Başakşehir, Serdar Aziz'le ilgileniyor mu? Açıklama geldi

Başakşehir, Serdar Aziz'le ilgileniyor mu? Açıklama geldi

Lider Medipol Başakşehir'de Başkan Göksel Gümüşdağ, transfer çalışmalarıyla ilgili bilgi verdi.
Serdar Aziz'den sonra onun da bileti kesildi

Serdar Aziz'den sonra onun da bileti kesildi

Teknik direktör Fatih Terim’in sezonun ilk yarısında istenilen performansı gösteremeyen Eren Derdiyok’u Antalya kampına götürmeme kararı aldığı öğrenildi.
"Gol sorunumuzu çözer, mutlaka alalım"

"Gol sorunumuzu çözer, mutlaka alalım"

Şenol Güneş, Başkan Orman ile yaptığı görüşmede eski oyuncusunun alınmasını devam şartları arasında gösterdi. Yönetim Trabzonspor ile görüşmelere hız verdi.
Tolgay Arslan'da sıcak gelişme

Tolgay Arslan'da sıcak gelişme

Beşiktaş'ta kadro dışı bırakılan Tolgay Arslan takıma dönüyor. Özür dileyen Tolgay, Şenol Güneş'in onay vermesi halinde Antalya kampında yer alacak.

Bir önceki yazıda Jonathan Wilson'un futbolcu tanımlamasından yola çıkıp, Selçuk İnan'daki düşüşü açıklamaya çalışmıştık. Kısaca tekrar küçük bir hatırlatma yapalım… Wilson diyordu ki iki tip futbolcu var. Bazıları specialist yani 'özel' oyuncular, onları diğer oyuncular taşır, zira onların diğer oyunculardan ayırılan üstün meziyetleri vardır bunların sürat, dripling, hava hakimiyeti, sezgileri, gücü, tekniği ve oyun kurucu meziyetleri vs olabilir... Buradan hareketle misal bir specialist olan Pirlo takım savunmasını boşlayabilir, Vidal veya Pogba gibi basıp alamaz, dağıtamaz rakibini. Fakat özel bir oyuncu olduğu için takım arkadaşları onu taşır.

Bazı oyuncular da vardır ki 'genaralist'tir. Yani genelcidir, birçok şeyi yapabilirler, hem savunma, hem hücum, hem takım oyunu.

Dedik ki Selçuk ilk senesinde neden çok iyiydi? Elmander dönüp müthiş bir pres yapıyordu, Engin, Emre kanatlar sürekli içe göbeğe girip iştahla oynuyordu, Necati ikinci devrede geldi, top aldı, topu yönlendirdi yardımcı oldu. Bu yapıda oyun kurucu özelliklerini ortaya çıkarabilen, daha özel meziyetlerini ortaya koyan ve aslında bir genelci olan Selçuk fark yarattı. Selçuk genelci çünkü takım oyununa yatkın, oyun kurucuların çoğu gibi savunmada dinlenmiyor, aksine takımın en çok koşan oyuncularından biri oluyor. Pozisyonunu kaybetmemeye çalışıyor vs. Bunlara rağmen tabi ki bir Melo gibi de yapamaz savunma işini...

Şimdi ilk yıl Selçuk döktürürken böyleydi de neden sonra Selçuk bozuldu? 2. seneyle birlikte neden bozuldu?

Drogba geldi, Burak sağa kaydı, Sneijder geldi... Hangisi savunma yapıyor? Burak sağ kanada geçince savunmayı unutuyor kanadı rakibe açıyor, ortasaha sağ iç oynayan Melo onun bıraktığı alanı doldurmak için yarım pozisyon kayıyor ve bu sefer ortasaha göbeği boşalıyor, Drogba'nın takım savunması umurunda değil, Sneijder de savunma yapınca verimsizleşiyor zaten gücünü hücumda kullanması gereken özel bir oyuncu... Terim ona savunmada da çok görev verince nasıl başarısız olduğunu hatırlıyoruz. Mancini onu özgür bırakınca kalitesini göstermeye başlamıştı ve fakat çok dengesizlik var burada... Burak’ı en uçta tek bırakırsanız fiziği ve enerjisiyle hiç değilse prese katılır ama kanada atınca o da savunmayı eksik bırakıyor.

