Başakşehir, Serdar Aziz'le ilgileniyor mu? Açıklama geldi

Başakşehir, Serdar Aziz'le ilgileniyor mu? Açıklama geldi

Lider Medipol Başakşehir'de Başkan Göksel Gümüşdağ, transfer çalışmalarıyla ilgili bilgi verdi.
Serdar Aziz'den sonra onun da bileti kesildi

Serdar Aziz'den sonra onun da bileti kesildi

Teknik direktör Fatih Terim’in sezonun ilk yarısında istenilen performansı gösteremeyen Eren Derdiyok’u Antalya kampına götürmeme kararı aldığı öğrenildi.
"Gol sorunumuzu çözer, mutlaka alalım"

"Gol sorunumuzu çözer, mutlaka alalım"

Şenol Güneş, Başkan Orman ile yaptığı görüşmede eski oyuncusunun alınmasını devam şartları arasında gösterdi. Yönetim Trabzonspor ile görüşmelere hız verdi.
Tolgay Arslan'da sıcak gelişme

Tolgay Arslan'da sıcak gelişme

Beşiktaş'ta kadro dışı bırakılan Tolgay Arslan takıma dönüyor. Özür dileyen Tolgay, Şenol Güneş'in onay vermesi halinde Antalya kampında yer alacak.

Bence bir çok etken var.

Terim'in ilk döneminde Galatasaray 4-4-2/4-2-3-1 karışımı bir oyun oynadı. Sezonun başında 4-1-4-1 denendi ama yaşanan kısırlığın ardından sezonun geri kalanında buna geçildi. Selçuk ve Melo sahayı diklemesine ikiye bölüyor, savunmanın sol tarafını Selçuk, sağ tarafını da Melo kontrol ediyordu.  İleriye çıkıyorlardı elbet ama bu takım halinde ileriye çıkıldığında gerçekleşiyordu. En önemlisi de Elmander gibi iyi duvar olan, tamamen takım için oynayan bir oyuncusu vardı Galatasaray’ın.  Ligin ikinci yarısında yine takım için oynayan Necati eklenip, forvet arkasına yerleşince kolay top kaybetmeyen, savunmayı 11 kişi yapan bir takım haline gelmişti Galatasaray.

Simdi ilk önce bir ayırım yapalım...  Bazı futbolcular 'specialist' yani belli konularda uzman olan futbolculardır.  Bazıları ise 'generalist' yani her işi belli seviyede yapabilen oyunculardır. Örnekle açıklayacak olursak bazı oyuncular hem savunmayı, hem hücumu hem de takımla birlikte oynamayı becerebilen ‘generalist’ isimlerken bazıları ise üstün yeteneğiyle bireysel oynayan, diğer futbolculardan çok daha iyi yapabildiği bir meziyetle öne çıkan isimler. Yani 100 üzerinden not verecek olursak specialist oyuncular bazı özelliklerini 90-100 seviyesinde yaparken bazı özelliklerini 20-30 seviyesinde yapabilir. Örneğin Burak Yılmaz. Bazı oyuncularsa Elmander gibi hemen her özelliği 50-80 arası yapabilir. (Bu değerler değişebilir tabi, Lampard da bir ‘generalist’tir ortalama özellikleri 70-90’dır. Torres ise taşınması gereken bir oyuncudur, koşuları driplingleri 90-100’dur ama diğer özellikleri düşük olabilir.

Her takımda, her seviyede generalist – genelci - ve specialist – özelci - oyuncular vardır.

Fatih Terim’in ilk sezonunda takımı, her şeyi belli seviyede yapabilen oyuncularla doluydu. Eboue’nin hücum becerisi de var, savunma becerisi de, salt hücumcu da diyemeyiz, salt savunmacı da, Ujfalusi stoper bile olsa hem hücum anlayışı, hem savunma anlayışı olan bir oyuncuydu, özellikle topu kontrol etmede ve topla ileri çıkmada hücuma çok yardımcıydı, Hakan Balta savunma olarak iyidir ama ayağı da iyidir, top kontrolü ve pası bilen bir oyuncudur,

Orta sahada Melo hücuma da katkı yapar, savunmaya da.  Selçuk hücuma da katkı yapar, savunmaya da.  İkisi de ne sadece savunmacı, ne sadece hücumcudur.  Engin ve Emre de ayni Melo ve Selcuk gibi.  Savunmada da iştahlıdırlar, hücumda da.  Oyunun sadece tek yönünü oynamazlar.

