Başakşehir, Serdar Aziz'le ilgileniyor mu? Açıklama geldi

Başakşehir, Serdar Aziz'le ilgileniyor mu? Açıklama geldi

Lider Medipol Başakşehir'de Başkan Göksel Gümüşdağ, transfer çalışmalarıyla ilgili bilgi verdi.
Serdar Aziz'den sonra onun da bileti kesildi

Serdar Aziz'den sonra onun da bileti kesildi

Teknik direktör Fatih Terim’in sezonun ilk yarısında istenilen performansı gösteremeyen Eren Derdiyok’u Antalya kampına götürmeme kararı aldığı öğrenildi.
"Gol sorunumuzu çözer, mutlaka alalım"

"Gol sorunumuzu çözer, mutlaka alalım"

Şenol Güneş, Başkan Orman ile yaptığı görüşmede eski oyuncusunun alınmasını devam şartları arasında gösterdi. Yönetim Trabzonspor ile görüşmelere hız verdi.
Tolgay Arslan'da sıcak gelişme

Tolgay Arslan'da sıcak gelişme

Beşiktaş'ta kadro dışı bırakılan Tolgay Arslan takıma dönüyor. Özür dileyen Tolgay, Şenol Güneş'in onay vermesi halinde Antalya kampında yer alacak.

Galatasaray’la ilgili yazdığım son lig maçı yazılarının tamamında istemek vurgusu yapıyorum ki takımın bu sezon çözemediği yegâne sorun bu oldu. Berbat ve uyumsuz savunma yapan takım yeri geldi Elazığspor ve Juventus maçlarında bunu bile çözdü ama ligde istemekle hırsla ilgili sorunlarını çözemediler. Dikkat ederseniz ligde diyorum. Şampiyonlar Ligi’nde çok istekliler, çok üstün bir mücadele gücü sahaya koyuyorlar ama ligde işler değişiyor.

Bunu Galatasaray bugün az koştuğu için, az pozisyona girdiği için falan söylemiyorum, oyun anlamında çok yetersiz bulmadım ben Galatasaray’ı. Daha doğrusu şöyle diyeyim. Ankara deplasmanında aşağı yukarı bu olur zaten. Bu kadar pozisyona girer, bu kadar orta keser, bu kadar korner atarsınız. Daha ilk pozisyonda da yine bu kadar kolay gol yemeyi başarırsanız da aşağı yukarı bu kadar yaparsınız belki 1-2 de olabilirdi, olmadı bunda çok sorun yok. Esas sorun şurada Galatasaray çok kaliteli bir takım ama diyelim ki kalitesiz olsun, diyelim ki rakibi Fenerbahçe, Galatasaray’ın iki katı güçte bir kadro kurmuş olsun. Öyle olsa bile Galatasaray’ın son iki yılın şampiyonu olarak arada bu kadar puan farkı olmasına isyan etmesi lazım. Hâlbuki Galatasaraylı oyuncular isyan edeceklerine, kabul ediyorlar! Daha fazla maaş aldıkları ve dünya çapında reputasyon olarak daha kaliteli kabul edildikleri rakip takım futbolcuları kadar istemiyorlar! Bugün ligimizden bağımsız Avrupadaki iyi bir futbolsevere sorsak... Galatasaray ve Fenerbahçe’nin 25 kişilik kadrolarını göstersek, adam isimlere bakar ve Galatasaray’ın daha kaliteli bir kadroya sahip olduğunu söyler. Kadro olarak Galatasaray uyumsuz olabilir, kadro mühendisliği kötü yapılmış olabilir ama Galatasaray kadrosunun Fenerbahçe kadrosu kadar istemediği de ortadadır. Zira puan farkı 1-2 olsa şanssızlıktan ve rakibinizin şansından da dem vurursunuz da hani sizde de Drogba, Snijeder var yani bir zahmet 11 puan fark varken 'hakem', 'şans' falan hiç yeterli mazeretler görünmüyorlar.

Bunu, bu umarsızlığı ben maç sonu görüntülerinde futbolcuların yüzlerinde yada faul alınca yerde kalan, sakatlığı süresince takımı gol aramasına rağmen zamanın geçmesini umursamayan Galatasaray oyuncularında görüyorum. Yahu en basitinden Eboue’nin Şampiyonlar Ligi maçlarındaki performansına bakın ligdeki performansına bakın!

