Başakşehir, Serdar Aziz'le ilgileniyor mu? Açıklama geldi

Başakşehir, Serdar Aziz'le ilgileniyor mu? Açıklama geldi

Lider Medipol Başakşehir'de Başkan Göksel Gümüşdağ, transfer çalışmalarıyla ilgili bilgi verdi.
Serdar Aziz'den sonra onun da bileti kesildi

Serdar Aziz'den sonra onun da bileti kesildi

Teknik direktör Fatih Terim’in sezonun ilk yarısında istenilen performansı gösteremeyen Eren Derdiyok’u Antalya kampına götürmeme kararı aldığı öğrenildi.
"Gol sorunumuzu çözer, mutlaka alalım"

"Gol sorunumuzu çözer, mutlaka alalım"

Şenol Güneş, Başkan Orman ile yaptığı görüşmede eski oyuncusunun alınmasını devam şartları arasında gösterdi. Yönetim Trabzonspor ile görüşmelere hız verdi.
Tolgay Arslan'da sıcak gelişme

Tolgay Arslan'da sıcak gelişme

Beşiktaş'ta kadro dışı bırakılan Tolgay Arslan takıma dönüyor. Özür dileyen Tolgay, Şenol Güneş'in onay vermesi halinde Antalya kampında yer alacak.

Nuri Şahin Bundesliga’da oynayan en genç oyuncu unvanını aldığında henüz 16 yaşındaydı. Üzerinden birkaç yıl geçince olgunlaşıp takımı Borussia Dortmund’u Bundesliga şampiyonu yapan oyuncuların da başında geliyordu. Son yılların Borussia Dortmund efsanesi onunla birlikte doğdu, gelişti ve geçen sene Şampiyonlar Ligi’nde final oynadılar. Nuri bu finali göremedi çünkü Mourinho kendisine kancayı atmıştı. Real Madrid’e kadar yükselmişti ama çok ağır bir sakatlık geçirdi, sonra Liverpool’u denedi, olmadı… Döndü Dortmund’ta yine kaldığı yerden devam ediyor. Onu Dortmund’ta o kadar çok seviyorlar ki, bu sezon başında Dortmund’a döndüğünde ilk idmanını izlemeye yüzlerce taraftar gelmişti.

Şimdi böyle bir oyuncunun Türk Milli takımının da en temel taşı olmasını beklersiniz öyle değil mi? Türk Milli takımında ondan kariyerli, ondan üst seviyede futbol oynayan kim vardı ki? Yoktu ama hiçbir zaman Türk Milli takımında da sürekli olamadı. Neden olmadığının teknik yönlerini geçmişte şu yazımda açıklamaya çalışmıştım http://wwwextensor.blogspot.com.tr/2013/10/nuri-sahin-turkiyede-neden-oynamyor.html?showComment=1383932569288 Şimdi teknik değil mental yönlerine değinelim. Neden kimse Nuri’nin üzerine gitmedi? Neden kazanmaya çalışmadık Nuri’yi?

Evvela Nuri’yi ilk kez A Milli takıma alan Fatih Terim Galatasaray’daki 2. döneminin ardından 2005 yılında Milli takımın başına gelmiş 2009 yılında görevinden alınmıştı. Bu süre zarfında ortasaha göbeğinde devşirme Aurelio’yu ve Emre Belözoğlu’nu kullandı oyun kurucu olarak. Nuri ise Almanya’nın harika çocuğu olmasına rağmen Türk Milli takımında bir türlü sürekli forma giyemedi.

Terim’in Milli takımdaki son zamanlarında 2009 yıllarında Almanya’da bir başka Türk ve harika çocuk çıkış yapmıştı. Mesut Özil! Mesut Nuri’den de yetenekliydi. Türk Milli takımını değil, Alman Milli takımını seçti. Kariyer basamaklarını da, hem Milli takım bazında hem kulüp bazında Nuri’den çok daha hızlı tırmanmasını sağlamıştı bu tercih.

