon hemen hemen aynı ama Almanya’daki insanlar Türkiye’dekilerin 10 katı spor yapıyor!

Evet. Bu tespitin ardından getirmeniz gereken eleştirinin müsebbibi kim? Belgesellerinde oynadığınız devlet liderleri değil mi?

Futbola gelelim!

Bakın 10 yılda 8 kez yabancı kuralı değişmiş. Bu düpedüz bir gerzeklik, yorumlamayacağım. Fakat sürecin nasıl ilerlediğini anımsatmak istiyorum.

Bundan 10 yıl önce kulüpler, biraz daha zenginleyip, vergilerden de neredeyse muaf kalınca alım güçleri arttı ve daha kaliteli yabancı oyuncuları ligimize getirdiler.

Böylece Türk kulüpleri Avrupa arenasında biraz daha güçlendiler. Aziz Yıldırım Zico’lu 2007-2008 sezonlarında bunu en çok dillendiren kişiydi. “Ben, tüm kadrosunu her ülkeden transfer edilen oyuncularla kuran rakiplere karşı eşit mücadele edebilmem için, benim de ülkemde yabancı sınırı serbest olmalı” dedi.

O dönem Galatasaray ve Beşiktaş gibi takımların alım gücü Fenerbahçe kadar yüksek olmadığı için bu fikir çok fazla desteklenmedi.

Onun yerine yabancı kuralı sezon sezon kademeli olarak genişletildi.

En son 6+2+2’lere kadar genişledi ve Galatasaray Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek final, Fenerbahçe de şike sürecinden dolayı duygusal olarak yıpranmasına rağmen Avrupa Ligi’nde yarı final falan oynadılar.

Kulüpler Avrupa’da büyüyor, rakiplerini güç dengesi olarak yakalıyordu. Galatasaray Çeyrek Final oynadığı sezon lige 6, Şampiyonlar Ligi maçlarına 8 yabancıyla çıkıyordu. Burak, Selçuk ve Semih dışında herkes yabancıydı.

Fakat kulüpler gelişirken Türk milli takımı düşüşe geçmişti. Hiddink ve Abdullah Avcı dönemlerinde Türk Milli takımı başarısız oldu ve bunun da sorumlusu Hiddink veya Avcı değil “Yabancı genişlemesi” ilan edildi.

Şike süreci sonrası Fenerbahçe ve Beşiktaş da maddi sıkıntılar yaşayınca ve Avrupa'dan diskalifiye edilince, yabancı serbestliği isteyen Galatasaray tek kaldı ve ama Milli takım başarısızlığı ama Şike sonrası kulüplerin zayıflaması yüzünden yabancı kuralı daraltıldı.

Önce 6+0+4 ile 4 oyuncu sahadan uzaklaştırıldı, sonra 5+3 ile ilk 11’deki yabancı sayısı da düşürüldü. Böylece Eboue’ler yerine Veysel Sarı’lar oynamaya başladı ve Şampiyonlar Ligi’nde rakiplerle olan güç dengesi tekrar açıldı.

Burada Beşiktaş son 2-3 yılda iyi planlama yaptığı için Avrupa Ligi’nde iyi gidiyor ama kulüplerimiz için kıstas Avrupa Ligi değil, Şampiyonlar Ligi olmalı kanaatindeyim.

Şimdi bu yabancı sınırını daraltmak da orta vadede Milli takım için pozitif sonuçlar doğurabilirdi ama kuralda şöyle gerzekçe bir açık olmamalıydı!

Kuraldaki hata şuydu. Başkasının yetiştirdiği, Türk pasaportuna sahip oyuncu da Türk sayılacaktı!

Kuralın bu bug’ı, yani hatası, kulüplerin yine uzun vadede alt yapıya yatırım yapıp meyvelerini toplaması fikrini benimsememesini, hazır Almanların yetiştirdiği gurbetçiyi zamanı gelmeden dalından koparmasını sağlıyordu.

