Başakşehir, Serdar Aziz'le ilgileniyor mu? Açıklama geldi

Başakşehir, Serdar Aziz'le ilgileniyor mu? Açıklama geldi

Lider Medipol Başakşehir'de Başkan Göksel Gümüşdağ, transfer çalışmalarıyla ilgili bilgi verdi.
Serdar Aziz'den sonra onun da bileti kesildi

Serdar Aziz'den sonra onun da bileti kesildi

Teknik direktör Fatih Terim’in sezonun ilk yarısında istenilen performansı gösteremeyen Eren Derdiyok’u Antalya kampına götürmeme kararı aldığı öğrenildi.
"Gol sorunumuzu çözer, mutlaka alalım"

"Gol sorunumuzu çözer, mutlaka alalım"

Şenol Güneş, Başkan Orman ile yaptığı görüşmede eski oyuncusunun alınmasını devam şartları arasında gösterdi. Yönetim Trabzonspor ile görüşmelere hız verdi.
Tolgay Arslan'da sıcak gelişme

Tolgay Arslan'da sıcak gelişme

Beşiktaş'ta kadro dışı bırakılan Tolgay Arslan takıma dönüyor. Özür dileyen Tolgay, Şenol Güneş'in onay vermesi halinde Antalya kampında yer alacak.

Galatasaray evinde skor üretmekte zorlanan bir takım bu sezon hücüm ayaklarına bakıyorsunuz kalite fışkırıyor ama iç sahada ligde gol sayıları 2'yi geçemiyor, baskısını ve gücünü aralıklı gösterebiliyor, devamlı kılamıyor. Zorla kazandığı Karabükspor ve Konyaspor maçlarında ancak 2 gol atabildi, kazanamadığı Rize ve Antalyaspor maçlarında ise 1 gol atabildi. Halbuki şampiyonluğa oynayan bir takım bazen maçlarını 4-1, 5-1 kazanabilmeli. Fenerbahçe Sivasspor’u, Elazığspor’u böyle yenebildi ancak Galatasaray’ın en fazla kalitesini gösterdiği süreç 45 dakika. O da Kopenhag maçı, ligde yarım saati zor geçiyorlar. Bu yaş ortalaması ve fizik kondisyon başta olmak üzere pek çok şeyle alakalı. Son Konyaspor maçı üzerinden konuşmuyorum. Son Konyaspor maçı Mancini’nin de bahsettiği gibi en çok konsantrasyon eksiğinin yaşandığı için zorlanılan bir maç. Sonra diğer nedenler sıralanabilir.

Twitterda biri “Galatasaray’ı ilk defa bu kadar sakar görüyorum, top toplayıcıları bile bir çok kez sahaya iki top birden attı” demiş. Güzel bir anlatım ve fakat işte bu 'sakarlığın' takım sporlarındaki adına konsantrasyon eksikliği deniyor. Eboue’nin ilk devre uyuması, Selçuk ve Melo’nun isteksizlikleri, Chedjou ve Semih’in sorumluluk almak istemeyişleri. Umut’un nasıl yardım edeceğini bilemeyişi, takımın tamamının top kontrol hataları, gereksiz, komik şutları, Drogba’nın kafa vursunlar diye frikikten orta kesmesi, Sabri’nin geri pası vs tamamen konsantrasyon eksiği. Bu konsantrasyon eksiğinin ana nedeni de tabi ki Mancini söylemedi ama herkes görüyor ki rehavet!

Ha bu kötü oyunun tek suçlusu futbolcular da değil, Mancini’nin de kısmı hataları olduğunu düşünüyorum. Yine de bir deneme yanılma sürecinde olduğunu öncelikli olarak göz önünde tutuyorum.

Şimdi bu maça, özel olarak dikkat etmek lazım... Nitekim çok şey anlatıyordu. Evvela Galatasaray maça topa hakim olarak başlamak istedi, savunmadan topla çıkmayı denemek, öğretmek istiyor Mancini. Gel gelelim ne Melo, ne Selçuk sorumluluk alıp geri gelip ileri top çıkarmadılar, Chedjou top isteyip oyun kurmak konusunda istekli değildi, Eboue uyuyordu tamamen, Sabri zaten bu konuda hiçbir meziyete sahip değil, Semih de Melo, Selçuk ve Chedjou sorumluluk almazken ben mi oyun kuracağım der gibi bir kenera çekilince Muslera o pozisyonları tam 3 kez yaşadı ve golü 3.’de yedi.

