Başakşehir, Serdar Aziz'le ilgileniyor mu? Açıklama geldi

Başakşehir, Serdar Aziz'le ilgileniyor mu? Açıklama geldi

Lider Medipol Başakşehir'de Başkan Göksel Gümüşdağ, transfer çalışmalarıyla ilgili bilgi verdi.
Serdar Aziz'den sonra onun da bileti kesildi

Serdar Aziz'den sonra onun da bileti kesildi

Teknik direktör Fatih Terim’in sezonun ilk yarısında istenilen performansı gösteremeyen Eren Derdiyok’u Antalya kampına götürmeme kararı aldığı öğrenildi.
"Gol sorunumuzu çözer, mutlaka alalım"

"Gol sorunumuzu çözer, mutlaka alalım"

Şenol Güneş, Başkan Orman ile yaptığı görüşmede eski oyuncusunun alınmasını devam şartları arasında gösterdi. Yönetim Trabzonspor ile görüşmelere hız verdi.
Tolgay Arslan'da sıcak gelişme

Tolgay Arslan'da sıcak gelişme

Beşiktaş'ta kadro dışı bırakılan Tolgay Arslan takıma dönüyor. Özür dileyen Tolgay, Şenol Güneş'in onay vermesi halinde Antalya kampında yer alacak.

GALATASARAY KALESİ

- Muslera'nın her iki maçta da 90 dakika oynaması beklediğim bir şeydi ve oldukça konsantreydi, yediği golde daha hızlı bir refleks beklenebilir belki ama turnuvada sadece 1 gol yedi ve oldukça konsantreydi özellikle savunma arkasına atılan toplarda çok konsantre bir görüntü sergiledi.

- Muslera beni yanıltan kalecilerden biri oldu. Galatasaray'a gelmeden önce sadece 2010 Dünya Kupasında izlemiştim ve şüphelerim vardı, özellikle konsantrasyon, istikrar ve pozisyon alma konularında. Son 2 senede gösterdiği kişisel futbolculuk gelişimi bir çok kişinin fark ettiği bir şeydir. Ayrıca Muslera'nın tam bir büyük takım kalecisi olduğu da... Oynadığı liglerde her daim liderlik mücadelesi veren takımların kalecilerinde aranan ilk özellikler, konsantrasyon, istikrar ve libero kaleci olma becerisidir. Yani hem hücumda (topa sahipken oyunu hızlı ve doğru kurmak, libero gibi kaleci olmak, hem de savunmada özellikle savunmanızın arkasına atılan toplarda çizgiyi doğru zamanda terk etmek ve çabuk olmak) Kaleciler için bu özellik ciddi problemdir. Çünkü %90'ı 1.85'in üstünde olan kaleciler çabukluk konusunda doğal olarak sorun yaşayabilirler. Savunma arkasına atılan toplara bir forvet kadar kolay hızlanamamaları doğaldır. Volkan ve Mondragon gibi kaleciler bu eksiklerini çizgi üzerindeki mükemmel pozisyon almalarıyla gidermeye çalışıyorlar ama Muslera boyuna rağmen oldukça çabuk bir kaleciydi her daim. Bunu yüksek konsantrasyonla besleyebildiğiniz zaman bir büyük takım kalecisi olmak adına en önemli adımı da atmış oluyorsunuz. Zira bir büyük takım ligte çoğu maçta 5-10 arası pozisyon yakalar ve kalesinde maç başı ortalama 1-5 arası pozisyon verir. O pozisyonlar da 20 dakikada bir 30 dakikada bir olabilir. Uzun süre oyundan kopmadan konsantre kalabilmek önemlidir. Üstelik büyük takımlar rakibi baskı altında tutmak için savunma çizgisini önde kurmak zorundadır bu da genelde savunma arkasına kontra toplar yemelerine yol açar. O yüzden savunma anlamında da kontra toplara ilk müdahaleyi edebilecek bir libero kaleci çok önemlidir. Bu meziyete İngilizler 'Rushing Out' diyorlar. Yani çizgiyi terk etme becerisi. Zamanlama ve çabukluk olayı. Hem mental hem fiziksel bir beceri gerektiriyor. Muslera libero kaleciliğin her iki yönünü de hücum ve savunmayı çok iyi sergileyebiliyor. Özellikle hücum kısmında tarihin en iyi libero kalecisi bile diyebileceğimiz Tafferel'den eğitim alması onun için çok faydalı oldu. Libero kaleciliğin savunma kısmı da zaten dediğim gibi onun bireysel meziyetleri arasında vardı. Bir de bunu yüksek konsantrasyonla birleştirdikçe çok değerli bir isim oldu. Hatta ileri gideyim. Bence fayda maliyet yaş vs bütün kıstasları ön plana koyarsak Muslera Ünal Aysal - Fatih Terim ikilisinin yaptığı en iyi yabancı transferdir bana göre.

