Başakşehir, Serdar Aziz'le ilgileniyor mu? Açıklama geldi

Başakşehir, Serdar Aziz'le ilgileniyor mu? Açıklama geldi

Lider Medipol Başakşehir'de Başkan Göksel Gümüşdağ, transfer çalışmalarıyla ilgili bilgi verdi.
Serdar Aziz'den sonra onun da bileti kesildi

Serdar Aziz'den sonra onun da bileti kesildi

Teknik direktör Fatih Terim’in sezonun ilk yarısında istenilen performansı gösteremeyen Eren Derdiyok’u Antalya kampına götürmeme kararı aldığı öğrenildi.
"Gol sorunumuzu çözer, mutlaka alalım"

"Gol sorunumuzu çözer, mutlaka alalım"

Şenol Güneş, Başkan Orman ile yaptığı görüşmede eski oyuncusunun alınmasını devam şartları arasında gösterdi. Yönetim Trabzonspor ile görüşmelere hız verdi.
Tolgay Arslan'da sıcak gelişme

Tolgay Arslan'da sıcak gelişme

Beşiktaş'ta kadro dışı bırakılan Tolgay Arslan takıma dönüyor. Özür dileyen Tolgay, Şenol Güneş'in onay vermesi halinde Antalya kampında yer alacak.

Öncelikle ilk maç Brezilya – Şili mücadelesinden başlayalım. Şili herkeste sempati uyandırmasına rağmen maçın hakkı bence Brezilya’nındı. Etkili pozisyonlar ve topun hakimiyeti  daha çok Brezilya’daydı fakat etkinliklerini sürekli hale getirememek bu Brezilya’nın bence en büyük sorunu.

Sebeplerini görebildiğim kadarıyla sıralayayım. Öncelikle 4-2-3-1 oynuyorlar ve ilerde Oscar gibi, Neymar gibi Fred gibi defansif özellikleri, mücadele güçleri olmayan hücum elemanları var. Scolari bu konuda genç oyuncuları Oscar ve Neymar’ı son derece motive etmeyi başarmış. Bu sayede Oscar ve Neymar çok arzulu oynamayı başarıyor, top rakipteyken de prese koşturuyorlar ama bu, bir dakikadan sonra bu yetenekli gençlerin hücumda güçlü kalabilmesini engelliyor. Topu kazanmak için çok fazla koşturdukları için topu kullanırken yeterince diri kalamıyorlar.

Hulk bu turnuvada gol yollarında kötü günler yaşasada hücum oyuncuları arasında savunmaya en çok yardımcı olan isim. Scolari’nin ona bu kadar güvenme nedeni de sanırım bu.

Burada bence en verimsiz isim Fred veya onun yerine giren Jo. Her ikisi de ne çok iyi duvar olan, pivot olabilen isimler, ne de mükemmel bitiriciler. Olumlu meziyetleri var ama bu meziyetler onları vazgeçilmez kılmamalı. Zira bu Brezilya jenerasyonun en önemli özelliği ortasaha göbeğinde çok koşan genç oyunculara sahip olmaları. Fakat Scolari bunu yeterince kullanamıyor ve 2 ortasaha göbeğiyle maça çıkıyor. Bunlardan biri de Luiz Gustavo, Wolfsburg’lu oyuncu genelde Mehmet Topal gibi, derine girerek ve pozisyon alarak, alan kapatarak oynuyor. Topun peşinde koşup, pres yapan, denge bozan bir oyuncu değil. Willian, Ramires, Fernandinho, Paulinho’dan biraz daha farklı.

Bunun dışında Scolari’nin en önemli hücum planlarından biri de iki beki. Marcelo ve Alves’in çabuklukları ve top kullanım becerileriyle hücumda fark yaratmaya da çalışıyorlar. Ancak bu hücum planı bu turnuva boyunca Brezilya’nın başına sürekli iş açtı. Hücumda fark yaratalım derken savunmada sürekli gedik açtılar. Hırvatistan maçında da, Meksika maçında da, Şili maçında da yaşandılar bu sorunları.

Thiago Silva ve David Luiz birebirde hem teknik, hem fiziksel olarak çok üstün stoperler. Fakat beklerinden yeterince yardım alamadıkları için çok fazla birebir kalıyorlar ve dikkat ederseniz golleri hep kenar ortalardan yiyorlar. Bu Şili maçındaki de bir nevi kenar ortaydı. Orta değil de pas… Fark etmez. Hırvat maçında da, Kamerun maçında da golleri kenardan gelen toplar yüzünden yediler.

