Başakşehir, Serdar Aziz'le ilgileniyor mu? Açıklama geldi

Başakşehir, Serdar Aziz'le ilgileniyor mu? Açıklama geldi

Lider Medipol Başakşehir'de Başkan Göksel Gümüşdağ, transfer çalışmalarıyla ilgili bilgi verdi.
Serdar Aziz'den sonra onun da bileti kesildi

Serdar Aziz'den sonra onun da bileti kesildi

Teknik direktör Fatih Terim’in sezonun ilk yarısında istenilen performansı gösteremeyen Eren Derdiyok’u Antalya kampına götürmeme kararı aldığı öğrenildi.
"Gol sorunumuzu çözer, mutlaka alalım"

"Gol sorunumuzu çözer, mutlaka alalım"

Şenol Güneş, Başkan Orman ile yaptığı görüşmede eski oyuncusunun alınmasını devam şartları arasında gösterdi. Yönetim Trabzonspor ile görüşmelere hız verdi.
Tolgay Arslan'da sıcak gelişme

Tolgay Arslan'da sıcak gelişme

Beşiktaş'ta kadro dışı bırakılan Tolgay Arslan takıma dönüyor. Özür dileyen Tolgay, Şenol Güneş'in onay vermesi halinde Antalya kampında yer alacak.

90 oyuncu transfer edip, 107 oyuncu göndererek dünyada ara transfer dönemini en hızlı geçiren ülkelerden biri Türkiye oldu. Bu yazıda bu transfer dönemini en hızlı geçiren Türk takımı Galatasaray’ın transferlerini değerlendirelim.

Transferlerdeki mantığı zaten şu yazıda belirtmiştim http://www.medyaspor.com/kose-yazilari/shakhtar-donetsk-alex-telles-mancini-ve-galatasaray-340 Şimdi bu mantık üzerinden tek tek isimleri değerlendireceğim.

Sıradan gidelim. Umut Gündoğan 550 bin Euro’ya Bucaspor’dan alt ligden transfer edildi. Sait Karafırtınalar röportajında şöyle diyor.

- Sizce Roberto Mancini, Umut Gündoğan’ı izleyerek mi tranfser etti?

“Ben menajeriyle görüştüm. Kesinlikle izleyerek alınmış. Mancini, Beşiktaş – Bucaspor maçını seyrediyor, ardından Antalyaspor ile oynanan kupa maçını seyrediyor. Daha sonra 4-5 tane kasedini seyrediyor ve “Hemen alın gelin bu özel bir oyuncu” diyor. Daha akşam konuştum transferinde pazarlık bile yapılmamış, ne istendiyse vermişler.”

Buradan ve ligdeki maçlarda rakibinin zayıf yönlerini bulup ona göre bir taktik geliştirmesinden anlıyoruz ki Mancini de Lucescu gibi bir adam ve rakiplerini çok iyi analiz ediyor. Bucaspor – Antalyaspor Türkiye Kupası maçını Türk teknik adamlara izletemezsiniz, hepsi Capello oldukları için 1-2 derleme video ile oyuncu alabilecek süper zekalardır ama Mancini izliyor, Elazığspor’u da Kayseri Erciyesspor’u da izliyor. K. Erciyesspor maçında rakip sol bekin, Ekrem’in ligin en yaşlı oyuncusu olduğunu görüyor ve o maça kadar uzun süredir forma veremediği Bruma’yı direkt Ekrem’in karşısına koyup o alandan iki gol çıkarıyor.

Geçtiğimiz günlerde Galatasaray scout şefi Emre Utkucan NTVSpor’a verdiği röportajda Mancini’ye teşekkür ederek şunları söyledi. “Gün geldi bizimle 3-4 saat oturup, transfer ihtimali üzerinde durduğumuz oyuncuları izledi, onca işinin arasında bizimle birlikte çok çalıştı”