Siz ilerde hiç savunma yapmayan üç oyuncuyla oynarken orta sahanız bu takımın dengesini nasıl sağlayabilir?

Nasıl sağlayabilir söyleyeyim ortasaha göbeğinde üç tane Melo'su olursa...

Yani bu şu demek! DENGE

Bakın siz, takıma taşıtacağınız özel oyuncularla kurulu bir kadro da kurabilirsiniz. İlla ne kadar az özel (specialist) oyuncu o kadar iyi veya dengeli takım demiyorum. Yanlış anlaşılmasın. Dediğim durum denge kaybı. Galatasaray çok özel, taşınması gereken oyuncusu olduğu için değil, dengeyi sağlayamadığı için son bir ayda düşüş yaşamaya başladı.

Yoksa siz ileri iki tane çok özel forvet bulursunuz biri driplingçidir alır götürür diğeri Jardel vari bir oyuncudur etliye sütlüye bulaşmaz ama bulduğunu atar affetmez. Bir de üstüne oyun kurucu da kullanırsınız. Bu kadar özel oyuncuyu bile dengeleyebilirsiniz... Fakat nasıl? Bakalım Chelsea'ye... Lampard uzun yıllar müthiş bir 'genelciydi' (generalist) fakat şimdi o da Drogba gibi yaşlı ve bazı meziyetleri üst düzey olmasına karşın o da çabuk değil, kısa mesafede ağır kalıyor. Peki, Chelsea onu nasıl taşıyor? Yanına hem Ramires hem Willian gibi iki canavarı koyarak. Bu da yetmiyor Hazard’ı izleyin asla ama asla savunma görevini aksatmıyor, pas hatası neredeyse hiç yapmıyor. Genç Oscar bile bir ofansif ortasaha olmasına rağmen ortasaha kalabalığına çabukluğuyla yardımcı olmayı biliyor. Santrfor Eto’o bile bu yaşına rağmen takım için oynamayı biliyor.

Chelsea’nin taşıdığı oyuncu sayısı iki. Terry ve Lampard’ı taşıyorlar. Terry de üstün fizik gücü, sezileri, hava topu hakimiyeti ve saha içi liderlik vasfı için taşınıyor. Buna rağmen topla oyun kurma yok, oyuna katılma yok. Üstelik arkasına atılan toplarda çok sıkıntılı bir stoper. Fakat Chelsea savunma hattını geride kuruyor ki savunma arkasına atılan toplarda Terry’nin, Cahill’in zaafları ortaya çıkmasın. Bu geride kurulan savunma hattına rağmen Chelsea nasıl savunmaya çok yaslanan bir takım olmuyor? Bir kere çok hızlı çıkıyorlar. Büyük bir kontra atak tehdidi oluşturuyorlar Hazard ve Eto’o veya Torres’le hatta Oscar’la… O yüzden Chelsea’nin rakipleri de savunma çizgisini öne çıkarıp Chelsea’yi yarı alanına hapsedemiyor.

İkincisi bekleri çok dayanıklı sürekli ileri geri oynayabiliyor. Stoperler geride kalırken onlar sürekli hücumu desteklemeyi unutmuyorlar. Terry’i taşıyan takımın yavaş Cole’u da taşıyamayacağını gören Mourinho sağbek Azpilicueta’yı biraz da bu yüzden sol bek yapıp oynatıyor.

Üçüncüsü de Ramires, stoperler ile ortasaha göbeği arasında mükemmel bir köprü, her yere yetişiyor, çok çabuk bir oyuncu. Melo ne kadar güçlü olursa olsun çok dinlenerek oynayan bir futbolcu, bu koşu mesafelerinden de belli. O yüzden Brezilya Milli takımdan Melo değil Ramires var.

Galatasaray’da ise bakıyorsunuz özel oyuncu dolu. Takımın yarısı diğer yarısını taşımak zorunda… Fakat taşıması gereken oyuncular da ne Ramires ne Willian. Selçuk ve Yekta’ya bakın… Şimdi de Willian ile Ramires’i düşünün.

