Başakşehir, Serdar Aziz'le ilgileniyor mu? Açıklama geldi

Başakşehir, Serdar Aziz'le ilgileniyor mu? Açıklama geldi

Lider Medipol Başakşehir'de Başkan Göksel Gümüşdağ, transfer çalışmalarıyla ilgili bilgi verdi.
Serdar Aziz'den sonra onun da bileti kesildi

Serdar Aziz'den sonra onun da bileti kesildi

Teknik direktör Fatih Terim’in sezonun ilk yarısında istenilen performansı gösteremeyen Eren Derdiyok’u Antalya kampına götürmeme kararı aldığı öğrenildi.
"Gol sorunumuzu çözer, mutlaka alalım"

"Gol sorunumuzu çözer, mutlaka alalım"

Şenol Güneş, Başkan Orman ile yaptığı görüşmede eski oyuncusunun alınmasını devam şartları arasında gösterdi. Yönetim Trabzonspor ile görüşmelere hız verdi.
Tolgay Arslan'da sıcak gelişme

Tolgay Arslan'da sıcak gelişme

Beşiktaş'ta kadro dışı bırakılan Tolgay Arslan takıma dönüyor. Özür dileyen Tolgay, Şenol Güneş'in onay vermesi halinde Antalya kampında yer alacak.

Birgün televizyonda bir kanalda Mustafa Denizli'yi izliyorum. Hangi kanal hangi program hatırlamıyorum... "Sizce dünyanın en iyi teknik direktörü kim?" diye bir soru sordular. Mustafa Denizli aşağı yukarı şu cümlelerle cevapladı.

"Dünyanın en iyi teknik direktörü diye bir şey yok. Doğan imkanlar, tercihler var. Başarılı, çok başarılı teknik direktörler var. Kötü şartlarda çalışmak zorunda kalmış yeteri kadar başarılı olma ihtimali doğmamış teknik direktörler var. Dünyanın en iyi teknik direktörü kim olurdu hiç bir zaman bilemezsiniz. Şuan hiç futbolla alakası olmayan bir insanın, teknik direktör olsa ne kadar başarılı olacağını bilemeyiz. Böyle bir insanın, bir bakkalın belki dünyanın en iyi teknik direktörü olma ihtimali çok yüksek. Belki dünyanın en iyi teknik direktörü sen olabilirdin... Dünyada yüzlerce teknik direktör var ama milyonlarca, milyarlarca da teknik direktör olma ihtimali bile doğmamış insan var."

Bu benim açımdan her yönüyle mükemmel bir cevaptı. Mustafa Denizli bir isim söylemedi, Brian Clough, Rinus Michels, Jose Mourinho ya da benim demedi. Denizli'nin cevabı belki soruyu soran sunucuyu tatmin etmedi ama ben tam anlamıyla mest oldum.

Şunu diyordu Denizli dünyada çok zeki beyinler var. Bilim adamı değil de teknik direktör olsa 11 kişiyle neler yapacağına dair ne sistemler kurgulardı, neler denerdi bilemeyiz.

Aslında bu soruya cevap verilemeyeceğinin kanıdı, en iyi teknik direktörlük için sadece iq'nun da yetmeyeceği. Ben hep derim iq'dan da önemlisi karakter farkları var. Karizma var, yöneticilik var. Elinizin altındaki 25 futbolcuyu nasıl yönettiğiniz, teknik ekibinizden nasıl faydalandığınız, üstünüzde sizin yeterliliğinizi ne derece ölçtüğünden haberdar olamadığınız yöneticileriniz... Teknik Direktörlük o kadar komplike bir iş ki sadece çok zeki olmak da en iyi olmaya yetmez.

Bu kadar zekice ve aşmış bir cevabı verebilen Denizli'yi hayranlıkla izlerken o an şu geçti aklımdan. Neden Denizli, tarihte Terim'in arkasına yazılacak? Denizli Terim kadar lider mi? Terim kadar karizmatik mi? Terim kadar cesur mu? Terim kadar hırslı mı? Terim kadar agresif mi? Değil! Belki Terim'den daha zekidir ama asla yetmez.

Melih Şabanoğlu gibi bizim genç yazar arkadaşlar gibi futbolu salt sistemlerden, taktiklerden ibaret değerlendirenleri, okuyorum, onlardan bir şeyler öğreniyorum ama onları bu konuda eleştiriyorum. Zamanında bir yazı yazmıştım. Direkt kopyalayacağım...

"Futbol bazen üstün karizması olan birinin "hadı koçum" diye bağırmasıyla bütün dengelerin değişebileceği, onlarca sayfa analizi size çöpe attırabilecek bir oyun. İçinde milyonlarca değişkeni barındırıyor. Birbirinden farklı 22 beyinin her saniye karar vermesiyle ortaya milyonlarca değişken çıkıyor. Herhangi bir futbolcunun saniyelik bir karar vererek attığı her adım, sağa yada sola yada geriye atılan her bir adım ve bu adamın ne kadar hızlı veya yavaş atıldığı bile bir değişken ve bunların her biri kontrol edilemez. Matematiğe dayandırılamaz. 22 farklı beynin ve bu beyinleri etkileyen tribünlerdeki binlerce kişinin, teknik heyetin, yedek kulübesinin, en başta teknik direktörün her davranışı değişkenler yaratıyor. Bugün Volkan Şen'in tribünler kendisine küfür etti diye ağlamasını ve maçın bambaşka bir değişkenle acayip bir şekilde değişmesini hangi sistemle, hangi matematikle açıklayabilirsiniz? Melih abi ve onun tarzında yazan arkadaşlar tüm samimiyetlerine rağmen bence bunu hep unutuyorlar.

