Başakşehir, Serdar Aziz'le ilgileniyor mu? Açıklama geldi

Başakşehir, Serdar Aziz'le ilgileniyor mu? Açıklama geldi

Lider Medipol Başakşehir'de Başkan Göksel Gümüşdağ, transfer çalışmalarıyla ilgili bilgi verdi.
Serdar Aziz'den sonra onun da bileti kesildi

Serdar Aziz'den sonra onun da bileti kesildi

Teknik direktör Fatih Terim’in sezonun ilk yarısında istenilen performansı gösteremeyen Eren Derdiyok’u Antalya kampına götürmeme kararı aldığı öğrenildi.
"Gol sorunumuzu çözer, mutlaka alalım"

"Gol sorunumuzu çözer, mutlaka alalım"

Şenol Güneş, Başkan Orman ile yaptığı görüşmede eski oyuncusunun alınmasını devam şartları arasında gösterdi. Yönetim Trabzonspor ile görüşmelere hız verdi.
Tolgay Arslan'da sıcak gelişme

Tolgay Arslan'da sıcak gelişme

Beşiktaş'ta kadro dışı bırakılan Tolgay Arslan takıma dönüyor. Özür dileyen Tolgay, Şenol Güneş'in onay vermesi halinde Antalya kampında yer alacak.

Bu sezon dört büyüklerden kondisyonla ilgili en çok habere Galatasaray müdahil edilmişti. Özellikle sezon başında bu konuda sıkıntılar yaşadı sarı-kırmızılılar ve Mancini de gelir gelmez bundan şikayet etmişti. Sonra sık rotasyon ve fizik kondisyon çalışmalarıyla bu sorunu atlatmışa benziyor. Galatasaray'ın atlattığı kâbus bu sefer Beşiktaş'ın başına dolandı.

Bu dönemsel kondisyon sorunları aslında hemen her takımda olabilen ve kısmen kadroyla da ve oyuncuların moral motivasyonu, istikrarıyla da alakalı olabilen bir durum. Şimdi bu dertten Beşiktaş mustarip... Gel gelelim Beşiktaş'ın genel olarak dayanıklılığı düşük bir oyuncu grubuna sahip olduğunu da kabul etmemiz gerekiyor. Zira Bursaspor deplasmanında mücadele gücünü hatırlıyoruz bu Beşiktaş'ın o dönem sezon başında televizyonların Beşiktaşlı oyuncuların çok koşup mücadele etmesiyle ilgili neler dediklerini hatırlıyoruz. 15 Eylül'de oynanmış 0-3'lük Bursaspor maçı ve üzerinden ancak 3 ay geçmiş.

Bence 90 dakikanın içindeki kondisyon dalgalanmaları bireysel fiziksel dayanıklılıkla ve takımın moral durumuyla daha çok ilgili. Biliç de maçtan sonraki açıklamalarında bundan bahsetmiş. İlk yarıda kaçan goller yüzünden oyuncuların üzerinde büyük bir gerginlik olduğundan devre arasında oyuncularını motive edemediğinden bahsetmiş. Mantık olarak baktığımda haftada bir maç yapan futbolcu grubunun fizik kondisyondan şikâyet etmesi bana akıl kari gelmiyor. Hep maçları çeviremeyen büyük takımın ana sorunu kondisyonmuş gibi gösteriliyor ama içinde bence taktikten oyuncu yapısına kadar kondisyondan önce konuşulması gereken bir sürü etken barındırıyor maçı çevirememek. Misal Beşiktaş'ın bitirici oyuncu eksiği bence kondisyondan ve bilimum diğer sorunlardan daha büyük, en büyük sorun.  Bu Beşiktaşlı oyuncuların hemen hepsi milli oyuncu hepsi şuan gitse Premier Ligin orta veya alt sıra takımlarında en kötü forma giyerler peki bu adamlar Türkiye’de futbolcu da İngiltere'de sürekli 3 günde bir maça çıkanlar uzaylı mı? Yani bence kondisyonerden ziyade bir de sahanın içine bakmak lazım.

