Başakşehir, Serdar Aziz'le ilgileniyor mu? Açıklama geldi

Başakşehir, Serdar Aziz'le ilgileniyor mu? Açıklama geldi

Lider Medipol Başakşehir'de Başkan Göksel Gümüşdağ, transfer çalışmalarıyla ilgili bilgi verdi.
Serdar Aziz'den sonra onun da bileti kesildi

Serdar Aziz'den sonra onun da bileti kesildi

Teknik direktör Fatih Terim’in sezonun ilk yarısında istenilen performansı gösteremeyen Eren Derdiyok’u Antalya kampına götürmeme kararı aldığı öğrenildi.
"Gol sorunumuzu çözer, mutlaka alalım"

"Gol sorunumuzu çözer, mutlaka alalım"

Şenol Güneş, Başkan Orman ile yaptığı görüşmede eski oyuncusunun alınmasını devam şartları arasında gösterdi. Yönetim Trabzonspor ile görüşmelere hız verdi.
Tolgay Arslan'da sıcak gelişme

Tolgay Arslan'da sıcak gelişme

Beşiktaş'ta kadro dışı bırakılan Tolgay Arslan takıma dönüyor. Özür dileyen Tolgay, Şenol Güneş'in onay vermesi halinde Antalya kampında yer alacak.

İstanbul’daki Kopenhag maçı gündüz, Danimarka’daki gece, İstanbul’daki Madrid maçının ilk yarım saati gündüz, son bir saati gece, İspanya’daki Madrid maçının ilk yarım saati gündüz, ikinci yarısı gece. İtalya’daki Juventus maçı gündüz, Fenerbahçe maçı gece… Galatasaray bu kadar dalgalı performansları sergilemesi bakımından ilginç bir takım. İtalya’daki Juventus maçında harika oynayan Chedjou, Kadıköy’de 3. Lig stoperlerinin yapmayacağı hatalar yapabiliyor. Sadece takım değil oyuncu bazlı da büyük bir istikrarsızlık problemi var. Sivasspor maçındaki Melo gündüz, 4 gün sonra Madrid deplasmanındaki Melo gece. Eboue ve hatta bu seneye kadar çok istikrarlı bir oyuncu olduğunu düşündüğümüz Selçuk bile bu sezon çok istikrarsız.

Peki, bu istikrarsızlığın sebebi nedir? Sürekli değişen sistemler, sürekli değişen oyuncular. Bence önce bu... Sezon başından beri sol bekte oynamayan oyuncu kalmadı. Real Madrid eksik diyoruz ama Galatasaray tam mı? Galatasaray belki daha bile eksik. Kalecisi, stoperi, sol beki, sağ açığı sakat. Berbat kadro planlaması yüzünden de bu mevkiiler yedekleri tarafından doldurulamıyor. Bunda da herhalde suçu olmayan yegâne insan Mancini. Fakat “bu kadroyla Fatih Terim çeyrek final oynamadı mı? 2 sene şampiyon olmadı mı?” cevabı geliyor bu konuda yorum bildirenlere… Unutuluyor ki Galatasaray son iki sene şampiyon olurken rakipleri şike depremiyle boğuşuyordu ve geçen sene Şampiyonlar Ligi Çeyrek Finali oynayan takım da Cluj’u, Braga’yı geçip, Almanya’da bir sürü gol kaçıran Schalke’yi elemişti. Bunlara rağmen Galatasaray başarılı mıydı? Evet. Ve fakat yaptığı milyon euroluk harcamalara kıyasla başarılı mıydı? Bunu kısa vadede göremezdik. Uzun vadede görecektik. Galatasaray 2 senedir diğer rakiplerine oranla müthiş yatırımlar yaptı ancak fayda fiyat analizini geçen sene yapabilme fırsatı olmadı.

Galatasaray geçen sene de ligin 12. Haftasında 22 puan toplamıştı ancak liderdi. Bu sene de 22 puan topladı ve 5. sırada. Zira rakipleri de artık ‘şike’ depreminin yaralarını sardı ve daha kaliteli kadro kurmaya başladı. Buna rakiplerinin son dakika galibiyetlerindeki şans faktörü ve yine rakiplerinin sadece ligde oynaması da eklenince. Üstelik geçen seneye nazaran bu sene kura şansının tepe taklak olmasıyla şampiyonlar ligindeki yorucu, yıpratıcı fikstür de eklenince Galatasaray birden psikolojik bir bunalıma girdi. Geçen sene kalite ve şov takımı olan Galatasaray 6 ayda bu duruma gelince oyuncularda çok ciddi bir özgüven sorunu doğdu. Oyuncularını psikolojik olarak hazır tutmada dünyanın en iyi teknik direktörlerinden biri olan Terim’in gidişi de bunda etkendir. Oyuncuların yeterince profesyonel olmaması da aynı doğrultuda yine keza… Kadıköy deplasmanında Chedjou’nun yaptığı komik penaltı sonrası kendilerine inancını kaybeden oyuncular. Real Madrid’ten 2. golü yediğinde de aynı duruma düştü.