Fenerbahçe 9 puan önde. Cuma günü 4-0’lık bir sonuçla şampiyonluk yolundaki rakiplerine gözdağı vermiş. Galatasaray mutlak kazanmak zorunda olduğu bir maçı daha kazanamamış puan farkı olmuş 11, Galatasaray takımı hala maç bittiğinde taraftarıyla alkışlama, öpüşme, koklaşma yapıyor. Bunu anlamıyorum. Uzun yıllar Galatasaray'da görmedim. Yeni türedi sanırım… Galatasaray iyi de oynasa kötü de oynasa, puan da kaybetse taraftarlar maç sonu takımı alkışlıyor, takım da taraftarı alkışlıyor ve soyunma odasına gidiyorlar. Aman ne asil… Güzel evet, yayıncı kuruluşun böyle mumlu, kokulu aşklı meşkli futbol programları var kısık sesle futbol aşklarını anlatıyorlar bazen erotik bir kırmızı nokta program mı yoksa bir spor programı mı olduğunu anlamıyorum işte bu Galatasaray tribün-futbolcu ilişkisi tam o programlara klip falan olur.

Yahu futbol tutkudur, sevgidir, aşktır falan da en sert spor dallarından biri olan futbol agresifliktir, mücadeledir, hırstır.

Vallahi ben mağlup olduğunda deliren Hagi’yi özledim. “Mağlubiyetine ağlamayan büyük olamaz” diyen, Trabzonspor mağlubiyetinin ardından Misimoviç takım otobüsünde kahkaha attı diye sinirlenip oyuncusuyla tartışan Hagi’yi özledim.

Galatasaray'ın yıldızları Fenerbahçeli rakip futbolcuların alamadıkları maaşları alan Drogba, Sneijder çok profesyonel oyuncular Sneijder en iyi doktorlara gidiyor, takımı Kasımpaşa ile çok önemli bir deplasman maçı oynayacakken İtalya’ya falan gidiyor, Drogba deseniz 35 yaşında büyük profesyonel ve kendisine çok iyi bakıyor bu maçta da adeta rakip savunmayı ezdi geçti ama gerçekten ligi ne kadar istiyorlar? Juventus maçında o taraftarı ateşleyen el hareketlerini ligde neden göremiyoruz bu sezon mesela? Aynı konsantrasyonla mı oynuyor? Sanmıyor, ilk yarının son dakikaları sakatlandı Drogba, yarının bitimine 1-2 dakika var kalkıp aceleyle çıkmak yerine çok yavaş hareket ediyor. Biraz da bu profesyonellikten bıkıp amatör ruhla hareket eden korneri kullanmaya koşa koşa giden, tacı atmaya depar atarak giden oyuncular görmek lazım Galatasaray'da. Eboue her maç en az 3-4 kere yere yatıyor en az 2 dakika kalmıyor her maç 5-10 dakika tek başına çalıyor.

Puan farkı olmuş 11 takımla taraftar birbirlerini alkışlıyorlar. Ben anlamıyorum Hasan Şaş’ı, Hakan Şükür’ü çok eleştiririm farklı farklı konularda ama maçı istemek konusunda onlardan böyle ‘profesyonellik’ler görmezdik biz. Hele Hagi en küçük maçtan en zor maça asla böyle umarsız davranmazdı.

Fatih Terim’in bu konuda hakkını vermemiz lazım ‘isteyen takım’ yaratabilen bir hoca Terim Türkiye’de, İtalya’da fark etmez gittiği her yerde isteyen takım yaratabiliyor. Ve Mancini taktisyenlik, profesyonellik güzel ama bu takımın arzusunun önüne de geçmemeli. Juventus maçında takım nasıl hırslı, arzulu? Kopenhag maçında İstanbul’daki takım nasıl coşkulu... Peki, ligde ne oluyor? Bu laubaliliğe bir dur demek gerek. Hoş bu 2 aylık Mancini’nin değil yönetimin el koyması gereken bir sorun.

Özellikle taraftar konusu... Taraftar tam olarak ne yaptığını bilmiyor. Bir malum taraftar grubu var birileri yönetiyor diğerleri ise tamamen kendi halinde ve her biri birbirinden farklı. Bugün maçı izlemek için ofise gidiyordum maçın başlamasına da 15 dakika falan kalmıştı. (Maç başlamadan 5 dakika önce ofise gidebildim) Metroda şöyle bir diyaloğa tanık oldum

-Bugün de Galatasaray’ın maçı varmış.