İlk 10 dakikada 3-0 olabilecek bir maç bitirici oyuncu eksiğiyle farka gitmiyor 1-1 bitiyorsa fizik kondisyondan başka şeyleri de ön plana çıkarmak gerekebilir. Bu maçla Galatasaray'ın Arena'da Antalyaspor'la oynadığı ve 1-1 biten maç aynı. Galatasaray da o maça çok iyi başlamış maç boyu dünyaları kaçırmış ve maçın son dakikaları yaklaştıkça takım durgunlaşmıştı. Galatasaray bu maçlardan birini de Çaykur Rizespor karşısında yine evinde yaşamıştı. Sadece Bruma'nın 2-3 tane boş kaleye kaçırdığı goller sonrası Galatasaray 2. yarı golü yemiş ve bu akşamki Beşiktaş gibi reaksiyon gösterememişti. Bahsettiğim gibi bunun kullanılan oyuncularla ve oyun yapısıyla daha çok alakası var. Fatih Terim gol aradığında tempoyu çok arttıran oyuna 3. 4. santrforu sokan, uzun ve hızlı toplara dönen bir hocaydı ve bu oyuncuların heyecanını, agresifliğini arttırdığı gibi doğru orantılı olarak soğukkanlılığını da öldürüyordu. Kaos hücuma dönen Galatasaray gol pozisyonuna girse bile o heyecanla, tansiyonu artan futbolcular kötü vuruşlar yaparak bu pozisyonları heba edebiliyordu. Beşiktaş ise bence Galatasaray gibi taktik değil, oyuncu yapısının kurbanı.

Fenerbahçe öne geçtiği maçların birçoğunda beraberlik golünü yedi ve fakat bir şekilde maçı 2-1 bitirmeyi başardı. 9 puan arkasındaki Beşiktaş ve Galatasaray ise geri dönüşlerde pek başarılı olamadı.

Bunu bence kondisyonerlerden ziyade şöyle de açıklayabiliriz.

Kuyt, Alper, Mehmet Topal, Caner, Emenike, Sow hep üstün fizik gücüne sahip, dayanıklılığı çok yüksek oyuncular bunlar. Peki, profesyonellikten nasibini almamış, istikrarsızlık abidesi Fernandes öyle mi?

Beşiktaş'a bakalım... Fernandes, Oğuzhan, Serdar Kurtuluş, Gökhan Töre vs... Beşiktaş'ta mücadele gücü yüksek kim var? Veli, Atiba başka? Belki Necip.

Fernandes, Oğuzhan, Muhammet güzel, yumuşak oyuncular da dayanıklılıkları? 33 yaşındaki Kuyt’ın her maç 90 dakika çıkarıp 21 yaşındaki Gökhan Töre’den, 26 yaşındaki Olcay’dan çok koşmaları nedir? Nasıl açıklanır?

Oyuncuların istikrarsızlığı yine keza… Fenerbahçe maçının en iyilerinden Olcay bu maç sahada yok gibiydi. Almeida ilk yarı inanılmaz bir futbol oynadı tıpkı Fenerbahçe maçının ilk yarısı gibi fakat sonra çöktü ikinci yarı sahada yürümeye başladı. İki maçta da dikkat ediyorum gücünü orantılı kullanmayı bilmiyor Almeida. İlk devre öyle bir 20 dakika başlangıcı yaptı ki her yerden çıkıyordu, her topu indiriyor, pres yapıyor, boğuşuyor. Tam anlamıyla inanılmaz bir performanstı. Uzun süredir böyle üstün bir pivot santrfor izlememiştim ki ikinci yarı yok oldu. Bir oyuncunun iki devre arasında bu kadar gece ile gündüz gibi performans farkı göstermesi hiç normal değil.

Almeida bu kadar formdayken ilk devre neredeyse 8-10 tane pozisyonu sırf kendi başına yaratmışken bu pozisyonları gol yapamayan ortasaha ve kanat adamları da Beşiktaş’ın kondisyondan önce çözmesi gereken bir sorun bence. Zira ilk 10 dakikada 3-0 olabilecek bir maçta sonuç gelse bu gece kimse kondisyon kelimesi yazmayacaktı.

Gökhan Töre’nin gol vuruşu yok, Fernandes’in gol koşusu da vuruşu da yok. Olcay yükleniyor bazen bu sorumluluğu ama o da istikrarsız. Gol vuruşlarının kötü oluşu tüm dünyaca bilinen Almeida tek başına bu gol yükünü çekmeye çalışıyor kötü bir golcü olmasına rağmen ligin gol krallığı yarışında zirvede bu bile Beşiktaş'ın ne kadar kaçırdığının kanıtı.

Halbuki bu kadar top indirien bu kadar çok gezip boş alan açan bir pivot santrforun yanında veya arkasında onun fiziğinden beslenecek bir golcü kanat yada bir golcü 10 numara olsa Beşiktaş çok daha öldürücü bir takım olabilir. Alex olsa bu Almeida sayesinde kaç gol atardı? Batalla aynı şekil. Burak'ı Almeida'nın yanına koyun onun açağı boşluklara atacağı deparları düşünün...

