Başakşehir, Serdar Aziz'le ilgileniyor mu? Açıklama geldi

Başakşehir, Serdar Aziz'le ilgileniyor mu? Açıklama geldi

Lider Medipol Başakşehir'de Başkan Göksel Gümüşdağ, transfer çalışmalarıyla ilgili bilgi verdi.
Serdar Aziz'den sonra onun da bileti kesildi

Serdar Aziz'den sonra onun da bileti kesildi

Teknik direktör Fatih Terim’in sezonun ilk yarısında istenilen performansı gösteremeyen Eren Derdiyok’u Antalya kampına götürmeme kararı aldığı öğrenildi.
"Gol sorunumuzu çözer, mutlaka alalım"

"Gol sorunumuzu çözer, mutlaka alalım"

Şenol Güneş, Başkan Orman ile yaptığı görüşmede eski oyuncusunun alınmasını devam şartları arasında gösterdi. Yönetim Trabzonspor ile görüşmelere hız verdi.
Tolgay Arslan'da sıcak gelişme

Tolgay Arslan'da sıcak gelişme

Beşiktaş'ta kadro dışı bırakılan Tolgay Arslan takıma dönüyor. Özür dileyen Tolgay, Şenol Güneş'in onay vermesi halinde Antalya kampında yer alacak.

Daha önce Galatasaray üzerinden Türkiye’de ara transfer döneminin çok hızlı geçtiğine değinmiştim. 90 oyuncu alınmış ve 107 oyuncu gönderilmiş… Bu dönemin en hızlı takımı Galatasaray hakkında ayrıntılı yazmıştım. Bu yazıda kalan 17 Süper Lig takımını, puan durumundaki yerlerine göre baştan sona değerlendirelim. (Yazıyı geçtiğimiz hafta arasında yazmaya başlamama rağmen yaklaşık 4-5 gün geciktirdim. Bekleyen arkadaşlardan özür diliyorum. İlk 13 takımı Cuma gününe kadar bitirmiştim ama araya hafta sonu maçları girdiği için Salı günü yayımlamayı uygun gördüm)

Fenerbahçe yeni oyuncu almayan tek takım ve transfer sezonu soyut olarak bittiğinde Eskişehirspor maçından önce Galatasaray’la aralarındaki fark 10’du. 3 Şubat Pazartesi bitti transfer sezonu ama o hafta sonu zaten tüm dünyada gidecekler, gelecekler belirlenmiş son kadrolar kurulmuştu. Son bir iki günde Fenerbahçe’nin bir santrfor ve/veya bir kanat bulup, ikna edip, transferini bitirmesi pek olanaklı değildi. Fenerbahçe hatayı, kazanırken eksiklerini göremeyerek yaptı. Başarılı olmak veya başarıyı sürdürmek için etrafınızda sizi eleştirebilen arkadaşlarınız olmalı. Ben Fenerbahçe’de transfere karar veren başkan ve bir iki arkadaşının yanlarında kendilerini eleştirebilecek birileri olabileceğini hayal bir edemiyorum. 2-1 biten Konyaspor maçından sonra da yazmıştık, yaratıcı oyuncu eksikliği bariz, en büyük hücum silahı duran toplar, fizik kaliteli çok yüksek ama ‘oyun’ yapamayan, kuramayan bir Fenerbahçe var. Hücum oyuncularının alternatifi yok. 3. ve 4. bölgede oynayabilecek oyuncu sayısı sadece 4. Yaklaşık 25 kişilik kadroda 3. ve 4. bölgede oynayabilecek oyuncu sayısı 4 olamaz. Beşiktaş’takilere bakın Olcay, Oğuzhan, Muhammed, Kerim Frei, Holosko, Gökhan Töre, Almeida, Mustafa Pektemek, Ömer Şişmanoğlu… 9 isim! Bakın Fernandes, Emre gibi, Baroni gibi, Meireles gibi, Salih gibi ofansif ortasaha veya forvet oyuncusu değil. 3-4. Bölge oyuncusu değil bunlar Selçuk İnan’ın da olmadığı gibi. Bunlardan devşirilebileceği düşünülüyor belli ki ama olmaz. Galatasaray’da bakalım Drogba, Burak, Umut, Sneijder, Hajroviç, Ontivero, Emre Çolak 7 oyuncusu var. Sakatlanan Bruma’lar, Aydın’lar, kiralanan Amrabat’lar, Yiğit Gökoğlan’lar da hep hücum kanat adamlarıydı. Belki bazıları yetersiz ama kadroda bulunmaları şart. 4-3-3 oynuyorsunuz 3 forvet üzerinden ve sadece 4 forvetiniz var. Bir de kadro dışı Semih vardı o da Antalyaspor’a gitti zaten. 4 forvetten ikisi aynı anda sakatlanırsa büyük sıkıntı olur sistem sil baştan değişir demiştik. Aylar öncesinden söyledik bunu. Twitterda bir arkadaşım hatırlattı. İlk yarının son haftası Fenerbahçe evinde Kayserispor’la oynamıştı ilk yarı gol bulmakta zorlanmış ve 0-0 bitmişti. İkinci yarı maç 1-1’e de geldiği halde son 30 dakikadaki gollerle 5-1 bitmişti. Maçtan sonra arkadaşımla Kadıköy’de buluştuk. Kendisine “Fenerbahçe’nin 5 tane atması Galatasaray için iyi oldu, devre arası transfer yapmazlar şimdi” demiştim. Muhabbetin devamında arkadaşım “bence devre arası için psikolojik eşik 9 puandı. 2. yarıya girerken 9 ve üstü puan çevirilemez ama 8 ve altı eriyebilir” demişti. En son yine Fenerbahçe Konyaspor maçının ardından stattan çıktım Kadıköy’de yürürken mesajını aldım. “Ee ne diyorsun şampiyon belli mi artık?” cevabım şuydu. “Bence hayır, çünkü bir şey oynamıyorlar” Nihayetinde dediklerimiz oldu. Fenerbahçe hem ‘oyun’ yapamıyor. Hem de kadro planlamasının rezilliği yüzünden acı çekiyor. Sadece ileri 3’lünün 4 alternatifi olması değil. Ön libero mevkiinde Mehmet Topal’ın da bir yedeği olması ve onun da 33 yaşındaki Selçuk Şahin olması garip. Önünde kullanılan 2 kişinin ise 9 kişilik bir alternatif listesinden seçilmesi ise en garibi. Mehmet Topal’ın tek yedeği Selçuk Şahin ama Meireles, Baroni, Emre Belözoğlu, Salih oyun kurucu listesinde. Birbirlerinin yedeklerinin, yedeğinin, yedeği olabiliyorlar. Üstelik bu sorunlar çözülebilirdi. 4 oyun kurucuya gerek yoktu. Birini gönderip diğer 3’ünden biri de kullanıp diğerleri zengin bir alternatif oluşturabilirdi. Misal Meireles satılsa yerine bir kanat/forvet alınsa kadro temeli oturtulabilirdi. İlla santrfor değil yani… Stoch gibi, Dia gibi kanat/forvet elemanları olsa Fenerbahçe yine 4-3-3’ü sürdürebilirdi. Fenerbahçe’nin elinde yaratıcı bir çizgi oyuncusu da yok. Çizgiden içeri girecek, dripling yapacak, adam eksiltecek, şut atacak Stoch vari oyuncu da yok, 2. forvet gibi oynayabilecek, içe gol koşusu yapacak, gol koklayacak Kewell vari bitirici oyuncu da yok, süratle içeri girip rakibi geniş alanda kontralarda tehdit edecek, rakip beki çıkarmayacak, rakip savunmayı ürkütecek Serhat Akın vari bir oyuncu da yok. Şimdi kanada Mehmet Topuz, Caner koyulur deniyor ama onlar bunları yapamaz. Caner geriden geldiği için agresifliği, şut ve ortalarıyla verimli oluyor ama birebirde dripling yeteneğiyle adam geçecek, içe koşu yapıp skor üretebilecek, hücumda top dolaştıracak, kafasını kaldırıp pasla oynayabilecek bir mental yeterliliğe sahip değil. Mehmet Topuz da aynı. 4-3-1-2 deseniz Sow ve Kuyt santrfor oynasa (Sow bu yazıyı yazdıktan sonra sakatlandı artık o bile olmayacak) birçok yerde Baroni’nin 10 numara pozisyonunda oynatılabileceği yazılmış bence bu da olmaz. Baroni çok yavaş, yumuşak, dripling özelliği çok sınırlı, dar alanda kıvrak değil, orada oynamaya hiç alışık değil. Elde kalan tek sistem 4-1-4-1 çok sayıda ortasaha oyuncusu ile uzun toplarla Kuyt’ı buluşturup, onun orada topu tutması beklenilip sonra hücuma çıkalabilir. Bir nevi Bülent Uygun’un Sivasspor’u yani. Ki onda bile Balili, Kamanan gibi sürat tehditleri vardı. Bu kadar hücum oyuncusu eksikliğinde rakibe oyununu kabullendirmek çok zor zira 3. 4. bölgede top oynanması lazım. 3-4. Bölgede topla oynayabilecek Kuyt dahil sıfır oyuncusu var Fenerbahçe’nin şu anda. Kuyt’ın çalışkanlığı, rakip savunmayı zorlaması tamam ama Kuyt hem vasat bir golcü ve hem de çok kötü bir yaratıcı. Akıllara tek forvet oynanan ve topu rakip kaleye götürmekte çok zorlanılan Fethiyespor maçı geliyor. Dahası akıllara tüm bunlara rağmen gerçeklerin nasıl görülemediği geliyor. Fenerbahçe’de transfere Ersun Yanal’ın karar verebileceğini sanmıyorum. Devre arası yaratıcı oyuncu lazım demiştir muhtemelen. Kendisini neden riske atsın? Buna rağmen bahsettiğim gibi bu transfere karar veren kişilerin çevresinde kendilerinden gerçekleri saklayan insanlar olduğunu düşünüyorum. Büyük risk aldı Fenerbahçe yönetimi, affedilmeyecek bir hata olabilir sezon sonunda bu durum. Konyaspor’u açmakta ne kadar zorlandıklarını, duran toplar olmasa birçok maçta galibiyet alamayacaklarını göremediler. Dileyen baksın Fenerbahçe’nin ilk devre kazandığı puanlarda akıl almaz sayıda duran top golü görülecektir. Bu her zaman da olacak bir şey değildi. Sonuçta ‘oyun’ yapmadan, ‘oynamadan’ sürekli kazanmak mümkün olmayacaktı. Sadece belli oyuncuların fiziksel ve teknik yetenekleriyle nereye kadar gidecekti. Bir de bu oyuncular sakatlanırsa ne olacaktı? Bunları hiç mi düşünmediler? Sadece hücumda değil, ön libero mevkiinde, stoper mevkiinde ve sağbek mevkiinde de bence yeterli rotasyon yok takımın. Takım savunmasının bel kemiği Mehmet Topal sakatlansa yine yedeği 33 yaşındaki Selçuk Şahin. Gökhan Gönül sakatlansa Mehmet Topuz ya da Bekir. Stoperlerden Egemen veya Bruno sakatlansa Kadlec ve Bekir’le beraber Serdar Kesimal var. Belki nicelik olarak az değil ama nitelik olarak yetersizler bence. Yobo’yu kiralamak da bu açıdan bakılınca pek de gerekli değildi. Şimdi tüm bu yetersiz kulüp yönetiminin üzerine sakatlıklar da gelince, malumun ilanı olarak puan kayıpları da geldi, o zaman da şok başladı. Devre arası bir iki kiralık oyuncuyla hücum hattını zenginleştirmek bir ofansif ortasaha ile takıma çağ atlatmak varken bunları yapmayanlar şimdi hala “biz hariç herkes şike yaptı” iftirası yapıyor. İftira diyorum zira ‘herkes’ itham edilerek yapılan suçlamada en azından bir kişinin şikesini dahi olsa kanıtlamanız lazım öyle değil mi? 2-3 senedir neredeyse 100 sefer söylediğiniz üzere “konuşursam deprem olur” demek yerine gerçekten konuşmanız gerekir. Tüm bu söylemler bence kendi yöneticilik yetersizliklerinin bir geri dönüşü olan puan kayıplarının örtülmesi çabasından başka bir şey değil.  Tabi bu iftiraları kendilerine “biz kazanacağız” medyası soramıyor. Nereden ne kazandıklarını ben de ispat edemeyeceğim için ‘Biz kazanacağız’cıları itham etmiyorum ve en derin sevgilerimle anıyorum.