O dönem çıkan haberlerde söyleniyordu ki Mesut, Terim’den forma garantisi istemiş ama Terim tarafından kendisine garanti verilmemişti. Bu garantiyi alamayan Mesut da Alman Milli takımını seçmişti. Popülist söylemleri sevenler, “benim takımımda kimsenin yeri garanti değil” diyebilirler. Fakat sonra 2010 Dünya Kupasına gidebilmek için yaratıcı oyuncu gerektiğinde 35’indeki Yusuf Şimşek’lere kalırlar. O 35’lik Yusuf Şimşek’lerle Estonya duvarını geçemezler ve 2010 Dünya Kupasına gidemeyecekleri için 2009’da görevlerini kaybetmek durumunda kalırlar.

Şimdi Mesut haksız mı? Bundesliga’nın harika çocuğu Nuri de kendisi gibi Türk ve 16 yaşından beri Bundesliga’da oynuyor ama Türkiye’de onun yerine devşirme Aurelio’lar oynuyor, sürekli sakatlanan Emre’ler oynuyor. Mesut değerinin, kalitesinin bilinmeyeceği bir yere gitme riskini neden alsın?

Hadi 2008’e kadar Nuri çok gençti, oyunu olgunlaşmamıştı, Aurelio Türk Milli takımını 2008’e götürdü, tecrübesi ve kalitesiyle değerli bir oyuncu oldu. Turnuvada da başarı geldi. Peki sonra? Aurelio yaşlanıp futbolunda düşüş yaşayınca 2008’den sonra neden oyun kuruculuk dümeni Nuri’ye teslim edilmeli?

2008’den beri Türkiye kaç turnuva kaçırdı? 3! 2010 Dünya Kupası, 2012 Avrupa Şampiyonası, 2014 Dünya Kupası. Bu üç turnuvanın da eleme gruplarında Nuri’ye kimse güvenmedi. Onun yerine kime güvendik? Emre Belözoğlu’na. Emre peki neler yaptı bu dönemde bakalım…

Emre 2008 Avrupa Şampiyonası başarısının ardından o yaz Avrupa’dan Türkiye’ye, Fenerbahçe’ye döndü. O dönemden beridir de Milli takımın oyun kurucusu. Son dönemde ondan dümeni alıp Selçuk’a vermedi diye Abdullah Avcı en ağır eleştirilere maruz kaldı. Nuri ismi yine geçmedi. Şimdi Selçuk bile yaşlandı 29 yaşına geldi o bile fiziksel bir düşüş yaşamaya başladı. Nuri ise hala genç, hala 25 yaşında! Emre şuan 33 yaşında birçok maçı kas ağrıları yüzünden 90 dakika tamamlayamıyor. Abdullah Avcı herhalde 33 yaşındaki Emre’yle Dünya Kupasına katılma kararı vermişti, müthiş bir planlama zekâsına sahip olduğu için…

2008’de Türkiye’ye 28 yaşında dönen Emre Belözoğlu o dönemden beri Fenerbahçe’de zaman zaman önemli maçlar çıkarıyor, sık sık da sakatlanıyor. Bir türlü 20 maç art arda oynayıp kalitesini yansıtabileceği bir dönem olmuyor. Bu kadar sık sakatlanan ve yaşı da geçen bir oyuncuyla 1 ay süren turnuvalara (dümeni kendisine teslim ederek) katılmak nasıl bir plandı? Nasıl kötü bir plansa 3 seferdir bu planda ısrar edildi 3 seferdir de Türkiye bu turnuvaların dışında kaldı.

Bunları neden anlatıyorum? Terim geçen günlerde “Mesut için çok uğraştık artık bizi tercih edenlere bakalım” dedi de ondan… Bence bir şeye bakmayalım hocam. Bırakalım bu popülist yaklaşımları. Bunları söyleyip söyleyip sonra Yusuf Şimşek’lere kalan da siz oldunuz. Dünyanın her yerinde yıldız isimler imtiyaz ister ve siz de onları yönetmek zorundasınızdır. İçini salt milliyetçi söylemlerle dolduramazsınız bunun. Mesut 25 yaşına gelen ve hala Türk Milli takımında sürekli olamayan Nuri’yi görünce anımsıyordur şimdi bu milliyetçi söylemleri.