Fernandes hiçbir zaman, en iyi dönemi dahil hiçbir zaman gol koşusu ve gol vuruşu yapmayı bilen bir adam olmadı ki. 27 yaşında Fernandes bu yıla kadar en çok gol attığı sezon kaç golü var? Oğuzhan da çok yaratıcı, zeki bir oyuncu ama o da gol istatistiği olan bir adam değil. Ronaldo’nun, Almeida hakkındaki övgü dolu düşünceleri malumdur çünkü ona o kadar çok boş alan açıyor ki Ronaldo hem deparları hem bitiriciliğiyle affetmiyor. Son İsveç maçını izleyenler bilir. Almeida en uçta oynamasına rağmen Portekiz’de hep attıran oyuncu olmuştur. Almeida’yla ilgili başından beri en keskin düşüncem şudur. Almeida kendisine Portekiz Milli takımında öğretilen oyun stiline uygun hareket eden bir oyuncu. Senelerce böyle oynamış ve bunu ezberlemiş. Tam bir mobil pivot! Sürekli geziyor, top indiriyor, oyunu açıyor. Zira Portekiz’de senelerce kanat adamları hep yıldız oldu. Yaş sırasıyla Figo, Simao, Quaresma, Ronaldo, Nani kim bilir ilerde belki Bruma. Portekiz bir kanat cenneti ve Almeida da bu yıldızları parlatacak bir oyun planını ezberlemiş, kendisine bu oyun öğretilmiş durumda. Kendisini Portekiz’deki gibi kullanıp gol yükünü çekecek bir oyuncuya ihtiyacı var Beşiktaş’ın.

Aslına bakarsanız ben güçlü bir Mustafa Pektemek’i seneye ne olacağı belli olmayan bir Fernandes’e tercih ederim. Beşiktaş 4-4-2’e dönse bahsettiğim gol yükünü, tekniği ve son vuruş becerisiyle Mustafa Pektemek’in aşacağına inanıyorum.

Oğuzhan’ın geri döneceğini varsayarsak 4-2-3-1’e devam etmek zorunda kalacak Beşiktaş’a bu sefer kaçırdıklarını düşündürmeyecek bir orta ikili lazım. Bu Fernandes’le yanında isterse Yaya Toure oynasın Beşiktaş’ın işi zor.

Olcay, Oğuzhan, Gökhan Töre ve Almeida ile sık gol kaçıran bir hücum 4’sünde ısrar edecekseniz arkasında bunların yükünü çeken isimlerden biri Fernandes gibi laubali, konsantrasyonu düşük bir oyuncu olmamalı. Bu 4’lünün arkasında Atiba-Veli gibi çok koşan mücadele eden domino isimler olmalı. Beşiktaş'ın Atiba-Veli tarzı oyuncu rotasyonunu da güçkendirmesi şart.

Biliç’i bu maçta Fernandes’e 60 dakika sabretmesi yönünden eleştirebilirim ancak son yarım saatte Muhammet’in pas hataları ve top kaybı yaptığı pozisyonlarda hemen ayağı fırlayan, gencecik çocuğa büyük tepki gösteren protokoldeki Beşiktaş yöneticilerini daha da çok eleştirmeyi tercih ederim.

Beşiktaş yönetimini daha aklı selim davranabilse Muhammet’i, Oğuzhan’ı daha erken çıkarabilirdi. Ben olsam devre arası elimde Oğuzhan ve Muhammet gibi genç Türk yetenekler varken Fernandes’i satışa çıkarırdım sene sonu bedavaya gitmesinden iyidir. Onun yerine ortasahada mücadele gücü yüksek bir oyuncu transfer ederim. Beşiktaş’ta Atiba, Veli ve Necip’ten başka o bölgede defansif ve mücadele gücü yüksek oyun oynayabilecek futbolcu yok. Bu çok garip... Mehmet Akgün seneler sonra kendi mevki olmayan o bölgede kullanılmak zorunda kalıyor.

Çok bilmiş köşe yazarlarımız, ezber zihinleriyle yarın Franco neden stoperde değil ve Necip de neden yerinde ön liberoda değil yazarlar. Halbuki Biliç’in en iyi yaptığı şey buydu bu maçta. Escude zaten yavaş bir stoper, Toraman kadro dışı, Sivok yok, Ersan yok Escude’den başka geriye tek stoper Perdo Franco kalıyor. O da ayağına çok hakim ve fakat Escude gibi yavaş bir stoper. Sivasspor’da da hücum hattında süratli atlet oyuncular mevcut üstelik yabancı kuralı da malum. Hamleli ve çabuk Necip’in bu maçta stoper denenmesi o yüzden son derece mantıklıydı ve Necip de harika bir oyun oynadı. Escude’yle çok iyi bir ikili oluşturdular.

