Başakşehir, Serdar Aziz'le ilgileniyor mu? Açıklama geldi

Başakşehir, Serdar Aziz'le ilgileniyor mu? Açıklama geldi

Lider Medipol Başakşehir'de Başkan Göksel Gümüşdağ, transfer çalışmalarıyla ilgili bilgi verdi.
Serdar Aziz'den sonra onun da bileti kesildi

Serdar Aziz'den sonra onun da bileti kesildi

Teknik direktör Fatih Terim’in sezonun ilk yarısında istenilen performansı gösteremeyen Eren Derdiyok’u Antalya kampına götürmeme kararı aldığı öğrenildi.
"Gol sorunumuzu çözer, mutlaka alalım"

"Gol sorunumuzu çözer, mutlaka alalım"

Şenol Güneş, Başkan Orman ile yaptığı görüşmede eski oyuncusunun alınmasını devam şartları arasında gösterdi. Yönetim Trabzonspor ile görüşmelere hız verdi.
Tolgay Arslan'da sıcak gelişme

Tolgay Arslan'da sıcak gelişme

Beşiktaş'ta kadro dışı bırakılan Tolgay Arslan takıma dönüyor. Özür dileyen Tolgay, Şenol Güneş'in onay vermesi halinde Antalya kampında yer alacak.

Son dört yılda Galatasaray - Eskişehirspor maçlarına bir bakalım.

11/12 Sezonu TD Fatih Terim. İçerde 2-0

Ortasaha: Kazım - Engin - Melo - Selçuk - Riera. Yani üç merkezli, beşli bir ortasaha.

Deplasmanda ise 0-0

Ortasaha: Kazım, Engin, Melo, Selçuk, Emre. Beşli başlanıyor ama 45'te Engin'le Sercan değişiyor. Yani ilk yarısı üçlü, ikinci yarısı 2'li merkez ile oynanıyor.

12/13 Sezonu içerde 1-1 TD Fatih Terim

Ortasaha: Hamit - Melo - Selçuk - Emre / İç saha için kötü bir puan kaybıydı.

Deplasman 0-0 TD Fatih Terim

Ortasaha: Amrabat - Melo - Selçuk - Sneijder

13/14 sezonu TD Fatih Terim ilk maç deplasmanda 0-0

Ortasaha: Engin - Melo - Selçuk - Sneijder

İkinci maç içerde TD Mancini 3-0

Ortasaha: Hajroviç - Melo - Selçuk - Ceyhun - Sneijder

14/15 sezonu içerde Prandelli 0-0

Ortasaha: Dzemaili  - Yekta - Selçuk - Sneijder (4-3-1-2) Bruma - Burak önde oynamışlardı.

Bu maça kadar bu takıma karşı 2'li ortasaha göbeğiyle diş geçirilemezken net galibiyetler Selçuk ve Melo ile bir oyuncunun daha birlikte 3'lü göbeği oluşturduklarında alınmış. Benzer bir tablo Bursaspor deplasmanları için de geçerliydi.

İnsanların 'Galatasaray'ın genlerinde 4-4-2 var' tarzı yorumları son derece mesnetsizdi. Bu Eskişehirspor her ne kadar ligin son sıralarında da yer alsa, bu takıma karşı herkes deplasmanda kapanır. Eskişehirspor'a karşı birçok takım iç sahada bile kapanıyor. Bursaspor da böyle. Bunlar anadolunun güçlü takımları, bu yüzden dengeli, hele özellikle de sabırlı oyun ve kalabalık ortasaha bu maçlar için oldukça gerekli.

-----------------------------------------------------------------------------

Geçelim... Bizim ülkemizde insanlar fazlasıyla aceleci ve tüketici. 'Sosyal medya' da bu tüketimi hızlandıran olguların başında geliyor. Hamza hocaya karşı duyulan saygı ve hoşgörü, kötü oynanılan iki lig maçı sonrası hızla yerini hoşnutsuzluğa bırakıyor.

Bir çok Galatasaraylı'dan "Prandelli dönemine döndük" veya Rıdvan Dilmen gibi bazı yorumculardan "Mancini gibi" tarzı yorumlar duymaya başladık.