Ben artık bu Fenerbahçe yönetimi döneminde son haftalarda kaybedilen şampiyonlukların sayısını hatırlamıyorum. Şimdi de 11 puanlık fark 4’e indi. Hani daha 3 hafta önce “Arena’da şampiyonluk kutlaması yaparız”, “8 değil 18 puanla şampiyon oluruz” demek yerine belki de transfer yapmanız gerekirdi.

Beşiktaş uzun süre bütçesinin üzerinde isimler için mesai harcadı, olmayınca transferin son günlerinde rotasyonu güçlendirecek hamleler yaptılar. Yaza gönderebilecekleri isimleri kadrolarına kattılar. Beşiktaş stoper rotasyonunda ve defansif ortasaha rotasyonunda eksik yaşıyordu. Bir de ilk 11’e yıldız, iş bitirici bir hücum oyuncusu istiyorlardı. 11’e yıldız Ronaldinho olmayınca diğer rotasyon eksikleri giderildi. Önder Özen bu skor üretebilen, asist ve gol özelliği yüksek oyuncu gereksiniminden bahsetmişti ama o bölge için Oğuzhan’a güvenmek durumundalar. Oğuzhan şuan için yeteri kadar istikrarlı da değil, yeteri kadar sorumluluk alabilen durumda da değil. Olası bir sakatlığında Beşiktaş da skor üretmekte zorluk yaşayacak. Hatta sistemi değiştirip çift forvete dönmek durumunda kalacaklar bence. Sivasspor maçından sonra yazdığım yazıda herkesin maçın 2. devresinde düşüş yaşayan Beşiktaş’tan bahsettiğini ama esas sorununun, bu düşüşün kaynağının skorun arttırılamaması olduğunu söyledim. Beşiktaş ilk devre dinamikken rakiplerine ciddi üstünlük kurabiliyor. Galatasaray ve Fenerbahçe’ye karşı dahi kurdular ama gol özelliği düşük oyuncuları yüzünden skoru arttıramıyorlar. Sonra düşen kondisyonla birlikte, skor baskısı da gelince maç dönebiliyor. Almeida en golcü sezonunu geçirmesine rağmen çok golcü bir isim değil, Olcay, Oğuzhan, Gökhan aynı, Fernandes aynı. Beşiktaş’a 20 üstü atabilecek bir golcü ve/veya  15 üstü asist yapabilecek istikrarlı bir yaratıcı lazım. Olcay bu skor üretme konusunda gelişiyor, Gökhan Töre de asist konusunda üstüne koyuyor ama genç isimler bunlar, istikrar seviyeleri tecrübeli isimlere göre düşük olur genelde böyle oyuncuların. O yüzden Alex De Souza vari istikrarlı, skorer bir soğukkanlı bitiriciye ihtiyaçları vardı. Bitirici bir golcü veya asistçi bence ikisi de olurdu. Konyaspor maçında ilk yarıdan 3 attılar ikinci yarı yeseler de dönmedi, Erciyes maçında ilk 60 dakika 3 oldu sonra dönmedi. Fakat atamadıklarında Galatasaray maçı olsun, Sivasspor maçı olsun oyun ister istemez ellerinden kaçıyor. Ronaldinho ya da bir başkası bu yüzden çok gerekliydi. Genç oyuncular önemli ama içlerine bir tane lider, organizatör, istikrarlı bir şekilde skor yükünü çeken lider lazımdı. Tekrar edeyim içlerine, arkalarına değil, Fernandes önde oynama konusunda pek rahat eden bir oyuncu değil, zaten istikrarlı da değil. Bu istikrarsız hücum etme konusu yüzünden Beşiktaş’ın ikinci devrede de istikrarsız sonuçlar alacağını düşünüyorum. Yine de defansif ortasaha rotasyonu sadece Necip, Veli ve Atiba’dan oluşuyordu Jones orayı zenginleştirdi, stoper hattı da Sivok, Ersan, Franco ve Escude’den oluşuyordu. Hem sakatlıklar hem Franco ve Escude’nin bekleneni ilk yarıda verememesi hem de Beşiktaş’ın yumuşak bir savunma hattı olması Dany’i de gerekli kıldı bence iyi bir kiralık hamlesi Dany. İnsanlar Real Madrid maçında dağılan Galatasaray savunmasında suçu Dany’nin üzerine atıyorlar. Evet o seviye için, şampiyonlar ligi seviyesi için fazla dağınık ama bizim ligimizde de en üst seviye stoperden biri Dany. Misal daha geçen sene çok övülen Aykut Demir’ler, Serdar Aziz’ler falan kimse kusura bakmasın da Dany’le aynı seviyenin oyuncusu bile değiller. Yine de şampiyonlukta Beşiktaş’ı yeterli görmüyorum 3.’lük için ise en önemli aday ve sanırım bu sene bu yeni yetişen genç kadroya 3.’lük güzel.

