Başakşehir, Serdar Aziz'le ilgileniyor mu? Açıklama geldi

Başakşehir, Serdar Aziz'le ilgileniyor mu? Açıklama geldi

Lider Medipol Başakşehir'de Başkan Göksel Gümüşdağ, transfer çalışmalarıyla ilgili bilgi verdi.
Serdar Aziz'den sonra onun da bileti kesildi

Serdar Aziz'den sonra onun da bileti kesildi

Teknik direktör Fatih Terim’in sezonun ilk yarısında istenilen performansı gösteremeyen Eren Derdiyok’u Antalya kampına götürmeme kararı aldığı öğrenildi.
"Gol sorunumuzu çözer, mutlaka alalım"

"Gol sorunumuzu çözer, mutlaka alalım"

Şenol Güneş, Başkan Orman ile yaptığı görüşmede eski oyuncusunun alınmasını devam şartları arasında gösterdi. Yönetim Trabzonspor ile görüşmelere hız verdi.
Tolgay Arslan'da sıcak gelişme

Tolgay Arslan'da sıcak gelişme

Beşiktaş'ta kadro dışı bırakılan Tolgay Arslan takıma dönüyor. Özür dileyen Tolgay, Şenol Güneş'in onay vermesi halinde Antalya kampında yer alacak.
Muğdat Çelik'e talip var

Muğdat Çelik'e talip var

Spor Toto Süper Lig'de sezonun ilk yarısını 17 puanla 15'inci sırada tamamlayan Akhisarspor'da transfer çalışmaları hız kazandı.
İşte Atatürk'ün tuttuğu takım

İşte Atatürk'ün tuttuğu takım

Ankaralı ünlü koleksiyoner Muhammet Yüksel, Mutafa Kemal Atatürk'ün tuttuğu takımı gösteren o belgeyi ortaya çıkardı...
Instagram'ın yeni gözdesi!

Instagram'ın yeni gözdesi!

Instagram'ın yeni gözdesi Olya Abramovich seksi pozlarıyla yürek hoplatıyor.
Barmenlikten modelliğe

Barmenlikten modelliğe

27 yaşındaki Kanadalı Misa Campo, California'da barmenlik yaptığı sırada bir fotoğrafçı tarafından keşfedilerek modelliğe adım attığını açıkladı.

İbo Show’un yeni başladığı dönem, yıl 1994.

Terim, 4 Ağustos 1985 tarihinde jübilesine Galatasaray forması giyerek gelen İbrahim Tatlıses’e bir nevi iade-i ziyaret yapıyor.

Milli Takım’ın başına henüz geçmiş hoca, sohbetin bir bölümünde nasıl geceleri uyumadan bantları kesip yapıştırarak maç kasetleri hazırladığını anlatıyor.

***

Terim, 2000 yılında kazanılan şampiyonluğun Ali Sami Yen’deki kutlamasında.

Eski Açık’ın önüne kurulan sahne ışıklandırılmış, sahanın geri kalanı kapkaranlık. Sahne - soyunma odası koridoru arasında koca bir futbol sahası var. Taraftarların ayrılacağını duyduğu hocalarını ikna etmek için tek şansları bu mesafe.

Binlerce taraftar bir umutla, boğazlarını yırtarcasına: “Kal bu sene, kal bu sene, alınacak çok kupa var bu sene” diye bağırıyor ama karanlık sahada zar zor seçilen Terim, tribünleri şöyle bir selamladıktan sonra tezahüratları kulak arkasına atarak soyunma odasına gidiyor, gözden kayboluyor.

***

O yaz Fiorentina’ya gidecek olan Terim, yazlığında Donatella Piatti’den özel İtalyanca dersleri almaya başlıyordu.