Hücumda Elmander için de aynı yorumlar geçerli.  Her ne kadar yaşlanmış olsa da Necati için de...

Hatta yedeklerdeki Riera, Ayhan, Yekta, Sabri de bu tip oyuncular.  Ceyhun da sayılabilir bunların arasında ama tabii savunması hücumdan daha güçlü.

Semih, Milan Baros, Servet, Aydin, Sercan, Yiğit Gökoğlan takımın bu genelci profiline uymayan oyunculardı. Fakat ilk 11'in oyuncularının 9 tanesinin genelci olması ilk yarıda Semih'i ve Baros'u taşıdı.  İkinci yarıda Necati gelince takımın taşıması gereken tek oyuncu kaldı.  O da Semih.

Şimdi neden Semih özelci bir oyuncu açıklayayım. Semih genelde yanındaki stoperleri ve bekleri kullanarak savunma yapan bir isim değil. Topu kullanma becerisi de çok kötü, daha çok tek tabanca takılmayı seviyor, Semih’in savunma içgüdüleri, sezileri konusunda ise hiç şüphem yok bu kadar ‘ne yaptığını bilen’ bir stoperin yalnız takılması da çok eleştirilebilecek bir şey değil, sadece tercih diyebilirim. Üstelik gayet de sakin, rakibe aceleyle müdahale edip gereksiz faul yapan tipik Anadolu takımı stoperleri gibi de değil (bkz. Serdar Aziz, Egemen vs) Su anda belki de ligin en tecrübeli stoperlerinden biri.  Semih'in çıktığı kadar milli maça çıkmış (alt yas kategorilerini de dahil edelim) pek stoper yoktur ligde.  Alt yaş kategorisi deyip geçmeyin…  Savunma eğer bir tecrübe işiyse, Semih'e bugün İtalyan takımıyla oynayacağız dediğin zaman gözünün önüne daha önce İtalyan milli takımına karşı çıktığı bir maçta rakip forvetin nasıl oynadığı, nasıl koşular yaptığı gelir. Ama mesela yas olarak çok daha büyük olan Egemen'in hafızasında alt veya üst seviyede böyle bir tecrübe olmayabilir. Bu nedenle de bence Semih kadroya en önce yazılması gereken oyunculardan birisi. Kötü maç çıkartsa da... Çünkü arada bir maç kazandırıp, yılda 6 milyon Euro kazanan ve 3 ay sonra belki de başka bir kıtada olacak Drogba'yi taşımak yerine takımın Semih'i taşımasını ve bu şekilde eksikliklerini tamamlamasını tercih ederim. (Geçen sene zaten Burak varken Drogba’nın alınmasına bir fırsat transferi olduğu için sıcak baktım ama hep de demişimdir ki keşke Drogba değil de Semih’in yanına bir Terry olsaydı mesela. Yıldız ve tecrübe keşke stoper hattında alınsaydı. Buna rağmen Hakan Balta’nın stoper performansı ve orada Ujfalusi vari genelci performansı böyle bir transfer etkisi yarattı) Son bir ayda Semih’i eleştirsem de ilk senesinden sonra geliştiğini ve öğrenebilen bir oyuncu da olduğunu düşünüyorum. İlk senesinde çok kez önde basma hastalığı vardı ama bunları da çözdü.