Şimdi böyle bir Mancini’nin Salih ve Veysel transferlerini yapmasını anlamamıştım ama öncelikle Umut’a değineyim... Sanırım kondisyonunu henüz yeterli bulmadığı için çok süre vermiyor ve yavaş yavaş onu takıma alıştırıyor, Umut Gündoğan yetenek olarak dripling meziyeti olarak oyunu dikine oynama olarak güzel özellikleri bulunan bence zeki bir oyuncu (dripling yaparken rakibi ters ayakta bırakması olsun, alan sıkıştığında faul almayı bilmesi olsun bunu düşündürdü) Belçika ve Hollanda’da futbol eğitimini almış bir oyuncu. Ben fayda fiyat maksimizasyonu yaparsak en makul transferlerden biri olduğunu düşünüyorum. Ayrıca ülkeye geleli 3-4 ay olmuş bir hocanın ülkenin alt liginden futbolcu takip edip, transfer ettirmesi de şahane bir olay.

Gelelim Veysel ve Salih’e... Birbirine çok benzettiğim iki oyuncu. Süper Lig’in en sert iki oyuncusu da diyebiliriz. Veysel’in lakabı takım arkadaşları arasında Pepe’ymiş zaten. Kendisini de bizzat ‘kasap’ bir oyuncu olarak nitelendiriyor bir röportajında. Süper ligde bu iki isim çok fazla kart gören oyuncuların başında… Aynı röportajda Veysel “sanırım ligin en çok kart gören oyuncusu benim” diyordu ama Salih’le kafa kafaya gidiyorlar aslında ve en yakın rakiplerine bu kart görme konusunda bayağı bir fark atmış olabilirler. (Tokatspor maçında bir oyuncuyu aralarına alıp indirdiler Veysel sarıyı gördü, Salih’e "faulü sen yaptın, kartı ben gördüm" gibi komik bir jest yaptı) Bu güne kadar Salih ve Veysel’i Süper Ligde oldukça izlemiş ve beğenmemiştim. Fizikleriyle oynayan, mental ve teknik olarak yetersiz oyuncular olarak görüyordum. Salih’e 3 yaş daha küçük olduğu için (Veysel 88, Salih 91 doğumlu) daha bir olumlu bakıyordum ama ben olsam iki oyuncuyu da transfer etmeyi düşünmezdim. Aksine Tarık Çamdal’ı düşünebilirdim. Kanattan beke evrilmesi, iyi bindirmeler yapabilmesi, çabuk bir oyuncu olması, her iki bek ve kanatta da oynayabilmesi, Salih gibi 20’li yaşlarının başında olması önemli donelerdi. Özellikle Mancini’nin 3-5-2 sistemini benimsemesi dolayısıyla… Mancini ise, Umut Gündoğan’ı dahi bu kadar ince eleyip sık dokuyan Mancini ise, bu isimleri tercih ettiğinde oldukça şaşırmıştım. Sanki ismi ön plana çıkan yerli oyuncuları yönetim toplamış gibi gelmişti bana. Kafamdaki şüphelerden arınmak için futbol bilgisine ve çözümleyici zekâsına en güvendiğim insana yurtdışından bir ağabeyime mail attım. Kendisi daha önce şu yazımda da belirttiğim gibi yabancı kuralının nasıl olması gerektiği hakkında da bizleri eğitici fikirler sunmuştu. http://www.medyaspor.com/kose-yazilari/turk-futbolunun-amaci-ne-350 Salih ve Veysel hakkında şunları yazdı cevap olarak...

“Salih becerili oldugu icin degil, sert ve guclu oldugu icin alindi bence. Burak da top kontrol edemiyor ama biraz vurus teknigi calismasi, biraz da nasil kosu yapacagini ogrenince her mac pozisyona giren, cogu mac gol atan bir oyuncu oldu. Ki bence Salih'in top ile becerisi Burak'tan daha iyi.

Topal'i ilk geldiginde hatirlarsin. Cogu Galatasaraylı kazik yedik diyordu onun icin. Ama Mehmet pozisyon almayi ogrendikten sonra cok iyi bir on libero oldu. Ben ilk gordugumde begenmistim onu cunku sahada bir fizik ustunlugu vardi.

Umut Bulut’un da topla arası çok kötü. Ama enerjisiyle ve surekli denemesiyle her turlu is goruyor. Sabri yillarca gordu…

Hakan Unsal'i dusun. Galatasaray'a cok kosan ama topu kiran bir adam olarak geldi, Turk futbolunun en iyi sol beki oldu. Ki o donemde kanattan bozma Abdullah Ercan da vardi ama Hakan Unsal'in gucu yoktu Abdullah'ta. Surekli sacma sapan yerlerde faul yapardi.