Yıllar sonra Piatti’ye Terim sorulduğunda: “ 6 saat 33 gün hiç durmadan ders verildi. Çok disiplinliydi, o mükemmeldi. Ben 5 dk. geç kalsam bile o kalemleriyle beni bekliyordu… Fatih Hoca (biz birbirimize Hoca hoca diyoruz) beni çok şaşırttı. Onun alçak gönüllü olması, nerde ne yapacağını biliyordu… Aynı bir çocuk gibiydi… Ne öğrettiysem tekrarladı. Bazen doğru değildi ama önemli değil, önemli olan konuşmaktı” demiş ve onun çalışkanlığını övmüştü.

***

Ne kasetlerin kurgusunu bizzat yapan ne de inatla İtalyanca öğrenmeye çalışan o çalışkan, disiplinli Terim artık yok.

Bu disiplin ve çalışkanlık ataklarının geldiği zamanlar sadece kanıtlaması gereken bir şeyler olduğunu düşündüğü dönemlere denk geliyor.

1994’te katıldığı İbo Show’da konuşurken 1996 Avrupa Şampiyonası elemeleri kuralarının yeni çekildiğini anlatıyordu. Hırslıydı.

Benzer bir hırsı 2000 yazında kendisine: “Dilimizi bilmiyorsunuz, futbolcularla nasıl anlaşacaksınız?” diye soran İtalyan gazeteciye: “Daha işe başlamama 52 gün var. Döndüğümde basın toplantımı İtalyanca yapacağım.” diyordu. Hırslıydı.

Galatasaray’a üçüncü kez geldi.

Hem ikinci gelişindeki hem de Milli Takım’daki başarısızlığını unutturmak istiyordu. Hırslıydı.

Şimdiyse basın toplantısında: “Letonya futbolu hakkında ne biliyorsunuz?” diyen Letonyalı gazeteciye: “Ben kendi takımıma bakarım” diyor, azarlıyor.

Hoca’nın rakip takımı araştırma zahmetinde bulunduğunu bile sanmıyorum.

Artık O, ismi Mancini olan yabancı bir hoca olsaydı; "Tazminat için bilerek kötü oynatıyor" diyecek iki yüzlü basının “Evet hocam, doğru hocam.” larının arasına sıkışmış bir figür sadece.

Üstelik o Mancini, üç kuruş tazminat almadan, kendisine sahtekar muamelesi yapılan, edilmedik hakaret kalmamasına rağmen ayrıldıktan sonra bile mesajlarla, İtalya’dan fotoğraflarla ”Haydi Galatasaray” diyerek desteğe devam etti.

Sayın “Aslolan Gaassaray” ne yaptı?

Bir emirle “Aslolan”ı ikinci plana itti. İsmini bir daha ağzına dahi almadı.  Davranışlarıyla uyumlu olsun diye üzerine bir “mavi pöti kareli ceket” giymediği kaldı.

“Konuşacağım” dedi. O konuşacağım dediği gün doğan çocuklar bugün konuşmaya başladı, futbolda adalet isteyen bizler hala bekliyoruz.

“Beni itibarsızlaştırmaya çalışıyorlar.” dediği kişiyle kıkırdaşarak kendisini Türkiye Futbol Direktörü (Hey maşallah) altın sözleşmeyi imzaladı. “O adam!” birden “Başkanım!” oluverdi.

Bir kaç ay evvel: “Bu ne saçmalık?” dediği yabancı kuralı hakkındaki fikrini soranlara eveledi geveledi.

Sınır güncellenip daha beter oldu. Avrupa’ya giden 3 takımımızın (Birisi Galatasaray ne hikmetse) önünün kesilmesine sebep oldu.

Bu rezillikten Terim sorumluysa istifa etmeli.

Eğer değilse, açıklasın da bilelim ki mavi pöti kare emirlere boyun eğiyor. Madem öyle, o ünvanın anlamı ne?

***

Ben ilk kez “TFFSpor” tabirini kullandığım zaman ne demek istediğimi anlamayanlar ve doğal olarak yadırgayanlar olmuştu. Zaman ve olaylar sağolsunlar, neden bu tabiri kullandığımı açıklamama gerek yok artık.