Lucescu Terim’den sonra nasıl bambaşka bir teknik adamsa Mancini de öyle. Lucescu’nun çok beğendiği bir teknik direktör olan Mancini, Rumen teknik adamın aynı zamanda “Galatasaray’ın Terim’den sonra getirebileceği en iyi hoca” olarak yorumladığı bir isim. Mourinho ve Fatih Terim’den sonra her hocanın yaşadığı sıkıntıları yaşıyor şuan. Bu tarz teknik adamlar futbolcularını özel hissettirirken ondan sonra gelen hocalar bu futbolcuları tekrar motive etmede çok zorlanıyorlar. Bunu sadece ‘o da Mourinho takımıyla iyi ayrılmadığı için’ Ancelotti yaşamadı. Mourinho özellikle İnter’den ayrıldıktan sonra, Porto’dan, Chelsea’den ayrıldıktan sonra yaşandı bu sorunlar. Terim de Fiorentina’ya gidince Lucescu yaşamıştı. Şimdi Mancini yaşıyor. O yüzden ekstra zamana ihtiyacı var. Futbolcuların ‘Fatih’in aslanları’ sıfatından çıkıp, kendi başlarına aslan olabileceklerini görmelerini sağlamak adına bayağı zamana ihtiyacı var. Şunu da ekleyelim ki Lucescu bunu kadroyu neredeyse tamamen değiştirerek çok daha düşük profilli oyuncuları ‘aslan’ yaparak başarmıştı.

Her teknik direktörün doğal olarak farklı yoğurt yeme şekilleri var. Mantıklı olan teknik adamları yoğurt yiyişleriyle eleştirmek değil yoğurdu yiyip yiyememeleriyle eleştirmek olur. Galatasaray Lucescu’yu gönderip, Fatih Terim’i tekrar getirirken “Evet çok düşük paraya kurduğu kadroya rağmen şampiyon oldu ama bizi Terim kadar heyecanlandırmıyor” demişlerdi.

Neyse konuyu dağıtmadan Mancini’nin farkına ve maça geçeyim. Mancini Terim’e göre çok daha fazla rotasyon kullanan bir teknik direktör. Üstelik birçok maçta rakibine göre bir takım kurabiliyor. Terim ise hiçbir rakip ayırmadan kendi oyun düzenini diretiyor. Bu uzun vadede bence daha iyi tabi… Mancini de kendi istediklerini oyuncularına öğrettiğinde belki daha çok rakip değil, kendi takımının yapabildiklerini düşünerek maçlara çıkmaya başlayabilir.

Terim her ne olursa olsun bir önceki maçta iyi futbol oynayan bir oyuncuyu kesmezken, Mancini bir sonraki maça uymayacağını düşündüğü oyuncuyu bir önceki maç harikalar da yaratsa yedek bırakabiliyor. Terim bu maça ne olursa olsun Sivasspor maçında harika oynayan Burak’ı kesmez ve 20 dakikalarda komik bir şekilde kırmızı kart gören Dany’i de oynatmazdı. Performans onun için çok belirleyici, Mancini için ise taktik ve rasyonel düşünce daha önemli.

Dany her ne kadar Sivasspor maçında gördüğü kart yüzünden bu maça çıkmayı hak etmese de Madrid sağ kanadında da Bale oynuyordu. Ancelotti daha aylarca Ronaldo’yu sol kanatta kullanacağı için sağ tarafta Bale’yi kullanacağından bu maç için bir değişiklik yapmadı. Ronaldo sakat olduğunda Bale’yi sola çekmedi. Zira sağ tarafta ne kadar çok oynarsa o kadar uyum sağlar diye. Bunun bilincinde olan Mancini de Bale gibi çok süratli bir oyuncunun karşısına çok yavaş futbolcular olan Riera veya Hakan’ı koymadı. Bunun yerine her ne kadar ters ayakla oynasa ve hücuma destek veremese de Dany’i koydu. Savunmanın bu kadar rezil duruma düşmesinde bence 2. yarı ortasahadan hiç destek alamamalarının daha büyük payı var da neyse. Rotasyon tercihi Dany konusunda çare olmadıysa da Umut konusunda verimli olabildi.

Kalede Eray gibi çok düşük seviyeli ve refleksleri gerçekten çok kötü bir kaleci olmasa Muslera olsa bugün Mancini dehası, Umut tercihi vs yazıları çok okurduk. Zira o refleks eksiğinden yenen ilk iki gol olmasa zaten sonraki iki gol de olmaz. Son iki gol tamamen konsantrasyondan ve mücadeleden uzaklaşmış bir takımın yediği gollerdi.

