Başakşehir, Serdar Aziz'le ilgileniyor mu? Açıklama geldi

Başakşehir, Serdar Aziz'le ilgileniyor mu? Açıklama geldi

Lider Medipol Başakşehir'de Başkan Göksel Gümüşdağ, transfer çalışmalarıyla ilgili bilgi verdi.
Serdar Aziz'den sonra onun da bileti kesildi

Serdar Aziz'den sonra onun da bileti kesildi

Teknik direktör Fatih Terim’in sezonun ilk yarısında istenilen performansı gösteremeyen Eren Derdiyok’u Antalya kampına götürmeme kararı aldığı öğrenildi.
"Gol sorunumuzu çözer, mutlaka alalım"

"Gol sorunumuzu çözer, mutlaka alalım"

Şenol Güneş, Başkan Orman ile yaptığı görüşmede eski oyuncusunun alınmasını devam şartları arasında gösterdi. Yönetim Trabzonspor ile görüşmelere hız verdi.
Tolgay Arslan'da sıcak gelişme

Tolgay Arslan'da sıcak gelişme

Beşiktaş'ta kadro dışı bırakılan Tolgay Arslan takıma dönüyor. Özür dileyen Tolgay, Şenol Güneş'in onay vermesi halinde Antalya kampında yer alacak.

Türkiye’nin en çok lig kupası kazanan takımıyla, her çalıştırdığı takımda lig kupası kazanan (Fiorentina, Lazio, İnter, Manchester City, Galatasaray) Mancini birleşince bu yılki Türkiye Kupası da Galatasaray’ın oldu.

Kupa beyi Galatasaray, kupa beyefendisi Mancini ile güzel bir görüntü sergilediler dün akşam.

Mancini’nin protokolde gülümseyişi ve maç sonu açıklamalarında “bu benim kaderim oldu artık” söylemi ilgi çekiciydi. Sinyorun tanımadığı bir sürü bakanımız sporla hiç alakaları olmadığı halde Mancini’yle el sıkışmaya gelmiş gibiydiler. Biri daha vardı ki, Türkiye Futbol Federasyonu başkanının uzattığı eli sıkmayarak yine Galatasaraylıların kalbinde taht kurdu ve bazılarının da suratlarını düşürmeye devam etti.

TFF başkanlığı ağırlık gerektiren bir iştir, siz çıkıp televizyon programlarında hiç ama hiç haddiniz olmadığı halde “Melo’ya maalesef ceza veremiyoruz”, “onu sevmiyorum, bu ülkeden göndersinler” vs diye çocuk gibi konuşursanız o elinizi böyle havada bırakırlar ve şekilden şekle girmeye alışan yüzünüz de yine farklı şekillere girebilir.

Dün sosyal medyada azımsanmayacak derecede “3 yıllık Melo’nun yaptığını Terim yapamadı, o eli geri çevirmek bu kadar zor değildi” yorumu okudum. Ben bu konuda yorum yapmayacağım. Kitlelerin aklında ‘TFF başkanı Galatasaray düşmanı’ algısını da ben yaratmadım zira. Yüzü şekilden şekle girmeye alışkın dediğim Demirören Galatasaray şampiyonluk kupasını kaldırırken ‘yüzünden düşen bin parça’ olduğunda oluştu bu algılar. Bu algıyı yaratan ve bu algıyı yaratanla kader birliği yapanlar dün akşam taraftarların sosyal medyadaki yorumlarını değerlendirebilirler. Bence bu yorumları yorumlamak gazetecilerden, köşe yazarlarından çok onların işi…

Şimdi geçelim maça… Gençlerbirliği maçından sonra şakayla karışık “Galatasaray o kadar berbat pres yapıyor ki 3-7-0 sisteminde bile oynasa, ortasahada top kazanamayacak gibi” yazmıştım. Mancini hakikatten kupa maçına 3-6-1 sistemiyle çıktı. Eskişehirspor bu sezon kalabalık ortasaha ile oynayan, oyunu sürekli kontrol etmek isteyen, hatta tamamen hücumda eksik bile kalsalar, ortasahayı kalabalık tutmaktan vazgeçmeyen bir takımdı. Bu yüzden haftalarca gol yollarında yetersiz kaldılar ama yine de bu prensipten vazgeçmediler. (zaten oyuncu kadrosu da buna uygundu) O yüzden Mancini dersine iyi çalışmış ve ortasahayı kalabalık tutarak, Eskişehirspor’un hücum organize etmesini engelledi.