Kim ne derse desin bu plan işlemiyor ve bir Filipe, Marcelo yerine çok daha verimli olurdu. Yine de bence bu sistemin işlememe nedeni sistem açığıyla alakalı en çok! Bu sistem açığı da en uçtan, Fred’ten başlıyor.

“Fred ya da Jo, ne mükemmel pivot özellikleri olan, ne de mükemmel bitiricilikleri olan santrforlar değil” demiştim. Öyleyse takıma verimlilik açısından, sistem açısından elzem adamlar da değil.

Bir direkt santrfor oynatmak yerine, bir koşan genç ortasaha daha oynatmak çok daha faydalı olacaktır. Misal Fred yerine, bir Willian değişimi aslında çok şey değiştirecektir. Şöyle ki hücumda 4 yetenekli ismi daha çok koşturmak yerine, işi ve becerisi koşmak olan bir ortasaha ile Neymar, Oscar ve Hulk’u daha zinde tutabilir ve yaratıcılıklarını daha kolay sergilemelerini sağlayabilirsiniz.

Paulinho-Luiz Gustavo ikilisi, Luiz derine girdiği için, pres konusunda yetersiz kalıyor demiştim. Luiz’i Mehmet Topal’a benzettiğim için, Ersun Yanal’ın bu yılki sistemi Brezilya için bana daha mantıklı görünüyor. Hulk’un Emenike görevi alacağı bir sistemde ve en uçta oynayacağı bir oyunda Oscar ve Neymar tamamen serbest kalabilir, ister kenarlara, ister göbeğe geçebilirler. Birazdan anlatacağım Pekerman Jackson ve James’i Uruguay maçında böyle kullandı ve onlara serbestlik tanıdı. James’in ilk golü, ona şut imkanı yaratan sistem avantajı sayesindeydi.

Bir Willian ile… Sağ haf Willian sol haf Fernandinho, merkezde stoperlerin arasına da girebilen Luiz Gustavo ile, beklerin savunma yükü de azaltılırdı. Gustavo, David Luiz ve Thiago Silva’nın arasına girebilir ve zaman zaman özellikle hücumda savunmayı üçlü hale getirip Alves ve Marcelo’yu hücuma salabilirdi. Ersun Yanal bunu bütün sezon yaptı ve Caner’in performansının bu kadar tavan olma nedeni de buydu. Topal sürekli iki stoperin arasına girerek iki hücum bek Gökhan ve Caner’e serbestlik verdi. Bu adamlar da sürekli bindirdiler, etkili oldular.

Şimdi Marcelo ve Alves sürekli bindiriyor ama Brezilya savunmada sadece 2 kişi kalıyor. Kenarlardan orta kesiyorlar ceza alanında Brezilya’dan en fazla iki stoper oluyor. Luiz Gustavo oraya gelmekte geç kalıyor çünkü ortasahada da çok görevi var. Willian ise bu görevleri azaltır ve Gustavo’nun beklere serbestlik vermesini, stoperlerin arasına girebilmesini sağlayabilirdi.

Hücumda da Kuyt, Sow ve Emenike nasıl serbest ve pozisyon değiştirip oynuyorsa aynı şey Hulk, Oscar ve Neymar için de geçerli.

Geçelim Şili’ye. Söylenecek hiçbir şey yok. Ellerinden geleni yaptılar. Kader adam Pinilla oyuna girdikten sonra bence maçın en iyisiydi ama şanssızdı. Vidal’ın hazır olamaması onları çok etkiledi ama iyi bir takımlar ve ileriki yıllarda diğer turnuvalarda da başarılı olacaklardır.

Geçelim Kolombiya-Uruguay maçına. Pekerman 2. golü bulana kadar Uruguay sistemini çözmüş ve maçı her halükarda alacak bir düzeni sahaya sürmüştü. Bu maç için 4-3-2-1’e dönmüştü. Cuadrado’yu sağ kanada hapsetmektense orta üçlünün Sanchez ve Aguilar’ın yanına koymuştu ve serbest bırakmıştı. Cuadrado bazen sol hafa bazen sağ hafa geçiyordu. O kadar çabuk bir oyuncu ki, sağ taç çizgisine hapsolmaktansa orta sahada bir sağ hafta bir sol hafta top alıp dikine kat edebiliyordu. Bu üçlünün önünde genç yıldızlar James ve Jackson vardı. Jackson süratli ve üstün fiziğiyle Teofilo’nun sağına ve soluna sürekli deparlar atarken savunmanın dengesini bozuyordu. James ise üstün tekniğiyle 10 numara pozisyonunda kalıp şut ve pas imkânı yaratıyordu kendisine. Kolombiya o kadar mükemmel bir jenerasyona sahip ki, son derece kaliteli bir rotasyonları var. Falcao sakat oynayamıyor, Sevilla’nın yıldızı Bacca sakat oynayamıyor ama onun yerine Teofilo oynuyor ve o da River Plate’in oyuncusu. Trabzonspor’dayken de çok beğendiğim bir oyuncuydu zaten ve yedeğin yedeği olmasına rağmen tekniğiyle fark yaratıyor, James ve Jackson’a top aktarabiliyordu.