Rakipleri analiz eden yok! Sanki Galatasaray her hafta aynı güçlükteki takımlarla oynuyormuş gibi yorumlar yapılıyor. Eskişehirspor'un, Bursaspor'un gücünden bahseden yok. Dahası Galatasaray'ın eksiğinden, kadro kalitesinin düşüklüğünden de bahseden yok.

Bakın Eskişehirspor ligin ilk yarısında 120 km koşabilen, ligin fiziksel olarak en güçlü takımı. Toko ve Lawal gibi, onlar olmazsa Hürriyet gibi göbekte hem çok koşan hem de basınca dağıtan oyuncular oynuyor. Kenar oyuncuları Sissoko çok koşuyor. Uçta Mori çok koşuyor. Eskişehirspor'un fiziksel üstünlük kuramadığı takım yok. Kadıköy'de Fenerbahçe'ye karşı da bariz üstünlük kurdu Eskişehirspor ama uydurma bir penaltı ile son saniyede iki puan kaybettiler.

"Peki, neden düşme potasında?" derseniz... Koştukları kadar üretemiyorlar. Üretkenliklerinin kötü olmasını geçtim bitiricilikleri ise üretkenliklerinden de kötü. İlk 4-2'lik Türkiye Kupası Galatasaray maçından sonra Ertuğrul Sağlam'a bunu sordum. "Geçen sene Jorquera vardı, hem üretiyor hem bitiriyordu, bu sene bitiren ve üreten oyuncu yok, ne düşünüyorsunuz?" demiştim. Maddi durumlarının kötülüğünden bahsetmişti.

Esasında Eskişehirspor güçsüz kaldığından falan değil, 'kapanan takımları açamadığı' için bu durumda. Hem gol atamayıp hem de ilk devre boyunca çok genç bir savunmaya sahip oldukları için zor gol yiyen bir takım da olamadılar. Fakat misal onlara karşı hurraa hücum eden Trabzonspor'u deplasmanda 4'lediler. Hücum eden Fenerbahçe ile Kadıköy'de 2-2 kaldılar. Hücum eden Bursaspor ile deplasmanda 2-2 kaldılar. Yine hücum eden Beşiktaş ile deplasmanda 1-1 kaldılar. Hücum eden Galatasaray ile deplasmanda 0-0 kaldılar.

Fakat topu onlara veren Gaziantepspor onları 3-1 yendi. Topu onlara veren Balıkesir'le maçları 2-2 berabere bitti. Geçen hafta Konyaspor kendi evinde topu Eskişehirspor'a verdi ve maçı 1-0 kazandı.

Yani Galatasaray'ın kötü oyunundan bahsederken, futbolun rakiple oynandığını unutmamamız ve Galatasaray'ın bir çok eksiğinin olduğunu da gözardı etmemiz lazım.

------------------------------------------------------------------------------------------------------

Şimdi son 2 hafta Galatasaray bu takımlarla oynadığı için Bursaspor - Eskişehirspor maçları özelinden bakarsak şöyle garip bir tablo var.

2011-2012 sezonu haricindeki son 3 sezonu ele alalım. Zira Elmander'in ortasahaya yardımı çok yüksekti. Onun ayrılıp, yerine Burak ve Umut'un geldiği sezondan itibaren...

3 sezonda 4'lü ortasaha 1 galibiyet, 6 beraberlik almış bu iki takıma karşı (kupa maçları dahil)

5'li ortasaha ise 6 galibiyet 2 beraberlik almış.

Melo, Selçuk ve Ceyhun/Yekta ile başlanılan 7 maçta GS 21 gol atıp 5 gol yemiş

Melo, Selçuk ve Ceyhun/Yekta üçlüsü birarada olmadan oynanan 8 maçta GS 8 gol atıp, 7 gol yemiş

Melo, Selçuk ve Ceyhun/Yekta ile başlanan 7 maçın 6'sı kazanılmış.

Bu üçünün birlikte oynamadığı 8 maçta 1 galibiyet 7 beraberlik alınmış.