Bakın attığı çalım da çok büyük riskti, sonra yine rakibin önüne vurduğu top da onun değil pas istemeyenlerin hatasıydı, 3.’de yine aynısı oldu ve geliyorum diyen gol geldi. Mancini’nin bunu görüp bundan vazgeçmesi de gerekirdi ama bu işler de kolay öğrenilmiyor. Bu golleri hala Barcelona bile yiyor. Bu topu savunmadan çıkarmayı öğreneceğim diyorsan bunlar olacak.

Şimdi Galatasaray adına geçen sene savunmadan top çıkarmada en başarılı isim kimdi? Şüphesiz takımdaki en iyi top kontrole, en yumuşak bileklere sahip futbolcu, 3 sene öncesinin İspanya Milli takımı sol forvet oyuncusu Riera’ydı. Adeta Selçuk’tan sonra bir yardımcı pas istasyonu yaratıyordu ve savunmada presle sıkışan her Galatasaray’lı ona dönebiliyordu, o son derece soğukkanlı ve işini bilen bir tecrübeyle de topu boş ortasaha elemanlarıyla buluşturuyordu. Riera kadar yapamasa da her türlü fiziksel zaaflarına rağmen (hızlanma, çeviklik gibi) Hakan Balta da bu konularda iyi bir oyuncu. Garanti oynar, iyi top kontrol eder, düzgün bir ayağı vardır. Şimdi siz savunmadan topla çıkacaksanız, maç seçtiğini 2.5 senedir defalarca Galatasaray taraftarına kanıtlamış Eboue’yi değil Riera’yı kullanmalısınız solda ve sağda da tabi mecburen Sabri. Yine iki haftadır Dany deneniyor, Eboue deneniyor ama geçen sene o bölgeyi başarıyla kotaran Riera o bölgede denenmiyor bu da hayli garip bir durum açıkçası.

Maçta Mancini’nin en az 3 kez Muslera’dan top alması için Chedjou’yu uyardığını gördüm. Belli ki bu teknik direktörün zorladığı bir taktikti. Sahada Drogba’n ve Umut’un varken buna (salt bu maçı kazanmak için) çok da gerek yoktu Kayseri maçını da bu maçı da sadece Drogba ve Umut'a top şişirseniz yine kazanırsınız ama bu günkü eğitim bu maçı kazanmak için değildi zaten. Bu bir taktik eğitim ve bu eğitimin uzun vadeli... Kısa vadede kurbanı Muslera oldu ama golde hata ondan çok top almaktan, sorumluluktan kaçan stoper ve Melo-Selçuk ikilisinindi.

Melo ve Selçuk gibi sorumluluk almaktan bu güne kadar kaçmamış hata sorumluluk almaktan zevk alan iki oyuncunun aynı maçta bu kadar isteksiz olmasına da beni çok şaşırttı. Ben hafta arası yazdığım yazıda ‘Terim ve Aysal konuşmasın Galatasaray’a zarar veriyorlar’ diyenlere “kime zarar veriyor, 30 yaşındaki futbolculara mı? Çocuk mu bu adamlar” demiştim. Yanılmış olabilirim.

Melo 2. Yarının 55-60. dakikalarından sonra toparlandı ama Selçuk İnan’ın Galatasaray kariyerindeki en kötü maçıydı bu. Yine de Selçuk ve Melo’nun çok kötü görünme sebebi de biraz sistemle ilgiliydi. Birlikte maçı izlediğim arkadaşım gözlemledi bunu ben fark edememiştim, göz ardı etmiştim. Şöyle dedi “Kayserispor maçında ortaya çıkmadı ama hem Umut hem Burak ortasahaya yardım edemiyor. Emre de zaten yardım edemiyor, Selçuk-Melo da geri mi geleyip, ileri mi çıkayım bllemiyorlar.” Gerçekten çok doğru. Onun bu yorumu üzerine şunları düşündüm. Umut ve Burak’ın ortasahaya yardım edememesi topla oyunu hiç becerememelerinden. Pres yapacaklar ama top Galatasaray'da kalmadığı için yaptıkları pres de bir anlam kazanmıyor. Bu iki oyuncuyu kullanıyorsanız siz kanatlarda hiç top tutamayacaksınız demektir. Toplu oyunda, yardımı olamayan bu kanatlara bir de kazandığı topları hemen 2 saniyede ayağından çıkaran hiç topa basıp tempoyu ayarlayamayan ve yine çok top kaybıyla oynayan Emre de eklenince iyice Melo ve Selçuk’a kaldı tüm iş. Bu adamlar 4-4-2 dizilen ve kanatları göbeğe sürekli yardım eden rakibi karşılayıp savunma mı yapacak? Yoksa kimse top kullanamazken oyun mu kuracaktı? Kayseri maçında neden çıkmadı bu eksik çünkü rakip defansif ortasahası hiç olmayan, ortasahada zaten pres yapamayan yumuşak oyuncularla oynayan bir takımdı ve gerçekten de çok zayıflar bu sıra.

