Başakşehir, Serdar Aziz'le ilgileniyor mu? Açıklama geldi

Başakşehir, Serdar Aziz'le ilgileniyor mu? Açıklama geldi

Lider Medipol Başakşehir'de Başkan Göksel Gümüşdağ, transfer çalışmalarıyla ilgili bilgi verdi.
Serdar Aziz'den sonra onun da bileti kesildi

Serdar Aziz'den sonra onun da bileti kesildi

Teknik direktör Fatih Terim’in sezonun ilk yarısında istenilen performansı gösteremeyen Eren Derdiyok’u Antalya kampına götürmeme kararı aldığı öğrenildi.
"Gol sorunumuzu çözer, mutlaka alalım"

"Gol sorunumuzu çözer, mutlaka alalım"

Şenol Güneş, Başkan Orman ile yaptığı görüşmede eski oyuncusunun alınmasını devam şartları arasında gösterdi. Yönetim Trabzonspor ile görüşmelere hız verdi.
Tolgay Arslan'da sıcak gelişme

Tolgay Arslan'da sıcak gelişme

Beşiktaş'ta kadro dışı bırakılan Tolgay Arslan takıma dönüyor. Özür dileyen Tolgay, Şenol Güneş'in onay vermesi halinde Antalya kampında yer alacak.

'Kol kırılır, yen içinde kalır' Galatasaray'da yöneticisinden, teknik heyetine herkesten zaman zaman yıllardır duyduğumuz bu cümle Galatasaray'ın bitmek bilmeyen kanseridir. Ben o yüzden Fatih Terim ve Ünal Aysal'ın açıklamalarını olumlu buluyorum. Sanki yavaş yavaş bu durum atlatılabiliyor. Bugünkü Terim'in ve daha evvel aysal'ın açıklamaları o yüzden bence iyi oldu. Çık ve anlat, gazetelerden yalan yanlış okuyacağımıza sizlerden dinleyelim... Bu şeffaflığa neden pek yanaşmıyorlar? Sözde Galatasaray'a zarar verirmiş... Dedikodular cümbüşünden daha çok vermez.

Hem tam olarak ne zarar verecek? Kime ne zarar verecek? Taraftara mı zarar verecek? 30 yaşındaki futbolcular mı etkilenecek? Mancini mi? Yönetim mi? Çocuk mu bu insanlar? Hiçbir şey bilmediğin şeyin dedikodusunu yapmaktan daha fazla zarar veremez. Şeffaflık neden zarar versin?

Bakın bu durumlar Almanlarda ve Avrupalılarda (ilk Almanları belirtiyorum çünkü tarih onları öyle yazacak önce Germanlar sonra diğer Avrupa devletleri olarak yazılacaklar... Yıkılsalar da, tüm dünya devletleri sülük gibi kemirse de bu adamlarda bu iş ahlakı, bu profesyonellik, bu çalışkanlık olduğu sürece hep zirve oldular ve olacaklar) neyse... Bu medeniyet timsali ülkelerde kol kırılınca yen men yok! Her yer şeffaf... Gider gazetecisi çatır çatır sorusunu da sorar futbolcusu da soyunma odasında kavga etmez gider sahanın ortasında herkesin gözü önünde kavga eder, milli takımın kaptanını tokatlayan mı ararsın, penaltı yüzünden birbirine giren mi? Her 'insani' ayıp gibi görülen ve fakat hiç de anormal olmayan bütün 'insani' olaylarını bu insanlar herkesin gözü önünde yaşar ve sorunlar da böylelikle daha samimi, yalana dolana bulaşmadan, sms servis vs etmeden, kendini haklı çıkarmak için demogoji vs yapmadan net şekilde çözülür. Hiç "o bana bunu dedi, şu bana böyle sms attı da ben ona dönemedim şarzım bitmişti" vs yok. Çatır çatır ne olduysa o gün bütün insanlar bunu bilir.