“Alo Fatih” Altaylı “Ah uh” sesleri içinde maç yorumluyor, karakutu Rıdvan Dilmen Türk futbolunda alınacak kararları önceden biliyor, Demirören milli maç öncesi “Melo” diyor, “Aysal kulübü borçlandırdı” diyor.

Evet, zamanının meşhur Tabata’cı Demirören’i, başkası değil.

Hazır geçmişe döndük orda kalalım.

Bir kaç yıl evvel milli takımın başında yine Terim varken aldığı maaş gündeme gelmiş hatta meclise konu olmuştu. Terim takımın başından ayrılmış, yerine ondan çok daha fazla maaşla Hiddink getirtilmiş sonuç yine hüsran olmuştu.

Sonrasında Büyük veya Başak şehirin Hiddink’ten tecrübeli hocası “Rize’de top oynadım, belediye çalıştırdım.” özgeçmişiyle geldi. O kadar başarısız oldu ki yerine “çok maaş alıyor” diye gönderilen terim “çok daha yüksek maaş” ile tekrar getirildi.

Ya sizin kafanız mı çalışmıyor acaba?

Sorunun başka bir yerde olduğunu göremeyecek kadar kör müsünüz?

Letonya dönüşünde havaalanında Terim’e seslenen çıkarsız bir taraftar tüm spor camiasından daha net konuştu:

"Ahımız var hocam. O kadar insanın bu milli takım üzerinde ahı var. Şikeden mağdur olmuş bir sürü insan var. Biz bu takımın nasıl taraftarı olalım hocam? Onu söylesenize hocam, lütfen söyleyin. Ben taraftar olarak buradayım hocam, sen yine bize sırtını dönüyorsun. İlla 10 bin kişi mi gelelim hocam?"

Tıpkı 2000 yılında taraftarın “kal” demesini kulak arkasına atarak soyunma odasına gitmesi gibi “şike” lafını duyar duymaz arkasını dönmesi o kadar çok şey anlatıyor ki.

Dönme hocam, konuşacaktın hani?

Gazetecilerin sana bunu soracağı yok. Sormak isteseler de patronları izin vermez. O patronlara da pöti kareli ceketler izin vermez. Bir şey söylemelerine de gerek yok zaten bir aksilik olursa telefon çalacak ve ağlamaklı bir ses: “Üzdüm mü seni patron?” diyecek.

Bu kadar basit.

Son bir detay:

Terim olay yerinden uzaklaşırken yanına yaklaşan alakasız tipe dikkat edin.

“Allah sizi başımızdan eksik etmesin hocam” diyerek hocayı yüzleşmek zorunda kaldığı acı gerçeklerden kurtarıp eski toz pembe dünyasına nasıl da sokuveriyor.

İşte o adam Türkiye ortalamasıdır, ben değilim.

Özerlik yönünden hukuksuz TFF’nin milli duygular arkasına sığınıp benden destek beklemesini; şikeye, ırkçılığa, hukuksuzluğa, Galatasaray düşmanlığına  eyvallah çekmemi istemelerini benim midem kaldırmıyor.

He, belki birkaç milyon atarlarsa düşünebilirim.

Ne demişti hoca?

“Hayat...”

YORUMLAR

Hakan Mercan 15 Ekim 2014 Çarşamba 18:22

Ellerinize saglik, cok yerinde tespitlerle dolu mukemmel bir yazi olmus. Selamlar.

Hüseyin Akyar 16 Ekim 2014 Perşembe 13:24

Tebrikler...

misafir 16 Ekim 2014 Perşembe 16:42

fena :)

fatih kerim 16 Ekim 2014 Perşembe 16:50

harika yazı!

melih şabanoğlu 17 Ekim 2014 Cuma 01:53

bence çok çok iyi bir yazı.
edebi üslupla tarihi hakikatlar çok ustaca harmanlanmış.
diline sağlık.

Buse Erim 17 Ekim 2014 Cuma 03:47

Net.

Marki 17 Ekim 2014 Cuma 13:07

Sacmaliklar ulkesi Turkiye'yi guzel ozetlemissiniz.


Tümer Topal Köşe Yazıları