Ben ikinci yarı başında hemen Umut-Engin değişikliği bekledim ki topu kullanmaya bir yardımcı daha şarttı. O değişiklik biraz gecikti ve Engin yerine Aydın tercihi geldi, Aydın topu doğru kullandı ve Burak kalitesini konuşturdu. Burak ve Drogba bu ligde büyük ihtimalle sadece kendilerinin atabileceği golleri attılar. Drogba’nın attığını atabilen yok. Burak’ın attığını bir de Sow atar başka da çıkmaz. Bu kadar kaliteli golcüleri hiç besleyemeyen Galatasaray, kanatlarında ciddi sorunlar yaşıyor.

Sneijder’in madem ağrıları vardı, Bruma neden onun yerine oynatılmadı diye soruyor insan. Mantıklı bir cevap da gelebilir tabi. "Sneijder 4 maçtır çok formdaydı ve onun takıma alışmasını, liderliği ele almasını arttırmak ve daha da pekiştirmek istedim" diyebilir Mancini.

Aydın’la ilgili Mancini güzel şeyler söylemiş. Aydın bu çalışma, kendin kanıtlama sürecini Terim’le süper finalde de yapmış verim almış fakat devamı gelmemişti. Eğer bu yabancı kuralı varsa, eğer Türk oyuncular oynamak zorundaysa, bu kural bir ihtimal, profesyonel olamayan ama yetenekli Türkleri kazandırabilir. Aydın’ı, Engin’i bir ihtimal kazandırabilir. Umut’u, Sabri’yi her gün 90 dakika maça çıkarsanız şu hallerinden daha ileri gidemezler, potansiyellerine ulaşmışlardır ve maksimumları bellidir. Umut mükemmel bir profesyoneldir, takımda en sevilecek, saygı duyulacak isimlerden biridir, benim de kendisine büyük saygım var ama Umut’un maksimumu belli. Aydın ise büyük bir potansiyel, bu güne kadar kaç teknik direktörün verdiği şansı heba ederse etsin, Aydın hala çok büyük bir futbolcu olabilecek fizik potansiyele sahip. Mental ve teknik olarak da çok kötü değil zaten mental ve teknik olarak çok kötü oyuncu o pası veremez. Emre 2.5 senedir kaç oldu hem de forvet arkasında oynamasına rağmen o pası veremedi. Burak da böyle Aydın gibi değil miydi? Tigana, Aragones bir çok isimle bir çok takımda yapamadı ama Şenol Güneş’le 25 yaşından sonra patlamadı mı? Bu fiziklere bu yaşlar geç değil. Aydın için 26 yaş geç değil. Herkes attığı pası konuşuyor ama pastan hemen önce rakibine attığı çalım onun için o kadar basit ki… Aydın o kadar kolay hızlanabilen bir oyuncu ki, sırf bu bile onun ham maddesi açısından heyecanlandırıyor insanları. Aydın kadar kolay hızlanabilen çok az futbolcu var. Burak'ın güçlü mesafe kat ettikçe at gibi açılan deparları ne kadar özelse, dünyada az futbolcuda olan özel bir yetenekse, böyle birden vitesi 5 takabilmek de Aydın için böyle önemli bir yetenek. Bu yeteneklerin parlatılamaması insanı üzüyor.