Futbolu salt bir matematiğe indirgemeye çalışıyorlar, onlarca sayfa taktik analiz, yüzlerce sayfa sistem yazalım. Burak Yılmaz maçtan önceki gün kahvaltıda karısıyla kavga eder ve sen teknik direktör olarak bunu çözemezsen ne olacak? Yırt at o sayfalarca analizi.

Benim Galatasaray'da gördüğüm en iyi sistemlerden birini Skibbe yarattı. 4-2-3-1 üç on numara ortalarında Lincoln sağda ve solda Arda-Kewell sürekli yer değiştiriyor. Önde Baros, mükemmel kısa paslaşmalar 3-5 hafta uyguladı 20 tane gol attı neredeyse o sistem fakat sonra ne oldu? Lincoln Brezilya'dan dönmedi. Kewell - Baros sakatlandı, öldü sistem. Lincoln'ü yönetemezsen at çöpe o sayfalarca analizi işte. Binlerce sayfa analiz düşün Lincoln'ü kendine inandıramazsan yırt gitsin işte.

-Bir de Kalli'ye bakın en basitinden mesela Hamza Hamzaoğlu'nun bir röportajından alıntı yapacağım.
Karl-Heinz Feldkamp’tan teknik direktörlüğünüz için neler kazandınız?

-Manchester maçını unutamam. Falko Götz bana her maçta bağırıyordu. Hatta maç başlamadan kızmaya başlıyordu. Çok sinirleniyordum, sinirlendikçe de oynuyordum. Sezon sonunda gelip benden özür diledi. “Kusura bakma seni kızdırmamı bana Kalli söyledi” dedi. “Maçların başında Hamza’ya birkaç kez bağır, kendine gelsin” demiş. Çünkü ben kimseyi üzmem, kimseye sert girmem. Hoca da saldırgan olmamı istiyor. Onun için de ben ya tekme yiyeceğim ya da küfür! Hoca da onu anlamış, Falko’ya yaptırmış. 90 dakika duramıyordum ondan sonra (gülüyor)! Bu Kalli’nin dehasıdır. Beni o kadar iyi tanıdığını anlayamamıştım.

Hep derim Fatih Terim o yüzden büyük teknik direktör, o fabrikada yönetici olsa parça başı iş yapan işçilerin üretimini arttırır. Politikacı, siyasetçi olsa kitlelerin ona inanmasını ve peşinden gelmesini sağlar. Teknik direktörlük yapıyor ve futbolcuları ona baba gibi bağlanıyorlar. Teknik direktörlük sayfalarca analizi içinde barındırdığı gibi bence önce yöneticiliği barındırıyor içinde.

Deha Kalli'nin bir sözüyle bitiriyorum "Futbolu sayılardan ibaret sananlar, gitsin süpürge satsın"

(Yani üstat diyor ki; futbol insan işidir, teknik direktör de insanları yönetir. İnsanları analiz etmeniz gerekir anlamanız gerekir, çık sahaya 4-2-2-2 dizil, kısa pas yap, topu yere indir, sen sıkı markaj uygula, sen şu adamın sol ayağı süper sağ ayağı yok onun solunu kapat vs vs... Bunların her birini söylersiniz tamam ama aslında futbol sayılar, matematik değildir. Futbol insan işidir, insanı yönetirsen, analiz edebilirsen, eksiklerini, artılarını görebilirsen teknik direktör olursun yönetemezsen sistem uzmanı olsan üzerine 3 cilt kitap yazsan olmaz)

---------------------------------------------------------------------------------------------

Sadece bu da değil. Yani sadece karakter-yöneticilik de değil Önce bu önce 'karakter' ama sadece bu değil. Yöneticilik, liderlik, karizma, hırs, cesaret bunlar kesinlikle önce! Olmazsa olmaz bir teknik direktör için. Fakat sonra zeka yüzde yüz gerektiriyor. Peki başka? Sırf bunlar bile en iyi yapmaya yetmeyecektir.

Bazen egonuzu dizginleyemediğiniz için yanlış adımlar atarsınız. Bazen çok dürüstsünüzdür.

Örnek vereyim. Hem çok büyük bir karakter-yönetici olan hem de zeki bir adam olan Fatih Terim neden Dünya çapında en iyi 5-10 kariyerden birine sahip değil? 60 yaşına geldi...