- Bunun dışında hazırlık kampında 2. kaleci olarak Eray'ın yer alması da çok önemli. Galatasaray'ın 3. ve 4 kalecileri Ufuk ve Aykut kendilerine ders almalılar diyeceğim ama onlardan böyle bir beklentim yok doğal olarak. Aykut'un zaten yaşı da geldi. 3. kaleci olarak o kalabilir ama Ufuk kendisine Bank Asya'dan takım aramalı artık.

- Anadoluya Süper Lige baktığınızda ise belki seneye 5'e düşecek yabancı kuralına rağmen hala Ufuk gibi isimlere güvenmektense yabancı kaleci alıyorlar takımlar. Yani bu yabancı kuralına rağmen Türk kalecilere güven çok az. Karabükpor Waterman'ı, Rizespor Pawalek'i, Erciyesspor Jorgacevic'i, Antalyaspor Fornezzi'yi falan alıyor kaleye. Ufuk Süper Lig'in şampiyon takımından, herhangi bir Süper lig takımına bile gidemiyor. Kendi düşüşünü yetersizliğini bir düşünmeli artık.

GALATASARAY SAVUNMASI

- Gökhan yine sakatlandı, Terim 4 stoperle oynayacağım bu sezon dedi ama Ceyhun da takımda kalacak muhtemelen ve o da +1 olarak rotasyona eklenebilir Ceyhun aslen ön libero olmasına rağmen stoper oynamışlığı da vardır. Galatasaray'ın geçen sene son bir şans olarak Anadolu'ya kiralık gönderdiği isimlerden Yiğit ve Sercan bu şansı kullanamazken tek olumlu geri dönüş yapabilen Ceyhun olmuştu ki Melo'nun yedeği olarak da kalmalı zaten.

- Gökhan'ın çok sakatlanıyor olmasına rağmen Dany ve Chedjou'nun hiç sakatlanmıyor olmaları da önemli. Gökhan çok sakatlanmasına rağmen çok profesyonel bir oyuncu. Bunu ben söylemiyorum. Takım arkadaşları, Semih, Elmander falan söylüyor. Takımda en çalışkan oyuncu Gökhan diyorlar zaten aylarca oynamayıp çıktığı Real Madrid maçlarında fit bir görüntüsünün olması bu iş ahlakından kaynaklanıyor. Bu kadar sık sakatlanan bir oyuncunun 32 yaşına da gelmişken kariyerinde önemli bir düşüş yaşamamasının nedeni işte bu iş ahlakıdır.

- Chedjou ve Dany'e gelirsek bu ikilinin çok üstün fizik güçleri var ve bu turnuvada gördük ki bu ikili yan yana oynayabilecek tarzda adamlar değiller belki rakip Galatasaray'dan çok küçük olursa ve savunma çizgisini neredeyse ortasahada kurmanız gerektiği maçlarda doğru ikili olabilirler ama rakip Napoli gibi, Porto gibi size karşı top yapabilecek seviyedeyse bu ikilinin pozisyon alma hatalarını illa görecektir nitekim gördüler de araya kaçırdılar, penaltı aldırdırlar vs vs. Buna rağmen bu ikili birbirlerine çok iyi alternatif olabilecek isimler.