3-4 gün önce Ünal Aysal çıktı açıklamalar yaptı, bugün Galatasaray tarihinin en büyük isimlerinden Fatih Terim çıktı açıklamalar yaptı. Dikkat ediyorum ikisi de bana sürpriz sayılabilecek hiçbir şey söylemedi. Medyadaki organlarıyla zaten tüm söylediklerini haber olarak servis etmişlerdi. Her söyleneni her iki taraftan zaten okumuştuk. Bazılarını günler sonra okuduk, bazılarını haftalar sonra okuduk, yarı yalan, yarı gerçek, çoğu kez içine yorum katılmış okuduk ama okuduk. Hiç yeni bir şey dinlemedik "aa meğer öyle olmuş haberimiz yokmuş" demedik.

Peki, madem böyle bir durum var çıkın çatır çatır anlatın. Size yakışıyor mu birbirinizin arkasından gazetelere haberler yaptırmak? Ne gizleyip saklıyorsunuz? Almanlar gibi yapsak muhtemelen bu ilişki çok daha uzun ve sağlıklı sürerdi. Her ikisi de aralarında bir iletişim problemi olduğunu biliyor itiraf da ediyorlar fakat her ikisi de perde arkasında ne yaşanıyorsa anlatmıyor, kırılan kol yenin içinde kalıyor, yenin içinde fazla kalan kol kangrene dönüşüyor ve kesmek zorunda kalıyorsunuz.

Bu kolu yenin içine sokmayıp herkesin gözü önünde tartışan, çözen almanlar 1936'dan 1990'a kadar kaç teknik adamla çalışmış biliyor musunuz? 4! Yazıyla dört! 54 semede 4 teknik adam! Herberger- Helmut Schön- Jupp Derwall-Beckenbauer bir de bize bakın. Yani yen içinde kalıyor da ne oluyor onu demek istiyorum. iyi mi oluyor? Hayır. gelen gelene, giden gidene... Yol geçen hanı... Demek ki kırılan kol yenin içine sokularak tedavi edilmiyormuş değil mi? Tam 2.5 senelik bir istikrar derken hop teknik adam değişikliği ve takım diğer rakiplerine oranla çok daha güçlü bir kadroya sahipken şampiyonluk şansını riske sokuyor. İnsan kendi ayağına sıkar mı? Profesyonellik kelimesini ağzından düşürmeyen insanlar bu kadar yatırımlar yaptıkları bir kurumu böyle dedikodu çemberiyle mi yönetir? Terim'in bu günkü konuşmalarından anlıyoruz ki kendisi lig başından beri baskı altındaymış zaten. Kaybedilen o gereksiz iç saha beraberlikleri de muhtemelen bu baskının yönetilememesinden. Hayır, madem çalışmayacaksınız Terim ile oturun uyuşmuyoruz deyin... Ki uyuşmuyorsunuz çok bariz farklı karakterlersiniz... Haziran başında ayrılın o halde!

Yok soktunuz yenin içine ne oldu? Bekleyince ne oldu? Daha sezon başında alınacak risk mi bu? Kangren oldu kestiniz yine kolu, kendi kolunuzu, kendi önünüzü kesiyorsunuz başkasının kolunu da değil.

Bu deli saçması sözü, bu 'ne saçmalık yaparsak yapalım kimsenin haberi olmasın' cehaletini artık bırakmak lazım. Çağ şeffaflık çağı, zaman dürüstlük zamanı. Dürüst ve şeffaf olmadığınızda ne yaşıyorsanız çıkıp yaşadığınız gün açıklamadığınızda, anlatmadığınızda... Zamanla biriktirdiklerinizi servis ettiğiniz gazetelerden magazin dedikoduları okur gibi okuyoruz ve esas kolun kırılması değil esas bu dedikodu kazanı Galatasaray'a hiç yakışmıyor. (kolun kırılması ayıp değil, utanılacak bir şey değil, her camia, her kurum bazen kolunu, bacağını incitir, kırar, tedavi eder veya edemez bunlar ayıp değil, işler sürekli iyi gitmez, bunu saklamak iş değil asıl. bunu saklamak dedikodular doğuruyor ve kangren yapıyor o kolu, bacağı. yatırın masaya kırılan kolu, kırıldığı gün, erken tedaviyle kurtarın, kendi içinizde kimseye söylemeden saklayınca sonra kesmek zorunda kalıyorsunuz)

YORUMLAR

İlk yorumu siz yapın!



Sinan Yılmaz Köşe Yazıları