Tekrar "Galatasaray'ın genlerinde 4-4-2 vardır" gibi, cinci hoca misali üfürük hikayeler anlatan yorumculara bu istatistikler iyi gelecektir.

Doğrusu hiçbir kulübün geninde, hiçbir sistem yoktur! Balıkesir'e karşı oynarsanız 4-4-2 iyi gelir. Fakat Eskişehirspor'a karşı oynarken 4-4-2 pek iyi gelmez.

-------------------------------------------------------------------------------

Nitekim Hamza hocanın başlangıç 11'ini bu açıdan beğenmiştim. Ondan önce Mancini bu üçlü merkezi 4-3-3 şeklinde dizerdi. Daha evvel Fatih Terim üçlü merkez kullandığında 4-1-4-1 denerdi. Şimdi Hamza hoca 4-2-3-1 yapıyor. Sayılar bu açıdan çok önemli değil. Önemli olan yaratabilecekleri etkinlik.

Ben Galatasaray'ın maça iyi başladığını düşünüyorum. Zemin engebeli olduğu için top sürmek kolay değildi ama kümelenip dönen topları topladılar ve pozisyonlar buldular.

İlk gol, içeri kat edip yapılan bir pas sonucu doğdu, Sneijder'in çizgiden kestiği bir topa Selçuk dokunamadı, Chedjou'nun kafası üstten auta gitti vs derken Galatasaray üretiyordu. Fakat bir 'pozisyon alma hatası' sonucu Galatasaray 28 dakikada golü yedi.

Öncelikle Eskişehirspor iki stoperi Mustafa Yumlu ve Sezgin'i çok geride tuttu (Skibbe geldiğinden beri bu Diego oynadığında da böyleydi) ve onların önüne adeta iki canavar Toko ile Lawal'ı koydu. Hürriyet olsa Lawal yerine o da aynı görevi üstlenecekti. Skibbe bu 4'lüyü geride tutup ortayı kapatıyor ve rakibi kenarlara yönlendiriyor.

Hürriyet'te, Toko'da ve Lawal'da olmayan bir şey var. Daha iyi alan kapatıyor, daha iyi sezilere sahip. Onun yokluğunda bu ikili göbeği zaman zaman açtılar. Hürriyet ise ceza yayı önünü çok iyi kapatan oraya adam sokmayan bir tecrübeye sahip. Sneijder içe kat edip oraya girdiğinde asistini de yaptı.

Kritik nokta orasıydı ve maçtan önce beklediğim bir hücum aksiyonuyla GS golü buldu. Yumlu ve Sezgin araya atılacak toplarda ağır kalabilirlerdi ama kenar ortalarda üstünlük kuracak isimlerdi. O yüzden kenarlardan içeri kat etip, şut veya ara pası denemeleri yapmak lazımdı.

Oraya ceza yayı önüne Toko ve Lawal Sneijder, Selçuk gibi oyuncuları sokarsa onların paslarında çaresiz kalabilirlerdi ve kaldılar.

Aslında başlangıç planı tutuyordu. Lawal ve Toko Galatasaray'ı kenarlara yönlendiriyordu ve Sneijder ile Emre ters ayaklı, teknik oyuncular olduğu için oradan içeri doğru kat edip tehlike doğurabiliyorlardı.

29. dakikada maç 1-1 olduktan hemen sonra bence Hamza hoca aceleci davrandı ve değişikliğe gitti. Yekta sağ kenara, Emre sol kenara Sneijder forvet arasına ve Selçuk eski yerine geçti. Sneijder, Selçuk'a göre çelimsiz bir oyuncu olduğu için o 4'lü tarafından maçın geri kalan kısmında ezildi. Emre sol kenarda oynarken içe kat edemedi ve Yekta da yine sağda oynarken sadece bir kez içe kat edebildi. Zaten kenarlarda ters ayakla oynamayan oyuncuların içe kat etmesi de pek kolay olmuyor.

1-1'den sonra Galatasaray'ın etkinliği düştü ve bence Hamza hoca ikinci hatasını yaptı.