O kadar aptalca bir şeydi ki bu, kulüpler kendi alt yapıya yatırım yapmak ve bir süre beklemek yerine Alman alt lig takımlarının alt yapılarını sömürdüler.  Orada olgunlaşmamış meyveyi dalından kopardılar ve Tarık Çamdal gibi bir çok oyuncunun gelişimini de olumsuz etkilediler.

Avrupa oyuncuların maaşından %40 vergi alırken, Türk devleti %5-10 arası bir vergi alıyordu, o vergiyi de kulüpler ödeyeceğini belirtip oyuncuyu transfer ediyordu. Böyle vergisiz paraları gören gurbetçi oyuncular da gelişimlerini mahvedip ülkeye geldiler.

Trajik bir sonuç doğurdu bu aptal hata! O da şu. 2014-2015 sezonu ilk 16 haftası boyunca 411 oyuncu oynamış Süper Lig’de. Bunların 198’i Türkiye’de yetişmiş yani %48.2’si. 129’u yabancı yani 31,4’ü ve 84’ü Türkiye dışında yetişmiş, Türk pasaportlu oyuncu yani %20,4!

İnanabiliyor musunuz? Süper Ligimizde oynayan futbolcuların yarısını bile biz yetiştiremiyoruz! %52,8’ini transfer ediyoruz!

Bu “Türk pasaportuna sahip oyuncuların Türk sayılması saçmalığı yüzünden kulüpler oyuncu üretmedi ve gurbetçileri aldı” dedik. "Yahu Erkan Zengin ile Holmen’in Türk Milli takımına katkı olarak aralarında ne fark var da Erkan Türk, Holmen yabancı” diyorduk! İkisi de İsveç Milli takım oyuncusuydu ve Holmen’in suçu neydi?

Bu yazdıklarımı birileri okumuş veya düşünmüş olacak. Şöyle bir kural getirdiler. Türk milli takımını seçen gurbetçi Türk, Alman Milli takımını seçen gurbetçi ise yabancı sayılacak! Bu da saçma!

Bu neyi sağlar? 18 yaşındaki Mesut, “Bana vergisiz maaşlı Türkiye kapısı açılır, ben o yüzden Alman Milli takımını değil, Türk Milli takımını seçeyim” deseydi. Bu mantalitedeki Mesut, bildiğimiz Mesut olabilir miydi ki zaten! Bu kafada düşünen bir oyuncu zaten gelişemez. O yüzden boşa zırvalıyoruz.

Türkiye’de yetiştirdiğin oyuncu yerli, Türkiye dışında yetişen her oyuncu yabancı sayılmalıydı!

Sonra misal geçtiğimiz yıllarda vefat eden Ediz Bahtiyaroğlu. Annesi Bosna asıllıydı sanırım. Türk Milli takımında oynayamayacağını düşündüğü için Bosna Milli takımını seçmişti. Şimdi Ediz yaşasaydı yabancı mı olacaktı? Veya Ali diye bir çocuk var. Türkiye’de doğdu Türk vatandaşı, 10 yaşından itibaren Türk takımlarında oynadı, 23 yaşına geldi, Türk Milli takımına seçilme şansı yok. Annesi de Mısırlı diyelim. Bu çocuk Mısır Milli takımında oynamayı seçse yabancı mı sayılacak?

Oyuncunun yerli mi yoksa yabancı mı olduğunu belirleyecekken, yetiştiği ülkeye değil, pasaporta bakmak işte böyle gerzeklikler doğurur!

Neyse bu kural uzun vadede Türk oyuncu ile yabancı oyuncunun fiyatını dengeleyeceğinden, Türk oyuncuların Avrupa’ya gitmesine, burada yetişip, orada gelişmesine ön ayak olur. Bu güzel.

Kulüpler daha iyi transferler yapar ve kısa vadede gelişirler. Özellikle kısa vadede Avrupa Ligi’nde Beşiktaş, Trabzonspor, Bursaspor gibi takımlar güçlerini çok arttırır ve Avrupa Ligi Çeyrek, Yarı finallerinde Türk takımlarının isimlerini sık sık görürüz.