Galatasaray rakibinden çok daha yorgun, çok daha hareketsiz ve güçsüz görünmesine rağmen, sistematik olarak üstün gelerek, hiç pozisyon vermeden 2-3 pozisyona girerek golünü attı ve kısır geçen mücadeleden golü çıkararak kupayı kaptı. Bunda öncelikle Mancini’nin iyi bir taktisyen olmasının payı vardı. Burak’ın çalışkanlığı, Sneijder’in ve Muslera’nın kalitesi de kupayı getiren üç önemli etkendi.

Maç Galatasaray’a verilmeyen bir penaltı ile başladı, Burak’a gelen topu Kamil Ahmet eliyle kesti ve hakem bunu görmesine rağmen düdüğü çalamadı. Maç boyu kötü bir hakem performansı izledik. Her iki takım aleyhine de o penaltıyı çalmamasının ardından daha çok Galatasaray lehine hatalar yaptı. Bu sürekli oyunu durduran hakem, bu zemine maç veren süper zeki TFF ile maçın heyecanlı ve hızlı geçmesi zaten olanaksızdı. Kupada hem Bruma’nın hem Aydın’ın futbol kariyerleri riske atılmasına rağmen kupa finalini yine rezil bir sahaya veren TFF ya art niyetlidir, ya süper zekidir ya da ikisine birden sahiptirler. Süper zeki olduklarını daha önce de çok anlatmıştım zaten.

Yine Atv’nin dün geceki komedi üçlüsü de süper zeka olduklarını kanıtladılar. İlk yarıda Semih’i sürekli sağ bek zannettiler. Semih’i sağ bek zannetmelerinden hemen sonra Telles sıfıra indi Burak’a boş kaleye pası çıkardı, o organizasyondan sonra bari sistemi algılarlar dedim ama yok o da olmadı.  Halbuki çok zor bir şey değildi. Üçlü savunma vardı Hakan sol stoper, Semih sağ stoper, Chedjou da ortalarındaydı. Telles ve Sabri de kanat bek oynuyorlardı. Bunu bile algılayamayan yorumcular için süper zeka diyorum sonra bana yorumlar geliyor çok ukalasın diyorlar. Estağfurullah adamlar süper zeki.

Öyle ki, misal Hakan Ünsal bugün yazısında demiş ki "Umut Bulut’un oyuna girmesiyle maçı çevirdi Galatasaray." İnanamıyorum… Bu kadar zekice yorumlar yapılamaz. Bu insanlar köşe yazarıysa biz neyiz? Şaka bir yana hakikatten ciddi ciddi yazma gereği duyuyorum Galatasaray dün maçı tek oyuncu değişikliğiyle bitirdi. O değişiklik de Yekta’nın çıkıp Hamit’in girmesiydi. Ancak üstün zeka, dahi Hakan Ünsal hayal gücünün sınırlarını genişleterek Umut Bulut’u da oyuna sokmuş, çift forvete dönen Galatasaray da tabi 12 kişiye çıkınca Hakan Ünsal’ın dediği gibi oyuna üstünlüğünü koymuş.

İşte bu kadar yerli hayranı, belli isimlerle ilişkileri bu kadar dostane(!) gazetecileri(?) de Galatasaray yönetimi yeri geliyor, Galatasaray TV’ye çıkarıyor. Çıkarmadıklarında da hep böyle dalavereler çıkıyor.

Gençlerbirliği maçından sonra Levent Tüzemen basın toplantısında Burak’ı öven sorular sordu Burak toplantı sonrasında “sağol Levent abi” dedi.

Bakın bu düzen ZA-RAR-LI. Bu düzen bu yerli-milli oyuncuları bebek gibi pışpışlıyor. Bu düzen bu oyuncuları 30 yaşındaki bebeklere çeviriyor. Terim bu düzeni kullanmayı iyi biliyor, kendisini onların babası gibi gösteriyor ama bu düzen uzun vadede çok geçersiz! Terim'den ayrıldıktan sonra Avrupa'ya giden onun yetiştirdiği oyuncular kendilerini geliştiremiyorlar. Zira bu durum profesyonelliklerini yok ediyor. Sürekli pışpışmalakla kısa vadeli oyuncuyu gaza getirmekle profesyonellik olmaz!

Dün yine dikkat ettim Levent Tüzemen Burak’ı falan övmek için yer arıyordu. Geçenlerde duyduğuma göre Mancini takım içindeki gruplaşmalardan rahatsızmış, yerliler-yabancılar-Almancılar diye ayrılıyormuş takım. Bunları körükleyenler belli ama yönetim bu konularda çok tecrübesiz ve basiretsiz olduğu için bizzat Galatasaray TV’nin içine kadar sokuyor bu kalemleri.