Sivasspor Türkiye kupasından Avrupa’ya gitme ihtimalini yitirdi. Tamamen lige odaklanacaklar. İlk 11’de çok kaliteli isimleri vardı ama rotasyonları çok dar ve yetersizdi. Biraz dengesiz bir takım. Hızlı ve tempolu oynuyorlar ama bazı isimler misal Aydın gibi, Aatıf gibi ayağında çok top tutuyor. Aatıf çok formda ama sağ ayağını kapattığınızda kısırlaşabiliyor, sol ayağını kullanmaktan çok kaçıyor. Carlos’un sistem anlamında güzel şeyler kattığı belli. Kadrolarında sadece 7 yabancıları kaldı. Yedek kaleci Borjan’ı gönderip, yedeğe Mahmut Bezgin gibi tecrübeli, süper lig deneyimi olan bir kaleci almaları güzel oldu. Grosicki gibi profesyonel olamayan, istikrarsız bir yeteneği hem de önünde Burhan gibi kazanılmış bir yerli oyuncu varken 800.000 Euro’ya Rennais’e satmaları da güzel oldu. Bence en önemli kayıp Djebbour’un Nottingham Forest’a gitmesi oldu. Muhtemelen Olympiakos’tan kiralık olan yıldıza çok maaş veriyorlardı. İlk devrede de verdikleri maaşa kıyasla beklenen katkıyı alamadılar… Yine de çok değerli bir golcüydü. Üstüne düşülmesi gerekiyordu. 2 devre Gekas ve Djebbour’dan patlama bekliyordum şahsen (yazının ilk 13 takımını Kasımpaşa-Konyaspor maçından önce yazmıştım. Kasımpaşa-Konyaspor maçında da Gekas iki harika gol bir de asist yaptı, ondan bu gollerin geleceği Fenerbahçe ve Sivasspor maçlarından belliydi) Yedek santrfor olarak da sezon başı gelen Rengifo gitti 1.91 boyuyla Oldoni geldi. Kadrodaki Brezilyalı sayısı da artmaya başladı. Bence bu da bir risk... Oldoni gibi bir pivotun transferi Carlos’un oyun planlarında farklı düşüncelere gittiğini de gösteriyor. Oldoni 25 yaşına rağmen kariyerine baktığımızda pek istikrarlı bir oyuncu değil, birçok takımda dikiş tutturamamış, santrfor gibi önemli bir mevki için oldukça riskli bir transfer. Geldiğinden beri de ilk 11’deki yerini doğru dürüst alamadı. Djebbour’la kıyaslayınca daha kalitesiz bir isim olduğu göze çarpıyor. Sezon başından beri Utaka’nın da bekleneni verememesi bu sezon için bazı şüpheler uyandırıyor, eğer kalitesini yansıtmayı başarırsa Oldoni’yi yedeği yapacaktır. Puan anlamında Sivasspor ilk devredeki görünümü devam ettirse de oyun anlamında özellikle hücumda bariz bir kısırlık göze çarpıyor. Yine iyi koşuyorlar ama kaliteli bir santrofa ihtiyaçları bariz. Santrfor al-ver yapmadıkça Aatıf, Aydın gibi oyuncular oyunu mahalle maçına çevirip çok top ezebiliyorlar. Yine de ligi 3-7 arası bir yerde bitireceklerini düşünüyorum. Önümüzdeki sene için ise muhtemel 5+0+3 kuralına en uygun takım Sivasspor görünüyor. Navratil, Oldoni, Mehdi gibi az maaş alan rotasyon yabancılar da mevcut, Cicinho, Aatıf, Da Costa gibi üstün performansla oynayan yıldız oyuncular da. Utaka da ya yıldız gibi oynayacak ya da sezon sonu yerine kaliteli bir santrfor alınacaktır. En önemli sıkıntıları Da Costa’nın yanında kaliteli bir stoperlerinin olmamasıydı. Ümit Kurt yeterli bir oyuncu değildi, yedeği Murat Akça’yı Karabükspor’a gönderdiler ve 3. Ligden Ahmet Şahbaz’ı aldılar. Sanırım o eksik de giderilmiş değil. Devre arası en azından o eksik giderilmeliydi. Yine de ben Sivasspor’un kadro oluşturma becerisini çok beğeniyorum. 7 yabancıya düşmelerini, maaş bütçesini ayarlamalarını çok beğendim. Seneye de bu çıkışa devam edebileceklerini bariz şekilde gösteriyorlar.

Karabükspor ne ara beşinciliğe yükseldi sanırım kimse fark etmemiştir. Fark edilmiyor zira göre hoş gelen bir futbolla toplamıyorlar puanları. Sivasspor için Aatıf, Kasımpaşa için Scarione falan diyorsun Karabük denilince öne kim çıkıyor? Sol bek İshak mı?

Devre arası, sezon başında transfer ettiği bazı oyuncularla yollarını ayırmaya çalıştı Karabük ancak TFF sitesinde bu isimler hala kadroda görünüyor. Pedersen, Puygrenier ve sakatlanan zaten kiralık olan Akpala gönderilmek istendi. Yerine Beşitkaş’tan Eneramo kiralandı, Jones adında Brezilya’dan yine fizikli bir hücum oyuncusu alındı. Bursaspor’dan Musa Çağıran, Sivasspor’dan Murat Akça gibi genç yerli rotasyon oyuncuları da transfer edildi. Tabi Tolunay Kafkas klasiği olarak gurbetçi bazı isimler de Karabükspor’a geldi. Kafkas anlaşamadığı Lua Lua’yı gönderdi ve takımda yetenekli oyuncu bırakmadı diyebiliriz. Yine sırf fiziksel üstünlüğe dayalı bir takım kurdu. Pedersen, Puygrenier, Akpala’yı saymazsak 6 yabancı oyuncuları olacak. Stoper Mabiala’nın yanını pek dolduramadılar. Beykan, Erkan Kaş, Furkan Özçal ve Eneramo gibi ilk 11 ve oldukça forma giyen rotasyon oyuncuları da kiralık. Seneye Karabükspor’dan kim gider, kim gitmez yine her sezon olduğu gibi kestiremiyorsunuz, bu da senelerden beri süregelen istikrarsızlık problemi yüzünden. Seneye ne olur hiç kimsenin bilmediği gibi ben de tahmin edemiyorum ama bu sene zor bir deplasman olacaklarını, pek zevk vermeyeceklerini ligi de orta sıralarda bitireceklerini düşünüyorum. Elazığspor maçı da Karabükspor’un tahmin edilemezliğinin bir örneğiydi…

Akhisar Belediyespor sezonun fayda fiyat maksimizasyonu bakımından en iyi transferini yaptı. Niasse’nin bu kadar mükemmel bir performans sergileyeceğini kimse tahmin etmemiştir. Yabancı konusunda elleri geniş olduğu için Niasse, Riedle, İvan Sesar gibi isimleri denediler biri tuttu. Yaşlı bir kadroları vardı, her geçen gün gençleşiyorlar. Yabancı sorunları yok. En önemli başarıları Hamza Hamzaoğlu’nun bazı isimleri 2 senedir tavan performansa taşıması ve neredeyse düştüğü yerden kaldırması ve bir sıçrama yaşatması. Kaleci Oğuz Dağlaroğlu, Sonko, Uğur Demirok, Merter Yüce, Bilal Kısa, Güray Vural, Kenan Özer, Bruno Mezenga şimdi de Beşiktaş’ta neredeyse tek bir maçta bile forma bulamayan Mehmet Akyüz’ü parlatıyor. (Mehmet de bu Akhisar incelemesini yazmamdan 2 gün sonra Trabzonspor’a hat-trick yaptı. Zira maç öncesi twitterda da Mehmet’e dikkat edin yazmıştım. Bu tahminlerimin tutması tabi bana vahiy inmesiyle falan alakalı değil, dikkatli izleyen herkes görürdü. Gekas, Fenerbahçe maçında nefes alabildiğini, artık aynı futbol dilini konuşabileceği takım arkadaşları olduğunu gösteriyordu, nitekim Hleb’le ve Hasan Kabze ile müthiş bir üçlü oldular. Mehmet Akyüz de Türkiye Kupası maçlarında izlediğim kadarıyla fizik kapasitesini çok arttırmıştı. Zaten Tavşanlı Linyit dönemlerinde de etkili, fuleli bir forvet oyuncusuydu. Hamza hoca doğru isimlerin üzerine gidiyor ve adamlar da bu ısrarın karşılığını veriyorlar)