Gel gelelim Milli takıma kısa vadede hiçbir pozitif katkısı olmaz, uzun vadede Enes’ler falan yurt dışına daha çok açılırsa 2-3 yıldan sonra bir pozitif katkı olabilir ama o da çok olmaz. Bu kuralın Milli takımı çok pozitif etkileyeceğini sanmıyorum, kısa vadede negatif etkileyecektir ama zaten Avrupa Şampiyonasına da katılacağımız yok.

Gerçi etkilemesin de zaten! Milli takımı umursayan, benimseyen mi var? 21. Yüzyıldayız ve insanlar artık Milli takımlardan ziyade kendilerini kulüpleriyle özdeşleştiriyorlar. Kulüplerin Avrupa’da başarılı olması, Milli takımın başarılarından daha güzel!

Sönmüş ateşi yelle yelle bir yere kadar. Milli mücadeleler artık her spor dalında heyecanını ve anlamını yitiriyor. Neyse ki o 1., 2. Dünya savaşlarından falan uzaklaşıyoruz. Halklar birbirleriyle her dalda sidik yarıştırmanın komikliğini fark etmeye başladılar.

YORUMLAR

onur cetin 9 Ocak 2015 Cuma 01:48

Size katiliyorum ama kademeli gecis olmali ve altyapidan gelen oyunculara yas siniri olmali idi..mesela 24 yas...aksi halde altyapi kuralinin bi faydasi yok...gelecek yil 28 de 3 tane 18 de 1 tane altyapidan 24 yas alti futbolcu olmali idi sonrasinda her yil birer artarak mesela 28 de 6-8 ve 18 de 3-5 olacak sekle gelmeli idi...o zaman oyuncu yetistirmeye zorlard..buhali ile bir mantigi yok...mesela seneye altyapidan 3-4 oyuncu cikarsan hic oynatmasamln 10 sene boyunca bu kurali saglarisin..+++

onur cetin 9 Ocak 2015 Cuma 02:05

Burada altyapidan oyuncu cikarmak bahane asil olay piyasayi yabanci futbolcuya serbest birakmak.buradaki asil amac bu...amac altyapi olsa 18 de altyapidan su yas alti su kadar oyuncu olacak denirdi Hatta su kadar dakika oynayacak bile denirdi...yerli oyuncu bu kadar pahali iken bile kulupler ne yerlilere ne paralar odedi de altyapidan oyuncu cikaramadi...yabanci siniri kalkinca mi cikaracak..3bunlar hep kandirmaca..300-500 bin dolara afrikalilar gelecek tabii ki..+++

onur cetin 9 Ocak 2015 Cuma 02:28

Yasal olarak AB ulkesi vatandasi isen her AB ulkesinde calisirsin bu nedenle hicbir AB ulkesi AB vatandasi futbolcuya sinir koyamaz.Ama bu AB icinde karsilikli, ne hollanda ispanyola ne ispanya hollandaliya kota koyamaz yani iki ulkenin de kaybi yok ama Turke kota koyar cunku AB vatandasi olmayan oyuncu kotasi var.YANI AB DE TURKE KOTA VAR.Sana kota konurken sen tum pazarini acarsan ya AB ulkelerinin altyapisini zengin edersin ya da Afrikali oyunculari.Yapilan pazari peskes, altyapi degil..

Realist Futbolsever 9 Ocak 2015 Cuma 02:56

Yabancı serbestliği iki sebepten getirildi. Birincisi futboldan soğuyan ve maça gitmeyen insanları tekrar futbola çekmek. İkincisi de yabancı kısıtlamasının devamı halinde önümüzdeki 5 yılda en az 3 banko şampiyonluk alacak olan Beşiktaşın önünü kesmek. Çünkü Beşiktaşın şampiyonluğu futbol ekonomisi açısından GS veya FB nin şampiyonluğu kadar karlı olmaz. Yabancı serbestliğinin gerçek sebepleri bunlardır. Yoksa kimsenin ne milli takım umurunda ne de yetişemeyen potansiyelli gençler umurunda. Acı ama gerçek.