- 4 stoper arasında en iyi pozisyon alan ve Galatasaray'ın yabancı kuralını da düşünürsek en önemli stoperi Semih. Sakatlığının ardından 90 dakika oynadığı Arsenal maçında da çok konsantreydi. Semih Chedjou ve Dany gibi canavarların arkasını toplayan doğru pozisyon alan zeki bir stopere dönüşmek zorunda. Terim ben Ujfalusi'den daha faydalanmak istiyorum derken şunu demek istemiş olabilir. Semih ilk sezonunda Ujfa tarafından arkası toplanan stoperdi. Bu yıl artık onun görevini üstlenmek zorunda. Fiziğiyle değil zekasıyla oynamak zorunda. Taffarel'in Muslera'ya katkısını gören Terim bence Ujfa'dan da bunu bekliyor. Kaldı ki kulübede yanındaki isimler Ümit Davala, Hasan Şaş, Taffarel vs pek stoperlik bilgisi, tecrübesi de olmayan hocalar. Ujfa bir zenginlik katabilir. Semih'in geçen sene yavaş yavaş Dany'nin arkasını toplama görevini öğrenmeye başladığını sezmiştim. Şimdi bu yıl ona düşen görev yine çok büyük.

- Eboue ilk Porto maçında bence maçın adamıydı, Arsenal maçında da iyiydi. Geçen sene Gençlerbirliği ve Fenerbahçe maçlarında taraftarı kızdırsa da yeteneğinden şüphe edilmeyecek bir adam. Bir bek için eksiği yok diyebilirim komple bir bek oyuncusu. Ayrıca Terim onu alternatifsiz düşünüyor sanırım. Sabri'yi onun yedeği olarak denemiyor pek, daha önde düşünüyor Sabri'yi. Eboue de sakatlanmayan bir adam olduğu için alternatifine orjinal bir sağbek yedeği olmaması kadro esnekliği için daha iyi. Yani geçen sene Orhan Şam sürekli Gökhan'ın yedeği olarak gereksiz yere bekledi mesela, boşa 3.5 milyon euro bonservis ve maaşlarla beraber çöpe giden 5 milyon euro! Bu sene onun yerine ortasaha Mehmet'i alternatif düşünerek hatalasından döndü Fenerbahçe. Kaldı ki Alper bile, Holmen bile Orhan'dan daha iyi bir bek alternatifi olabilir ille de sağ bek orjinli olmak şart mı? Galatasaray da Hamit ve Sabri gibi alternatifleri kullanarak kadro esnekliği yaratıyor ve bence doğru yapıyor.

- Solbekte Hakan Balta için Terim'in söylediklerine katılıyorum. "Uzun süredir oynamıyor belki daha çok maçta 90 dakika oynarsa toparlayabileceğini düşünüyorum" dedi. Ben de öyle düşünüyorum. Bir Fenerbahçeli arkadaşımın Gökhan Gönül ve Hakan Balta kıyasıyla ilgili güzel bir yorumu var. Diyor ki "Gökhan çok gösterişli, Hakan ise çok gösterişsiz bir bek. Çoğu zaman Gökhan rakibini kaçırıyor ama hız ve hızlanmasını kullanarak rakibe son anda müdahale ediyor, kayıyor, taça kornere atıyor ve kahraman oluyor. Benzer pozisyonlarda ise Hakan sırf doğru pozisyon alıyor ve gelen topu misal kafayla rahatça karşılıyor taça bırakıyor ve aslında yaptığı doğru pozisyon alma da görülmediği için hiçbir şey yapmadı sanıyoruz" Güzel bir yorum olduğunu düşünüyorum. Bence bek için önce şunu baz almak lazım. Önündeki ortasahayla ne kadar yakın oynayabiliyor ve rakibin kendi kanadını kullanmasına ne kadar izin veriyor. Hakan Porto maçında tedirgin oynadı ve normalde yapmadığı pas hataları yaptı, bildiğimiz Hakan aynı pozisyonlarda garanti oynardı ama üzerinde bir baskı var ve uzun süredir oynamadığı için topla arası da biraz bozuk pas şiddetini pek ayarlayamıyor. Buna rağmen kendi kanadını rakip için bir otobana çevirmiyor. Galatasaray bir sol bek yedeği almalı mı derseniz... Hayır bence gereksiz. Zaten Hakan'dan net daha iyi diyebileceğimiz bir yerli sol bek de bilmiyorum. Kadlec de Hakan tarzında bir oyuncu ve Salzburg maçına dikkat edin kanadını gayet iyi kapattı. Gösterişsiz ama işini yapıyor. Misal Sivas'lı Ziya Hakan'dan beş kere daha fazla bindirir, mücadele eder, kazanır kaybeder ama pozisyon alması da, savunmasını hiç beğenmediğimiz Riera'dan iyi değildir bence. Ayrıca bekler için büyük takım beki mi, yoksa küçük takım beki mi ayrımı da iyi düşünülmeli.