Tarik, acik'tan bozma bek oldugu icin tabii ayaklari bir bek icin iyi. Ama savunma yapmayi biliyor mu? Pek degil. Ogrenir mi? Ben cok da umitli degilim bu konuda. Ilk oynamaya basladiginda bir roportaj vermisti. Almanya'daki teknik direktor onu A takimda oynatmak yerine alt yapiya yollamis surekli. Nedeni, Tarik'a gore, hocasinin yabancilara sicak bakmamasi. Boyle bir nedenin arkasina siginiyorsa, bu adam nasil kendisini gelistirecek merak ediyorum. Belki kendisini iyi ifade edememistir ve gelisir.

Salih'te en cok dikkatimi ceken topa girmekten cekinmemesi. Kadroya bakalim. 

Drogba savunmada da hucumda da oldukca hareketsiz. Sadece defansif duran toplarda silah. Burak hucumda hareketli, savunmada oldukca hareketsiz. Ayrica her ikili mucadelede cussesinin aksine yere dusuyor. Sneijder ufak tefek. Selcuk oldukca yumusak bir oyuncu ve kisa. Melo muthis fizik gucu var ama o da cok uzun sayılmaz. Semih cok guclu degil ve kisa. Hakan Balta cok guclu degil ve kisa. Eboue guclu ama oyundan kolay kopan bir yapisi var. Chedjou guclu ama cok uzun degil ve o da oyundan kolay kopuyor. Gokhan surekli sakat. Yekta kisa, Umut uzun degil, Sabri kisa. Telles de pek uzun degil. (Burada bir ek yapayım geçtiğimiz gün Elazığspor maçı çıkışında kendisiyle asansörde yan yana geldik, ben 1.81 boyundayım, Telles benden 3-4 cm uzundu yine de o da zaten profesörün dediği gibi yeterince güçlü değil)

Yani kisacasi fizikli ve uzun bir tek Ceyhun vardi elinde Mancini’nin.

Baskette guzel bir ornek var. Takimlar uzun ama hantal pivotlar kullanirlar. Cunku ziplamak efor gerektiren bir istir. Ziplarsin, ziplarsin, ziplarsin yorgun dusersin. Ama uzun boylu oyuncu, kisa oyuncu kadar iyi ziplayamasa da, daha az zipladigi icin hava topunda daha az efor sarf eder. Bu nedenle de pota altina cusseli ve uzun oyuncular konulur ki hem uzun boyu, hem de uzun boyunun getirdigi uzun kollariyla rebound alabilsin, ziplamadan (sadece kol reaksiyonu ile) blok yapabilsin.

Mancini daha defansif bir oyun anlayisi kullanmayi seviyor. Bu da rakibin Galatasaray ceza sahasina cok yuksek top atmasi demek. Yani o toplari savusturacak stoper gerekli demek. Bu da Burdisso'yu ve Salih'i aciklamakla beraber, Ceyhun'u tutmasini da acikliyor.

Salih belli ki cok mevkide oynatilacak. Orta saha olarak da gorebiliriz. Kanat olarak da. Hatta santrafor bile olabilir. Onu henuz islenmemis bir Kuyt gibi goruyorum ben acikcasi. Nereye koysan oynar Kuyt. Salih de bu tip bir oyuncu olabilir. Tabii eger ogrenme arzusu varsa. Man City'de Mancini Micah Richards'i kullanirdi sag bekte. O da kazmanin teki. Belki o tip bir plani var. Guclu ve rakibi fizigiyle dagitacak bir atipik, ayakta kalabilen bir bek. 