Sonra misal maçın ikinci yarısında bir söylem duydum ki gülsem mi ağlasam mı şaşırdım. Ligin en ağır santrfor oyuncusu açık ara Necati. Bunu kendisine sorsanız o da gizleyemez ifade eder. Hem fizik yapısı, hem yaşı itibariyle Necati hız olarak çok ama çok düştü. Fakat ATV spikeri maçın ikinci yarısında onun önüne atılan ve yine Necati’nin yetişemediği bir toptan sonra şöyle dedi. “Necati için bile hızlı pas” Artık nasıl yerlileri pohpohlayalım diye kendilerini karıştırmış durumdalar.

Maça dönelim çünkü bu süper zekaları yorumlamaktan yoruldum.

Sabri’nin kondisyonu çok düşmüş. Meğer 30 dakikalık bir oyuncu haline gelmiş. Son derece çabuk bir oyuncu olması, agresif bir adam olması karambol yaratmakta ve şok presle top kazanmakta, rakip savunmanın dengesini bozmakta hücum için çok etkili olabiliyor ama eskisi gibi dönemiyor artık. O yüzden maçın 20. dakikasından sonra Eskişehirspor sol beki Tarık ile sol açığı Erkan Zengin sağ stoper Semih ile sık sık 2’e 1 kaldılar. İkisi de solda oynamasına rağmen sağ ayaklı oyuncular ve ikisi de sağa çekip içeri doğru driplingler yapabildiler, bu şekilde tehlikeli oldular. Mancini bu sorunu onarmak için bence geç kaldı ve 2. devreye kadar bekledi.

Bu arada Sabri konusunu bitireyim, geçen Gençlerbirliği maçında Mancini onu son dakikalarda sola çekmek istemiş ama sağa giden Sabri sol ayağıyla ortayı kesmiş ve gol olmuştu.

Şimdi böyle çabuk, agresif, karambol kanat oyuncuları için sabit bir kanatta oynamak zorunlu değil aslında. İngiltere’ye bakarsanız böyle pırpırlar bir sağa bir sola geçer. Kibrit çöpü kadar futbol bilgisine sahip insanlar ezberden Sabri sol açık oynar mı falan diyebilirler ama bal gibi de oynar.

Gençlerbirliği maçından önce Türkiye Kupasında Bursaspor maçını yarı finali hatırlayın. Maç 2-0 Sabri gitti solda Sneijder ve Burak arasına girdi, oradaki statikliği, hareketsizliği yok etti, dağıttı orayı ve sol kanatta bir karambol yarattı top Sneijder’in önüne düştü maç 2-1 oldu. 2. yarı yine Sabri soldan bindirdi, sağ dışla pası çıkardı Burak attı. Böyle pırpırların ters ayakla tersten içe doğru girmeleri, rakip savunma hattını kırmaları, karamboller yaratmaları bazen çok verimli olabiliyor. Tüm bunları algılayamayanlar, sadece at gözlüğü takıp maç izleyenler, ezber olarak Sabri solda oynar mı falan diyebilirler tabi…

"Oynar mı, oynamaz mı?" değil de, oynadığında ne yapar onu düşünemezler, göremezler.

2. yarı Mancini Erkan ve Tarık sorununu 4’lü savunmaya dönerek ve Semih’i gerçekten sağ bek yaparak çözdü. Semih’in önüne daha sonrasında daha iyi pozisyon alan, Sabri’nin aksine pozisyonunu terk etmeden oynayan Yekta’yı koydu. Semih stoper vasıflı bir bek olarak, önünde Yekta’dan da yardım alacağı için Erkan’ı durduracaktı. O yüzden Ertuğrul hoca da Erkan’ı sağa, daha yumuşak bir oyuncu olan Telles’in önüne attı. Ancak orada da Sneijder-Sabri ve Telles ile rakipten daha kalabalık olan Galatasaray Kamil Ahmet’in oyuna katılmasını engelledi ve Erkan 2. yarıda çok fazla top alamadı, arkadaşlarında da destek alamayıp yalnız kaldı, oyundan düştü.