Dönelim ilk sezona… Genelci takım şampiyon olurken şöyle bir durum da ortaya çıktı. 34 haftalık fikstürde genelci Galatasaray rahat lider olurken, Şampiyonluğu Süper Final’de son haftaya kadar bıraktılar, az daha kaptırıyorlardı. Ligin ikinci yarısında gelip oldukça olumlu bir performans gösteren, genelci Necati’nin yaşı ve atletliğinin bitmesi yüzünden Galatasaray’ın farka gittiği Anadolu takımlarına karşı yaptığı şovları buna rağmen derbi maçlarında kaçırdığı golleri hatırlıyoruz. Yani şunu diyebiliriz. O sene Galatasaray tüm derbilerde üstündü ve fakat skor üretme konusunda başarısız oldu. Süper Finalin lideri Fenerbahçe olurken Galatasaray lig avantajı sayesinde şampiyonluğu aldı. Eğer takım Necati yerine bir özelci santrfor Baroş’u taşısaydı ben Baros’un şampiyonluğu çok daha erken Galatasaray’a getireceğini düşünüyorum. (Tabii burada Terim’e haksızlık etmek istemem, Baros o sene çok hata yaptı ve kendisine güvenilmesini kendisi engelledi) Nitekim, zirve maçlarda kilit kırıcı özelci oyunculara gerek duyuluyor bunu anlatmak istedim.

2012-2013 bir sonraki sezon ise Savunmada bulunması zor olan genelci Ujfalusi kaybedildi ve yerine özelci bir Dany yerleşti. Dany Semih’ten de özelci bir adam. Yani bir önceki sezona göre genelci sayisinda -1'lik bir değişim var.

Hamit genelci bir oyuncu ama yerini aldığı oyuncu Engin... Genelci bir oyuncunun yerini aldığı için durum hala -1.

Amrabat geldi.  O da özelci bir oyuncu.  Pas yapar misin desen yapamaz. Takım arkadaşlarıyla etkileşime giremez. Tek bildiği sol ileride top ile buluşup orta yapmak.  Emre'yi eksiltti ve -2 oldu.

Elmander sakatlandı oynayamadı, yerini bir diğer özelci olan Burak aldı. Müthiş sprinter falan ama takım oyunu yok. Etti -3.

Necati'nin yerini de Umut aldı.  O da savunmaya katkıda bulunsa da pas yapamayan daha çok topsuz oyunun oyuncusu.  Bu da etti -4. Hakan Balta-Riera değişikliği de oldu ama ikisi için de genelci oyuncu demiştik zaten.

Yani Galatasaray'a 2011/12 sezonunda iyi futbol oynatan genelci yapı, yerini yarı özelci bir yapıya bıraktı.

Özelci yapının avantajları da var, dezavantajları da.  Mesela özelci yapıda savunmacılarından savunma, orta sahalardan oyun kurma, forvetlerden de gol atmalarını beklersin.  Oyuncuların sahada yapacakları bellidir ve bu konuda uzmandırlar.

Ancak genelci yapıda herkes her şeyi yapar.  Sürpriz golcüler de çıkartabilirsin. Forvetlerin savunma da yapar. Bir bakarsın Eboue bir takım arkadaşının kademesinde olacağını bildiği için ileriye çıkmış ve gol atmış.  Veya Selçuk, arkasını Emre'nin kapatacağını bildiği için ceza alanına sürpriz giriş yapmış gol atmış.  Bir bakarsın Elmander kendi ceza alanına kadar rakibini kovalamış ve topu kapmış. Eboue’deki düşüş de %70-80 istikrarsızlık olsa da %20-30 bu oyun yapısının değişmesi. Chelsea maçında hücuma çıkayım dedi, arkasını doldurmadıkları için kaptırdığı topta Galatasaray stoperleri 2-2’e kaldılar. Burada Telles de dönmekte geç kaldı (diğer bek çıktığında ilerde kalmayıp geri dönmesi gerektiğini zamanla öğrenecektir)

Selçuk'un düşüşü 2012/2013 sezonunda bu özelci yapıya geçişle beraber başlamıştı zaten.  Çünkü genelci bir yapıda, bir kişilik oynarken, özelci yapıda savunmada birkaç kişilik mücadele vermek, hücumda da bir kaç kişilik hücum etmek zorunda hissetti kendisini. Tabii Melo'nun kampa geç katılması da buna etkendi.  Sadece geride kalıp savunma yapsa ileridekiler yaratamıyordu, (Burak, Amrabat, Umut yaratabilen oyuncular değil) ileri çok gittiğinde de ilerdekiler dönmüyor, Melo da tek başına ortasaha savunmasını taşıyamıyordu.

