Başakşehir, Serdar Aziz'le ilgileniyor mu? Açıklama geldi

Başakşehir, Serdar Aziz'le ilgileniyor mu? Açıklama geldi

Lider Medipol Başakşehir'de Başkan Göksel Gümüşdağ, transfer çalışmalarıyla ilgili bilgi verdi.
Serdar Aziz'den sonra onun da bileti kesildi

Serdar Aziz'den sonra onun da bileti kesildi

Teknik direktör Fatih Terim’in sezonun ilk yarısında istenilen performansı gösteremeyen Eren Derdiyok’u Antalya kampına götürmeme kararı aldığı öğrenildi.
"Gol sorunumuzu çözer, mutlaka alalım"

"Gol sorunumuzu çözer, mutlaka alalım"

Şenol Güneş, Başkan Orman ile yaptığı görüşmede eski oyuncusunun alınmasını devam şartları arasında gösterdi. Yönetim Trabzonspor ile görüşmelere hız verdi.
Tolgay Arslan'da sıcak gelişme

Tolgay Arslan'da sıcak gelişme

Beşiktaş'ta kadro dışı bırakılan Tolgay Arslan takıma dönüyor. Özür dileyen Tolgay, Şenol Güneş'in onay vermesi halinde Antalya kampında yer alacak.

Türkiye ligleri için en geçerli üstünlük, fiziksel… Bir İtalyan kulübü gibi mental ve taktik oyun, ya da teknik Brezilya ligi, İspanya Ligi takımları gibi pasa dayalı oyun Türkiye Liglerinde zeminlere takılabiliyor ama fiziksel üstünlük Türkiye Ligi için çok uzun yıllardır olduğu gibi değişmez bir gerçeklik. Fenerbahçe’nin bu sene 10 puanlık farkı yaratmasında da bu gerçek fazlasıyla söz konusu. Tabi transferlerin ve ilk 11 tercihinin (Baroni-Meireles ikisi birden oynaması hariç) buna göre uygulanması da takdir edilmeli. Caner, Gökhan, Egemen, Alves, Mehmet Topal, Sow, Kuyt, Emenike birebirde rakiplerine hızları ya da güçleriyle fiziksel üstünlük kurabilen oyuncular. Ayrıyeten Türkiye’de üç büyükler şampiyon olacaksa, duran toplar da fazlasıyla belirleyici oluyor, stoperlerin golcü olması, taraftarın bu duran toplarda yarattığı baskı… Bunlar çok önemli. Mesut Bakkal duran toplara bu hafta çalışmıştık ama engel olamadık diyor. Kornerlerde bile Konyasporlu oyuncular sürekli birbirini uyardı, tedirginlikleri çok belli oluyordu. Fenerbahçe bu konuda rakibi Galatasaray’a bu sene de ciddi bir fark attı. Galatasaray stoperlerinin senelerdir gol atma konusunda çok ciddi eksiklikleri varken Fenerbahçe uzun yıllardır Luciano, Lugano ve şimdi Egemen, Alves’le duran toplardan gol atabilen bir savunma hattına sahip. Böyle kilitli maçları da bu üstün fizik, duran toplarda açabiliyor.