- Riera bildiğimiz gibi savunmada nasıl hamle yapacağını pek bilmiyor. Fakat hücumda bir pas istasyonu olabiliyor, savunmadan top çıkarırken takıma çok yardımcı oluyor, oyun kuruyor, atakları hazırlıyor, zaman zaman kendisi de çıkabiliyor ben her türlü Süper Lig için yeterli olduğunu düşünüyorum. Avrupa'da da Galatasaray topa sahip olacaksa çok sorun yaratmaz zaten sadece Arena'daki Schalke maçında yetersizliği görüldü onun dışında çok mu sırıttı? Bence hayır.

GALATASARAY ORTASAHASI

- Ceyhun geçen sene Kayserispor'un yükselişindeki en önemli isimlerdendi. Bunu ben söylemiyorum. Kayserispor Teknik Direktörü Prosinecki söylüyor. Geçen sene Melo'nun formsuzluğunda defansif ortasaha görevini Yekta'ya vermek durumunda kaldı Terim ama Yekta hiç de o tarz bir oyuncu değil, yani görev tanımı olarak yanlış bence. Gerçi Melo'ya alternatif denen Wellington da hiç öyle bir oyuncu değildi ama neyse bu başka bir yazının konusu. Melo'nun yedeği olması gereken isim bence Ceyhun'dur, ben Ceyhun'un ilk senesinde Türkiye Kupası ve hazırlık maçlarında da zaten kötü olduğunu düşünmemiştim. Bu gibi pek izlenmeyen maçları da gidip yerinde izlediğim için sanırım Ceyhun'un fiziksel olarak iyi bir oyuncu olduğu yönünde ahkam kesebilirim. Yekta, Engin yada oyun kurucu görevinden ayırıp bazen defansif ortasaha olarak kullanılan Selçuk Melo'ya alternatif olarak düşünülmemeli bence. Bu sezon Terim geçen yılki hatasından dönecektir bence ve Ceyhun'u kadroda tutacaktır.

- Yekta'nın Emirates Cup'ta dahi düşünülmemesi beni şaşırtıyor. Her zaman Terim'in Yekta'ya yeteri kadar şans vermediğini düşünüyorum zaten. Amrabat'ın iki maçta da 90 dakika oynaması da şaşırtıcı aslında. Yani ligte ilk 11 ismi olarak düşünemeyeceğiniz kesin bu yabancı kuralı yüzünden... Erman Kılıç da hiç süre almadı bu da şaşırtıcı! Kazım da yine keza. Hamit ve Amrabat çok süre aldılar. Hamit de maalesef geçen seneden farklı değil. Hala sağ açık olarak hiçbir özelliğini uyduramıyorum. Her özelliği göbek oyuncusuyum diye bağırmasına rağmen ısrarla kanada hapsedilmesi benim düşüncemi aşıyor. Yani Hamit mental olarak güçlü bir oyuncu, hız, hızlanma, çabukluk gibi fiziksel melekelerini kaybediyor buna rağmen yere sağlam basıyor, çabuk düşünüyor, mental olarak güçlü, iyi bir şutör. Bu yüzden her özelliği iç oynamaya müsait aslında.

