Başakşehir, Serdar Aziz'le ilgileniyor mu? Açıklama geldi

Başakşehir, Serdar Aziz'le ilgileniyor mu? Açıklama geldi

Lider Medipol Başakşehir'de Başkan Göksel Gümüşdağ, transfer çalışmalarıyla ilgili bilgi verdi.
Serdar Aziz'den sonra onun da bileti kesildi

Serdar Aziz'den sonra onun da bileti kesildi

Teknik direktör Fatih Terim’in sezonun ilk yarısında istenilen performansı gösteremeyen Eren Derdiyok’u Antalya kampına götürmeme kararı aldığı öğrenildi.
"Gol sorunumuzu çözer, mutlaka alalım"

"Gol sorunumuzu çözer, mutlaka alalım"

Şenol Güneş, Başkan Orman ile yaptığı görüşmede eski oyuncusunun alınmasını devam şartları arasında gösterdi. Yönetim Trabzonspor ile görüşmelere hız verdi.
Tolgay Arslan'da sıcak gelişme

Tolgay Arslan'da sıcak gelişme

Beşiktaş'ta kadro dışı bırakılan Tolgay Arslan takıma dönüyor. Özür dileyen Tolgay, Şenol Güneş'in onay vermesi halinde Antalya kampında yer alacak.

"Mancini, normal sürede oyuncu değişikliği yapmaması konusunda, 'Maçta 2-0 öndeydik ve pozisyona da giriyorduk. Dürüst olmam gerekirse, skorun 2-2 olacağını düşünmedim. Cuma günü yine maçımız var ve yedek kulübesindeki bazı oyuncuları kullanmak istememiştim' dedi."

Bu maçla iglili herkes bunu konuşuyordu. Gerek basın tribününde, gerek eve dönüşte metroda gerekse eve geldiğimde internette hep bu yönde teknik adam eleştirileri okudum. Kimse Mancini’nin bu kadar sıkışık bir periyotta yedek takımla maça çıkmasını eleştirmemiş fakat herkes daha kaliteli as oyuncuların oyuna daha erken alınıp maçın 90 dakika içinde bitirilmesi gerektiği hususunda fikir birliğine varmış…

Peşinen söyleyeyim bu gece ben Mancini yerinde olsaydım değil 90 dakika 120 dakika içinde bile Umut’u, Sabri’yi falan oyuna almazdım. Bunu da bir mesaj, yedek oyunculara gözdağı olsun diye değil yedek oyuncularımın, yerini dolduramadığı as oyuncularım sakatlanmasın diye yapardım. Oyun değişikliği yapsam bile Yiğit Gökoğlan gibi oyuncuları çok yorulan isimlerin yerine alabilirdim. Zira bu kupadan elenmek, maçı kazanmak umurumda bile olmazdı.

Mancini’nin de haklı olarak kupayı umursamadığını “… yedek kulübesindeki bazı oyuncuları kullanmak istememiştim” sözlerinden anlayabiliyoruz. Neden istesin ki? Neden Umut’un sakatlanma ihtimalini doğursun? Türkiye Kupası sen ona Umut’u feda etme riskini taşırken sana ne vaat ediyor tam olarak?

Sahi maddi-manevi Türkiye Kupasının tam olarak ne ehemmiyeti var üç büyükler için? Maddi getirisi futbolcularınıza bu maçları oynayacakları için verdiğiniz maç başı ücretlerini bile karşılayamayabiliyor üç büyüklerde. Para dışındaki diğer maddi getirisi Avrupa Ligi ve zaten üç büyüklerin Avrupa Ligi’ne kupa yoluyla erişmek gibi bir ihtiyaçları yok. Hele Galatasaray’ın bu sezon lig 2.’si olsa bile Şampiyonlar Ligi gruplarına direk katılacak olması, lig üçüncüsü olsa Şampiyonlar Ligi ön elemesi oynayacak olması ortadayken ne Türkiye Kupası?

Manevi olarak bir işe yarıyor mu Türkiye Kupası? Fenerbahçe 30 sene alamadı büyüklüğünden bir şey kaybetti mi? Hayır. 2 senedir art arda kazanıyor büyüklüğüne bir şey katıyor mu? Yine hayır. Bu yazıyı okuyan hemen herkes üç büyüklerin kaç lig şampiyonluğu olduğunu bilir. Fakat yazıyı okuyanların yüzde kaçı, üç büyüklerin kaçar Türkiye Kupası şampiyonluğu olduğunu biliyordur? Bugün oynadığı maçta ilk turda az daha kupadan elenecek olan Galatasaray’ın diğer rakiplerine oranla açık ara kupa üstünlüğü var ama kendi taraftarlarının bile belki yarısından çoğu kaç kez kupayı kazandığını bilmiyordur.