Yekta yerine sağ kenara Olcan geçti. Belki o da ters ayakla içe kat edebilirdi ama Galatasaray topu kazanamadı ve beklenen hücum organizasyonlarını yapamadı. Yani Olcan'ın oyuna girmesi yarardan çok zarar getirdi.

Hakem maçın gidişatını küçük küçük hamlelerle Eskişehirspor lehine çevirdi. Toko ilk devrede 5 kez faul yapıp Galatasaray hücumlarını doğmadan durdururken sarı kart görmedi. Buna rağmen Melo ise faul yapmadan sarı kart gördü. Kimse kusura bakmasın bazı hakemlerimiz psikolojik sağlıklı değil, acayip bir egoya sahipler ve popüler olmayı çok seviyorlar. Melo'ya kart gösterip kahramanlık yapmak istedi hakem! Bu kararlar ikinci yarıda Galatasaray'ın oyunu kaybetmesine yol açtı.

Ortasahadaki beş oyuncudan Yekta yerine giren Olcan hiç savunma yapmıyor, Sneijder de yapmıyor, Melo da kartlı oynadığı için çekingendi, Selçuk da diğer maçlarına göre bu maçta (belki de önde başlayıp geri çekildiği içindir) daha az defansif yardımda bulundu ve koca bir ikinci yarı Galatasaray ortasahasında bir tek Emre iştahla boş topları toplamaya çalıştı ve neredeyse bir o direndi.

Bu sırada Eskişehirspor'un kötü bitiriciliği Galatasaray'ın maçı kaybetmemesini sağladı ve anlık bir kalite parıldaması sonucu 1-2'ye getirdi.

Olcan'ın mükemmel ayak içi (kalite) iki haftada, iki yarım devreye, ikinci asistini sığdırdı ve Selçuk'un değerli koşusu golü getirdi. Bu arada Telles de teknik bir oyuncu olmasına rağmen yaptığı onlarca orta boşa giderken, Olcan iki ortada iki asisti bulabiliyor sanırım bu biraz tecrübe işi. Misal Sabri'nin istatistikleri dikkat çekici o konuda. Son 2-3 yılın, ligde en isabetli orta kesen 3-4 oyuncudan biri Sabri. Şuanda da Galatasaray'da ilk üçte. Sabri bu değişimi yılların getirdiği deneyim sayesinde öğrendi. Doğru zamanda, doğru yere topu göndermeyi öğrendi. Zaten dikkat edin ligin iki orta kesen oyuncuları. Cicinho, Bosingwa iyi oyuncular. Sanırım biraz deneyim işi bu.

Olcan'ın kalitesine Selçuk, zekasına yakışır bir topsuz koşuyla karşılık verdi. İlk yarıda Sneijder'in pasına da gol koşusu yapmış ama Boffen daha hızlı davranmıştı. 2011-2012 sezonundan bu yana unuttuğu bu topsuz koşuları Hamza hocayla birlikte hatırladı ve son haftalarda bu koşularıyla hücumda etkili olmaya başladı. Zeki bir oyuncu olduğu için aslında bu koşuları yapmayı, hangi zamanlamayla yapacağını çok iyi sezebiliyor. İşte Rizespor maçında ilk golde Sneijder'e yaptığı asistte de böyle bir koşusu vardı. Bu maçta da bu koşuyla golü çıkardı.

Galatasaray iyi mi oynadı? Hayır. Adeta hamile kadınların izlememesi gereken bir maç çıkardı, mazallah erken doğum yaptıracak bir maçtı, kendimi sıka sıka ben doğuracaktım az daha. Fakat bu kadroyla, bu rakibe karşı oynamak, dahası kaliteli ayaklarla sonuca gidebilmek de bence değerli bir galibiyeti getirdi. Chedjou son iki haftadaki performansıyla hayal kırıklığı yarattı ve Semih döndüğünde onun yerini almalı diye düşünmeye başladım.

Tüm sakatlar iyileştiğinde Galatasaray'ın ideal kadrosu;

Muslera - Sabri - Semih - Hakan - Telles, orta ikili Selçuk - Melo, sol ön Emre, sağ ön Bruma, 10 numarada Sneijder ve ilerde Burak halini almalı bence.