Şunu da söylemek gerekir ki zaten Galatasaray’ın en iyi bölgesi 2 senedir forvet hattıydı. Umut ve Burak zaten Trabzonspor'da da Galatasaray'da Drogba gelene kadar da kanıtladıkları üzere belli bir seviyenin üzerinde bir ikiliydi. Belki yeterince uyumlu değiller. İkisi de teknik zaafları olan oyuncular ama fiziksel üstünlükleri özellikle Türkiye Liginin zaten çok üzerinde oyuncular. Çoğu zaman tek santrfor, zaman zaman ikili oynuyor ve zaten fark yaratıyorlardı ama savunma hep sorunluydu. Drogba'nın gelişi bir de tek santrfor oynama ihtimalini de ortadan kaldırdı. Sonra Galatasaray’ın oyun kurucusu zaten takımın en iyi isimlerindendi, Avrupa'nın bile sayılı oyun kurucularındandı, çok formdaydı ve fakat yine bir başka mükemmel oyun kurucu olan Sneijder alındı, Galatasaray’ın hücum hattı zaten çok iyiydi. Drogba-Sneijder daha da kaliteli bir hale getirmedi mi elbette getirdi ama bu yıldızların yerine misal Terry-Adriano veya Kolarov ikilisi alınsa Galatasaray çok daha dengeli ve iyi bir takım olurdu bence. İşte kadro planlamasından habersiz insanlar hala iyi olan bölgeleri güçlendirip kötü bölgeleri olduğu gibi bırakınca ‘üstü forma altı sorma’ bir takım yarattılar.

Semih’in yanına atlet, Dany tarzında bir stoper olan Chedjou’nun değil de zeki ve organize eden lider bir stoperin Ujfalusi tarzı bir oyuncunun gereksinimi de kör göze parmaktı ama görmeyenler bir türlü görmedi. Chedjou kötü bir oyuncu değildir diye tahmin ediyorum bu güne kadar Türkiye’de kötü performans gösterse de Lille ile Fransa Ligi şampiyonluğu yaşamış, geçen sene Fransa Ligi’nin en iyi defans oyuncusu seçilmiş bir oyuncunun yanında uyumlu bir stoperle çok daha verimli olabileceğini düşünüyorum ama Chedjou geldiğinden beri herkesle savunma hattını oluşturdu. Sağında Sabri-Eboue, solunda Riera-Hakan-Dany-Semih-Gökhan Zan herkes sırayla oynuyor. Aslına bakarsanız günah keçisi Dany de olamaz. 3 milyona gelip 1 milyona oynayan ve zaten yedek olan oyuncuyu her deliğe yamamaya çalışıyorsunuz ve olmayınca da suç onun oluyor. Galatasaray’ın adam akıllı bir sol beki olsa sol bek yedeği olabilecek tecrübeli Hakan sakatlandığında stoper yedeği Dany’e bu görevi vermek zorunda kalmaz.

Galatasaray’ın rakiplerinin yedek stoperlerine bakıyorum. Ersan Gülüm olsun, Bekir olsun asla Dany’den iyi oyuncu değil bana sorarsanız. Sorun Dany'de değil, sorun Dany'nin sürekli oynamasını sağlayan kadro planlamasında.

Dün Arbeloa gibi basit futbol oynayan bir bek oyuncusunun bu kadar etkili oynaması da zaten Dany’nin suçu değil. Arbeloa çok çıkan ataklara destek veren bir bek olmamasına rağmen Amrabat o kadar kötü bir oyun oynadı ki Arbeloa’yı yıldız yaptı. Maçtan önce Amrabat’ın maçın kaderini belirleyecek oyuncu olacağını düşünmüştüm. Zira Amrabat daha önce en iyi maçlarını geçen sene Manchester United’a karşı ve Real Madrid’e karşı oynamıştı. Bu maçta da gerek savunmaya yapacağı yardım, Bale’e gelebilecek desteği kesebilmesi gerek de hücumdaki etkinliğiyle kilit adam Amrabat olur dedim ve oldu. Sayesinde Arbeloa hayatının en iyi maçına çıktı.