Ben olsam maçın 30. dakikasında Yekta – Eboue değişikliği yapar. Eboue’yi sağ kanat beke, Melo’yu derine, Sabri’yi de göbeğe çekerdim ama Mancini çok daha kurt ve sabırlı bir hoca olduğu için biraz bekleyip sistemi değişterek bu sorunu çözdü. Bir de zaten Eboue’nin istikrarına güven olmuyor. Muhtemelen Eboue ile başlasa Galatasaray, tecrübeli oyuncu sırf pozisyon alarak, oyunu soğutarak Tarık ve Erkan’ın o kadar etkili olmasına izin vermezdi ama o da güvenilebilecek bir oyuncu değil. Bir maçı diğerini tutmuyor. O yüzden değişiklikle sorunu çözmek yerine sistemle çözen Mancini daha makul bir iş yapmış oldu. (ben de bir şeyler öğrenmiş oldum kendi adıma)

Şuna değinmem gerekir ki, büyük kaleciler bazen biz izleyenler farkına varamadan çok büyük işler yaparlar. Galatasaray’ın diğer yedek üç kalecisi de çizgiyi terk etme konusunda çok korkak oyuncular. Üçü de çizgi kalecisi. Çizgi kaleciliği çoğu zaman bir stil ya da tercih olabilir ama yeri geldiğinde o çizgiyi terk etmek elzemdir. Galatasaray yedek kalecileri bu konuda çok yetersiz… Galatasaray’ın golünden bir dakika önceyi hatırlayın. Arka direkte Eskişehirli futbolcu kafayla topu kale sahası içine, diğer arkadaşına çevirdi, bomboş pozisyonda şahane bir kafa pası organizasyonuyla gol olmak üzereydi ama Muslera’nın sezileri, yan top hakimiyeti, alan kalecisi olması bu pozisyonu o kadar kolayca önlemesini sağladı ki adeta bizler tehlikeli bir pozisyonun varlığını bile hissedemedik. Pazarda karpuz yakalar gibi kolayca çıktı aldı ama çok çok önemli bir pozisyondu. Diğer Galatasaray kalecileri olsa o pozisyonda çizgide bekler ve şahane bir gol yerlerdi. Hatta herkes de derdi ki, “kalecinin yapacak bir şeyi yoktu” hâlbuki tam tersi işte. Kalecilik o kadar karmaşık bir meslek.

Gole bakarsak, daha önce yazdım mı bilmiyorum. Sneijder topun nereye düşeceğini sezen, zeki bir hücum oyuncusu. Bu pozisyonları çok yakalıyor. Bir çok kez tek vuruş deneyip bunları kaçırdı. Geçen sene Real Madrid maçı, bu sene Rize maçı, Kayserispor maçı, Konyaspor deplasmanı, Elazığspor deplasmanı vs vs. O pozisyonların tamamında bir top kontrol yapsa çok kolay pozisyon diyordum ama o inadına tek vuruş yapıyordu. Bir de anlık pozisyonlar olduğu için tek vuruş zor oluyor, ayağınıza oturamayabiliyor. Kendinizi şuta hazırlayamayabiliyorsunuz. Sneijder müthiş tekniği olduğu için iki Bursaspor maçında bir Fenerbahçe maçında, Erciyesspor deplasmanında olduğu gibi şahane tek vuruşlar da çıkardı ama bu pozisyonların çoğu kontrol yapsa daha kolay gol yapabileceği pozisyonlardı. İlk defa bu pozisyonlardan birinde dün akşam kontrolünü yaptı ve kalitesini gösterdi.

Hafta içi Mancini’nin İtalyan basınına verdiği röportajda şöyle bir soru sorulmuştu. Sizi Galatasaray’da en çok ne şaşırttı. Cevap: “Melo. İnanılmaz bir karakter ve Sneijder, o diğerlerinden çok üstün, başka bir seviye” Hakikatten o seviyeyi gösteren bir goldü. Bu sene Juventus’u eledi, Eskişehir’i ve Bursa'yı da klas golleriyle devirerek kupayı aldı. Aldığı maaşı hak eden bir top oynadı bu sezon.

Galatasaray futbolcuları arasında maaş adaletsizliğinin yarattığı da bir moral bozukluğu da var. En basitinden Ceyhun bile Yekta’nın iki katı maaş alıyor yani. Ben de Galatasaray futbolcusu olsam şu Drogba’nın aldığı maaştan rahatsız olurum. Geçen sene olmazdım ama bu sene olurum, olmalıyım da zaten. Ancak takımınızda böyle Sneijder gibi aldığı maaşı hak eden yıldızlar olduğunda takımın ona saygı göstermesi de mümkün olabiliyor. Mancini onu seneye gerekirse takım kaptanı, gerekirse takım lideri yapmak konusunda rahatlamış olacak bu yüzden. Böyle oyunculara da tüm takım saygı gösterdiğinde bambaşka bir kazanım elde ediyorsunuz. O kazanım da "her an, her yerden gol çıkarabilecek bir oyuncunun varlığı" demek. Tıpkı Hagi gibi. Galatasaray tarihinin en çok maaş konuşan oyuncuları Hagi'nin maaşını bu yüzden ağızlarına alamadılar.