Sivasspor’a gelirsek Utaka, Djebbour, Aatıf, Burhan çok etkili hücum oyuncuları, sol bek Aydın da sol kanatta oynadığında o da aynı çok etkili. Fakat eksikleri, bunların tamamı sürekli bireysel oyunu düşünen oyuncular. Sürekli oynatan değil oynayan olmak istiyorlar. Sürekli dikine, gole dönük oynayıp, dripling deniyorlar. Bireysel yetenekleri yok değil var ama çok fazla bireysel oynuyor ve geri dönüşlerde de sorun yaşıyorlar. Sivasspor hücumunda bu adamları organize edecek, oynatacak bir oyuncuya ihtiyaç var.

Galatasaray maçından önce solbek Ziya’nın sakatlanması ve Roberto Carlos’un da Utaka’ya hücumda yer açmak için formda Aydın’ı solbeke alması Sivasspor için çok yanlış bir hamle oldu. (Galatasaray maçında Eren oynadı ama sonrasında Aydın sol beke geçti) Nitekim son üç maçta sadece bir puan alabildiler.

Utaka’nın yedek olduğu, Ziya’nın solbek, Aydın’ın sol açık olduğu takım biraz daha 4-4-1-1’i andırıyor ve hiç değilse kanatlar biraz daha geride pozisyon alıyordu. Fakat bu halde Utaka’nın bir çizgi oyuncusu olmaktan ziyade kanat/forvet olması, Aydın’a hiç yardım etmemesi Sivas sol kanadını çok zorluyor. Maçın seyrini değiştiren ana etkenlerden biri de Gökhan Töre’nin sakatlanması oldu. Gökhan ilk yarı sürekli topu alıp Aydın’la teke tek kaldı. Hücümu taşıdı, yönlendirdi. O çıkınca giren Holosko’nun tabi topla oynama konusunda kabiliyeti yok. Top taşıyamayan, topla dripling yapamayan, kanattan oyun kuramayan bir oyuncu. Bu Aydın’ı ve Sivasspor sol kanat savunmasını çok rahatlattı, Beşiktaş’ı da çok kısırlaştırdı. Belki Frei çok daha iyi bir tercih olurdu Holosko yerine.

Djebbour, Aatıf ve Utaka geri gelmiyor, Burhan zaman zaman dönüyor, Mehdi yumuşak, biraz Ayhan Akman tarzı bir oyuncu yani tekniği top kontrolü iyi, tempoyu belirler, al veri oldukça iyi ama savunma sertliği, pres gücü oluşturacak bir oyuncu değil. Bütün yük kaptan Kadir’in omuzlarına biniyor her yere o koşmaya çalışıyor. En azından Utaka’sız veya Djebbour’suz 4-4-1-1 sisteminde kanatları çok açık vermiyor ve daha sağlıklı bir oyun oynayabiliyordu Sivasspor. Tabi Utaka ve Djebbour Sivasspor için çok büyük isimler ve onları yedek bırakmak da çok zor. Aatıf zaten ligin en ekstra performansının sahibi o da kesilemiyor. Hal böyle olunca Sivasspor da ortasahada az kalıyor. Aslında böyle bir durumda Burhan yerine Adem denenip 4-3-3’e de dönülebilir ve yine daha sağlıklı bir takım kurulabilir. Zaten Djebbour, Utaka, Aydın, Aatıf, Burhan hepsini birden oynatmak size yaratacılık, hücum üstünlüğü sağlamıyor çünkü hepsi kendi başına oynamak isteyen yetenekli ama bireysel oyuncular. Oynatan pasör bir 10 numara olsa bu oyuncuları organize etse o zaman hepsini kullanmak istemesinde Carlos’u anlayabilirim ama şu an Carlos bana fazlasıyla hücum futbolu seven, fantastik bir hoca izlenimi veriyor. Bu Sivasspor’u zevkli ve izlenesi kılıyor mu? Kesinlikle evet. Fakat Sivasspor’un içerde Kasımpaşa ve Antalyaspor başta olmak üzere bazı maçlarda da alabileceği puanları alamamasını sağlıyor mu? Bence yine kesinlikle evet.

YORUMLAR

İlk yorumu siz yapın!



Sinan Yılmaz Köşe Yazıları