Uzun lafın kısası Türkiye Kupası, ligin ilk devresine gelmeden puan durumundaki beklenen yerini sürpriz şekilde kaybeden Süper Lig’in ortasıra takımlarının Avrupa Kupalarına gitmek için tek hedefi. Bunun dışında da bir önemi yok. Yani bu sene yarıştan erken kopan ama devre arası yapacaği 1-2 takviyeyle tekrar güçlü ve kaliteli bir kadroya ulaşabilecek olan Kayserispor, Bursaspor, Rizespor, Gaziantepspor, Karabükspor gibi takımlar için bu kupa. Zira bu takımlar lig sıralamasındaki yerleriyle Avrupa’ya gidemeyeceklerini ilk devre sonu yaklaşırken kanıtladıklarında tekrar savaşabilecekleri tek turnuva bu kalıyor. Eskişehirspor, Sivasspor ve Kasımpaşaspor gibi takımlar da işlerini garantiye almak için hem başarılı oldukları ligde hem de kupada aynı konsantrasyonla oynamayı kadro rotasyonlarının genişliğine göre düşünebilirler.

Bu Süper Lig ortasıra takımları dışında 2. lig, 1. lig takımlara da maddi imkanlar sunabilir ama 3 büyükler için bu turnuvanın bir şey ifade etmesi imkansız. Yani bugün Umut’un bir aylık sakatlanması mı yoksa kupadan elenmek mi deseler bence kupadan elenmek Galatasaray için daha hayırlı olur.

Dediğim gibi Mancini yerinde ben olsam 120 dakika oyuncu değişikliği yapmazdım zira bu turnuva teknik direktör olarak bana değil bu ilk eleme maçında sahada olan yedek oyunculara lazım! İlerleyen turlarda grup aşamasına geçilecek ve bir sürü maçlar oynanacak ve bu maçlar da bu yedek oyuncuların kendilerini gösterebilmeleri, forma giyebilmeleri ve maç başı ücret alabilmeleri için de önemli bir şans. Eh bu oyuncular kendi nimetlerini düşünmüyor ilk devre dalga geçtikleri rakiplerine, laubalilikleri yüzünden az daha elenecek duruma gelebiliyorlarsa elensinler zaten! Ne bu formayı hak ediyorlardır ne de bu formayı giyecekleri için alacakları maç başı ücretleri!

Galatasaray yedek takımı bugün rakibinden çok daha kaliteliydi. Fakat kendilerini senelerdir çok iyi tanıdığımız üzere ruhsuz, isteksiz ve iş ahlakından yoksundular! Zira bir çoğu 6-7 sene önceki yetenekli, genç potansiyelli oyuncu olup senelerce hiç kendilerini geliştirememeleriyle nam salmış isimler. Aslında böyle oyunculara, karakteri böyle olan oyunculara ücretlendirme sistemini peşin para, aylık, yıllık üzerinden değil en az %80 oranında maç başı olarak yapmak gerekir ki ben o zaman göreyim Engin gibi yetenekli bir oyuncu göbeği önde giden bir adama dönüşecek mi?

Bugün Galatasaray takımının sadece 2 oyuncusu Bruma ve Amrabat 20 milyon Euro’ydu sahada ve sadece ikisi bu maçı almayı bilmeliydi ama o kadar laubaliydiler ki az daha takımlarını kupanın dışına atacaklardı. Belki Amrabat devre arası gidecek ama bu turnuva bu sene en çok Bruma için önemli Galatasaray’da. Fakat takımın en laubalisi de oydu! Zaten forma şansı az, bari Türkiye Kupasında grup maçlarında sık sık oynamalı ve maç temposu kazanmalı fakat bu Galatasaray yedek futbolcularının umurunda değil.