Bu 4-2-3-1'in şöyle bir dönüşümü var. Hamza hocanın Burak'a verdiği yeni rol herkesi yarım mevki kaydırıyor ve Galatasaray forvetsiz bir 4-6-0'a ya da forvetsiz bir 4-3-3'e dönüyor.

Burak geriye Sneijder'in yerine, Sneijder sola Emre'nin yerine, Emre geriye Melo'nun yerine ve Melo da derine girebiliyor. Böylece bir 4-2-3-1 - 4-3-3 karışımı geçişli bir düzen sağlanabiliyor.

Dikkat ettim, Hamza hoca Burak'tan istediği şeyi Umut'tan istemiyor veya Umut bunu yapamıyor. Yenen golün öncesinde Selçuk duvar olması için ona top çıkarıyor ama o savunma arkasına koşu yaparken topu kaptırıyor ve o top dönüp Eskişehirspor'un golü oluyordu.

Halbuki Hamza hoca 'Anadolu takımı gibi savunma arkasına top atarak kontra kovalama ve bu sayede sık sık top kaybetme hastalığına' son vermişti. Böyle deplasmanlarda da kolay top kaybı yapmamak çok önemli ama Umut maalesef hiç top tutamıyor.

Tahminim Galatasaray'ın zorlu bir dönemeci kazasız atlattığı yönünde. Şimdi Konyaspor ve Balıkesirspor'a karşı iki iç saha maçından galibiyet ile ayrılırsa Galatasaray iyi bir çıkış ve moral yakalayabilir.

YORUMLAR

Özgür S 11 Şubat 2015 Çarşamba 10:33

Galatasaray'ın ciddi bir fikstür avantajı var açıkçası,Nisan ayının ortasına kadar bir maç hariç istanbuldan dışarı çıkmıyor..Dediğiniz gibi zor 2 maçı iyi atlattı..sıkıntı şu dk70 den sonra compact kalıp rakibe baskı yapamaması ve Umut artık zarar vermeye başladı bence sneijder in en uçta Burak'ın arkada olduğu pozisyon top hücum bölgesinde yerlerin değiştiği diziliş denenebilir çünkü sneijder hem Burak'tan hem umuttan daha iyi top Turan ve ayakları sağlam basan bir oyuncu

Aslan Can Yılmaz 11 Şubat 2015 Çarşamba 11:17

Güzel ve yerinde yorumlar yapıyorsunuz ama artık sizde biraz tabela ve sonuç yorumcusuna dönmeye başladınız. Ya da hep maç sonrası yazı yazdığınız için bize bu havayı vermeye başladı. Mesela girişte yazdığınız ilk 10 satırı maç öncesi yazmış olsaydınız ve GS böyle oynamalı yazsaydınız daha da dikkat çekebilirsiniz.

Volkan Yorkun 11 Şubat 2015 Çarşamba 11:51

Abi merkezde Emre olduğu zaman topu hızlı alıyor, dönüyor, dar alanda çalım becerisi de var, topu hızlı kullanıyor, bu sayede takım daha hızlı ve tehlikeli atak yapabiliyor. Ama orta alanda Melo Selçuk Yekta gibi adamlar olunca topu ayağımızda bekletiyoruz gibi geliyor bana, çok fazla statik kalıyoruz sanki o zaman, bilmem katılır mısın?
Bir de ben açıkçası maçlarımızı izlerken "Evet bu takım şampiyon olacak!" diyemiyorum abi, senin şampiyonluk için inancın nedir, olabilir miyiz sence?