-Hımm bugüne almışlar. Saat kaçtaymış?

-Birazdan başlayacakmış. Akşam özetini izleriz artık.

-Baksana bende bilet oluyor Arena’ya gitmek istersen ayarlarız bizim şirkete veriyorlar promosyon…

-Ha olur belki…

Bu ne yahu? Tribündeki taraftarların böyle olacağına hiç olmasın daha iyi. Takımın deplasmandaki maçının saatini bile bilmiyor ama içerde iyi havalarda gelip oturur izler. Bazı futbolcular pas hatası yaparsa dalgasını geçer, ıslık çalar, eve gidince twitterda oyuncularıyla alay eder, facebookta tribünde elinde sosisli fotoğraflarını paylaşır… Yani bilemiyorum Galatasaray'da genel çok uzun vadeli bir sıkıntı doğuyor gibi geliyor bana bu maçtan ayrı olarak. 6 milyonluk, 4 milyonluk, 2 milyonluk oyuncuların kalitesini satın alabiliyorsun ama motivasyonları konusunda bir süreklilik sağlayamıyorsun.

Ben yazıyı yazmadan önce de Tomas Ujfalusi Galatasaray sportif direktörlüğüne getirilmiş. Sanırım en son yüksek motivasyonla istikrarlı oynayan yabancıyı aynı motivasyon istikrarını tekrar yabancı arkadaşlarıyla paylaşsın diye geri getiriyorlar. Getirdikleri görevin seviyesi çok yüksek ve bu görev büyük bir tecrübe istiyor. Mancini’ye bakıyorsunuz Premier Lig şampiyonluğu, Serie A şampiyonlukları, futbolculuğu da teknik adamlığı da Ujfalusi’den çok büyük ama Ujfalusi onun üstünde yetkili. Şaka mı bu? Mancini’ye sportif direktör yapacağınız Avrupa’da çok az isim var Lippi falan olur. Türkiye ise kulüp duayeni olarak söyleyebileceğiniz Fatih Terim olur, Feldkamp olur yaşasa Derwall olurdu… Sportif direktörlük böyle bir şey daha geniş kapsamlı bir yetki gerektirecek bir görev. Belli ki Ujfalusi tam olarak Sportif Direktörlük görevine getirilmiyor peki neden 'sportif direktör' diyorsunuz? 'Ağabey' olsun diye getirildi deniyor o zaman sıfatı 'ağabey' olsun. 'Takım ağabeyi'. Yazarken gülesim geliyor ne ağabeyi yahu? Ujfalusi, Semih dışında tam olarak kimin ağabeyi? Semih’e büyük faydası dokundu gerçekten... Semih'in yaşam koçu falan olsaydı bari? Hayır Ujfalusi antrenör olur, genç takım antrenörü olur, oyun zekâsı yüksek bir oyuncuydu gençlere pozisyon almayı öğretir bunlar için çok uygun bir isim önemli de bir potansiyel vaat ediyor lider karakteri ve zekası ama hayatı boyunca 1 gün yöneticilik deneyimi olmamış birinin Galatasaray gibi milyonlarca dolarlık bir A.Ş’nin bu kadar üst düzey bir yöneticisi olması nasıl bir iş? Nasıl bir kurumsallık?

Maça dönecek olursak, oyunculardan çok Mancini’yi hatalı görüyorum kaybedilen iki puanda.