Hamza hocayla lige çıktıları ilk sene başı bir röportaj yapmıştım. Bruno’dan bahsetmiştik. Kendisi 08-09 sezonunda 20 yaşında PTT 1. Lig’deki Orduspor’a gelip 32 maçta 21 gol 2 asist yapıp yıldızlaşmıştı. Ardından geçen 3-4 senede çok takım gezdi ama bir daha hiç bekleneni veremedi. Bunu söylemiştim kendisine, geçen sene de süper ligdeydi ama bekleneni veremedi demiştim. “Ben Bruno’ya çok güveniyorum Sinan, çok iyi bir fiziği ve tekniği var, çok iyi şutları var” demişti. Karşılığını da aldı. O yüzden ben Hamza Hamzaoğlu’nun daha neleri parlatacağını, ne sürprizler yapıp şapkadan hangi tavşanları çıkarabileceğini de tahmin edemiyorum. Bu şekilde devam etmeliler. 18 yaşında Wato’yu transfer ettiler Manchester City alt yapısından. Kamerun asıllı ve boyu da 1.87’ymiş. Ön liberoymuş. Bu fiziği işleyebilirse ondan da yüksek bir performans alabilir belki de… Süper Lig’in en sürpriz en tahmin edilemez takımı Akhisar, bu sene ne olur, seneye ne olur Hamza hoca bu sihirbazlığa ne kadar devam edebilir, merakla izliyoruz.

Kasımpaşa da Sivasspor gibi ilk devrenin güçlü takımı. Sivas bu sene başı kuruldu, Kasımpaşa’nın ise 2. senesi. İyi gidiyorlardı ama final maçlarında hep bir eksik vardı. Hep bir yere kadar götürüp, tıkanıyorlardı. Şimdi de bir düşüş yaşıyorlar. Bence burada Şota’nın liderlik eksikliği var. Oyuncularını yeteri kadar hırslandırıp, hedefe götüremiyor. Son Karabükspor maçını, Akhisar maçlarını yerinde izledim. Bugün de Beşiktaş maçını statta izleyeceğim. Yetenek var, kalite var ama takımda hırs eksik. O enerjiyi, hedefe tutunmayı kulübeden alamıyorlar gibi. Özer Hurmacı ve Şahin Aygüneş gibi kullanılamayan yetenekleri gönderip, Alparslan ve Tunay gibi potansiyelli, milli gurbetçileri aldılar. Kadro kalitelerini bir kısım daha arttırdılar. Alparslan kiralık geldi, Tunay ise 500 bin Euro’ya transfer edildi. Kadroda 8 yabancıları var ama Fritzler, Coulibaly ve Tabare Viudez ilk 11 oyuncusu değiller. İlk 2’si 18’e dahi giremiyor diyebiliriz. Yani Kasımpaşa da 5+0+3 için doğru planlama yapıyor. Her ne kadar Şota’yı yeteri kadar yarışmacı ve motivatör bulmasam da bu doğru planlama yüzünden gönderilmemesi gerektiğini düşünüyorum en azından sezon sonuna kadar. Zira puan durumundaki yerlerinden bağımsız olarak kadrolarını her geçen dönem biraz daha kaliteli hale getirmeyi biliyorlar. Sadece Babel’in fiyatına göre iyi bir performans göstermediğini ve kötü bir transfer olduğunu düşünüyorum. Bir yıldız için yeteri kadar etkin değil. Ligi üst sıralarda 4-8 arası bitireceklerini düşünüyorum ama ligimizdeki birçok teknik adam da bu kadroyu 4-8 arasına rahatlıkla sokabilir zaten. Bu doğru planlamayı yapan isimlerden sezon sonu bir lider teknik adam hamlesi de beklemiyor değildim. Yerli olarak Denizli veya Şenol Güneş bu kadrolarla fantastik işler çıkarabilirlerdi. Denizli’nin sağlık sorunları ve Şenol Güneş’ın da karakteri Kasımpaşa ile anlaşmaları açısından zor görünüyor. O yüzden kaliteli bir yabancı hoca getirmelerini bekliyorum.

Eskişehirspor Ertuğrul Sağlam’la birlikte çok değerli bir yükseliş içinde, maddi olarak bir Kasımpaşa kadar olanaklara sahip değiller ama Ertuğrul Sağlam kadro mühendisliği konusunda çok başarılı. Ocak ayı başında geçmiş yönetimlerin yapamadığı sözleşmeler yüzünden sıkıntıya düştüler. Başkan Mesut Hoşcan’ı bu konudaki sert tutumu dolayısıyla kabadayılık ve şark kurnazlığıyla ilgili eleştirdim, maalesef Türkiye’de işler böyle yürüyor. Bu kabadayılıkla 22 yaşındaki, potansiyelli Tarık’ı kadroda tutmayı uzun vadeli bir kontrat imzalamayı başardılar. Zaten kaybedecekleri Veysel’i de gönderip hem maaşından hem de Necati ve Erman Kılıç’ın ödemelerinden kurtuldular üstüne de az da olsa para kazandılar. Ocak başında bir sağ bek, bir sol bek bir de en etkili oyuncuları ön libero N’Diaye’den mahrum kalıp zirve yarışından düşeceklerdi ki son günlerde yaptıkları nokta hamlelerle yine kadroyu toparlayıp lige tutunmayı başardılar. Bu zorlu günlerde Türkiye Kupası şanslarını az daha ellerinden kaçırıyorlardı. Son maça kalmayı biraz da bazı maçlardaki şanslarıyla başardılar… Sağ bek sorunu Tarık’la sözleşme yenilenmesi sayesinde ortadan kalktı. Dede sakatlıktan döndü ama 35 yaşındaki oyuncunun ne kadar sağlıklı performans verebileceği şüpheli. Sol beke adapte edilmeye çalışılan Özgür için de defansif açıdan yumuşak olması nedeniyle olumsuz yaklaşıyorum. N’Diaye yerine alınan Lawal harika bir transfer oldu. Ertuğrul Sağlam Bursaspor döneminde de 2. Ligden Ozan İpek’i getirmişti. Alt ligleri iyi takip eden bir ekibi olduğunu düşünüyorum. N’Diaye’e oranla daha çift yönlü olması da mühim Lawal’ın. Defansif ortasaha görevini zaten Hürriyet görebiliyordu. Sağbek alternatifi olarak alınan genç Kamil Ahmet de gelecek adına önemli bir transfer olabilir. Bu nokta atışlara rağmen kadroda eksik yerler de var. Misal hem Özgür Çek hem Tarık sol ve sağ bek oyuncuları olarak defansif açıdan kötü ve fiziksel olarak zayıf oyuncular Özellikle arka direğe kesilen havadan ortalar sorun doğurabilir. Diego’nun da transfer sezonu kapandıktan sonra yaşadığı sakatlık Eskişehirspor için çok kötü oldu. Şuan 8 yabancıları var. Sözleşmesi biten Dede’nin sezon sonu gönderileceğini ve kiralık Jorquera’nın da Parma’ya döneceğini düşünürsek bu sayı altıya düşecektir. Boffin, Akaminko, Diego, Lawal dördü gelecek sene de ilk 11’in değişilmez ismi olabilirler (Diego’nun sakatlığı ve sakatlıktan nasıl döneceği tabi mühim) Bienvenue ve 33 yaşındaki Kamara’nın seneye +3’te yer alması da muhtemel. Bu sene Aytaç’ın kazanılması çok önemli… Akaminko’yu çok takım takip ediyor. O da kalır mı muamma… Seneye kadroda çok değişiklik olması muhtemel. Bariz bir kaliteli santrfor eksiği de yaşıyorlar. Yine de Ertuğrul Sağlam dediğim gibi kadro kurmayı iyi biliyor. Seneye yine üst sıralarda oynayabilecek bir takım yaratacaktır diye tahmin ediyorum. Bu sene de 4-8 arası bir yerde olmaları muhtemel. Karabükspor ve Akhisar’dan ne olursa olsun iyi kadroları var.