vedat ust 11 Şubat 2015 Çarşamba 13:36

Hamza Hamzaoğlu bu maçtada takımla gereğinden fazla oynadı. İlkyarı gayet iyi oynayan oyunu taktik ve oyuncu değişikliği ile bozdu ve mağlubiyet gelecek derken şans eseri 3 puan geldi. Geldiği günden bu yana kötüye giden bir oyun katkısı var. Bu galibiyetin en güzel tarafı Rıdvan'ın mor suratı oldu :)

fırat asımoğlu 11 Şubat 2015 Çarşamba 18:20

Son 2 senede Eskişehirspor Tarık,Veysel,Alper,Erkan,Aytaç gibi spektaküler kayıplar verdi. An itibariyle ekonomik anlamda da ligteki en zor durumdaki takımlarından biri. Eskişehirspor'un geçmişi hakkında verdiğiniz bilgiler doğru fakat ÇOK KAN KAYBETMİŞ 2015 KADROSU, eski güç tecrübe ve yeteneğin çok uzağında. 120 km civarı koşabilen çok genç bir kadrosu var doğru fakat başarı için yeterli değil. Yetenekli ve tecrübeli isimler de lazım.

fırat kasımoğlu 11 Şubat 2015 Çarşamba 18:21

Es-Es'in 2015 yılı kadrosu Balıkesirspor'dan daha atletik olabilir fakat kesinlikle daha tecrübeli ve daha yetenekli değil mesela. Eskiyle mukayese etmek çok sağlıklı olmayabilir.

fırat kasımoğlu 11 Şubat 2015 Çarşamba 18:31

Mesela bizim maçtaki kısıtlı eses kadrosunun hürriyet, ömer şişmanoğlu gibi eksikleri bile ciddi bahanedir fakat 40-50 kişilik A takım kadrosuyla, bu bütçedeki Galatasaray'da burak ve semih'e eksik demek, bahane sürmek ayıptır. Kötü oynuyoruz diyelim, Hamza İtalyanlar gibi çok değişiklik yapıyor maç içerisinde diyelim, oyuncu değişiklikleri kazandığımız maçlarda dahil çok başarısız diyelim, itiraf edelim.

oguzhan kopal 11 Şubat 2015 Çarşamba 19:09

eskişehir'i bursa'yı abartmaya gerek yok.
slovakya liginin 3'üncüsü gelsin bu takımlara, çatır çatır iki maçı da alıp gider.
olmamış bir şey değil.
yok güçlüymüş yok bilmemneymiş.
adamların ideal iki stoperi yok önlerindeki ideal ön liberoları yok. hala 5 ortasaha muhabbeti yapmak abesle iştigal.
hamza hoca asanlardan değilim aksine destekçisiyim. ama bu maçlarda hocan kim olursa olsun deplasmanda olsan hava soguk da olsa zemin kötü de olsa o defansı öne çıkarıp önde baskı uygulayacaksın

oguzhan kopal 11 Şubat 2015 Çarşamba 19:10

onları uzun topa zorlayacaksın. ayaga oynamalarına izin vermeyeceksin. bu da öndeki oyuncular ile arkadaki oyuncuların bir kutu görünüşünde takım olarak hareket etmeleriyle oluşabilir. savunmacılar geri kaçar, hücumlar arkalarına bakmadan haldır haldır basarsa mesafe olur 60 metre o zaman istersen ortasahaya 7 adam koy işte yaramaz.

Sinan Yılmaz 12 Şubat 2015 Perşembe 15:57

Volkan Yorkun: Katılıyorum, GS hücuma hızlı çıkamıyor. Şampiyonluk içinse Bruma'yı patlatması lazım Hamza hocanın diyorum. Çünkü büyük bir silah

hakan emre polat 12 Şubat 2015 Perşembe 16:05

konya geçen hafta topu eskişehir'e mi verdi?? ilk yarıda inanılmaz bir baskı kurup eskişehir'i defansa mahkum ettiler ve golü de ilk yarıda buldular zaten. ikinci yarıda geri çekildiler evet, ama galibiyeti ilk yarıda topa sahip olup baskılı futbol oynayarak aldılar.