3-5-2 sisteminde bir istikrar sağlamaya çalışması çok olağan ve gerekli ve fakat kendisi de biliyor ki, 5’li ortasahanın içindeki üçlü Selçuk-Melo ve Snijder’den sadece Melo mücadele gücü yüksek. Dolayısıyla siz bu üçlüye kanat/beklerden yardım götürmediğiniz sürece bu üçlü oyuna hükmetme konusunda zorlanacak. Eh Hakan Balta’nın da o görevi yapamayacağı aşikar. Galatasaray maça öyle bir çıktı ki Sağ stoper Chedjou- ortada Gökhan Zan- sol stoper Semih bir de sol bek Hakan. Sol kanat bomboş. Galatasaray tek sağ kanadıyla uçmaya çalışan bir güvercin gibi. Hakan orada gidip gelecek, ortasahaya destek verecek oyuncu değil ki. Riera da belki orada mücadele gücü olarak ekstra iş yapmaz ama Selçuk’u çok rahatlatır, top dağıtır, oyun kurar, nereye ne zaman koşu yapacağını çok iyi bilir oyunun her iki kanadını da kullanmanızı sağlar. Kanadı illa driplingle topu taşıyarak değil koşular yaparak da işletebilirsiniz. Riera da daha üç sene öncesine kadar İspanya Milli Takımının sol kanat forvetiydi ve onu en değerli kılan özelliklerinden biri de bu topsuz koşuları çok zeki bir oyuncu olduğu için çok iyi yapmasıydı. Süratli bir oyuncu olmadığı için zaten 4'lünün kanadı olmamalıydı Riera. Statik bir kanat olamazdı. Terim döneminde meziyetleri iyi etüt edilmeden alınmış ve o yüzden ilk sezon 4-4-2'nin solunda hapsedilmişti. Yine de zeki bir oyuncu olduğu için gün be gün öğrendi. Mancini’nin şimdiye kadar Hakan Balta’ya bu görevi veremeyeceğini görmüş olması gerekirdi. Muhtemelen şüpheleri de vardı hemen 35 gibi çıkardı ama dönmedi oyun.

Hakan Balta yerine sağ kanat/bek olarak Sabri’yi tercih edip solda Riera’yı kullansa hem Eboue’nin istikrarsızlığından kurtulur hem de Eboue Juventus maçında gerçekten çok koşup çok yorulmuştu ve 60’tan sonra çöktü orada bir oyuncu değişikliği zorunda da kalmazdı. Üstelik Sabri’nin kariyeri boyunca en iyi oynayabileceği mevkii de 3-5-2’nin sağı. Kanat/bek. Hem ileri geri gidebilmesi, hem arkasında Chedjou gibi atlet bir oyuncunun onun gediklerini kapatabilmesi, hem ortasahada pres gücünü arttıracak olması onu takım oyunu olarak en zararsız kılacak mevkii burasıdır. Sabri bireysel oyuna çok odaklı bir oyuncu olduğu için onu oynatmak takım oyununa zarar verebiliyor ama bu mevkii ona çok uygun zaten oyuna girdikten sonra da çok verimli oldu. Yaptığı ortalar Drogba ile buluştu ama gol vuruşları gelmedi. Sanılanın aksine de Sabri kötü orta kesen bir oyuncu değil. Geçen hafta itibariyle yaptığı ortaları kendi arkadaşlarıyla buluşturması baz alınarak en başarılı 4. oyuncu ligde. Birinci Ergün Teber 31 ortanın 14’ü başarılı %45,2, ikinci Cicinho 42 ortanın 14’ü başarılı %33,3 üçüncü sırada Erkan Zengin 34 ortanın 11’i başarılı %32,4 ve dördüncü sırada Sabri var 28 ortanın 9’u başarılı 32,1. Bugün yaptığı isabetli ortalarla Erkan’ı geçmiş olma ihtimali de yüksek. Sabri bize çok zor pozisyonda absürt şeyler denediği için öyle çok yeteneksiz bir oyuncu gibi geliyor ama bu orta kesme oran yüzdesi senelerdir böyle, yeni bir şey değil 2-3 senedir de küçük bir yükselme var. Sabri bakarak mı orta kesiyor hayır ama doğru yere kesmeyi öğrendi.

Eğer 4’lünün bekinde oynatacaksam hem sağ hem sol için ters ayağına rağmen Hakan Balta’yı tercih ederim. Fakat 3-5-2’nin kanat/beki yapacaksam yine ters ayaklı olsa bile kesinlikle her iki tarafta da Sabri’yi tercih ederim. Sağda Eboue, solda Sabri bile yine çok daha iyi bir tercih olurdu zira dediğim gibi en önemli kanat/bekin ortasaha yardımıydı!

Başka bir opsiyon sistemi değiştirmek de olabilirdi. Mancini’nin rakibe göre sistem değiştirebildiğini biliyoruz bugün 3-5-2’de devam etmesi bence makul bir fikir ama Gençlerbirliği’nin en kötü yönü de bekleri ve savunması. Savunmada bazen sol stoper bazen sol bek oynayan Tosiç dışındaki tüm oyuncular ya çok genç ya da kalitesiz oyuncular. Zira bu haftaya kadar çok hata yaptılar bugün de öyle iyi bir savunma yapamadı Gençlerbirliği, Galatasaray baskısını sürekli ve uzun dakikalara sığdıramadığı için 2. golü bulamadı bence.