Trabzonspor kötü bir transfer sezonu geçirdi. Son puan kayıplarıyla bayağı düştüler ama mevcut kadrosu bu kadar da kötü değil. Rakipleri bence Beşiktaş, Sivasspor, Kasımpaşa ve Eskişehirspor olmalı… Avrupa’ya gitmeleri gerekiyor ama bu konuda isteksizler halbuki Fenerbahçe bir koltuğu da boşaltıyor. Ya tekrar bir hırs yapmaları ya da gecikmeden iyi bir motivatör teknik adamla anlaşmaları gerekiyor. Bu motivatör teknik adam tabi ki bir Abdullah Avcı değil. Kim derseniz? Yerli uygun bir isim yok. Yabancı da bulunur mu? Çok kaliteli bir adam gelse bile bu yönetim ve bıkkın oyuncuları ne kadar motive edebilir emin değilim. Yine de yapılan tek dişe dokunur transfer Bourceanu’yu değerlendireyim. Yaklaşık 1.5 yıl önce Kadıköy’deki 0-1’lik Türkiye-Romanya maçında çıplak gözle izlemiş ve beğenmiştim. Trabzonspor’a imza atınca Romanya’da yaşayan arkadaşıma sordum “Fazla yeteneği yok ama çok çalışkan, çok hırslı ve duran topları falan kullanır… Lider bir yapısı var takımı ateşleyen adamdı Steaua'da… Takım arkadaşları hata yaptığında onları kurtarmak adına sarı kart alıp sonra onlara fırça atan, bu tip bir oyuncu” dedi. Aynı yerde oynayan Zokora da bu tip bir oyuncu. Bir süredir göndermeye çalışıyorlar ama iyi maaş aldığı için gitmiyor tabi ki. Sol bek mevkiindeki sorun devam ediyor, stoper mevkii yine keza... Santrfordaki sorununu Mustafa Reşit Akçay elindeki oyuncuları parlatarak çözmeye çalışıyor ama istikrarlı verim alamıyor. Trabzonspor’un 9 yabancısı var. Bunlardan bazılarını göndermeye çalışıyor ama hepsi de iyi maaş aldıkları için ve o parayı başka bir kulüpten alamayacakları için gitmiyorlar. Bu kadar bağlayıcı sözleşmeler akıl mantık işi değildi. Janko, Colman, Bamba vs gönderilemiyor. Mustafa Reşit Akçay da istemeye istemeye bunları kazanmaya çalışıyor. Bourceanu ve Zokora ile defansif ortasaha işini halletti diyelim, oyun kurucu görevini verebileceği Colman çok istikrarsız ve sürekli sorunlu, Soner de beklenen gelişimi hiç göstermiyor. Seneye 5+0+3’e uyum sağlamak zorunda kaldıklarında da bazı oyuncuları göndermek zorunda kalıp çok gereksiz para kaybedecekler.  Bu enkazın bir plan programa sokulabilmesi için bir seneden fazla zamana ihtiyaçları olacak. Tabi zaman ve sabır kelimeleri yerine hiç dinmeyen ‘yüksek beklentileri’ düşünürsek, seneye Karabükspor gibi ne yapacakları muamma.

Bursaspor aslında geçmiş yıllara oranla oldukça kötü bir kadroya sahip. Sezona da kötü bir kondisyon ve fizik güçle başladılar. Buna rağmen kurt hoca Daum mücadeleci bir takım yaratmayı başardı. Sadece Galatasaray’a karşı deplasmanda dağıldılar, onun dışında her zaman zorlu bir rakip oldular. Ligde üst sıralara oynayacak süreklilikte bir rotasyona sahip olmadıkları için Alman hoca kupaya özel önem verdi. Gruptan çıkmayı başardılar ve Antalyaspor’la eşleşme ihtimalleri oldukça fazla. Eğer Antalyaspor’u elerlerse Avrupa Ligi’ne gitme şansları da oldukça yüksek. Kupa fırsatını çok iyi değerlendirdi Daum. Bunun dışında transfer konusunda çok emin olamıyorum. Bir scout ekibi kurdular, garip bir kiralama stratejisi geliştirdiler. Futbolu son yıllarda düşüşte olan 28 yaşındaki Taiwo’yu, 33’lük Frey’i ve 30 yaşındaki Civelli’yi iyi maaşlarla ikna edip getirdiler. Aldığının karşılığını veren sadece Civelli bana kalırsa. Caja ve Fernandao ise kiralandı. Fernandao bu fizikle Türkiye’de iş yapar, Caja’yı daha tam göremedik. Bir bonservisten kaçma, maaşı bol keseden verme eğilimi var sanki. Şimdi bu tarz, futbolunda düşüşe geçmiş isimleri iyi kontratlarla getirmek çok riskli aslında, hem maaş bütçesini kötü etkiliyorsun, hem oyuncular arasında bir dengesizlik yaratıyorsun. Yıldız dediğin balon çıkarsa, kadrondaki genç oyuncular aldığı maaştan rahatsız olabiliyor. Bursaspor gibi bir takımın, yüksek maaşlı ‘eski yıldız’lara yönelmektense yeni yıldızları bulması gerekirdi. Neredeyse 5 yıldır Güney Amerika havuzundalar, bir sürü Arjantinli peşinde koştular ama Ontivero’yu gitti Galatasaray buldu mesela. Seneye kadar Batalla’nın gideceğini var sayarsak 9 yabancıları var. Sezon sonu Basser’in sözleşmesi bitiyor ama bence takımın en iyi yabancılarından, Taiwo’dan daha iyi bir oyuncu olduğunu düşünüyorum muhtemelen yarısı kadar maaş ancak alıyordur. Yine de sağ bek pozisyonunda Şener ve 95’li yetenek vaat eden Ozan Tufan varken imzalanmaz kendisiyle. Caja sezon sonuna kadar kiralanmış, Fernandao ise bir sonraki sezon sonuna kadar. Onun dışında herkesin sözleşmesi uzun. Yani formda Sestak’ı ve kaliteli bir yabancı olan Basser’i bile gönderseniz 7 yabancınız kalacak. Bu 7 yabancıdan Pinto’yu göndermek zorundasınız ama Trabzonspor’un Janko’yu gönderemediği gibi gönderemiyorsunuz. Frey fiziksel olarak düşüşte yan topları berbat ötesi, artık sıçrayamıyor yeteri kadar atlet değil, sırf tecrübesiyle kalecilik yapıyor sözleşmesi 2016’ya kadar hem de dolgunca… Taiwo da benzer şekilde. Bunlar Daum’un elini bağlayan hatalı sözleşmeler bana kalırsa. Ayrıca Belluschi ve Civelli dışında öyle çok kaliteli bir oyuncu diyeceğim bir isim de göremiyorum. Misal Bursaspor’un kadrosu Konyaspor’un kadrosundan iyi diyemem. Ne Gekas kalitesinde bir santrfor, ne Hleb kalitesinde bir ofansif ortasaha ne Hasan Kabze kalitesinde bir dış forvetleri var. Ne de Djalma kalitesinde bir kanat oyuncuları. Hücum elemanları hep aynı istikrarsız isimler. Volkan Şen, Sercan Yıldırım, Kazım vs. Bu adamların ortak özellikleri başlıca hangisi desem aklınıza yeteneklerine rağmen istikrarsız ve uzun soluklu güvenilecek isimler olmadıkları gelir. Bu kadroyla ligde istikrarlı olmak ve ilk 5’e girmek zaten çok zordu. Daum tecrübesi ve aklıyla daha kolay bir yol olan kupa için iyi bir hedef belirledi. Ben Bursaspor için sadece Daum ismini umut verebilecek biri olarak görüyorum. Mancini de Galatasaray maçından önce “rakibimizin çok değerli bir teknik direktörü var” demişti. Maçtan sonra da “bu galibiyet sürpriz oldu bu kadarını beklemiyordum” demişti. Seneye Belluschi, Civelli, Frey, Taiwo gibi isimler daha da yaşlanacak sonuçta Daum’un işi zor.