- Sabri olgunlaşıyor bilmiyorum siz de fark ettiniz mi? Evlilik çok yaradı bence. Senelerdir Galatasaray kadrosu içinde ama bence en iyi olduğu dönem Sabri'nin fakat takımın da en kaliteli olduğu döneme rastladı bu durum ve çok süre almaması da bu yüzden. Eşine teşekkür edebiliriz, saç şekline bile yani aslında Sabri'nin kendine olan inancını bile olumlu etkiledi Yağmur hanım.

- Engin Baytar da aslında biraz da yabancı kuralı şansıyla kadroda kaldı ama Arsenal maçında ilk yarım saatteki görüntüsü oldukça olumluydu. Melo ise iki maçta da ilk yarılarda vasat ikinci yarılarda verimli bir görüntü sergiledi. Takım da öyleydi zaten. Melo şuan %100'yle oynamıyor ilk geldiği yılki kadar iyi değil ama 2. sezonu kadar da yetersiz değil. Bu sene daha çabuk toparlayacağını umuyorum.

- Emre ve Amrabat hep bildiğimiz gibi yeterince yetenekli ama yeterince zeki değil. Zira bu ikisinin zekasıyla Drogba'nın zekasının arasındaki fark çok net göze çarpıyor değil mi? Drogba bile deli oluyor alamadığı paslar sonrası. Tabi daha gençler ama sorunlarının mental olduğunun farkındalar mı ondan emin değilim. Zira çok pozisyon buldular ama 2. golün pasını Sneijder'den aldı Drogba. Amrabat olsa aynı pozisyonda topu sürer şut atar, Emre olsa verkaç dener vs. Oyunu geniş alanlarını görerek oynamaları lazım. Sneijder her ne kadar eski gücünden uzak olsa da görüyor işte.

- Sneijder'in Porto maçının 50. dakikasından sonra oyundan düşmesi hayalkırıklığıydı. Bence yaz kampı basının söylediği gibi ona değil de daha çok Drogba'ya yaramış. Yine de geçen seneden daha iyi fakat abartıldığı kadar değil, daha alması gerek çok yol var.

- Hollanda Milli takımına alınmamasını da anlıyorum. Daha istekli olmalı. Van Gaal çok akıllı adam.

GALATASARAY HÜCUMU

- Tuhaftır yabancı kuralı aslında Elmander'e yaramış olabilir. Drogba'nın çarşamba pazar 11 oynayacağını sanmıyorum. Yedek oturmak da yasak olduğuna göre bir yabancıya. O halde ligte Drogba tribünde dinlenirken küçük takımlara karşı onun görevini Elmander yapabilir. Elmander bu yüzden hazır olmalı. Sadece 45 dakika izleyebildiğimiz için çok yorum yapamıyor ama Umut'u da Elmander'i de kötü görmedim en azından fiziksel olarak fena değiller.

- Drogba'ya gelirsek mükemmel bir sezon geçirecek bence. Wenger "bıraktığımız gibi" dedi. Profesyonellik işte. Neyse bu yorumlara girersem sabahlarım... Ki bunları herkes yorumlar, herkes görür.

- Benim gözüme çarpan en önemli şey şu maç bittikten sonra Arsenal'in genç futbolcularından iki kişi Drogba'ya koştu. Forma değiştirmek istediler. İsimlere bakınca son derece doğal fakat şöyle okuyunca...

"Arsenal'in futbolcuları Galatasaray'lı bir futbolcunun formasını alabilmek için peşinden koştular!"

- Galatasaray'ın 3 senede geldiği yer inanılmaz. Bunun için de Türk futbolu adına Ünal Aysal'a teşekkür borçluyuz.

YORUMLAR

İlk yorumu siz yapın!



Sinan Yılmaz Köşe Yazıları