Başakşehir, Serdar Aziz'le ilgileniyor mu? Açıklama geldi

Başakşehir, Serdar Aziz'le ilgileniyor mu? Açıklama geldi

Lider Medipol Başakşehir'de Başkan Göksel Gümüşdağ, transfer çalışmalarıyla ilgili bilgi verdi.
Serdar Aziz'den sonra onun da bileti kesildi

Serdar Aziz'den sonra onun da bileti kesildi

Teknik direktör Fatih Terim’in sezonun ilk yarısında istenilen performansı gösteremeyen Eren Derdiyok’u Antalya kampına götürmeme kararı aldığı öğrenildi.
"Gol sorunumuzu çözer, mutlaka alalım"

"Gol sorunumuzu çözer, mutlaka alalım"

Şenol Güneş, Başkan Orman ile yaptığı görüşmede eski oyuncusunun alınmasını devam şartları arasında gösterdi. Yönetim Trabzonspor ile görüşmelere hız verdi.
Tolgay Arslan'da sıcak gelişme

Tolgay Arslan'da sıcak gelişme

Beşiktaş'ta kadro dışı bırakılan Tolgay Arslan takıma dönüyor. Özür dileyen Tolgay, Şenol Güneş'in onay vermesi halinde Antalya kampında yer alacak.

Yazının başlığı kötü bir filmin daha kötü devam filmi ismi gibi oldu. Gel gelelim bu durum da pek farklı değil.

Öncelikle bugün Milliyet gazetesinde yayımlanan haberi göz önüne alalım. Haberde Fenerbahçe derbisinin ardından soyunma odasında geçen bir tartışma yazılı. Bu haberlerin benzerlerini son 10 gün içinde farklı gazetelerin farklı haberlerinde de okumuştuk. Eboue-Sabri, Burak-Riera aynı gazete tarafından farklı günlerde bile böyle kavga-tartışma haberleri yayımlandı ve fakat bu haber biraz farklı. Bu haberin daha gerçeğe yakın olduğunu düşünüyorum.

Habere göre Melo'ya penaltı atışındaki laubaliliklerinden dolayı söylenen 'Türk' futbolculara Drogba şunları demiş “Fatih Terim zamanında bu soyunma odası sessiz olurdu. O zaman sesiniz bile çıkmıyordu. Bugün herkes konuşuyor! Ne değişti de konuşuyorsunuz? O zaman sesiniz bile çıkmıyordu. Bugün herkes konuşuyor, birbirini suçluyor” Drogba'nın bu çıkışından sonra soyunma odasında 'buz gibi bir hava esmiş'. Ardından Drogba'nın arabasına binip tek başına gittiğini de biliyoruz.

Bu haberin gerçek olabilme ihtimali bana 2001 yılında çok benzerinin yaşandığını hatırlattığı için yüksek... 2001 yılında yine Terim'den sonra bir motivatör değil, taktisyen Lucescu'nun gelişi ve soyunma odası tartışma haberlerini okurduk. Galatasaray'dan ayrıldıktan sonra Jardel kendi ağzıyla açıklamıştı bunlardan birini. Okan ve Emre Jardel'e yeteri kadar pres yapmamasıyla ilgili çıkan bir tartışma sonrası saldırmışlardı.

2001 yılında şampiyonluğu Fenerbahçe'ye kaybeden Lucescu'nun elinde (şimdiki gibi) diğer rakiplerine oranla çok kaliteli bir kadro vardı. Hagi, Jardel, kısaca Hakan Şükür hariç UEFA Kupası kazanan kadronun tamamı Lucescu'nun elindeydi. Sene sonu hemen hepsini göndermesine rağmen Lucescu o sene şampiyonluğu nasıl kaybetmişti?

Eşi eski porno yıldızı olan Jardel'in kulüpteki 'namazında niyazında' yerli tayfasıyla geçinemediğiyle ilgili bir sürü haberler çıkardı o günlerde.

Buna rağmen Galatasaray o sene Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek final oynamayı da başarmıştı. Bunda da yine Hagi'nin büyük rolü olmuştu. Drogba-Hagi gibi isimler bu yüzden çok değerli. Hele böyle dönemlerde.

Bugün, tüm bu egolardan, Galatasaray geleneklerinden habersiz Mancini 2001'de Lucescu'nun yaşadığı sendromu yaşıyor ve eli kolu bağlı. Bu eli rahatlatacak isim de Hagi'den 12 sene sonra Drogba. Bu bağlamda çok değerli bir hamle de yapmış olduğunu görüyoruz Drogba'nın.

Hoş haberin sonunda Drogba'nın her yerden frikik atmasına da yerli oyuncular sitemkar tarzında bir ibare var. Benzer örnek 12 sene önce bir Galatasaray belgeselinde Hasan Şaş'ın isyanında da vardı. Herkes izlerken o isyana güler ama altında bence kötü şeyler yatıyor. O belgeselde Hasan Şaş soyunma odasında taraftara sinirli. Çektiği kötü bir şut sonrası taraftardan tepki almış söyleniyor. "Hagi 50 tane vuruyor bir şey yok, biz bir tane vurduk herkes aaaauuuuu" diyordu.