Sinan Yılmaz 12 Şubat 2015 Perşembe 17:12

hakan emre polat: http://tr.matchstudy.com/TSL2014-15/TSLmatch.aspx?game=1306&select=3000000000000 Bu linkten ilk yarıda da, ikinci yarıda da topa hakimiyetin hangi takımda olduğunu görebilirsiniz.

rifat genc 12 Şubat 2015 Perşembe 22:16

federasyon maalesef hala fikstür sikesi yapiyor fenerbahce leyhine. Örnegin, bu hafta GS lig macini pazartesi oynadi - kupa macini ise persembe (bugün) oynuyor --> 3 gün ara; FB ise lig macini ise cumartesi oynadi ve kupa macini carsamba günüydü-->4 gün ara. Sinan beyde yazmisti, bu sezon kac kere fenerbahce diger takimlara göre fazla dinlenmisti.Herkes bunu bi analiz etsin gelecek haftlarada.Maalesef Senol Günesin dedigi gibi: sikenin üstü örtülürse, elli sene geri atiliriz,ve öyle oldu/oluyor.

onur cetin 12 Şubat 2015 Perşembe 23:58

Ilk yaptiginiz kiyaslama mantikli degil cunku bu skoru etki eden cok sey var, rakip oyucularin form durumu, rakip takimin oyun tarzi gibi....ayrica dizilis olayi teknik direktorluknyapmamis hatta hayatinda lisansli futbol oynamamis yorumcularin konusacak konu olsun diye ortaya attiklari birsey...feldkamp:"futbolu rakamlardan ibaret sananlar gitsinler limon satsinlar" demistir...

Onur Çetin 13 Şubat 2015 Cuma 14:12

Ayrıca koşu mesafesi toplamını kıyaslamak da yanıltabilir. Örneğin 10+10+10+10=40 eder, 20+5+7+8=40 eder. ikisinin de toplamı 40 ortalaması 10'dur. Bunları oyuncu mesafeleri olarak alın iki grup ta eşit koşuyor gibi yorumlarsınız. Rakamlar ile konuşacak ise standart sapmalara bakmak lazım. Örneğin on oyuncudan 1-2 oyuncu diğerlerinin 2 katı koşsa toplamı ve ortalamayı etkiler, bu durumda bu toplamı ya da ortalamayı takımın genel verisi olarak yorumlamak yanıltabilir.

Mehmet 14 Şubat 2015 Cumartesi 16:40

Oguzhan Kopal'a

Doğru Galatasaray'ın kadrosuna eksik diyemeyiz ama Galatasaray'ın kadrosu her takıma deplasmanda rakibe basıp oyunu kontrole alacak kadar sert değil. Bunu yapabileceğin deplasmanlar var mutlaka. Konya'nın çok iyi bir zemini var, topa sahip olarak Galatasaray o maçta üstün olabilir.

Mehmet 14 Şubat 2015 Cumartesi 16:41

Oguzhan Kopal'a

Ancak zemin engebeli, donuk veya ıslak olunca pas değil güç ve agresiflik öne çıkıyor. Olcan, Bruma, Yasin, Pandev, Dzemaili vs. güçlü ve agresif oyuncular değillker. Yedekler arasında bu vasıflara en yüksek seviyede sahip olan oyuncu Yekta. Yeterli değil ama eldekilerin en iyisi.

Konya maçına da böyle çıkılsa eleştirilir. Ancak o maç için Yekta doğru isimdi. Yeri bence de doğru olmasa da.

kara kış 19 Şubat 2015 Perşembe 16:26

sinan reyis niye yazmıyor?
maç yorumu okuyabileceğimiz kim kaldı ki?

Murat 24 Şubat 2015 Salı 12:13

Sinan Bey, takımı eleştirirken rakiplerin gücünün göz ardı edilmemesi gerektiğinin farkında olanlardanım. Benim asıl eleştirdiğim, alınan ücretlerle ortaya konan ürünler.
Örneğin o çok övdüğünüz Lawal taş çatlasa yıllık 400-500 bin USD almıyordur ama sahada onun yıllık parasının en az 5-6 katını kazanan selçuk ile meloya top göstermiyor. Bu ve benzeri örnekleri çoğaltabiliriz. Kısaca alınan paraya uygun ürün görmek istiyorum ben sahada. Ya da paraların verilen ürüne göre ücret dengelemesi


Sinan Yılmaz Köşe Yazıları