Emre, Bruma, Engin, Yekta, Aydın vs belki yetenekliler ve fakat umursamazlar, ruhsuzlar. Galatasaray da teknik heyet ve yönetim olarak iki senedir rakipleri yerli rotasyonlarını zenginleştirirken bu oyuncuları elden çıkarmayıp üstüne bir de bunlara ödül verir gibi sözleşmelerini iyileştiren bir kulüp! Yarın (bugün) Fenerbahçe'yi Fethiyespor önünde yedek takımıyla göreceğiz ve iki yedek takım arasında nasıl bir kalite farklı olduğu hemen göze çarpacak. Üstelik bu Fenerbahçe, Galatasaray gibi 3 kulvarda yarışmamasına rağmen Galatasaray'da çok daha geniş bir rotasyona, Galatasaray'dan çok daha az para harcayarak sahip oldu. Eh Galatasaray'ın 3 milyon euro verdikleri Şanlıurfaspor'da 2.5 milyon Euro verdikleri bu maçta bile sonradan oyuna giriyor. Bu kadar hatalı transfere kasa mı dayanır?

Bu yaz ayından beri defalarca kadro planlaması diye neden bas bas bağırıyoruz? Şundan… Tam bir sene öncesine gidelim 11 Aralık 2012 Galatasaray geçen sene yine bir PTT 1. Lig takımı olan 1461 Trabzonspor’a 1-2 yenilerek yine Arena’da ilk turda elendi. O gün forma giyen ve bu rezil mağlubiyeti alan yedek oyunculara bakalım.

İlk 11’de başlayanlar ve sonradaki girenler olarak bugünkü maçta da oynayan ve geçen seneki rezillikte de oynayan oyuncular sizlere çok benzer gelecek mi bakalım? Ufuk, Gökhan Zan, Ceyhun, Engin Baytar, Emre Çolak, Sabri Sarıoğlu, Aydın Yılmaz, Amrabat, Yekta…

Gördüğünüz gibi aşağı yukarı aynı kadro aynı isimler. 3 milyon Euro’ya alınıp şimdi Şanlıurfaspor’da kimsenin ne yaptığını bilmediği Sercan Yıldırım’lar, Elazığspor’da ne zaman görsem kırmızı kart gören Çağlar Birinci'ler var ek olarak.

Şimdi bu yetersiz oyuncular geçen sene sana bu rezilliği yaşatıp, kendi yetersizliklerini senin gözüne sokuyorlar ve fakat sen gidip bunlarla maaş arttırımı yapıp sözleşme yeniliyorsun. Rakiplerin Kerim Frei’leri, Gökhan Töre’leri, Alper’leri toplarken sen yabancı kuralının düştüğünü bile bile 10 milyon Euro’yu basıp yabancı Bruma'yı alıyorsun rotasyonuna ve yedek kulübesinde tutamayacağını da biliyorsun. Bu arada Kazım’a şans veriyorsun yazın deniyorsun olmuyor veriyorsun, Erman Kılıç’ı alıyorsun 30 yaşında bakıyorsun beğenmiyorsun geri veriyorsun falan. Son derece amatörce plansız programsız tavırlar. (Bruma transferi konusunda tamamen olumsuz değilim yanlış anlaşılmasın, yeteneğine ve potansiyeline güveniyorum ve fakat gerekli elzem yerli takviyeler yapılmadan paranın tamamen öncelik olmayan Bruma'ya harcanmasına yani planlamanın saçmalığına karşıyım, Bruma'ya değil)

Tüm bu plansızlığın ortasında da, tüm bu kalitesizliğin, kalitesizlikten ziyade karaktersizliğin sorumlusuymuş gibi tüm eleştiriler yabancı diye teknik direktör Mancini’ye. Eh bu da yazık!

Bundan 30 küsur sene önceki gazeteleri açın büyük takımların mağlubiyetlerinde hep bir oyuncu eleştirisi görürsünüz ‘Milyonluk Eşekler’den tutun da “Bunlardan Adam Olmaz” başlıklarına kadar hep oyuncular alıyormuş en büyük eleştiriyi. Fakat zaman hızlı değişti. Futbolcular birden aldıkları milyonlar gazetelerin ağzına sakız olurken milyarlar kazanmaya, akıl almaz paralara ve güçe sahip olmaya başlayınca basınla iletişimleri çok güçlendi ve arkadaş, dost vs oldular. Hatta ben de basının içinden olduğum için görüyorum bazı gazeteciler bazı futbolcularla çok yakın arkadaşlar. Gazeteciler onlar sayesinde Samandıra’dan, Florya’dan vs haber alıp ‘özel haber’lerini yapıyorlarken bunlar karşılığında o x futbolcular bir gol attığında yada asist vs yaptığında aynı gazeteciler bu futbolcular hakkında abartılı övgü yorumlarını veya haberlerini yapıştırıyorlar. Karşılıklı bir kazan-kazan anlaşması.