Amrabat transferine de bakacak olursak… Evet Süper Lig’de göze batan bir futbol oynuyordu, yere çok sağlam basıyor, çok top taşıyor, dripling yapıyor vs ama kafasını kaldırmıyor, doğru oyuncuya pası atamıyor, daha çok kendi başına oynuyordu. O zaman da Amrabat’a verilen para çok tartışılmıştı dünyada Türkiye’den başka bir ligde futbol oynanıp oynanmadığını neden illa Türkiye Ligi’nden yabancı transfer yapıldığını sorgulamıştık. Tek çıkar yol Hasan Şaş’ın da tıpkı Amrabat gibi bir oyuncu olduğuydu. O da kafasını yerden kaldırmayan, oyunu sürekli sıkıştıran, takım oyununu baltalayan bir kanat oyuncusuydu ama fiziğini biraz daha geliştirince tutulamayan bir kanat adamı oldu. Gerçi bu performansı da 1-2 seneyi geçmedi sonra sürekli tartışılan bir rotasyon oyuncusuna dönüşmüştü. Amrabat, Hasan Şaş gibi kendisini geliştireceğine daha da geriye gitmiş, dayanıklılığını da kaybetmiş görünüyor.

KALİTE FARKI

Yazının sonuna şunu da ilave etmek istiyorum. Bizler, bu yazıyı okuyan herkes. Real Madrid’ten fark yemek için bile Real Madrid seviyesine çıkmaya başarı gözüyle bakan takımların taraftarlarıyız. Fenerbahçe en son kaç sene önce Şampiyonlar Ligi grup maçı oynadı? Beşiktaş kaç sene önce oynadı? Galatasaray geçen seneden önce ne zaman oynamıştı? 2006, 2008, 2009 falan. Bizler zaten bu maçları oynamayı 3-4 senede bir hak eden takımlarız. Real Madrid rotasyonla çıktığı maçta oynattığı ön liberosunu 30 milyon Euro’ya transfer ediyor. Galatasaray’ın en görkemli kadro kurduğu bu dönem bile en fazla verdiği bonservis ücreti 10 Milyon Euro’ları geçmiyor. Arada çok büyük bir kalite farkı var.

Bu Dany yedek stoper olarak Galatasaray’la geçen sene şampiyonluk yaşarken Süper Ligde kendisinin zaaflarını kullanabilecek bir santrforla karşılaşmamıştı. Galatasaray’a gelmeden önceki sene Binya ile ikisi Gaziantepspor savunma hattında oynuyorlardı ve son 10 hafta gol falan bile yememişlerdi. Rakipleri ceza sahasına yaklaştırmıyorlardı bile savunma hattını neredeyse ortasahaya yakın tutuyorlar, savunma arkasına top bile atılsa hızlarıyla sürekli bu atakları kesiyorlardı. Türkiye Liginde Dany ve Binya’ya uzun mesafede baş edebilecek kaç santrfor var? Burak ve Sow üçüncüsü de bu yaz geldi Emenike. Sadece iki takımın forvet hattında bu oyuncuları geniş alanda cezalandıracak forvetler var. Real Madrid’te öyle mi? Real Madrid’de kadronun tamamı buna karşı koyacak kadar süratli.  Bu Dany haftalarca Süper Ligde Galatasaray’ın stoperiydi. Hangi maçta böylesine ezildi? Hangi maçta zaafları bu kadar ortaya çıktı? Daha 2 ay önce Beşiktaş’a karşı Semih’le yan yana oynadı kalite eksiği göründü mü? Kalite eksiğinin ortaya çıkması için bu eksiği ortaya çıkaracak kalite de şart.

Sonra keza Amrabat. Kayserispor’la İnönü’de oynadığı bir maçı hatırlıyorum. İbrahim Toraman’ı bir oraya bir buraya yatırıyordu. Şampiyonlar Liginde ne oluyor. Rakip yardımlaşıyor ve Amrabat çaresiz kalıyor.

Tabi Cluj ve Braga’nın kalitesi de tüm bunları görmeyi geciktirdi. Dany’nin karşısına ona geniş alanda sorun çıkartacak ilk adam Farfan çıktığında İstanbul’daki Galatasaray-Schalke maçında ilk ihtimalleri görmüştük.

Mancini’nin transfere ve zamana ihtiyacı var. Yok olmaz! Terim bu takımla çeyrek oynadı, şampiyon oldu dersen bu saçmalığın dik alası olur. Mancini’nin rakipleri Cluj veya Braga değil Juventus. Fenerbahçe ve Beşiktaş da geçen iki seneden çok daha güçlü! Ayrıyeten Galatasaray da geçen senelerden daha kötü! Zira yapılan saçma sapan kadro planlamasının ve iki senedir belli olan seneye 5+0+3 olacak olan yabancı kuralının, her sene kötüye giden kadro planlamasının suçlusu da Mancini değil. Ha ama ortama yabancı olan o, vurun kellesini gitsin.

Son söz; Türk futbolunun başına getirilen Fatih Terim'in yabancı kuralı hakkında çok değil 2 ay önce söylediklerini unutması ve yetkili olunca bu sorunu hatırlamaması hep Mancini'nin suçu.

YORUMLAR

İlk yorumu siz yapın!



Sinan Yılmaz Köşe Yazıları