Ligin ikinci yarısında özelci Umut'un yerini bir diğer özelci Drogba aldı.  Bir zamanlar Drogba için genelci diyebilirdik ama bu yaşta o da özellikle bu sene fazlasıyla özelci.

Ve Sneijder…  O da fiziksel zaafı ve esas işi hücuma pas atmak olduğu için özelci bir oyuncu.  O da Amrabat'ın yerini aldı.  Yani ligin ilk yarısı ile ikinci yarısındaki tek fark eldeki özelci oyuncuların daha kaliteli olmasıydı.

Şimdi bu sezonun başına gelelim.

Kadroya genelci olması beklenen Chedjou eklendi ama formsuz/akli başka yerde, belinde ağrıları olan bir oyuncu takıma katıldı. Alışması çok zaman aldı.

Bir de Bruma geldi.  O da ilgi çekici bir genç olsa da gelişiminin bu safhasında bir özelci.

Genelci olan Hamit'i kaybetti Galatasaray ve yerine artık futboldan uzaklaşmış Engin'i koymaya çalıştı.  Bir diğer genelci… (Esasında Terim donemi için yapılabilecek en büyük eleştirilerden biri de bu olsa gerek) Yekta, Emre, Engin hatta Ceyhun gibi genelci oyuncuların forma şansı bulmalarının arasından o kadar çok zaman geçiyordu ki bu oyuncuların form tutmaları mümkün değil gibiydi. Takımın dışına itilmiş durumdaydılar. (Mancini’nin gelip ilk el attığı konulardan biri bu olmuştu ben de o dönem sık sık yazmıştım bu isimlere dış kapının mandalı gibi davranmadı, onları kazanmak için çok uğraştı)

Bu sebeple bu genelci Yekta’lar falan takımdan uzak kaldığı için Engin yoksa yerine özelci Bruma giriyordu ve -5'e geriliyordu Galatasaray.  Yani özelci tek bir oyuncunun bütün takım tarafından taşındığı dönem bitmiş, takımın yarısı, diğer yarısını taşımak zorunda kalıyordu.

Esasında sonuçlar da farklı bir şey göstermiyor.  Geçtiğimiz sezon, şimdiye kadar oynanan rakiplerle (deplasman-ev ayırımı yaparak) toplanan puan ile bu sezon toplanan puan arasında fark yoktu. Üstteki fotoğrafa bakarsanız geçen sezon da aynı rakiplerden 48 puan toplayan bir Galatasaray görebilirsiniz. (Karabükspor maçına kadar.)

Mancini'nin buradan sonra bir karar vermesi gerekli.  Bu takım özelci mi olacak, genelci mi?  Eğer takım özelci olacaksa ihtiyaç olan iyi savunma yapan birkaç oyuncu takviyesi ile ileride Sneijder/Burak/Drogba vs. gibi oyuncuların savunma yükünü azaltmak.  Bu da demektir ki Selçuk'a artık takımda yer yok çünkü ondan beklenen çok koşup rakipten top kapması olamaz. Genelci olsa da genelcilikle ozelciligin sınırında olan bir oyuncu. Takım savunmasına çok koşarak ve pozisyon almaya çalışarak yapmaya çalışıyor, dayanıklılığını yukarılara çekip Ceyhun’dan sonra her zaman takımın en çok koşan ismi olması aslında onun iyi niyetini de göstermiyor değil ama bu kadar, basıp alacak, ezip geçecek bir oyuncu olması imkansız. İlerde bu kadar özelci ve savunmadan uzak oyuncu kullanacaksanız Selçuk’u gözden çıkarmalısınız.