2001'de 0-2'den 3-2'e dönen Real Madrid maçı. Şampiyonlar Ligi çeyrek finali... Soyunma odasında yine kavga gürültü. Herkes Jardel'in çıkmasını istiyor (Lucescu da dahil boyun eğmiş duruma) Hagi diretiyor, bağırıyor, çağırıyor ve Jardel kalıyor. Capone çıkıp yerine Fatih Akyel giriyor. Daha sonra sanırım Hasan Şaş'ın anlattığı bir hikayesinde dinlemiştim. 2. yarı başında Hasan Şaş kenarda uyuşuk uyuşuk kramponlarını giyerken Hagi kendisine sinirlenmiş ve kalçasına tekme atmış ve 'hadi' demiş 'hadi'... 2 yarıda Hasan Şaş ve Fatih Akyel Real Madrid'li futbolcuları neye uğradıklarına şaşırtmışlardı.

2-3 hafta kadar önce Lucescu'nun Mancini transferiyle ilgili yorumunu da hatırlatmak isterim. "Galasaray mevcut alternatifler içinde en iyi tercihi yaptı" demişti Lucescu. Mancini de şimdi kendisiyle benzer bir kaderi paylaşıyor.

Peki neden bu filmin tekrarını izlemeye başladık?

Sanırım bunu Tümer Metin'in otobiyografisini yazdığı 'Metin Olmak' adlı kitabı okuyanlar biraz algılayabilir. Ben de 2-3 ay kadar önce okumuştum. Tümer kitabında idolü olarak gördüğü ve kitaba da ismini verdiği Metin Tekin'i, kendisine çok değer veren Aziz Yıldırım'ı, Del Bosque'yi, Lucescu'yu çok kişiyi övmüş ama bir isimden çok başka bahsetmiş. Fatih Terim'e hepsinden, herkesten büyük bir hayranlık beslediğini gizlememiş Tümer. Milli takımdaki birlikte çalıştıkları günleri anlatmış... "O bizim her zaman çok iyi ve özgüvenli hissetmemizi sağlardı. Milli takıma gelen oyuncuların bu Milletin en iyi futbolcuları olduğunu, o yüzden en iyi yemekleri yemesini, en iyi otellerde kalmasını, en iyi kıyafetleri giymesini isterdi" diyor.

Bu Terim dönemindeki özgüven o gittikten sonra içi doldurulamayan yetersiz bir karakter boşluğu yaratabiliyor çoğu futbolcuda. Zira bu da çok normal. Bir çoğu 'sonradan görme' olan futbolcular bu ihtişamı, bu gösterişi yeterli bir kültürle dolduramıyor. Ehh bu dönemin futbolcuları Turgay Şeren gibi Galatasaray Lisesi mezunu değil!

Hal buyken bu kötü filmin 2.'si de vizyona girmiş oldu Mancini'yle birlikte.

Bu içi doldurulamayan egolar, ne oldum delisi tavırlar Fatih Terim'in üstün lider karakteri ve karizmasıyla kolay kontrol edebildiği bir şey. O yüzden oyuncularına yoğun bir özgüven depolaması yapmaktan çekinmiyor Terim. Zira bu özgüven aşılamaları Milan dönemi hariç hiçbir zaman Terim'e olumsuz geri dönmedi. Tüm Milan kadrosunun ismi Fatih Terim'in ismine eşit ve yüksekti ve durum bu olunca Terim'in özgüven aşılamaları İnzaghi'lerde falan ters tepti. Gel gelelim bu durum ismi düşük olan Galatasaray futbolcularında, Türk Milli Takımı futbolcularında yaşanmıyor.

Gel gelelim Terim bıraktığında da onun yerine gelenler Lucescu ve Mancini garip ve içi boş egolarla çalışmak zorunda kalıyor.

Terim'in gönderilişi ve gitme tercihleri bu yazımın konusu değil. Onları da yazmaya başlarsam bu yazı sanırım bitmez. Zira sadece şunu söylemek istiyorum. Faruk Süren'le tartıştı Fiorentina'ya gitti Terim haklı, Fiorentina başkanıyla tartıştı gönderildi Terim haklı. Milan'da oyuncularla tartıştı, gönderildi Terim haklı. Galatasaray'dan tekrar gönderildi yine Terim haklı? Hep mi Terim haklı? Biraz bu konuda düşünmek lazım. Ben böyle, bu derece başarılı giderken yaşanan bir ayrılığın tek bir tarafın hatalı tavırlarıyla gerçekleşebileceğine asla ama asla inanamıyorum. Yetersiz bu. Böyle olamaz.

Şimdi gelelim benim Terim hakkında esas hoşuma gitmeyen duruma...