Tarik'tan bunlari bekleyemezsin tabii. Onu guclendirmek demek, onun hizini ve kivrakligini kaybetmek demek. Ozellikle Avrupa'da. Sabri'nin nasil Fransiz takimlarina, Ingiliz takimlarina karsi ufak tefek kaldigini gormussundur. FM veritabaninda (Kendisi FM adlı oyunun Türkiye araştırma şefi aynı zamanda) kalburustu (CA 130+) beklerin ortalama boyu 1.80. Kanat oyuncularinin ortalama boyu ise 1.77. Yani bu Tarik'in oyle bir guce sahip olmasi gerekli ki boyunun dezavantajini kapatsin. Sonucta bu adam oyun gorusunu kullanarak forvet arkasi oynamiyor. Defansif gorevi de var bunun. 

Bu nedenle, Tarik'a cok da sicak bakmiyordum.

Sag bek icin Veysel'in gucu ve fizigi Tarik'tan daha iyi. Gidip gelebilen bir oyuncu.

Bireysel yetenegiyle Tarık gibi basip kendi basina ileriye gidebilecek bir bek tabii faydali ama geri gelemiyorsa bunun yarari ne? Tabii bunun bir de top kaptirmasi var. Topu kaptirdin ama geri gelemedin. Ne olacak? Baska birisi senin o acigini kapatmali. Eger bu oyuncu cok cok isabetli isler yapan, kolay top kaybetmeyen bir bek ise, bunu kabul edebilirsin. Ama Tarik boyle bir oyuncu degil su anda. Ileride olacak mi o da belli degil. 

Salih'e tepki daha cok Mustafa Sarp fiziksel ve teknik benzerliginden ortaya cikiyor bence. Ama Sarp Galatasaray’a 29 yasinda geldi. Fizik gucuyle oynayan bir oyuncu olarak 29 yasinda, yani dususe gectigi zaman geldi. Ve beklendigi gibi dustu. Ama Salih 22 yasinda. Onunde en azindan 5-6 yil iyi fizikle oynayabilecegi bir donem var. Sarp'i 22 yasinda alsan belki taraftarin cok sevdigi, saygi duydugu bir oyuncu olacakti.

Tabii zaman gosterecek. Ama ben cogu kisi gibi Salih hakkinda olumsuz degilim. Kadroda bu tip oyuncularin da bulunmasi gerekli. Surekli oynamasa da. Ozellikle Anadolu deplasmanlarinda rakibin fizikle yildiramadigi oyuncular da hep faydali olmustur.”

Yazısında beğendiğim kısımları koyulaştırdım. (İngilizce klavye kullandığı için yazım hataları olabilir, yoğun olduğum için ben de bunları düzenlemeye zaman ayıramadım, affınıza sığınıyorum) Sağolsun düşündüklerimi farklı bakış açısıyla yeniden sorgulamamı sağladı bu fikirleri. Bazı ekler yapmak istiyorum bu yazdıklarına. Öğrenme arzusundan bahsetmiş Salih için... Salih'in verdiği röportajlara bakarsanız çok eksiği olduğundan, dripling, orta, pas gibi sonucu getirecek özelliklerini geliştirmesi gerektiğinden bahsetmiş… “Mancini beni hem hücumda hem savunmada görmek istiyor” demiş. Gerçekten çok ihtişamlı bir fiziği var, öğrenmesini ve rotasyonda değerli bir oyuncu olmasını isterim. Veysel’e gelirsek Tokatspor maçında golünden, oyunundan ziyade şunu çok beğendim. Bu oyuncu Ocak ayında kadro dışı kaldı, kamp dönemini kötü geçirdi, buna rağmen iyi bir profesyonel, kendisine çok iyi bakmış ki sahada en güçlü oyunculardan biriydi. Genç oyuncular için profesyonellik olmazsa olmaz. Attığı gol ise daha önce izlediğim hiçbir maçında görmediğim ince bir hareketti. Beklentileri ona göre ayarlamak lazım ki Veysel bu tarz ince işler yapabilen bir oyuncu değil aslında.