Bu ilişki tabi ki 2 günlük yabancı teknik adamlarla, yabancı oyuncularla olmuyor ve onların kazandığı paralardan aile yaşantılarına kadar her şey edepsizce yorumlanabiliyor. Daha geçen gün Sneijder’in eşi ve oyuncu Kıvanç Tatlıtuğ ile ilgili alakasız, edepsiz bir haber gördüm bir yerlerde. Sözüm ona mizahtı bu. Aynı mizahı bu haberi yapanların eşlerine ve kendilerine de temenni ediyorum. En çok da Sneijder için böyle haberler yapabilen karakterdeki insanların, Caner’in eşiyle ilgili çıkan talihsiz görüntülerle ilgili tek bir haber yapmamasını şaşkınlıkla takdir ediyorum. Zaten öyle olmalı, Caner'in veya herhangi bir futbolcunun özel hayatı hiçbir spor gazetecisinin işi olmamalı ama bu çifte standart ve iki yüzlülük neden? Caner’in eşiyle ilgili haber spor medyasını ilgilendirmez, bir magazin haberidir ve spor medyasının bu olayı deşmemesi, bu konuyla ilgili haber yapmaması takdire şayan olduğu kadar, bu talihsizliği bir yabancı oyuncu yaşamış olsa yapacakları da ortada. Playboy dergisinde eşinin fotoğrafları kapak oldu diye Jardel’e yapılan terbiyesizlikleri hepimiz biliyoruz... Bu yerli-yabancı ayrımı artık kanıksandı insanlar bu yabancıları aşağılayınca kendilerini memnun hissediyorlar. Tüm dünyada başarılı olmuş Hiddink, Löw burada başarısız olunca. Yahu bizim memleket ne sorunlu memleketmiş diye üzüleceğine, böbürlenip "burası Almanya, Hollanda değil kardeşim" diyorlar. Yahu keşke olsa zaten. Onlar Türk olmasın sen Almanya, Hollanda gibi ol zaten. Sen ona burayı öğretme, o sana oranın kafa yapısını öğretsin zaten! Zira başarı orada...

Neyse işte bu uzun yıllardan sonra süre gelen algı bugün en suçsuz adam olan Mancini’yi herkesin gözünde en suçlu yapmaya yetiyor zira ona vurmak en kolayı!

Durum 2-2 olunca tribünler “İmparator Fatih Terim” diye bağırıyor ancak zaten bu kadro planlamasını yapanın Aydın ve Engin ile tekrar sözleşme imzalayanın Fatih Terim ve Galatasaray yönetimi olduğunu unutuyorlar. Eve dönerken metroda, basın tribününde, evde internette herkes Mancini’ye öfke kusuyor ki bu çok büyük kolaycılık.

Hele sık sık duyduğum “bu takım 2 sene şampiyon oldu, şampiyonlar liginde çeyrek oynadı” argümanı da çok yetersiz. Bu takım geçen sene 6+2+2’de yabancı sorunu yaşadığı halde başarılı oldu. Bu sene 6+0+4’e düşmesine rağmen Türk takviyesine yerine yabancı almaya devam etti. Üstüne sürekli oynattığı Türklerden Hamit de sakatlandı. Yani düzen değişti. Hem 18'e sokması gereken kaliteli Türk sayısı arttı hem de elindeki kaliteli Türk sayısı bir eksildi ve kaliteli yedeklerini de Bruma'yla falan yabancılardan oluşturdu. Geçen seneki takımla bu takım aynı yabancı kuralı düzeninde oynamıyor. Yedek takımla – as takım arasında öyle büyük bir kalite uçurumu var ki, sen her sene yabancı düştükçe ilk 18’ine bugün ve geçen sene PTT 1. Lig takımlarını yenemeyen kalitesizleri doldurmak zorunda kalıyorsun. Her sene yabancı kuralı düştükçe bu kalitesizlerin ilk 18’deki sayısı artıyor ve sen de otomatik olarak kalitesizleşiyorsun.

Galatasaray as takımı Schalke’yi eleyebilecek bir takımken, yedek takımı 1461 Trabzonspor’u ve Gaziantep Büyükşehir Belediyespor’u yenemeyen bir takım! Hele metroda gelirken bir diyaloğa kulak misafiri oldum da sanırım bu gördüğüm nirvanaydı.