Ersun Yanal ilk yarım saate yumuşak başladık diyor. Rakibi ve hakemi en ciddi şekilde baskı altına alabilen stadyum ve taraftar Fenerbahçe’nin… Galatasaray ve Beşiktaş taraftarının arabesk beste aşkları oynanan maçı izlememelerine ve gerekli yerde gerekli tepkiyi verememelerine yok açabiliyor. Örneğin hakem Galatasaray aleyhine hatalı bir karar veriyor veya Galatasaray’ın rakibi baskı kuruyor, Galatasaray taraftarı ise o sırada maçı izlemeyip, arabesk “sessiz yürüyoruz kederliyiz” falan diye kendi halinde eğleniyor. (Ya da acı çekip bundan zevk mi duyuyorlar onu bilemedim) Fenerbahçe taraftarları ise genelde top rakipteyken sürekli ıslık ve top Fenerbahçe’ye geçtiğinde destekle, verilen hakem kararlarına karşı en yoğun tepkiyle bunu sağlıyor. Gel gelelim bu maçın ilk yarım saati öyle değildi. Maç başlar başlamaz “Vura vura vura, kıra kıra kıra, şampiyonluk için saldır Kanarya” tezahüratı başladı. Bu sırada cesur oynayan top dolaştıran Konyasporlu oyuncular her zamanki ıslıklarla baskı altına alınmadı. Kadıköy’de normalde top rakipteyken öyle bir ıslık yoğunluğu olur ki, Anadolu takımı oyuncuları bu ıslıklar altında ayakları titrediğinden topu ayaklarına dolaştırır ve pası düşünmek yerine direkt uzun oynamaya çalışırlardı. Top benden gitsin de ne olursa olsun diye düşünürlerdi. Bu ‘hücumda organizasyon yapabilmek’ ise cesareti işi… Bunun için Mesut Bakkal’ı da kutlamak lazım. Geçen sene Karabükspor’la yaptığını bu sene de yapabildi ama sonuç alamadı. Golü yedikten sonra Fenerbahçe taraftarı kendisine geldi ve tezahürat yerine maçı izlemeye başladı, doğru yerde doğru tepkiyi verdi. Sonra da Konyaspor top dolaştırmakta, ilk yarım saatteki kadar rahat edemedi. Tabi hakem de öyle… Özellikle ilk devrede Caner’in itirazlarına ve faullerine rağmen sarı karttan kurtulması, taraftar ve yaratılan atmosfer sayesinde… Geçtiğimiz yıllarda bu konuda Emre hakkında rakip takımlar çıldırırdı. “Bunca itiraza rağmen nasıl kart görmez” diye. Zira böyle bir ayrıcalık bilgisayar oyunlarının hilelerinde bile olmaz. Oyuncunun gücü 100 üzerinden 100 yapılır falan ama yaptığı itirazlara, tekmelere, faullere rağmen bir oyuncunun kart görmemesi çok komik. Bu sene Emre’den bayrağı Caner almış gibi… Bu iki oyuncu da zaten agresif futbolcular oldukları için ve bir iki kartlık pozisyon atlandığında daha da agresif oynayıp daha da etkili olabiliyorlar. Yani Caner’in bu seneki performansı bence biraz da hakemler sayesinde zira nereden baksanız 3-4 maçta takımını 10 kişi bırakması gerekirdi. Bu arada Melo da yavaş yavaş bu ayrıcalığı kazanıyor gibi, Antep maçında Cenk’in kart görmesi için hakemi öyle bir uyardı ki kendisi de kart görmeliydi. Ben elle gayrı ihtiyari yapılan kart isteme hareketine karşı değilim ama bu kadar abartılı eylemlere kart gelmeli. Hakemler bu tarz Melo, Caner gibi oyunculardan korkuyorlar bence, hele taraftarının önündeyse.

Konyaspor’da Uğur Tütüneker’den sonra ufak tefek değişiklikler oldu. İlk 11’de daha az forma giyen ve verimli olamayan Djalma Bakkal yönetiminde etkili oldu. Bu Mesut Bakkal’ın hanesine olumlu bir artı olarak yazılır. Djalma geçen sene Kasımpaşa’da da izleyip gördüğümüz üzere istikrarsız ama bazı maçlarda da çok tehlikeli olabilen bir oyuncu. Bakkal bu maçta onu çok verimli kullandı. 11’de diğer değişiklik ise Hleb’di. Biraz fiziksel sıkıntıları var, tam hazır değil ama topu kullanmayı biliyor, zeki bir oyuncu olduğu ve çok verimli olacağı ilk maçtan belli oldu. Bu iki oyuncu Konyaspor’un çehresini olumlu anlamda geliştirmiş ve Konyaspor ‘zeki’ bir takım olmuş.