Konyaspor… Bence Uğur Tütüneker başarısız değildi ama istikrarsızdı. Üstelik genç oyuncuları kazanma arzusu yüzünden Djalma gibi bir oyuncuyu da bence tam olarak değerlendiremedi. Yine de Selim Ay, Tolga Ünlü, Recep Aydın, Ömer Ali Şahiner gibi genç oyuncuların bu lige uyumunu sağladı. Onlara güvendi ve forma verdi. Yani bu rotasyon da verimli oldu aslında. Mesut Bakkal ise güvendiği, kaliteli ve yıldız isimlerine sürekli forma verdi ve onların performansını çok arttırdı. Ben ilk izlediğimden beri ortasaha Borek’i çok beğeniyorum mesela Bakkal onu öne çıkardı. Kasımpaşa’da da bir dönem döktüren Djalma’yı öne çıkardı Sivasspor maçının kazanılmasında başrol oynadı Djalma. Hasan Kabze zaten bu sene çok iyiydi onu kullanmaya devam etti. Gekas arkasına aynı dili konuşabileceği (futbol dili yani zeka anlamında) bir Hleb transferiyle coşacaktır nihayetinde Kasımpaşa’ya attığı ilk gol Hleb’in mükemmel pası ve Gekas’ın kendisini boşa çekecek zekası var. İşte kritik nokta artık o pası alabileceği zekada bir takım arkadaşına sahip. O koşuları ilk yarıda da yapıyor pası alamıyordu, artık alıyor. Alınca da golü yazıyor zaten. İlk yarıda bu kadar gol yerine asist yapması da bence bu pasları alamamasındandı. Pası alamayınca gole gidecek pozisyonu kendi yaratmaya çalışıyordu. Sonuçta zeki ve teknik bir oyuncu olduğu için geri gelip top alıp, kendisine gelen son pası o atmaya çalışıyordu. Hasan Kabze-Hleb-Gekas çok zeki oyuncular, çok teknikler, birbirlerine şahane asistler yapıp, harika goller atacaklar. Savunmada deseniz Tütüneker 35’lik Erdinç’i kullanıyordu Bakkal tekrar Kokaloviç’e şans verdi. Ayrıca solak uzun bir stoper olan 25 yaşındaki Vukoviç’i de transfer ettiler. Stoper rotasyonu pek iyi değildi o da zenginleşti. Bu kaliteli hücum dörtlüsüne Erdal Kılıçarslan gibi tecrübeli bir oyuncu ve Ömer Ali Şahiner ile Recep Aydın gibi genç yetenekli oyuncular da alternatif olabiliyor. Gekas’ın yedeği tecrübeli Thorvaldsson’u da beğeniyorum esasında ben. O da zeki bir oyuncu aslında ama Gekas gibi çabuk değil. Şuan 10 yabancı oyuncuları mevcut bunlardan en önemlilerinin, geldiğinden beri çok istikrarlı ve kaliteli bir performans sergileyen İtanje’nin kiralık, Djalma’nın yine kiralık Gekas ve Hleb’in de sözleşmesi bitiyor. Bu dört isim de gelecek planlarından bahsedilecekse Konyaspor’da kalması gerekiyor. Sezon başından beri oynamayan Cristovao sezon sonu gider ve yabancı sayısı 9’a düşer. Kokaloviç ya da Vukoviç’in birinin yedek birinin as olacağını düşünürsek iki kişi de Thorvaldsson ve Kibong 3 yedek eder. Bu üç yedek İtandje, Kokaloviç ya da Vukoviç, Borek, Hleb ve Gekas’ın alternatifleri olabilirler. Djalma’nın transfer ihtimali zor görünüyor. Her ne kadar ikinci yarı mükemmel bir performans sergilese de Kasımpaşa’da da gördüğümüz istikrarsızlığı ve maaşının ya da bonservisinin çok olacağı malum. Bu yüzden birinden vazgeçilecekse yine bu Djalma olmalı bence. Ömer Ali veya Recep gibi genç oyuncuların da dinamizm ve enerjileriyle bu Hasan-Gekas-Hleb kalitesine defansif yardım ve bu üçünde olmayan enerjiyi sağlayabileceğini düşünüyorum. Uzun lafın kısası yaza Konyaspor tüm bütçesini Gekas ve Hleb’i tutmaya harcamalı. Sonrasında İtandje’nin bonservisinin alınması gerekli. Kokaloviç-Vukoviç ve Borek gibi ilk 11’i dolduran yabancıları neden Djalma’ya tercih ediyorsun derseniz, kadroda az maaş alan ama işini profesyonellikle yapan yabancılar da olmalı. Dahası Konyaspor’un bu kadar maddi yükün altına girmesi de riskli. Bu yaz bu sözleşme işleri yüzünden işleri hem daha zor, hem de daha mühim Konyaspor’un. Bu sene ise sezonun ikinci devresinin sürpriz ve zevk veren ‘zeki’ takımı olacaklardır. İlk 6’da falan kendilerine şans bulurlarsa şaşırmam. Şu an 11. sıradalar ama sezon sonunda şu an 5. sırada olan Karabükspor’u geçeceklerine inanıyorum.

Gaziantepspor üç senedir olduğu gibi maddi zorluklarla uğraşıyorlar. Şunu söylemeliyim ki karakterli bir oyuncu grubuna sahipmişler 3 senedir maaşlarını adam akıllı alamamalarına rağmen her hoca değişikliğinde yeni hocayla birlikte ellerinden geleni yapmaya çalışıyorlar. Milevski’yi, Stilic’i ve geldiğinden beri hiç beğenmediğim ağır mı ağır Kecojeviç’i gönderdiler. Sergen zaten zor beğenen biri olduğu için bu fazlalıkları göndermekte geç kalmamış. Gelen dişe dokunur isimler ise Sapara ve Birol Hikmet. Şuan 6 yabancıları var sadece (Bruma’yı saymıyorum) Sernas’ı neden kiraladıklarını bilmiyorum, geçen sene müthiş verimli olmuştu. Cenk gittikten sonra geri gelip tekrar önemli işler yapabileceğini düşünüyorum. Karcemarskas, Stankevicius ve Sernas Antep’in Litvanya’lıları. Bu karakterli lider yabancıların üzerine Medunjanin ve Traore gibi yetenekli yabancılar bence verimli olur. Sapara ve Medunjanin forma savaşı verirler. Traore Gaziantepspor için scoutluk yaptığım dönemden benim bulduğum bir oyuncu. Polonya Ligi’nden Lechia Gdansk takımından bulmuştum, bonservis ücreti ödemeden sözleşmesi bitince alındı. Yanılmadığım için mutluyum ki çok verimli oluyor. Yabancılar fena değil ama yerli konusunda özellikle savunmanın sağında, solunda ve önünde pek kaliteden bahsedemeyiz. Turgut’un artan performansı mühim. Muhammed’in sürekli sakat olması Sernas’a daha çok gereksinim duyma nedenlerinden biri olacaktır. Bu sene bir şekilde Sergen’in mativatörlüğüyle orta sıralarda bitirilir ama seneye ne olur? Yönetim oyuncuların maaşlarını ödeyebilir mi? Nasıl transferler yapar bunlar hep muamma. Gaziantepspor adına daha ayrıntılı bilgi için bu yazımı öneririm… http://www.hayatimfutbol.com/sergen-mucizesi-mi/

Gençlerbirliği Süper Lig’in en dengesiz kadrolarından birine sahip. Şimdiye kadar pasaport bazlı ahmakça düzenlenen yabancı kuralının boşluğunu bulduklarından, birçok Türk pasaportu olan yabancı oyuncu getirmişlerdi. Jimmy, Mervan, Deniz Naki vs bunlardan bazıları… Kadro çok fazla değişime uğruyor. Geçen sene de takımda oynayan oyuncu sayısı, bu sene gelen oyuncu sayısından az. Bu da tabi uyumu kötü etkiliyor. Aslında kaliteli oyuncular var ama kadro planlaması pek doğru değil. İki yıldır kaleci konusunda eksik yaşayan Gençlerbirliği nihayet Dahlin’i kaleye aldı. Malmö’den Jimmy’nin de takım arkadaşı Milli takıma seçilmişliği de var ilk bir iki maçta olumlu bir görüntü çizdi. Gerçekten Ramazan’a iki sene fazlasıyla forma şansı verildi ama olmuyor işte yapacak bir şey yok. Türk oyuncu daha iyi yabancının gelmesini engellemekle gelişseydi. 2 senedir 50 maçtan fazla Süper Ligde oynayan Ramazan az biraz gelişirdi ama yok. Stopere yine bu dönem alınan Radkov da Belarus’lu milli bir futbolcu. Gençlerbirliği’nin bu bölgede ciddi bir transfere ihtiyacı vardı. Fakat Radkov nasıl bir oyuncudur bilgim yok. En eksik mevkileri sağbeke de Hakan Aslantaş transferi çok yerinde oldu. Şu an 10 yabancıları var Kulusiç, Gosso ve Zec’in sözleşmeleri sezon sonu bitiyor. Gosso kalır ama diğer ikisinin gönderileceğini düşünüyorum. Dahlin, Tosiç, Gosso ve Stancu’nun değişmez isimler olacağını düşünüyorum. Stopere de ya Radkov ya da onun yerine bir başkası mutlaka bir yabancı alınacaktır. Bu durumda Smiljaniç, Tomiç ve Petroviç gibi isimler de tribüne gidebilir. Gençlerbirliği’nde istikrarsızlığın getirdiği bir düzensizlik var. Önemli beklentilerle alınan oyunculara yabancı kuralı yüzünden forma veremeyip, boşa maaş vermekteler. Bu sene ligde kalmaya oynarlar. Seneye de orta sıraların üzerine çıkmaları bu yapılanmayla oldukça zor görünüyor.