Şimdi Galatasaray hem yönetim hem de teknik heyet bakımından kötü bir transfer sezonu geçirdi ve kötü bir kadro planlaması yaptı. Birbirleriyle güç yarışı yapacaklarına kadro planlaması yapmaları gerekirdi. Bu kötü kadro planlamasını gönderemediği oyuncuları daha çok maaş verip geri almasıyla da kanıtladı zaten. (Engin ve Aydın) Galatasaray yabancı kuralından sıkıntı yaşayacaktı, bu barizdi. Buna rağmen Alper Potuk’u Fenerbahçe’ye, Gökhan Töre’yi ve Kerim Frei’yi ise Beşiktaş’a kaptırdı. Bir önceki sezon başında Olcay Şahan’ı bizzat Fatih Terim istemedi 5 ay sonra ise Yiğit Gökoğlan’ı aldırdı. Erman Kılıç’ları falan ise geçiniz… 29 yaşında Anadolunun istikrarlı oyuncusunu almak olmamalı Galatasaray'ın vizyonu, bunu Mustafa Sarp'la görebilmiş olmak lazımdı.

Bakın Sabri, Yekta, Engin, Ceyhun, Aydın belki bugün Anadolu takımlarına dağılsalar, sene sonu 3 büyüklerin en çok almak isteyeceği rotasyon elemanları olurlar. Geçen sene devre arası Ceyhun Kayserispor’a kiralık gitmişti, orada oynadığı 5 aylık topla Prosinecki’den büyük övgüler almış ve takımını üst sıralara taşımıştı adeta. Eminim Ceyhun hiç Trabzonspor’da, Galatasaray’da oynamamış bir oyuncu olsa Kayserispor bu yaz Ceyhun’u 3 büyüklere 5 milyona falan satıyor olurdu.

Şimdi gazi kaçmış kola gibi oyuncular var Galatasaray’da. Ufuk’tur, Ceyhun’dur, Yekta’dır kulübenin müdavimi oldular, kişisel gelişim diye bir şey yok. Oynamaya oynamaya yeteneklerini de unuttular. Bu yedek kulübesi hiç değilse canlı tutulmalıydı, Anadoluda daha kalitelisinin olmadığını ben de çok iyi biliyorum ama daha isteklisinin de çok olduğu malum. Galatasaray yedek kulübesi gerçekten çok isteksiz ve bence ana sorunları da kalitelerinden ziyade bu isteksizlik…

Tekrar edeyim bu yabancı kuralı zorla oynatacaksa Aydın’ı oynatsın, zira onun seneye Burak olma ihtimali var. Umut’un ise ikinci yarı yaptığı bir top kontrol var. Top yukardan geliyor, Umut kaval kemiğiyle kontrol etmeye çalışıyor ve topa ancak taç çizgisinde yetişebiliyor.

Bakın bunu 30 yaşına kadar öğrenemediyseniz bir daha öğrenme şansınız yok. Bu çünkü 13-14 yaşında öğretiliyor. Dün gibi hatırlıyorum Sakaryalı bir hocamız vardı 3. Lig takımının alt yapısındaydık 2-3 metre kare çapında bir yuvarlak çizerdi, kum sahada herkesin etrafına, topları elimizle atabildiğimiz kadar yukarı atardık ve 90 derecelik bir açıyla atamadığımız için top hafif sağa, sola, arkaya yada öne doğru inişe geçerdi kendimizi topa göre ayarlayıp ayak ucumuzla topu indirmeye ve çemberin dışına çıkmamaya çalışırdık, bunu defalarca defalarca yaptırırdı. Umut da 13-14 yaşında bunu yüzlerce kez yapmış olsa o topa kaval kemiğini değil, ayak uyucunu uzatması gerektiğini refleks olarak bilirdi, bunu farkına varmadan yapardı. Bir zamanlar Servet için çok yazardım Servet 14-15 yaşında 10 kere sağ ayağıyla 50 metre sol beke, yüz kere sol ayağıyla 60 metre sağ beke pas atma çalışması yapsaydı, futbol kariyeri hep özlemini duyduğu Avrupa'da devam edebilirdi. Zira bu refleksler belli bir yaştan sonra kazanılmıyor 13-14 yaşında kazanılıyor.