Maçın 2. yarısında Galatasaray yoruldu fakat Mancini sistemi bozmamak için oyuncu değişikliği yapmadı. Umut, Eboue gibi oyuncular istikrarlarına, performanslarına güvenilemeyecek isimler oldukları için sistemi bozabilecek değişiklikler sıkıntı olabilirdi. O yüzden zeki ve her zaman doğru pozisyon alan Hamit değişikliği geldi. Ufuk, Eboue, Koray, Umut, Emre Çolak sistemi bozabilecek, garip bir şey yapabilecek oyuncular. Bir tek son 10 dakika Eskişehirspor doldur boşalta döndüğünde uzun boyuyla Ceyhun işe yarayabilirdi zaten soyunmuştu muhtemelen o da girecekti ama Mancini gerek duymadı. Son on dakika Telles ve Melo gereksiz fauller yaparak Eskişehirspor'a duran top imkanı da yaratmadı değil. Bu duran toplarda da Chedjou tecrübesiyle savunmayı iyi organize etti diyebiliriz. Her zamankinin aksine bu maç pek uyumadı. Tek uyuduğu pozisyon var, onda da az daha kendi kalesine gol atacaktı.

Eskişehirspor gol ve hücum yaratıcılığı olarak yine sıkıntılar yaşadı ve maç dönmedi. Kupa beyi ve kupa beyefendisi hak ettikleri kupaya ulaşmayı bildiler.

YORUMLAR

Ziyaretçi 9 Mayıs 2014 Cuma 01:05

Bence hak etmedik. Eğer bu Galatasaraysa ben gider Akhisarı desteklerim , Mancini bi an öne defolup gitmeli. Bi kupayı eze eze almak var, bide böyle ezile ezile ama siz Mancini yi her zaman pohpohlayan biri olduğunuz için yorum yok. İnşallah seneye defolup gider ELEMANcini.

Ziyaretçi 9 Mayıs 2014 Cuma 11:29

Nasıl bir sistemdir bu gördüğünüz, ben sahada rezil bir oyun görüyorum.Ne yani, GS önlem alan mı yoksa alınan mı olmalı, neden şöyle fazla da değil, 2-3 tane organize atak seyredemez bu taraftar?? Kusura bakmayın ama uygulamalarıyla Mancini ile devam etmek bir sezon daha kayıp anlamına gelecektir.

gslibiri 9 Mayıs 2014 Cuma 13:18

Dikkat ettinizmi bilmiyorum ama özellikle son üç yilda hiç bir final maçı akp belediyesi dışındaki belediyelik lere verilmedi

Ziyaretçi 9 Mayıs 2014 Cuma 14:06

Önlem almayı bile kompleks haline getiren bir camia olduğumuz için 1-6 lık Real Madrid maçları müstahak bize.Yeryüzünde çift santrfor oynayan takım kalmamışken Terimi pohpohlayanlar, Avrupayı değil Katarı hedeflesin.Şu yorumları okurken çıldırıyorum.Sırf Terimin bizi terk edişi hazmedilemediği için,Mancini ne yapsa,kaç kupa kaldırsa,ne kadar ucuz futbolcu alsa BEĞENİLMEYECEK.Hayır yani takıma katkısı varsa ,beraber bağıralım şu bu istifa diye

Ziyaretçi 9 Mayıs 2014 Cuma 16:29

kafa tokusturan tespih ceken GS babasi terim? Galatasaray kulturu diye bisey vardi be kardesim... yonetimin taraftar yapilandirmasina onem vermesi gerek...olurum cimbomum sarkilariyla, bayik beyinli bakis acilariyla takima zarar veren taraftardan ziyade GS kulturu savunucusu destekcilere ihtiyac var... Zaten TFFnun basindakinin beyanatlarindan belli degilmi sezonun neden boyle gectigi?

Ziyaretçi 12 Mayıs 2014 Pazartesi 10:09

butun yorumlarinizi begenerek okuyorum ancak cok uzun yaziyorsunuz bence. Daha siklikla fakat daha kisa yazmanizi tercih ederdim...Kolay gelsin


Sinan Yılmaz Köşe Yazıları