Antalyaspor iyi bir kadro kurmasına rağmen beklediği sonuçları alamıyor. Yine de halen zaman zaman oynanan umut verici futbol dolayısıyla Samet Aybaba’ya zaman tanınmasını takdir ediyorum. Devre arası genç oyuncuların yanı sıra önemli transferler de yapıldı. Stoper hattı. Emre Güngör, Musa Nizam, J. Boum ve Giray Kaçar ile yeniden yapılandırıldı üstelik rekabete oldukça açık bir hale getirildi. Tabi, sezon başı sırf abisinin Ferdinand soy adını taşıyor diye alınan Anton beklediğimiz üzere fiyasko çıktı. Ligin en yaşlı oyuncusu 36’lık Deniz de sezon sonu gidecek belli ki. Yine de bu dörtlü. Emre, Musa Nizam, Boum ve Giray dörtlüsü bir Anadolu takımı stoper hattı için oldukça güzel bir dörtlü. Sol bek pozisyonunda Mehmet Sedef’in kalp sorunları, Vederson’un hapse girme ihtimali İlkay transferini mecbur kılmış. Ön liberoya yeni transfer Enoh orta seviyenin biraz üzerinde bir transfer gibi görünüyor. Köksal da hücum rotasyonu için iyi. Semih Şentürk de Baroş’un yerine yine iyi bir santrfor alternatifi yaratıyor. Aslında Antalyaspor’da rotasyon zengin, kalbur üstü çok oyuncu var ama takımı sırtlayıp taşıyacak bir ‘yıldız’ eksik. Tita eskiden bu görevi üstelebiliyordu artık o da yaşlandı ve yapamıyor. Bir ‘yıldız’ profilli oyuncu bu takımı çok daha yukarılara taşıyabilirdi. Bir Hleb Konya yerine Antalya’ya gelse Gekas yerine Semih’i kral yapabilir. Konya yerine Antalya’yı uçurabilirdi. Bu sene düşme tehlikesi yaşamadan orta sıralarda olacaklarını düşünüyorum. Seneye ise biraz daha umut veriyorlar. Bu yapılanma devam ederse seneye orta sıraların üstüne oynamaları beni şaşırtmaz. Hakan Arıkan mükemmel bir sezon geçiriyor bunu da ekleyelim.

Elazığspor inanılmaz işler yapıyor. Bence tartışmasız ligin en kötü kadrosuna sahipler. Fakat hem sezon başında Sollied sürpriz 5-6 puan toplamıştı hem de şimdi Okan Buruk müthiş bir ivme yakalıyor. Zira bu takımın bence bırakın ligde kalmayı, ligde kalma mücadelesi vermesi bile büyük başarı. 36 yaşındaki İvesa hala ligde kalecilik yapıyor. 35 yaşındaki Bilica bu saatten sonra Okan tarafından ön liberoya çekilip hala verim veriyor. İbrahim Kaş, Çağlar Birinci gibi kariyeri yokuş aşağı düşen üstelik kalitesiz isimler kadroda. Stoper Vranjes transferi kritik… Ön libero Sow’un Okan Buruk tarafından stoper yapılıp üstün bir verim alınması acayip. Geçen sene takımda olan, takımı ve ligi tanıyan Zeegelar’ın geri alınıp hemen katkı sağlayabilecek olması transferin doğruluğu ve sol bek gerekliliği açısından çok önemli. Okan Buruk tüm bunları yaparken rotasyonda yararlanabileceği Ahmet Görkem gibi, Adem Alkaşı gibi, Köksal Yedek gibi oyuncuları da satıyor üstelik. Dar rotasyonuna rağmen Vitolo’yu kadro dışı bırakabiliyor. Hadji’yi, Luke Moore’u hemen gönderebiliyor.Tello’yu alıyor, Cangele’yi kiralıyor hem takıma yeni yüzler ve heyecan katıyor hem de bu yabancıları kiralayarak, seneye önünü açabileceği 5+0+3’e göre kurgulayabileceği bir takım da yaratıyor. Ligde kalırsa benim için gerçekten inanılmaz bir başarı yapmış olacak. Üstelik Karabükspor deplasmanında da resmen hakem tarafından doğrandılar. Şu an 9 yabancıları var. Bunlardan 36’lık İvesa, 35’lik Bilica ve 34’lük Tello’nun sözleşmesi sene sonu bitiyor. Vitolo da sezon sonu gönderilirse 5 yabancıları kalacak. Cangele 1.5 yıllık kiralanmış o da bekleneni veremezse gidebilir. Sane, Sow, Zeegelar ve Vranjes gibi bu ligde iş yapabilecek yabancılara sahip olarak önümüzdeki seneye başlayabilir. Sezon başı gelen Deniz Yılmaz şahane bir oyuncu bence. Serdar Gürler iyi bir kanat oyuncusu. Serdar Özkan’ı kazandılar aynı yönetim başarısıyla bir başka yetenekli ama sorunlu isim Batuhan’ı da kazanmak isteyeceklerdir. Batuhan’ı sanmıyorum ama bu parasızlıkla da mecburlar. Okan Buruk şimdiden takdirimi kazandı. Kim bilir belki de kaliteli bir teknik adam doğuyor olabilir.

Rizespor da işte Elazığspor’un zıt örneği. Elazığspor nasıl kalitesiz kadrosuna rağmen direniyorsa, Rizespor da kaliteli kadrosuna rağmen sürünüyor. Rıza Çalımbay menajerlerin önerdiği oyuncular arasından seçim yapıp manavdan meyve alır gibi oyuncu aldığı sürece hep böyle bir teknik direktör olarak kalacak. Tabi sorun değil, Süper Lig, 1. Lig vs her zaman iş bulur. Biz geleneksel kafalı bir toplum olduğumuz için böyle Önder Özen vari yapılanmalar diğer kulüplere işleyene kadar daha çok uzun zaman geçer. Lua Lua, Abdi, Engin Baytar, Mutumba, Aykut Akgün para bol tabi, destek malum… İstediğini al. Elazığspor parasızlıktan, adam alabilmek için bu durumda bile oyuncu göndermek zorunda kalırken Rizespor istediğini alıp getiriyor. Sonuç? Kaos. Gelecek hoca takımın kaderini çizer. Ben Abdullah Avcı yerinde olsam, memleket çocuğu sıfatıyla Trabzonspor değil Rizespor’a gelirdim. Kadro olsun, imkanlar olsun pek fark yok, baskı da düşük. Bu sene ligde kalırsa seneye yine bütçe uygun, iyi transferler yine yapacak. İBB’den pek bir farkı yok Rize’nin. Yine alır milli takım oyuncularını, cahil ve kukla medya’ya genç oyuncu uzmanı tarzı haberleri düşer zaten. (İBB’de senelerce oynattığı tek genç denebilecek oyuncu Gökhan Süzen olduğu halde gençleri yetiştiren hoca olarak anıldı adam. İşte basının gücü, tabi halkın cahilliği de aynı zamanda) Bu arada Rizespor’un stoperi de benim keşfim ama hikayesi bayağı uzun. Başka bir yazıda değinirim belki. Pandurii-Steaua maçında izlemiş hayran kalmış ve öyle keşfetmiştim. Yine Traore gibi sözleşme sonu olması itibariyle bonservissiz aldı Rizespor. Takım savunmasının da en önemli ismi oldu bu sezon. Dediğim gibi iyi bir kadro ve iyi oyuncular var. Kaliteli bir teknik adam, takımı ligde tutar ve önümüzdeki sene de başarılı olabilir ama bu bütçe bu kadar istediği transferi yapabilen bir Rize beni rahatsız ediyor açıkçası. Bu halde oynadığı futbol sert, zeminleri kötü olsa da Elazığspor çok daha fazla sempatimi kazanıyor.