Drogba kendi şovunun derdinde frikikler falan, güzel… Eğleniyor, takılıyor. Burak pozisyonunu yadırgıyor ve kafası kesilmiş tavuk gibi hem Drogba’nın yapmadığı presi, hem de kendi pozisyonunun savunma gereğini yapmaya çalışıyor, perişan oluyor. Sneijder de yine keza zaten fizik kapasitesi, savunma gücü belli bir oyuncu. Mourinho mevkiinin en iyi üç oyuncusundan biri diye boşa demiyor. Taşıyabilirseniz, doğru kullanabilirseniz dünyanın en iyi üç isminden biri diyor adam. Daha ne desin? Galatasaray elinde böyle bir cevheri kullanamıyor çünkü taşıyamıyor.

Üstüne bir de stoperde Semih var… Top kullanma konusunda çok eksik, oyunun içine giremiyor bunu da bir önceki yazıda açıklamıştık. O zaman beli dönmeyen, zaten her zaman oldukça ağır bir oyuncu olan Selçuk’la ne kadar gidebilirsiniz? Evet, Selçuk Fatih Terim’den sonra iyi çalışmamış olacak, yaşı da 29 oldu, fiziksel olarak da çok düştü ama zaten bu halde olacak iş değildi bu. Karabükspor’dan dahi top çalamayan, ligde dahi kaptırdığı topu geri almak için bu kadar zaman kaybeden Galatasaray Chelsea’den nasıl top alacaktı?

Peki, Mancini bunu görmedi mi? Bu kadar hücumda taşınması gereken adam varken orta saha göbeğine neden canavar, mücadeleci adamlar almadı da hala Umut Gündoğan tarzı adamlar aldırdı?

Sanırım o bu çözümü üçlü stopere geçip, beklerini ileri geri oynatarak, bekleri ortasahaya katıp kalabalık olarak çözmek istiyordu. Tarık’ı aldıramadığı gibi en çok istediği olan kaliteli stoper transferini de yaptıramadı. Transfer sezonu bittikten sonra, memnuniyetsizliğini de açık açık dile getirdi zaten. 3’lü savunmaya geçseydi ne yapacaktı? Bekleri hücuma çıkaracak, Melo’yu da önde kullanacak ve Juventus maçlarındaki gibi bir oyun anlayışı kuracaktı. Sneijder sol kenara yakın değil Drogba ve Burak’ın arkasında oynayacaktı. Savunma hattını daha geride kurulacak ve Galatasaray kontra atağa yatkın bir takım olacaktı. Stoper transferi gelmeyince mecbur 4-3-3’e döndü. Eldeki stoper grubunda da gerçekten 3’lü stoperin göbeğinde oynayabilecek ve savunmayı organize edecek bir futbolcu yok.

Maça geçersek, Mancini herhalde bu kadar erken gol yiyeceğini bilse Hakan Balta ile oyuna başlardı. Chelsea golü attı ve bir süre topu Galatasaray’a bıraktı ama Galatasaray stoperleri Chedjou ve Semih topu savunmadan oyuna sürmek konusunda amatör futbolcular gibiydi. Telles Avrupa için henüz ne kadar toy olduğunu da kanıtladı. Geçen Türk spor medyamızın zırcahillerinden biri “Dünyanın en iyi sol beki” ve “Brezilya Melo’yu değil ama Telles’i mutlaka Dünya Kupası kadrosuna almalı” demişti. Real Madrid’ten Marcelo, Atletico Madrid’ten Filipe Luis var, adam gidecek daha geçen ay Avrupa’ya yeni gelen Telles’i alacak kadroya ve bu çocuk da Dünyanın en iyi sol beki olacak. Şu spor basınımızda böyle dünyadan bir haber cahiller var ve bunlar iki laflarından biri olarak diyorlar ki “futbolumuz niye gelişmiyor”. Sen gelişmiyorsun da ondan. İnsanları bu kadar gelişmeyen bir ülkenin sporu nasıl gelişsin? İnternet erişimi için dünyanın en fazla para ödeyen halklarından biri nasıl gelişsin? Torpille her yerde koltuk parselleyenler varken, insanlara siz cahiller spor anlatırken, ülkenin sporu nasıl gelişsin?