Yok, eğer amaç daha genelci bir oyun anlayışı ise (bence Mancini'nin amacı bu Drogba’nın kesilebildiğini ama Selçuk’un kesilmediğini görüyoruz) o zaman ilk 11’deki özelcilerin bir kaçının gönderilmesi gerekli.  Yaş, maaş vs itibariyle Drogba bunların başında.  Burak da eğer santrafor oynamayacaksa (tek santrafor olarak topsuz koşularıyla zaman zaman arkadaşlarını oyuna sokmayı da biliyor, Eskişehirspor maçında beni şaşırmıştı iyi duvar bile olmuştu. Zaman zaman bu rolü en ilerde iyi oynuyor ve bunu geliştirebilir gibi geliyor) feda edilebilecek diğer bir oyuncu.

Bence takım özelci Sneijder ve bir stoperi kaldırabilir. Burak da seneye en uca geçip genelci oynamayı öğrenebilir. Özellikle Sneijder'in savunmada (Mancini geldiğinden beri) daha az görev aldığını ve bu şekilde çok daha başarılı olduğunu da göz önünde bulundurmalıyız.

Son olarak Burak’a değinelim. Ben son 2-3 ayda Mancini sistemi oturttuğundan beri en çok aklımda kalan maç Eskişehirspor maçı oldu. 6 gol atılan Bursaspor ve Akhisar maçlarında dahi Galatasaray’ı Eskişehirspor maçındaki kadar beğenmemiştim. Bursa ve Akhisar maçlarında dağılan rakipler, bireysel yetenekle atılan goller ve rakip savunmaların ciddi hataları da vardı ama Eskişehirspor maçında Eskişehirspor’un da aslında çok iyi oynadığını düşünmüştüm. Sistematik olarak Galatasaray’ın rakibine en çok üstünlük sağladığı maç bence o maçtı ve Drogba yoktu. Hajroviç o maçta attırdığı golden sonra gözüme girdi, pozisyonunu sürekli korumaya çalışması ve oyundan çıkana kadar takımın en çok koşan oyuncusu olması da önemliydi. En önemlisi ise Burak’ın oyunuydu birçok pozisyonda doğru duvar oldu, doğru koşular yaptı. Sağ kanatta değil, en uçta oynaması da daha genelci bir oyuncu olmasını sağlıyordu. Burak artık 28 yaşında o müthiş deparlarını ilerleyen yıllarda insan doğası gereği kaybetmeye başlayabilir. Bu kaybın ardından basit ve değersiz bir oyuncuya dönüşmek istemiyorsa duvar olarak oynamayı öğrenmek zorunda.

İşte o zaman sağ kanada işini bilen, çok koşan, bekiyle yardımlaşarak oynayabilen bir sağ kanat gerekli, Hajroviç’ten bu konuda umutluyum. Bruma da bu konuda yardımcı olabilir. Galatasaray’da şu anda soldaki Telles-Sneijder uyumu sağ kanatta hiç yok. Eboue ve diğer sağ bekler de bu konuda biraz şanssızdı aslında önünde Burak oynayınca onunla nasıl iletişim kuracaklardı ki?

Mancini takımın iskeleti Semih-Selçuk-Burak diyor. Yabancı kuralı da onu böyle düşünmek zorunda bırakıyor zaten. O halde bu isimlere uygun düzeni kurmak zorunda. Ben Mancini’ye çok güveniyorum. Daha genelci ve daha kompakt bir takımla seneye çok daha başarılı bir Galatasaray, daha faydalı bir Selçuk ve Burak izleyeceğimizi düşünüyorum.

Tüm bunlar dışında Selçuk’un bireysel olarak, fiziksel bir düşüş içinde olduğunu da düşünüyorum tabi…

Genelci-Özelci durumunu daha iyi anlayabilmek için Jonathan Wilson'un Inverting the Pyramid kitabını öneririm.

YORUMLAR

Cem 19 Mart 2014 Çarşamba 14:44

Futbolu, takımları, taktikleri ve sistemleri daha iyi anlamamıza yardımcı olacak benzer kaynak kitaplar da paylaşabilir misiniz?


Sinan Yılmaz Köşe Yazıları