Galatasaray teknik heyetinin zemini de iyi etüt ettiklerini düşünmüyorum. Ankara’da bu mevsimde yine sert bir zemin vardı. Bu zeminde bu havada ne pas futbolu? Takım ilk devre savunmadan top çıkarırken Gökhan, Semih, Chedjou falan pas oyununu deneyip hatalar yaptılar üçü de bu işi zaten beceremiyor. İlk yarı organizasyon geliştirme çalışmalarıyla heba edildi. İkinci yarı gördük ki zaten Drogba-Umut-Burak uzun oynasan bunlar üstün fizik gücüyle ezecek pozisyon üretecek bir şeyler yapacaklar. Yahu 90 dakika değil sadece +’larda Galatasaray baskı kurayım dedi 20 saniyede bir pozisyon üretti.  Elinde Drogba varken şüphesiz daha çok kullanmak lazım. Ben 10 seneyi aşkındır Galatasaray’ın Ankara’da oynadığı bütün deplasman maçlarını izledim Ankaragücü-Ankaraspor dönemleri de dahil tek organizasyon yapabildiği sene Skibbe’li dönem o zaman da saha zemini yapaydı. Hücum hattında Lincoln-Kewell-Arda-Baroş(Nonda) vardı. Hücüm hattında Umut Bulut- Burak Yılmaz varken ne pas organizasyonu yahu? Ne top kontrol edebiliyorlar ne pas atabiliyorlar ne de dripling yapabiliyorlar çok üstün fizik güçleri var ve Galatasaray’ın bunu kullanması gerekiyordu. Elinde Lincoln-Kewell-Arda-Baroş gibi yada Deivid-Alex-Semih gibi bir hücum hattı yoksa Ankara’da neden pas oyunu deneyesin ki?

Bugün Buray yada Aydın ve Umut kanatlarda 4-2-3-1 desene muhtemelen çok daha erken bir baskı kurulabilirdi Galatasaray. Sanırım Mancini önce skoru koruyayım gol yemeyeyim düşüncesindeydi. Daha sonra savunmadan beklediğim yardımı alamazsam Burak’la, Aydın’la hücümu desteklerim diye düşünüyordu ama 6. dakikada golü yeyince işler değişti. 35-40’a kadar beklemekte geç bile kaldı. Takım hücum edecek Galatasaray'ın kendi yarı sahası kalabalık hücumda Umut-Drogba-Sneijder dışında kimse yoktu. İlk 35-40 dakikayı tamamen çöpe attı Galatasaray. Sonra yüklenmeye de zaman bulamadı işin özü ilk yarıyı çöpe atmış oldu.

Gol de Lig TV yönetmeni sağ olsun bugün sahadakilerden çok daha formsuzdu golü de adam akıllı izleyemedik ama Gökhan Zan ve Chedjou’nun hatası vardı. Semih’in oldukça yakın markaj altında tuttuğu oyuncuya Gökhan da gidince Chedjou’nun yanından depar atan Stancu boş kaldı, halbuki Gökhan yerini kaybetmemeli ve Semih’e doğru koşup ortayı açmamalıydı. Chedjou da pozisyonu çok daha erken sezip Stancu’yu kaçırmamalıydı. Türkiye’ye gelmeden önce Chedjou için sezileri çok iyi diyorlardı. Galatasaray’da da çok hata yaptı ama arkasına adam kaçırdığını daha önce görmemiştik. Zira çabuk da bir oyuncu, öyle kötü bir sezisi olduğunu ben de düşünmedim, ayağı berbat, hava hâkimiyeti vasat falan ama adam kaçıracak bir oyuncu değildi bu hatayı da yapmış oldu.

Juventus maçındaki mükemmel oyununun aksine Selçuk’un bu sezon alışkanlık haline getirdiği zikzak performanslarından biri vardı. 4 günde ne değişti anlamak güç.

Fakat benim anlamakta en çok zorlandığım başta da belirtmeye çalıştığım gibi şampiyonluk elden kaçarken bu kadar tepkisiz olmak. Futbolcular şampiyonluğu gün be gün kaybediyorlar ama tuhaf bir biçimde sanki umurlarında bile değil.

YORUMLAR

İlk yorumu siz yapın!



Sinan Yılmaz Köşe Yazıları