Golde yine Hleb’in Djalma’ya topu bırakışı çok basit gibi görülebilir ama çok benzer bir pozisyonda Cumartesi günü Salih topu Sneijder’in önüne düzgün bir şekilde bırakamadığı için belki de puan farkı 10’a çıktı! Yani bazen tek bir dokunuş bile bir kalite farkı yaratabiliyor.

Fenerbahçe her zaman olduğu gibi yine istekliydi ama galibiyette belirleyici başta da belirttiğimiz gibi duran toplar oldu. Fenerbahçe’nin iç sahada bu maçı alması için duran toplara duacı olmaması gerekirdi. Konyaspor da organize olamayan Fenerbahçe’yi görüp gerekirse faul yapmamalı, topu kornere atmamalıydı. Fenerbahçeli oyuncudan iç sahada çalım ye, pozisyon ver ama faul yapıp duran top yaptırma… Gel gelelim Fenerbahçe 90 dakika doğru dürüst organizasyon yapamadı.

Belki içinde bulunulan durum Fenerbahçe’nin transfer yapmasını engelliyor ve iyi giden kadroyu bozmak istemiyorlar ama ilk devre de bunca puana rağmen yaratıcı oyuncu eksikliği bariz şekilde dikkat çekiyordu. Fenerbahçe’ye bir Alex şart. Emre, Baroni, Meireles, Salih 45 dakikalık oyuncu gibi oynuyorlar. Tüm takım üstün fizik gücüne sahipken onlar takımın bu konuda çok gerisinde kalıyorlar. Fenerbahçe’nin bu dörtlüden birini oynatıp yanına da Alper-Holmen-Mehmet Topuz üçlüsünden birini koyması gerektiğini düşünüyorum. İlk (oyun kurucu vasıflı) dörtlüden 2’si Mehmet Topal’ın önünde oynadığında Fenerbahçe pres gücünü kaybediyor, ortasaha üstünlüğünü eline alamıyor… Emenike’nin önüne atılan toplarla atağa çıkmaya çalışıyorlar. İlk yarının son haftasındaki Kayserispor maçında da bu ikili (Baroni, Meireles) oynadı göbekte ama Kayserispor bile iyi direndi. Bile diyorum, zira Kayserispor’un direnci çok kötü bu sezon. Tabi ortasaha presi, ortasahada oyunu tutma, ortasahada top kazanma olmayınca böyle takımlar direnebiliyor. Son yarım saat Kayserispor’un kırılgan savunması ve psikolojik durumları maçı 5’e götürdü ama maçın ilk bir saatlik kısmı hiç de 5’lik bir maç izlenimi vermemişti.

Baroni-Meireles-Emre-Salih dörtlüsü nicelik olarak çok ama nitelik olarak hiç birinden tam randımanlı verim alınabildiğini düşünmüyorum. Yine keza pres yapan, koşan, bozan ortasaha göbek oyuncusu olarak Alper-Holmen- Mehmet Topuz üçlüsü de nicelik olarak çok, nitelik olarak onlar da verimli bir sezon geçirmiyorlar. Toplam 7 oyuncu olmalarına rağmen, 7’sinden biri bile %100’ü ile oynamıyor bence.

Kadro rotasyonu bu yüzden çok sağlıklı değil aslında. Ben Fenerbahçe’nin yedek rotasyonunda da ciddi sorun olduğunu düşünüyorum. 3 forvet oynanıyor, Kuyt-Emenike-Sow ama sadece 4 forvetleri var bir de Webo. Bu dörtlüden 2’si aynı anda sakatlansa sil baştan sistemin değiştirilmesi gerekecek. Fethiye maçına tek forvet Webo ile çıkan Fenerbahçe’nin ileri top aktarmakta, pozisyon yaratmakta çok ciddi sorunlar yaşadığı ortadaydı. Dediğim gibi bir ofansif ortasahası, adam eksiltecek, ara pası atacak, verkaç yapacak bir kanadı yada ortasahası yok Fenerbahçe’nin! Kuyt sakatlansa Emenike sağa Webo ileri geçmek zorunda kalacak. Alper sakatlandı bu maç göbek zayıf ve güçsüz, temposuz kaldı. Şimdi Emenike 3 hafta yok, Webo Eskişehir ve Sivasspor maçlarında topu ilerde tutmayı ne kadar becerebilir muamma. Emenike’ye attığınız uzun topları bir şekilde alıyor ya da karambole düşürüyordu ama Webo yavaşladı artık.