Geçelim Burdisso’ya ondan önce geçen stoper isimlerinin de en önemli ortak özelliği hava topu hakimiyetiydi. Mancini de geçtiğimiz günlerdeki röportajlarında duran toplara çalışacağız demişti. Fenerbahçe organizasyon olarak Galatasaray kalitesinde hücum edemiyor ama sırf bu duran toplardan çok sayıda puan topladı. Hatta şimdi bazı maçları Rizespor, Kasımpaşa, Bursaspor deplasmanlarını aklıma getirince diyorum ki oturup hesaplamaya kalksak inanılmaz bir istatistiğe erişebiliriz. Duran top gollerini çıkarsak Fenerbahçe Galatasaray'ın 7 puan gerisine bile düşebilir. Özellikle deplasmanda rakibi aşmak için duran toplar şart. Galatasaray bu duran toplardan hiç yararlanamadı bu sezon. Oyunu oynamak konusunda rakibi Fenerbahçe’den iyi olsa da duran toplar, hırs ve mücadele gücü Fenerbahçe’nin çok daha üstündü. Şampiyon olacak olan takım Türkiye’de zaten kendi sahasında bir şekilde kazanıyor ama belirleyici deplasman maçları oluyor. Deplasman maçlarında da duran toplar çok ama çok belirleyici başlıca unsur.

Burdisso’nun ayağı çok iyi değil ama hava toplarında mükemmel, topu kullanma işi Hakan Balta’ya ve Telles’e hatta Eboue’ye kalabilir, Semih’in de bu konuda kendisini geliştirmesi lazım. Nitekim Koray Günter transferi de bu açıdan çok önemli, sadece yabancı kuralı yüzünden değil, savunmadan top çıkarak oyuncu eksikliği yüzünden de önemli Koray.

Tokatspor maçında 15 dakika oynadı ve onun hakkında sadece şunu görebildim ki top ayağındayken kafasını kaldırıyor. 15 dakikada başka da bir şey görülmez zaten.

Oğuzhan Kayar yine alt ligden, Manisaspor'dan, 18 yaşında alt yapı için önemli bir transfer bunun da Galatasaray scout sisteminin önemli bir başarısı olduğunu düşünüyorum. Berk İsmail, Emre Can, İbrahim Coşkun, Oğuzhan Kayar, Ontivero, Koray Günter, Bruma daha 20’li yaşlarına bile gelmemiş isimler. Nereden nereye? Sadece 6 ayda. Geçen sene Galatasaray çok yaşlı bir takımdı hem ligde hem Avrupa'da. Mancini, Galatasaray yönetimi ve scout ekibini kutlamak lazım. 3-4 transfer döneminde yapılacak atılımları bir transfer döneminde yaptılar. Scout ekibi de Mancini ve ekibi de çok çalışmış olmalı. Hem takımın elindeki gençleri Berk Yıldız, Emre Can, İbrahim Coşkun gibi isimleri Mancini ortaya çıkardı, hem de genç oyuncu transfer etme cesaretini gösterdi yönetim. Bu isimlerin bulunmasında da scout ekibi oldukça yoğun çalıştı.

Hajroviç’le ilgili bir iki olumsuz düşüncem var. Öncelikle Türk olabileceği düşünüldüğü için 3,5 milyon Eurouluk bir bonservis verildiğini düşünüyorum. Yoksa o paralara transfer edilecek kadar hem hız hem de oyun içi ağırlığı olduğunu düşünmüyorum. Bence en büyük problemi ‘konsantrasyon’ sürekli oyunun içinde kalamıyor, silik silik görünüyor, sorumluluk alma konusunda çok istekli değil. Umarım bu sorunlarını uyumla birlikte aşar. FM adlı oyunun database’inde de Hajroviç’in konsantrasyon yani oyun için istikrar sorunu olduğu belirtilmiş.