Neyse ki dün İsveç maçında Nuri’yi gördük ve sevindik. Güzel de oynadı. Umarım Terim artık ona güvenir. 2016 için oyun kurucu o olur. Zira Selçuk’taki fiziksel düşüş ve yaşlanma belirtileri de erken görülmeye başlandı.

Bundan başka Milli takımla ilgili değinmek istediğim bir başka konu daha var. Niasse gitmiş Hamza hocaya “Beni Türk yapsanıza hocam” demiş. Hamza hoca da bunu Terim’e iletmiş, Terim de basına açıklama yapıyor, “Sıcak bakıyoruz. Bizi isteyenlere bakalım” vs. Bu maalesef çok üzücü yahu.

Açıklayacağım ama evvela Niasse akıllı adammış. Türk olursa, bu statü zırvalığından dolayı zengin olacağını biliyor. Türk olursa Fenerbahçe veya Galatasaray’dan vergisiz maaşı koparma ihtimali çok artacak. Şimdi üç kuruşa oynarken Türk olursa 1.5-2 milyon Euro maaşa bu iki kulüpten birine imza atma şansı olacak. Başka ülkelere de gidebilir, bayağı bonservis veren de var onun için ama adam vergisiz maaşı bulacağı Türkiye’den neden gitsin?

Sonrasında hadi Hamza hoca araştırmadı, Terim de araştırmaz mı yahu Niasse Türk Milli takımında oynayabilir mi oynayamaz mı diye?

Onlar araştırmamış, Federasyonun da nasıl süper zekâlılardan oluştuğunu zaten defalarca anlattım, bari biz araştıralım.

Efendim, Niasse’ın Türk Milli takımında oynaması imkânsız! Zira Niasse 2011’de Senegal u23 Milli takımıyla resmi maça çıkmış. Bu maçtan önce Türk vatandaşlığı da olmadığı için Fifa kuralları gereği artık Türk Milli takımında oynayamaz. Eğer çifte vatandaşlığı olsaydı bu maçlardan önce. Yani 2011’den önce hem Türk, hem Senegal vatandaşlığı olsaydı Türk Milli takımını seçme hakkı olurdu ama böyle bir şey yok.

Hajroviç’den örnek verelim kendisi İsviçre u21 milli takımıyla maça çıkmış ama anne ve babası Bosna Hersekli zaten kendisinin Bosna Hersek vatandaşlığı da var. O yüzden sonradan milli takım seçimini değiştirebilme hakkına sahip oldu. Niasse’ın ise böyle bir şansı yok.

Terim ilerleyen dönemlerde yardımcılarını, ne kadar iyi mürit olduklarına göre değil de kalitelerine göre seçerse böyle gaflar yapmaktan kurtulabilir diye düşünüyorum.

Yok, Vedat İnceefe gibileri seçince olmuyor. Burada Hamza hocada çok hata bulmuyorum. O sadece Niasse’ın sözlerini iletiyor. Önemli olan Terim’in bu ihtimali araştırması gerektiği... TFF’de bu konulara kim bakar mesela?

Mürit demişken Ümit Milli takımımızın başındaki Abdullah Ercan müthiş başarılara imza atıyor. Geçtiğimiz aylarda 20 bin lira maaşla geçinemiyorum diye gazetelere konuşup adeta ağlayan Ercan hem kız arkadaşına hem karısına para yetiştiremediğinden, (metres ne ara kız arkadaş oldu onu pek bilmiyorum) bir de çocukların okul masraflarının yükünden bahsediyordu. Karısının kız arkadaşıyla tanıştığını falan da söylüyordu (belki tanıştıklarında metres kız arkadaşa dönüşüyordur) Daha da vardı ama midem kaldırmadı 20 bin lira yetmiyor diyordu orada Nirvana’ya erdim ben.