Kayseri Erciyesspor sezon başında Fuat Çapa’nın neredeyse sıfırdan kurduğu bir kadroydu. Neredeyse 20’e yakın oyuncu transfer etmişti. Sezon başında röportaj yapmıştık. “Daha önce transferlerde yönetimler söz sahibiydi, şimdi tamamen kendi oyuncularımı alıyorum o yüzden bu benim en büyük sınavım” demişti. Sınav feci sonlanmış olsa gerek. Zira ben Fuat hocada biraz gereksiz yere büyümüş bir ego görüyordum. Yine de yetenekli mi, evet Türkiye’de birçok meslektaşından yetenekli. Ayakları yere bastığında yine kaliteli işler yapabilir ilerleyen dönemlerde. Yerine gelen Hikmet Karaman sezon sonu küme düşse suçlanacak kişi olmamalı. Transferler çok geç yapıldı. Geçen sene sezonun ilk yarısında kendisiyle Gaziantepspor’dayken scout olarak çalışmıştım. Yaklaşık 15 kişilik bir oyuncu listesi vermiştim 2012 Aralık ayı başında. Tabi yaklaşık 70-80 oyuncu arasından elemiştim. Stoper için Diakhate’yi daha o zaman önermiştim. Stoper tercihimde 1. sıra şuan Rize’deki Ousmane Viera idi. 2. sıra da Diakhate’ydi. Stopere alınan lider, yabancı, tecrübeli isimlerin Türkiye liglerindeki verimliliğiyle ilgili de bir yazı yazmıştım.  Hikmet hoca o zaman Antep’e getiremedi ama şimdi Erciyesspor’a getirdi sanırım. Türkiye’de stopere, tecrübeli lider yabancı gereksinimiyle ilgili düşüncelerimi Feldkamp hakkında yazdığım bir yazıda da dile getirmiştim. Fikrin ana akımını 2 paragrafla o yazıdan alıntılayayım.

“Feldkamp, Galatasaray'ın UEFA kupasını alan kadrosunun temellerini 1992-1993 sezonunda atan adamdır. Aynı zamanda Beşiktaş'ın efsanevi ‘MAF’ Metin Ali Feyyaz üçlüsünü ve lige koyduğu hegemonyayı yıkan adamdır. Türk futbolcuların tutkuyla oynadığını, "koş, mücadele et, hadi koçum" denince yanıt verdiklerini ancak "pozisyon al, konsantasyonunu koru, markajı unutma, soğukkanlı ol" denince batırdıklarını fark etmiş ve iki yabancı stoperi çat diye stoper hattına ilk defa koyan hoca olmuştur. Transfer stratejisi o dönemin gazetecileri tarafından eleştirilmiş, herkes forvete yabancı alırken stopere iki yabancı almanın gerekliliği birçok duayen(!) gazeteci tarafından komik bulunmuştu. Hâlbuki o, savunma yapmanın önce zeka gerektirdiği, Türk oyuncuların ise fiziksel olarak gelişebileceğini, teknik yetenekleri olabildiğini ama mental olarak ciddi sorunları olduğunu görmüştür. Ondan sonra bu şablonlar hep başarılı olmuştur. ‘Savunmaya mümkün olduğunca yabancı al, hücuma bir lider organizatör yabancı etrafında tutkuyla oynayacak kanat, bek, defansif ortasaha yada forvet Türkler’i yerleştir...’

İlk defa Feldkamp'ın deneyip Beşiktaş hegemonyasını yıktığı bu sistem sonra ligde başarılı olan neredeyse tüm köklü kadroların temelini oluşturmuştur. O Falco - Stumpf stoperlerinin, hücum organizatörünü Gütschow yapmıştı. Sonra Högh-Uche hücum organizatörü Okocha başarılı oldu. Sonra Popescu - Filipescu ve hücum yöneticisi Hagi başarılı oldu tabi “hadi koçum, koş mücadele et” Suat, Okan, Ümit, Hakan, Arif fizik kapasiteleri mükemmel Türkler de elzem. Filipescu gitti libero kaleci Taffarel-Popescu-Hagi devam etti. Sonra Lucescu Zago-Ronaldo hatta önlerine Guinti ve arkasına da Cordoba ile mümkün olduğu kadar yabancıyı savunmada kullanıp başarılı oldu. Sergen 30 yılda bir çıkabilecek Türk bir hücum organizatörüydü ve onu iyi kullandı. Sonra Fenerbahçe Luciano-Tomas, hücum yöneticisi Hooijdonk ile, Galatasaray Song-Tomas ve İliç ile. Fenerbahçe Lugano-Edu-Alex ile hep başarıyı bu mantık temeli getirdi. (Tabi yine tutkuyu getiren Tuncay'lar, Serhat'lar dediğim gibi elzem)”

Erciyes’e dönelim. Hikmet Karaman böyle büyük kısa süreli başarıları geçmişte de defalarca yapmış bir teknik adam. O yüzden kesin düştüler diyemem ama bu Kayseri’de iç saha maçları tarafsız sahada oynar gibi oynanırken zor, oldukça zor. En azından iç sahada tutkulu bir taraftara sahip olabilecek bir ekip düşmeme konusunda rakiplerine oranla çok daha avantajlı olabiliyor.

Kayserispor Kasımpaşa maçından sonra umut vermişti. Kaçan bir sürü gole rağmen çok istekli olmaları bu hafta olmasa bile ilerleyen haftalarda olabilir dedirtiyordu. Zira daha gerçekten çok hafta var. 6 puanlık fark da fark falan sayılmaz zaten 14-15 hafta daha varken ama ona rağmen inanılmaz kırılganlar. Çok genç olmaları bunun başlıca sebebi. Geçen sene de yazmıştım Kayseri hakkında bunu. Yerlilerin tamamı çok genç. Tecrübeli oyuncular da zaten yabancı. Takımda liderlik edecek oyuncu yok. Böyle zamanlarda takım arkadaşlarını hedefe kitleyebilecek oyuncu yok. İnadına da bu eksiğe rağmen hala aynı stratejiyi güdüyorlar. Yerli oyuncular arasında 2-3 senedir bu ligde olan, ligi bilen isim yok. Sanki Hollanda’da, İspanya’da,  Güney Amerika’da yeni kurulmuş bir ekip gibiler. Bir Hürriyet, bir Ali Çamdalı, bir Cem Can falan bile çok farklı olur Kayserispor’da olsa. Bir de oyuncu satmayı, kulübün başarısından önde tutuyorlar her zaman. Düşmekle burun buruna gelmişler hala en iyi oyuncularını 2-3 milyon için Galatasaray’a satabiliyorlar. Yahu senelerdir Amrabat’tan 8.6, Mehmet Topuz’dan 9 falan zaten almadın mı? 2-3 milyon için değer mi? Bari anlaş sene sonu sat. Ederini bulan oyuncuyu satmak güzel de kulübü fabrikaya çevirmek, tüm oyuncuların kulübü bir basamak tahtası olarak görmesi de olağan o zaman. Sonuçta sen diyorsun, iyi oyna, küme de düşsek seni satıyoruz. Senin sahiplenmediğin, küme düşüp düşmemesini yeterince umursamadığın camiayı futbolcu nasıl sahiplenecek ki? Lider oyuncu şarttı Kayserispor’a olmadı. Şimdi gelen yabancı hoca Paciencia ne kadar kaliteli olursa olsun yapacak bir şeyi olduğunu düşünmüyorum. Takımı ligde tutarsa bu başarıdır ama tutamazsa başarısızlık değildir. Zira başarısızlığı ondan önce Recep Mamur’a ve Süleyman Hurma’ya vermemiz gerekir. Genç genç genç tamam da bir tane saha içinde ve dışında lider en azından 3-4 senedir bu ligde oynayan, tecrübeli bir yerli oyuncunun 2 senedir alınmaması bu durumu yarattı.

YORUMLAR

İlk yorumu siz yapın!



Sinan Yılmaz Köşe Yazıları