Özgür S 9 Ocak 2015 Cuma 10:26

Hocam tespitlerine katılıyorum bu uygulamayı Fatih Hoca Türk sporundan ziyade bu işe yatırım yapan sermaye için yaptığı çok açıktır,yoksa Birhan ve Emrecan'ın ilk 16 da olmasını sağlayan bir uygulama olmadığı apaçık..spor medyasına laf ediyor ama ilk önce federasyon başkanının sahibi olduğu gazetenin hergün Ahmet Çakar ve sinan Engin'in reklamını yapmasını engellesin

fırat kasımoğlu 10 Ocak 2015 Cumartesi 12:15

Türkiye Kulüplerinin gelirleri birçok Avrupa kulüplerinden fazla. Bu nedenle hazır futbolcu alıp oynatmak başarı açısından daha kolay ve garanti gibi. Zaten Avrupa'nın üst düzey liglerindeki, birçok başarılı, üst düzey takımlar bile bu yöntemi uyguluyor. Herkes Kloop, Wenger, La Masia vs zihniyetinde değil. O dediğiniz alt yapı ve tesis çalışmaları, İSTİKRARLI YÖNETİM VE KADROLARLA mümkün. Mayıs'ta TFF yönetimi belki yeniden değişecek. belki bu uygulamayı başlatan Terim de işinden olacak.

fırat kasımoğlu 10 Ocak 2015 Cumartesi 12:18

Yani demem o ki; Birşey isterken mantıklı olalım. Bizler başarısızlığa tahammülümüz olmadığı için, istikrarı hiçbir zaman yakalayamamış bir toplumuz. Madem para çok, HAR VURUP HARMAN SAVURALIM gibi algılanmasın fakat Arena'nın zeminine yılda en az 1 defa harcanan para da az değil. O nedenle yapabileceklerimiz ve yapamayacaklarımız belliyken, farklı arayışlara, felsefelere gerek yok.

fırat kasımoğlu 10 Ocak 2015 Cumartesi 12:22

TFF açıklamalarından önce, yabancılardaki kısıtlama ve kriterler dönüyordu medyada (bu site de dahil). FIFA sıralamasındaki ilk 20 ülkeden kriter aranmadan, sonrakilerden belirli kriterlerle futbolcu alınacaktı? O haberler yalanmıydı? Yoksa tepki gördü de, açıklamadan önce iptal mi edildi? Bence daha yapıcı ve faydalı olurdu. Kural amacına daha verimli ulaşırdı. Ligimizin yine, Kongo'lu futbolcu çöplüğüne dönmesinden korkuyorum?

Mehmet Balaban 12 Ocak 2015 Pazartesi 10:41

Fırat Bey haklı, futbolumuz bu mantıkla yabancı çöplüğüne dönecek. Dövizler yurt dışına kaçacak. Kulüplerimiz Avrupadan zengin falan değil bence. Hepsi borç içinde. Belki ucuza iyi yetenekler bulabiliriz dünyada. Avrupada ses getirebilirsek onları daha çok paraya satabiliriz. Kriterler kaliteyi beraberinde getrebilir, ancak bu federasyon bunu yapabilecek görüşe sahip değil, günü kurtaran sığ politikayla bu işler yürümez. Spor yapmıyoruz, sigara alkol, bilgisayar, telefon tüketiyoruz

Murat 7 12 Ocak 2015 Pazartesi 11:35

BU kuralın detayına girmiyorum, zamanlaması önemli olan. 3-4 yıldır serbest olmalı diye bas bas bağıran GS ın sesine arkasını dönen zihniyet, ne zaman ki Şike sürecinin sanıklarının cezası dolup Avrupa kapılarına dayandı, bir anda serbest bırakıldı. Sırf bu sebepten GS yönetimi kesinlikle karşı çıkmalıydı bu duruma, şimdi de ben istemiyorum diyebilmeliydi. Ama nerdeeee böyle basiretli yönetimler!!!


Sinan Yılmaz Köşe Yazıları