Uruguay 3-5-2 gibi oynuyor ve ön liberodaki pırpır Arevalo Rios her yere koşturmasına rağmen, o bölgede çok yalnız kalıyor. Bu maçta da bir çok pozisyonda Jackson’u kovalarken James’i boş bırakmak zorunda kaldı. Bir de Uruguay’ın en büyük sıkıntılarından biri stoper üçlüsünün çok derine girmesi. O yüzden James’e şut imkanları doğacağını tahmin ediyordum. İlk boş kalmasında da mükemmel bir göğüs kontrol ve mükemmel bir şutla skoru değiştirmeyi bildi.

Uruguay’ın diğer eksiği de beklerinin kanat atakları yapamaması… Ne ortasahayı kalabalıklaştırabildiler, ne de kanat atakları yapabildiler. Bu da Uruguay’ı 3-5-2 değil de daha çok 5-3-2 oynamaya zorluyor. İlerde top tutacak bir forvet olmayınca da işleri hiç iyi gitmiyor. Luis Suarez iki maçta oynadı, hücumda yine çok iyi değillerdi ama o top tuttuğu için hiç değilse bazı pozisyonlara girebildiler. Onun olmadığı iki maçta ise hücumda rakip ceza alanına giremeyen bir Uruguay gördük.

2-0’dan sonra Tabarez hemen iki oyuncu değişikliği yaptı ve daha dirençli bir takım oldular. Uzun süredir gördüğüm en hızlı ve en hamleli takım olan Kolombiya ise çabuk yoruluyor. Maç birden bu değişiklikle döndü ve Pekerman cevap vermekte geç kaldı. 60 küsurda Teofilo çıktı bir ortasaha göbeği daha Meija girdi ve 4-5-1’e döndüler. Cuadrado sağa, James sola geçti. Jackson ilerde tek kaldı. İyice geri çekildiler ve Uruguay’a baskı kurmaları için izin verdiler. James defansif meziyetleri hiç olmayan bir oyuncu ve onun olduğu sol kanattan Uruguay akın akın geldi. Ancak bu şutları da Ospina uzaklaştırdı ve Kolombiya son yarım saatte sıkıntı yaşamadı.

Kolombiya’da iki eksik gördüm. Çok hızlılar. Üçlü ortasaha sayesinde iki müthiş atlet beki çok iyi çıkardılar. Armero ve Zuniga bu isimler… Brezilya için bundan bahsetmiştim. Aguilar derine girdi ve bu bekleri çıkardı. Sanchez ve Cuadrado pres yaptılar, top kullandılar. Ancak bu top kullanımını pek beğenmedim. Uruguay 2. gole kadar sahasına hapsolmuştu. Buna rağmen Sanchez basit pas hataları yaptı, Cuadrado zamansız top sürmeler gerçekleştirdi, top kaybı yaptı ve Aguilar da fazla derinde kaldı. Zira Uruguay sahasına gömülmüştü, onları hapsetmek bu üç ortasahanın işiydi. Topu daha iyi, daha verimli kullanmalarını beklerdim. Guarin, Sanchez yerine daha iyi olabilir gibi geliyor bana mesela. Üstelik bir uzun şut imkânı daha yaratacaktır.

2. eksikleri ise çok hızlı başlayıp, erken yoruldular. Çok hamleli, çok süratliler. Fakat bu güçlerini 90 dakikaya yayma konusunda yeterince tecrübeli değiller. Pekerman çok tecrübeli bir hoca olarak genç oyuncularını bu konuda da uyarmalı. İleriki turlarda bu iştahlarını gol atamadan yitirirlerse son yarım saatte tecrübeli bir takım golü atıp 1-0’la Kolombiya’yı eleyebilir. Bunu da en iyi İtalya yapardı, elenmese. Buna rağmen Kolombiya mükemmel bir kadroya sahip, bundan sonra Copa Amerika’da, ileriki Dünya Kupalarında falan favorilerden olacaktır. İzlenmesi de en keyifli takımlardan biri.

YORUMLAR

Ziyaretçi 1 Temmuz 2014 Salı 17:45

haf ne? :/


Sinan Yılmaz Köşe Yazıları