Mancini’nin dediği gibi önümüzdeki sezon için ciddi önlemler alınmalı. Ya ilerdeki özel oyuncuları taşıyacak birden fazla Melo, ortasaha göbeğine transfer edilmeli ya da ilerdeki özel oyuncuların sayısı eksiltilip Kuyt gibi Elmander gibi ilerde de savunma yapabilen ve takım için oynayan futbolculara sahip olunmalı.

Bu maçla ilgili başka söylenebilecek bir şey yok. Galatasaray dengeyi sağlamak zorunda… Ya yardan vazgeçeceksiniz, ya serden.

Bana soracak olursanız ‘yabancı yasağı’ planınızın en önemli ayağını oluşturmak zorunda. O yüzden sağ kanada bir Kuyt şart. Burak en uca geçmek zorunda, Sneijder olduğu yerde doğru kullanılıyor bence. Hollanda’da nerede oynuyor, sol içte, Galatasaray’da da aynı görevlerle biraz daha önde ve kenarda oynuyor zaten. O yüzden Lig TV spikerlerinin “mutsuz görünüyor” zırvalıklarına hiç katılmıyorum. 2. en önemli transfer hamlesi de bir Willian da Melo’nun yerine lazım. Melo da bu kadar dinlene dinlene savunma yaptığı için derine gitmeli. Madem 10 km’yi zor geçerek oynayabilecek bir kapasitesi var o halde orası onun için daha uygun. Öncelikle pozisyonunu koruyup sonra da müthiş gücüyle rakip ofansif orta sahaları Galatasaray kalesine yaklaştığına pişman edebilir. Selçuk da duruma göre yaza iyi hazırlanan bir Umut Gündoğan’la, Yekta ile hatta Emre Çolak ile ve Hamit’le forma rekabetine girebilir.

Sonuç olarak iki üstün fizik gücü ve savunma anlayışı olan sağ iç ve sağ kanat oyuncusuyla takım ihya olabilir. O gelecek oyuncular dışında da Chedjou ve Drogba gönderilmeli. Sağ kanat için Hajroviç’ten de umutsuz değilim.

Ligde ve Türkiye Kupasında kalan haftalarda Mancini’nin artık Drogba’yı kenara çekip Hajroviç’i sağ kanada atıp bahsettiğim düzeni sürekli denemesi gerekiyor.

Hakan Balta ve Semih ikilisinden oluşan stoper hattından vazgeçmeyip, Telles’i ve sağ beke de Veysel ile Salih’i monte edip devam etmeli.

Muslera, Telles, Melo, Hajroviç, Sneijder ilk 11 çıkıp Drogba da son yarım saatlerde oynayabilir bundan sonra. Fizik güç için de Salih ve Veysel’e ihtiyacı var Galatasaray’ın.

YORUMLAR

Ziyaretçi 20 Mart 2014 Perşembe 15:37

tek kelime ile mükemmel

Ziyaretçi 20 Mart 2014 Perşembe 19:54

tolga cigerci , gokhan tore , duvar oynayabilen golu koklayan bir forvet-italyan pelle veya dzeko tarzi...david villa olur mu bilemem, ve bir sagbek...genc ve daha sorumlu bir eboue... tandem semih kaya hakan balta olarak dusunulmeli. veysel gokhan zan koray onlari yedeklemeli. gidecekler: chedjou, drogba, burak, eboue.... 4-2-3-1e geri donebilmeliyiz mac icerisinde. snejder daha serbet olmali. selcuk snijder ve melo nun her ikisinin birden yedegi olur.

Ziyaretçi 21 Mart 2014 Cuma 00:06

en guzel kadro bu.kimse duramaz onunde

Ziyaretçi 23 Mart 2014 Pazar 13:26

çok güzel olmuş.daha çok futbol severin bu tarz kaliteli, içinde futbol olan yazıları okuması dileğiyle


Sinan Yılmaz Köşe Yazıları