Transfer edilen son isim olarak Lucas Ontivero, sanki bir menajerin kendi elleriyle yetiştirdiği en önemli sermayesi gibi duruyor. 12 yaşında Real Madrid alt yapısına gitmiş, kendi yaş grubunda kaptan olmuş, sonra 15-16 yaşında Tottenham ve Genoa gibi takımların alt yapılarında da denenmiş, bazı yerlerde Milan alt yapısına gittiği de söyleniyor. Neden bir kulüpte kalıcı olmadı bilmiyorum. Neden bu kadar büyük kulüpler kendisini transfer etmedi, potansiyel mi göremediler onu da bilmiyorum. Belki de menajeri kulüpler istediği paraları ödemediği için satışını gerçekleştirmemiş olabilir. Güney Amerikalı oyuncularda böyle baskın bir menajer durumu görebilirsiniz, Avrupa gibi olmuyor orada işler. Bir çok oyuncunun bonservisinin yarısı menajerlik şirketinde oluyor, özellikle Uruguay’da çok. Zira Uruguay’da nüfus çok düşük olmasına rağmen ülke milli takımı neden bu kadar başarılı? Ligleri de çok kalitesiz… Neden başarılı çünkü 17-18 yaşında oyuncuları Avrupa’da büyük takımların alt yapılarına veriyorlar. Oyuncuların sahipleri kulüpler değil de menajerler oluyor. U20’de bu yaz İstanbul’da final oynadılar. Bordeaux, İnter, Atalanta, Udinese, Sevilla, Manchester United, Benfica, Atletico Madrid oyuncuların geldiği kulüplere baktım da bazıları bunlardı, Avrupa’nın her yerine yayılmışlardı. Ontivero da Arjantinli ama kulübü Uruguay’da görünüyor, kulübünde de sadece 4-5 maça çıkmış zaten bu sene orada burada hep denemedeydi. Bir Avrupa kulübünde böyle oyuncuyu tur gibi denemelere gönderemezsiniz tabii. Bir açık arttırma gibi en çok parayı kim verirse de ona sattılar sanki. Galatasaray’daki denemesinde Drogba ve Mancini’nin kendisini çok beğendiğini duydum (off the record) 2 Milyon Euro da sanırım bu açık arttırma sonucu Galatasaray’ın verdiği tavan rakamdı.

Alex Telles için zaten benim ya da bir başkasının yorumuna gerek yok, üst seviye ligde Brezilya Liginde yılın en iyi sol beki seçilmiş 21 yaşında bir çocuk. Alex’in Baroni’nin kendisi hakkında söyledikleri de ortada… Tokatspor maçında makul oynadı, çok değerlendirecek bir durum olmadı.

Gönderilen isimlere bakarsak, Dany’i Chedjou’ya göre daha çok beğeniyorum ama Dany gönderilebilir olduğu için gitti gibi. Belki Chedjou da önümüzdeki ay transfer sezonu açık olan Rusya’ya gidebilir. Kendisinin fiziğine baktığınızda çok heybetli bir adam görüyorsunuz. Sanırım Fransa’da bu kadar iyi olma nedeni Türkiye'de göremediğimiz üstün fizik gücüydü. Geçtiğimiz yıllarda kondisyonu, fizik gücü çok üstün olduğu için, rakiplerini ezerek oynadığını düşünüyorum fakat Galatasaray’a geldi 11’e girmesi gecikti, sonra sık sık küçük sakatlıklar yaşadı, savunma kurgusu sürekli değişti vs vs derken bir türlü oturmadı, fizik olarak da göründüğünün çok altında hem yavaş hem de agresif değil. Belinde de kronik bir sakatlık olduğu konusunda dedikodular var. Belki terkrar fizik seviyesini eski haline getirirse ezici bir stoper olabilir ama Galatasaray onun eski haline dönmesini bekleyebilecek bir kulüp değil hem Şampiyonlar Ligi hem ligde final maçlar oynayan bir ekip böyle bir riski alamaz.