Neden değil? Belki bazen fazla özgüven bile zararlı. Terim'in futbolculuğunu kimse anlatmıyor. Geçen gün arşiv kurcalamaya bayılan bir arkadaşım sayesinde çok şey öğrendim. Bir bakın 1985'ten önce Terim'le ilgili çıkan haberlere bakın. Balotelli Terim'in yanında bebekmiş dersiniz.

Böyle üstün bir karakter... Bence Galatasaray'a 2. gelişinde o bile başarısız olacağına ihtimal vermiyordu. Galatasaraylıların o dönem Fatih Terim'in başarısız olacağına ihtimal bile vermeyeceğini konuştuk bugün biriyle... O kurdu bu cümleyi. Bence Terim bile başarısız olma ihtimalini unutmuştu.

Canaydın sizi göreve getiriyor. Büyük bir özgüven var. Fiorentina'da da başarı var, Milan'da da kısmen başarı var... Belki de yeteri kadar müsamaha göstermediğiniz için Lucescu'nun kısa vadeli getirdiği yabancılar sizinle uzun vadede devam etmedi. ("Kiralıktı Perez zaten demek yeterli bir cevap değil" Melo ve Umut da kiralıktı.)

Terim geliyor. Transfer bütçesine bakmıyor... Buyur usta Florya senin ne istersen yap diyorlar. %100 güven var. Ne oluyor sonra. Terim 1. transfer listesini sunuyor kimse alınamıyor. 2. transfer listesini sunuyor yine kimse alınamıyor. 3. transfer listesinin son sırasındaki oyuncular alınıyor. Bir çok oyuncu son gün transferi vs.

Nihayetinde ardından bir kaos ortamı, büyük bir stat sorunu. Bunu daha önce de yazmıştım. Terim sürekli rakibi boğmak isteyen baskın bir futbol oynatmak ister fakat Olimpiyat stadındaki yoğun rüzgar, saha kenarlarındaki koşu pistleri, top taça çıktı mı geri gelmesi yarım dakika her seferinde. Oyun sürekli duruyor, sürekli soğuyor. Böyle bir statta sürekli baskı kurmak bu duran toplarda topun gelmemesi yüzünden imkansızlaşıyor.

Neyse... Bu aşırı özgüven başarısızlığı getirdi. Sonrasında Milli takımda İsviçre maçları Ersun Yenal batırmıştı. Terim geldi toparladı bence çok büyük işler yaptı ama İsviçre maçlarında çıkan kavgalar kariyerini daha da olumsuz etkiledi ve EURO 2008'de tamamen son dakikada döndü Terim'in kariyeri. Cech tuttuğu topu elinden kaçırmasa Türkiye gruplardan çıkamayacak ve Terim için her şey çok kötü gidebilecekti.

Cech'in elinden düşürdüğü top Aysal'ın Terim'i üçüncü kez tercih etmesini sağladı aslında. Bu sefer ilk listelerindeki oyuncular alınabildi rakipleri şikeden ciddi zarar görmüştü ve başarılı oldu Terim.

Şimdi Mancini'ye İnter'deki üst üste 3 şampiyonluğu için şanslı diyorlar. Juventus ve Milan çok büyük zarar görmüştü Mancini de İnter'le tek kaldı ve 3 sene şampiyon oldu diyorlar. Peki Terim'in durumu da bire bir benzer değil miydi? Belki Mancini kadar 'şans'lı değil ama bayağı 'şans'lı.

Şimdi biz Terim'e şanslı mı diyeceğiz. Yoksa Özhan Canaydın döneminde yaptığı hatayı ikinci kez yapmayacak kadar akıllı mı? Sadece altı ay önce Adnan Polat yönetimine teknik direktör olarak gelse muhtemelen Aysal'dan bulduğu güvenden fazlasını da bulacaktı yönetimden fakat başarılı olma ihtimali Aysal'la olduğu kadar olacak mıydı? 6 ay önce Adnan Polat'ı reddedip 6 ay sonra Aysal'la anlaşınca "Galatasaray benim için tercih meselesi olmaz" diyen Terim şanslı mı? Akıllı mı?

2004'te Terim'in bıraktığı enkazı devralan ve 2005'te düşük bütçeyle sonuna kadar şampiyonluğu kovalayıp lig üçüncüsü olan ve Türkiye kupasında finalde Fenerbahçe'yi 5-1 yenen Hagi... Şanssız mı? Şanssız değil akılsız demek istemiyorum ama tecrübesiz Terim'in Özhan Canaydın döneminde yaptığı hatayı o da aynen Adnan Polat döneminde yaptı. Sonra da 15-20 gün önce Ünal Aysal'ı reddetti. Artık başka bir hocanın devrettiği bir takımı yarı yolda almayacağım dedi. Evet artık o da daha akıllı, tecrübeli.

Geçen yazdığım bir yazıyı şu cümlelerle bitirmiştim. Yine aynı cümleyle bitireyim. "Şahsen ben şans diye bir şey olduğuna inanmıyorum. Şans denilen şey akıllı insanların kendileri için yarattıkları bir opsiyondan başka bir şey değil."

YORUMLAR

İlk yorumu siz yapın!



Sinan Yılmaz Köşe Yazıları