Yine keza Sabri... Az daha kendi kalesine gol atacağı pozisyonda, kafasını toptan kaldırmıyor, Muslera’yı diğer kale direğinin orada sağ ayağına pas bekliyor sanıyor. Sabri 30 yaşına kadar 'hiç değilse pas atmadan önce' kafasını kaldırması gerektiğini öğrenememişse daha da öğrenemez. Alt yapıda top ayağındayken kafanı kaldırman ve oyunun mümkün olduğunca geniş alanlarını görebilmen öğretilir, bunu yapamıyorsan bile, topla aran o kadar iyi değilse bile pas atmadan önce arkadaşına bak denir. Sabri bunu bile yapamıyor. Hem de alt yapısı öyle ilçe takımı, köy takımı değil. Galatasaray alt yapısı! Ha kim vardı o alt yapıda daha dün antrenör olarak? Vedat İnceefe... Başka sorum yok. Gel gelelim Aydın, Engin böyle değil onların tanrı vergisi bir yetenekleri var.

Geçelim...

Eboue hala para ederken gönderilmeli, senede 2 maç şov yapıp 30 maç yatmasına artık tahammül edilmemeli. Onun yarısı kadar maaş alan Dany sağbek olarak ondan kötü iş yapmaz hatta daha istikrarlı oynar. İlle de birisinden sözleşme sonuna kadar yararlanılacaksa bu solbek mevkiinde Riera olmalı. Zira onu Eboue gibi satamazsınız, ben tekrar solbek pozisyonunu ele alması gerektiğini düşünüyorum. Devre arası ben olsam Eboue’yi gönderir 20 yaşlarının başında Bruma gibi gelecek vaat eden bir yabancı oyuncu transfer ederdim. Hem verdiğiniz maaş muhtemelen Eboue'ye verdiğinizin yarısını geçmez, bu yüzden bonservis de ödeyebilirsiniz. Bu doğrultuda maaşı gibi yaşı da genç olduğu için onu ligde yedek bırakmak sorun oluşturmaz. O kendisini kanıtlamak zorunda olduğu için Eboue gibi ayda bir şans verdiğinizde uyumak yerine göze girmeye çalışır.

Hücum ve savunma olarak da toplu oyunda olabilen yabancıları tercih etmek lazım. Gerekirse Muslera yerine Ufuk’u oynatıp Bruma’ya yer açmak lazım. Konyaspor maçında Eboue yerinde solda Riera, Umut yerine de sağda Bruma ve tabi Muslera yerine Ufuk olsaydı. Galatasaray bu kadar berbat bir maç çıkarmazdı. Mancini’nin deneyleri devam ediyor. Kopenhag maçında Sneijder’siz Bruma ve Aydın kanatlı hızlı kontralara çıkabilecek bir 4-4-2 bekliyorum ki Sneijder oynayamayacaksa bence bundan makulü yok.

Not: Galatasaray tribünlerini uzun zaman sonra beğendim, katılım oranı olarak değil, tezahurat olarak zaten hiç değil... Ancak bu maç kötü de oynasa futbolcularını ıslıklamadılar. Maç öncesi Uğur Tütüneker'i tüm tribün ayakta alkışladı ve maç sonu tüm takımı tribüne çağırdılar, öyle sıradan bir çağırış değildi, dakikalarca bekleyip ısrarla çağırdılar adeta futbolcuların duş almasını beklediler ve sonunda Selçuk ayağında sargılarla, Burak terliklerle çıktı. Takım duş alırken Mancini çıkıp tüm tribünü alkışladı ve takımı sahada bekledi. İşler kötü giderken bu beklenmedik destekler olumlu da olabilir. Ben baştan bu adamlar zaten çok laubali ve şımarık top oynadılar neden tribüne çağırıyorlar diye düşünmüştüm elbette Fenerbahçe maçı uğurlaması olduğunun farkındayım, yine de bu kadar kötü bir takımı alkışlamak doğru değil gibi geliyordu. Ancak dakikalarca beklemeleri ve boynu bükük tribüne giden oyuncuları motive etmeleri sanırım olumlu bir geri dönüş sağladı. Yine de (soyunma odasındaysa) Sneijder ve özellikle Drogba gibi oyuncuların da bu çağrıya kulak vermeleri gerekirdi.

YORUMLAR

İlk yorumu siz yapın!



Sinan Yılmaz Köşe Yazıları