Mesut Bakkal 2. yarıda oyuncu değişikliklerinde çok geç kaldı. İleri 4’lünün üçü yaşlı ve 60’tan sonra yorulup oyundan düştüler, hareketsiz kaldılar bu da gol arayan Fenerbahçe’nin oyunu rakip yarı alana yıkmasını sağladı. Gekas, Hasan Kabze, Hleb ilerde top tutamamaya, top almak için boşa çıkamamaya başladılar. Hemen 60 gibi Mesut Bakkal bunu görebilmeli ve Erdal, Ömer Ali Şahiner, Recep Aydın gibi ikisi genç ve dinamik, biri tecrübeli 3 taze ismi oyuna sokmalıydı. Takımın bu kadar geri çekilmesi önce Mesut Bakkal’ın hatasıydı bu da ona eksi yazılır.

Tüm bunlara rağmen bu dakikalarda Fenerbahçe etkili duran toplardan sonuç alamadı, Caner’in ters ayakla yapmasına rağmen mükemmel kestiği kornerlerden gol çıkmadı. 80. Dakikada da Emenike sakatlandı ve o an tribündeki herkes büyük bir sıkıntıya düştü. Takımın hücumdaki en etkili oyuncusu Emenike’ydi bu maç. Kuyt istekli olsa da etkili olamamış, Sow da çok sorumluluk almıyor ve isteksiz görünüyordu. Webo 18’de olmadığı için başka bir forvet alternatifi de olmadığı için yukarda da belirttiğim gibi sistem değişmek zorunda kalacaktı. İç sahada gol ararken forvet çıkarmak zorunda kalan ve yerine bir forvet daha sokamayan Fenerbahçe! Üstelik yerine soktuğu ortasaha oyuncusu da hücum olarak da etkisiz olan bir oyuncu, yaratıcılığı çok düşük bir isim Mehmet Topuz. Tüm bunlara rağmen Fenerbahçe’nin bu sezon sürekli yanında olan talihi yine yanında oldu. Emenike çıkar çıkmaz 20 saniye içinde Fenerbahçe 2. golü buldu. Bu gol olmasa duran top dışında Fenerbahçe’nin gol şansı kalmamıştı bana göre.

Nitekim bu sezon Konyaspor’u Galatasaray’dan sonra Fenerbahçe de şansının yardımıyla 2-1 yendi. Galatasaray da Arena’daki maçta kötü bir oyun oynamış. İlk yarının son dakikasında yine bir kafa golü Drogba atmış ve ikinci devrede de bulduğu ilk tehlikeli pozisyonda maçı 2-1’e getirmişti.

Şimdi Fenerbahçe’nin önünde çok zorlu maçlar var ve bu maçlarda Emenike yok. Fark 10’a çıkmış olsa bile Fenerbahçe şampiyon oldu gözüyle bakamıyorum. Buna rağmen Fenerbahçe’nin talihi yine yanında… Ligin (Anadolu takımları arasında) bence en zor deplasmanına, Eskişehirspor maçına çıkıyorlar ve Eskişehirspor bu sezon en formsuz dönemini yaşıyor. Üstelik (bana göre) en etkili oyuncuları N’Diaye’yi de göndermek zorunda kaldılar. Savunmalarında ceza sorunları, kadro dışı sorunları vs var. Bunları yeni yeni atlatmaya çalışıyorlar. Yine de Fenerbahçe’nin işi, bu yaratıcılık sorunu, kadro dengesizliği ve ortasaha verimsizliği yüzünden gelecek haftalarda kolay olmayacak gibi görünüyor.

YORUMLAR

İlk yorumu siz yapın!



Sinan Yılmaz Köşe Yazıları