Terim malum basın toplantısını yapmadan önce, onun toplantıda söylediklerini basından hep 'haber' olarak okumuştuk. Toplantıda bizim bilmediğimiz, okumadığımız hiçbir şey dinlemedik Terim'den. Malum bir sürü genç-yaşlı, ona hayranlıktan öte işine uymayan bir bağlılık gösteren bazı gazeteciler var. Biz de bu gazetecilerden bunları basın toplantısından önce okuduk.

Senelerdir Terim'in yardımcıları, alt yapı hocaları hatta yöneticileri ve hatta Florya'nın muhabirleri bile hep Terim müridi gibi.

"Terim'in iyi anlaştığı yöneticiler Abdulrahim Albayrak ve Ali Dürüst neden gönderildi?" diye yorumlar okuyorum misal sağda solda! Yahu delirdiniz mi? Hangi kulübün yönetim kurulunda sırf işi teknik direktör pohpohlamak olan yönetici var! Böyle saçmalık olur mu?

Hangi Teknik Direktörün alt yapıda iş verdiği eski yerli futbolcu, hocası gönderildi diye başkanına hakaret etmiş! Biliyorsunuz Vedat İnceefe Terim tarafından altyapıya antrenör olarak getirilmişti ve Terim görevinden alınınca Galatasaray başkanına akıl almayacak hakaretler etti. Terim'in bunlara neden ihtiyacı var? Rijkaard'ın yardımcısını hatırlayan var mı? Neeskens... Rijkaard'tan yaşlı ve tecrübeli bir isimdi. Terim'in bu güne kadar kulübesinde kendisinden tecrübeli, danışıp fikir teatisi yapabileceği bir isim oldu mu?

İşte böyle mürit olmaya alışmış, profesyonelce değil, yüksek manevi duygularla çalışmaya alışmış futbolcular her Terim döneminden sonra böyle saçmalıklara imza atabiliyorlar. Bunları da haberlerden okuduklarımla değil, sahada gördüklerimle yazıyorum. Konyaspor maçında sorumluluk almaktan kaçanlar mı dersiniz, sarı kart ceza sınırındayken oynamadığı maçta kart görüp cezalı duruma düşen kaptan(!)lar mı dersiniz. Fatih hocası gittikten sonra kilo alanlar mı dersiniz...

PEKİ ÇÖZÜM NE?

Bence çok zor değil! Öncelikle Galatasaray kaptanı Türk olmak zorunda mı!?

Hiç bir liderlik vasfı barındırmayan, Galatasaray ilk 11'ine girmeye bile zorlanan futbolcular neden Galatasaray kaptanı? 10 senedir bir arpa boyu kendilerini geliştirememeleriyle mi örnek olacaklar genç futbolculara? Takımın yedek oyuncusundan 1. kaptan mı olur? Sarı kart ceza sınırındayken oynamadığı maçta kulübede yaptığı itirazla sarı kart görüp cezalı duruma düşen kaptan mı olur?

Veyahut gençlere nasıl kendilerini geliştireceklerini değil, kameralara 'karısıyla birlikte sigara içerken nasıl yakalanılır' dersi veren 2. kaptan mı olur?

Galatasaray kaptanları artık o pazubancı çim saha üzerinde haketmeli. Galatasaray'da kaç sene oynadıklarıyla değil!

Bugün Galatasaray kaptanı olarak birinci sıraya Drogba'yı, ikinci sıraya Selçuk'u üçüncü sıraya da Muslera'yı yazmak şart! Önümüzdeki seneden itibaren de birinci kaptan Selçuk olabilir.

Bu kaptanlık değişiminden sonra da kadroda revizyon şart. Rotasyon oyuncuları as takım oyuncularını zorlayamıyor. As takım oyuncuları iyi oynasa da kötü oynasa da kesik yemiyorlar. Melo 3 senedir bazen iyi bazen kötü oynuyor ve Yekta falan kendisini tehtit edemiyor.

Galatasaray aynı korku filmini tekrar yaşamamak için bir an önce önlemler almalı. Zira o 2000-2005 arası dönem kabus gibiydi. Avrupa'ya giden geri geliyor, giden geri geliyor. Sürekli eski isimlerden medet umuluyor, sürekli hüsran oluyor. Taa 2005'e kadar sürmüştü bu. En son 2005'te Hagi hemen hepsini kadrodan silip Gerets'e temizlenmiş yeni bir Galatasaray devredebilmişti. Hemen hepsi de sorunlu ayrılmış jubile bile yapmamıştı. Bıraksak daha 2010'lara 40 yaşına kadar falan yedek kulübesinde de dururlardı...

Mancini de bu kanser vücudu sarmadan önce, bazı hastalıklı organları kesip atmalı.

YORUMLAR

mert 27 Kasım 2013 Çarşamba 04:35

Terim ve futbolcularına yakıştırdığınız kendini bir şey sanma hastalığından asıl sizin muzdarip olduğunuz yazınızdan açıkça anlaşılmakta.


Sinan Yılmaz Köşe Yazıları