Amrabat’ın ilk maçında Malaga’da şov yapmasına şaşırmadım, fazlasıyla geniş alan futbolcusu, Kayserispor’da da çok fazla geniş alan bulup, çok top sürüp başarılı oluyordu. Toplar sürekli ilk onda toplanıyordu. Liglerinin zirvesine oynayan takımların kanatları için doğru isim olmadığını düşünüyorum. Zira kapalı savunmaya karşı yaratıcı paslar, kısa mesafede delici yaratıcı driplingler yapan oyuncu değil, driplinglerinin verimliliği de geniş alanda yakaladığında oluyor, top taşıyan oyuncu rolünü iyi oynuyor ama zirve takımlar topu bir oyuncuya taşıttıramaz, topu pasla ileri taşır. Zira pası bir yıldıza verip, al bu topu bizi ileri çıkar derseniz oyuncuya yapılacak sıkı markajda kilitlenirsiniz. Elinizde Messi bile olsa ona bu görevi vermek takımı kısırlaştırır ki Barcelona'da topu ona iletmekle görevli birden çok oyuncu var. Busquest, Xavi, İniesta kim oynarsa. Topu mümkün olduğunca rakip kaleye yakınken ona vermek başlıca görevlerinden... Örnek Türk Milli takımında ve eskiden Galatasaray’da işler iyi gitmediğinde topu alan sol kanada Arda’ya pas atardı Arda da çok çok kaliteli bir oyuncu olmasına rağmen bir yere kadar topu taşır, arkadaşları hareketsiz olduğu için oyun tamamen kısırlaşırdı. Sol taç çizgisinden, sağ taç çizgisine doğru enleme çalım atmak zorunda kaldığı pozisyonları hatırlarsınız Arda’nın. Amrabat orada beğenilebilir ve İngiltere, İspanya ligi alt ve orta sıra takımları iyi paraya onu alabilir, hem kendisi hem Galatasaray için bu daha iyi olacaktır. Uzun lafın kısası kendisi büyük takım oyuncusu değil.

Lucas hepimizi bu kadar şaşırtmadan önce Riera gibi bir oyuncuyu (sözleşmesini feshi edince parasını da vermek zorunda olduğunuz için) kendisine tercih ederdim. Lucas’ı sene sonuna kadar kiralayıp Riera kadroda tutulmalı Riera'nın sözleşmesi bitince Ontivero onun yerine gelmeli derdim. Riera belli bir sayıda maça çıkarsa bir yıllık otomatik imzalama durumu vardı ama zaten Mancini onu en fazla 5-6 kritik maçta oynatırdı Telles’in gelişinden sonra. Telles’in sakatlık ihtimali veya 21 yaşına kadar Brezilya dışına çıkmamış bir çocuk olarak doğal bir uyum sorunu ihtimali adına iyi bir stepne olabilirdi gel gelelim hem Sabri’nin sol kanattaki Gaziantepspor, Kasımpaşa ve Bursaspor maçlarındaki formu, hem de Lucas’ın yeteneği bu konuda da Mancini’nin doğru karar verdiğini düşündürüyor bana. Yaza yabancı kuralına göre Dany’nin durumu da belli olur diye düşünüyorum. Ben Dany’i çok sempatik buluyorum, mental yetersizlikleri çok bariz o konuda eleştirilere katılırım ama bu kadar fizik üzerine oynanan bir ligde bu kadar üstün bir fiziği bu kadar kolay göndermek bana mantıklı görünmüyordu. Ben Galatasaray teknik direktörü olsam satın alma opsiyonuyla göndermeye kıyamazdım. Gaziantepspor’da oynarken Hikmet Karaman’ın asistan menajeri Serkan Emre Sefa ile Dany hakkında konuşmuştuk. “Sinan adam gittiğinden sonra stoper beğenemedik, o kadar çalışkandı ki idman sonrası bizim kasları dinlendirmek için içtiğimiz sütlü bir sporcu içeceği var. Dany bunu içmezdi, süt yağ yapıyor derdi. Düşün kendisini antrenörlerinden iyi düşünür ve çok iyi yaşardı, kendisine çok iyi bakan bir profesyoneldi” demişti. Rotasyonda, bir çok mevkide oynaması adına, aldığı az maaşı da hesaba katarsak, ben Chedjou yerine Galatasaray yedek kulübesinde ya da tribünde onu görmek isterdim. Böyle karakterli, iş ahlakı ve profesyonelliği yüksek oyuncuların bunca genç oyuncuya da çok iyi bir rol model olabileceğini düşünüyordum.

Şimdilik bu kadar… Bu yazıda transfer sezonunun en hızlı takımı Galatasaray’ı değerlendirdik. Bir sonraki yazıda ligin diğer takımlarının transferlerine de bir göz atalım… Görüşmek üzere.

YORUMLAR

marki 6 Şubat 2014 Perşembe 18:25

Guzel yaziniz icin tesekkurler. Umarim, ileride geriye donup baktigimizda, bu sezonumuzu gelecek basarilarin temeli olarak gorururuz.


Sinan Yılmaz Köşe Yazıları