İki arkadaş… Biri “Takımı görmüyor musun? Mancini ne yapsın?” dedi. Diğeri “Bu takım geçen sene Şampiyonlar Ligi çeyrek finali oynadı yapma gözünü seveyim, aynı oyuncular bunlar” dedi. Değil aynı oyuncular! Geçen sene Schalke’yi eleyen takım Muslera-Eboue-Dany-Semih-Riera-Hamit-Melo-Selçuk-Sneijder-Drogba-Burak bu takım ile o takım arasında sadece 1 (yazıyla bir) oyuncu var. Aslında bu takım geçen sene 1461’e yenilen takımla aynı takım, aynı oyuncular. Sorun ise geçen sene bu oyunculardan sadece birine muhtaç kalan as takım şimdi her maç neredeyse yarısına muhtaç kalıyor. İlk 18'inde yabancı tutamıyor çünkü. Biz ilk 11 şeklinde nitelendiriyoruz ama aslında oyuncu değişiklikleriyle beraber 14 oyuncu oynuyor her maçta ve bunlar bu gece maçı kazanamayan oyuncular oluyorlar. Bu maçı 120 dakikada çeviremeyen adamlardan sonradan oyuna girip Süper Lig maçlarını çevirmesini bekliyor Galatasaray ve bu da bu haftaya kadar hiç olmadı. Yedek kulübesinden yardım sıfır. Basketbol tabiriyle söylersek bençten destek yok. Bu istikrarsız sonuçlar ve kalitesizlik de bundan, bu hatalı kadro planlamasından doğuyor.

Son olarak birer cümle oyuncular için de söyleyeyim. Amrabat çok sinirliydi, her pozisyondan sonra istediği pası atamayan arkadaşlarına bağırdı, el kol hareketi yaptı. 8.750 edemeyeceğini kendisi de bildiğinden bunun baskısını acı bir şekilde yaşıyor. Emre ve Amrabat mental olarak o kadar vasat oyuncular ki kaç tane pozisyon harcadıklarını son pası, son hareketi yapamamalarını üzülerek izledim. Hele Amrabat’ın ofsaytta olduğu bir pozisyonda, ofsatta olmayan arkadaşına topu bırakmak yerine topa atlamasına bu kadar mental eksikleri olmasına üzülerek tanık oldum. Aydın-Bruma-Amrabat-Emre hepsi bireysel yetenekleri olan ama takım oyunu oynamayı bilmeyen oyuncular o yüzden topu alan kendi başına gitmeye tüm rakibi çalımlayıp gol atmaya çalışıyordu. Mahalle maçı gibiydi, yetenekli ama takım oyunundan, oyunu aklıyla oynamaktan yoksun hücum oyuncuları… Tam “yapsa yapsa Engin zekasıyla, kurnazlığıyla yaratıcı bir şey yapıp gol atar” diye içimden geçirirken Engin golü attı. Önce arkadaşları gol koşusu yapsın diye bekledi, fakat ayağına top beklediklerini, 4’ünün de gol koşusu yapmayı bilmediklerini görünce şut attı.

Bruma kendisini kime kanıtlamaya çalışıyor, neyin peşinde bu egoistlikle bilmiyorum. Ciddi şekilde uyarılmalı. Türkiye Kupasında devam etmeye en çok onun ihtiyacı var ama en çok onun laubalilikleri yüzünden eleniyordu Galatasaray. Aynı akıl almaz bencilliği Rizespor maçında da yaptı 2 puan kaybettirdi. Bugün de Türkiye Kupasından eleniyordu ciddi şekilde uyarılmalı.

Geri kalan herkes idare etti. Özel başka bir şey söylemeye gerek yok. Bugün Galatasaray’ın yedeklerinde bir tane Semih Kaya gibi bir karakter olsaydı forma nasıl istenir gösterirdi, koşar, mücadele eder, tekmeye kafayı sokardı. Galatasaray ‘istemeyen’ yedek oyuncularıyla böyle rezil durumlar yaşamaya mahkum geçen sene de yaşadı bu sene de yaşadı tur atladı ama bence bu rezilliği gizlemez. Kim bilir Semih belki kalitesinden ziyade, o formayı istediği için as takımda, bu oyuncular ise yedek takımdadır!

Not: Bu yazıyı biraz agresif yazmış olabilirim fakat 120 dakika o soğukta bu maçı izlemek durumunda kaldığım için müsaadenizle kendimde o hakkı buluyorum.

YORUMLAR

İlk yorumu siz yapın!



Sinan Yılmaz Köşe Yazıları