Doğrusu böyle çok eşli bir rol model ümit milli takımımıza, gencecik çocuklarımıza müthiş bir örnek teşkil ettiği için ümit milli futbolcularımız sapıtmış olabilir. O kadar mükemmel oynamışlar ki 25. Dakikada 9 kişi kalan Yunanistan’a 1-0 da önde olmalarına rağmen maç sonunda 1-2 kaybetmişler. Kadroya da bakıyorsunuz. Beşiktaş’tan Oğuzhan, Fenerbahçe’den Salih Uçan, Trabzonspor’dan Yusuf Erdoğan, Antalyaspor’dan Emrah Başsan, Eskişehirspor’dan Aytaç Kara, Kamil Ahmet Çörekçi, Gençlerbirliği’nden Ahmet Çalık, Karabükspor’dan Musa Çağıran bunların hepsi Süper Lig futbolcusu yahu! Musa Çağıran da 1992’li değil 1990’lı gerçi… Kendisi röportajında açıkladı hem de bunu. 1990’lı olduğu için ümit milli takımımızda oynatmamız gerekir aslında! Yine müthiş etik davranıyoruz, hiç şaşırmadım. Bu federasyon beni hiç şaşırtmıyor ahlak ve etik olarak müthişler.

Neyse işte bu oyuncularımız 1-0 avantajla 25. Dakikada 9 kişi kalan Yunanistan’a yenilmeyi başarmışlar! Gerçekten bravo Abdullah Ercan!

Bu arada İsveç maçını da göz ucuyla izledim. İyi oynadık, güzel şeyler de söyleyelim diyeceğim de İsveç de çok kötü oynadı. O ilk golde kafayı vurduran stoperin yaptığını PTT 1. Lig futbolcuları yapmaz. Semih’in hatası son haftalarda sık yaptığı bir şey. Rizespor – Galatasaray maçında aynısını yaptı Kıvanç topu berbat kullandığı için %100’lük golü kaçırdı. Terim maç sonu sert eleştirmiş nitekim iyi yapmış. Zira Semih son 1-2 ayda aldığı övgülerden sonra aklı beş karış havada, genç aşıklar gibi dalgın futbol oynamaya başlamıştı. Antalyaspor – Galatasaray maçında Antalyaspor’un attığı ilk golde de çok bariz bir hatası vardı. Normalde yüksek konsantrasyonla oynayan bir oyuncunun bu kadar çok konsantrasyon hatası yapması iyi değil. Chelsea maçından önce bir iki hafta dinlendirilmeli diyordum…

Maçın 17. Dakikasında Alper’le önemli bir kontra atağa çıktık 3’e 2 yakalamıştık. 2 stopere karşı sağda Caner, solda Burak gidiyor. Alper topla kaleye kadar gidebilirdi. İlla ki iki stoperden biri tuttuğu adamı bırakıp Alper’in önüne gitmek zorunda kalacaktı. O zaman da Alper pasını boş kalan arkadaşına atabilirdi. Fakat amatör futbolcu gibi acele etti ve pası Caner’in arkasına attı. Bu takımdaşlık muhabbetlerine de dikkat etmeli Fatih Terim.

Onur’un da nihayet as kaleci olması güzel. Onun da her zaman bir zıplama sorunu var. Yan toplarda bu yüzden çok eksik. 2 duran topta 24 ve 77. dakikada çok bariz hatalar yaptı, gol yemedik fakat bu kadar kötü yan topla büyük takım kalecisi olamaz. Artık 26 yaşına geldi şu yan top sorununu çözmesi gerekiyor.

YORUMLAR

mehmet yurtsever 9 Mart 2014 Pazar 04:06

ilk kez yorumunuzu okuyorum.nihayet birileri kral çıplak demeyi başardı.tebrikler ve teşekkürler.


Sinan Yılmaz Köşe Yazıları