Başakşehir, Serdar Aziz'le ilgileniyor mu? Açıklama geldi

Başakşehir, Serdar Aziz'le ilgileniyor mu? Açıklama geldi

Lider Medipol Başakşehir'de Başkan Göksel Gümüşdağ, transfer çalışmalarıyla ilgili bilgi verdi.
Serdar Aziz'den sonra onun da bileti kesildi

Serdar Aziz'den sonra onun da bileti kesildi

Teknik direktör Fatih Terim’in sezonun ilk yarısında istenilen performansı gösteremeyen Eren Derdiyok’u Antalya kampına götürmeme kararı aldığı öğrenildi.
"Gol sorunumuzu çözer, mutlaka alalım"

"Gol sorunumuzu çözer, mutlaka alalım"

Şenol Güneş, Başkan Orman ile yaptığı görüşmede eski oyuncusunun alınmasını devam şartları arasında gösterdi. Yönetim Trabzonspor ile görüşmelere hız verdi.
Tolgay Arslan'da sıcak gelişme

Tolgay Arslan'da sıcak gelişme

Beşiktaş'ta kadro dışı bırakılan Tolgay Arslan takıma dönüyor. Özür dileyen Tolgay, Şenol Güneş'in onay vermesi halinde Antalya kampında yer alacak.

1. Hafta Konyaspor - Fenerbahçe:  İlk gol Yobo duran top korner, ikinci gol Emre Belözoğlu penaltı. (İki duran top golüne rağmen puan alamadı Fenerbahçe)

3. Hafta Fenerbahçe - Sivasspor:  İkinci gol Bruno Alves korner, üçüncü gol Kuyt korner. (İki duran top golüne rağmen Fenerbahçe’nin beş gol attığı ve sonuca gitmekte zorlanmadığı bir maçtı)

4. Hafta Kasımpaşa – Fenerbahçe: Birinci gol Caner Erkin frikik, üçüncü gol dakika 90 korner gibi kullanılan bir taç sonrası Webo. (Fenerbahçe iki duran top golüyle, duran top üstünlüğünü ilk kez puana yansıtıp 3 puanı kapıyor)

5. Hafta Fenerbahçe – Elazığspor: Birinci gol Sow korner. (Dört farklı bir galibiyet olduğu için duran topun belirleyici etken olduğu bir maç değildi)

6. Hafta Gençlerbirliği – Fenerbahçe: 0-1 gol Kuyt korner. (Duran top üstünlüğü 2 puanı getirdi)

10. Hafta Bursaspor – Fenerbahçe: Birinci gol Webo, korner. İkinci gol Emenike yine korner. 3. Gol Egemen frikik karambol. Maç 2-3. Üç gol üçü de duran top üstünlüğü, sonuç üç puan.

11. Hafta Fenerbahçe – Galatasaray: Birinci gol Emre Belözoğlu penaltı. Maç 2-0 bittiği için duran top sayesinde kazanılmış bir galibiyet diyemeyiz ancak bu farklı kazanılan maçların çoğunda Fenerbahçe’nin kilidi duran toplarla kırdığı da önemli bir ayrıntı.

14. Hafta Ç. Rizespor – Fenerbahçe: Birinci gol Baroni frikik, ikinci gol Webo korner. Skor 1-2. İkİ duran top üç puan.

15. Hafta Fenerbahçe – Akhisar Bld: Dördüncü gol Bruno Alves korner.

17. Hafta Fenerbahçe – Kayserispor: Birinci gol Baroni penaltı, üçüncü gol Mehmet Topal korner.

18. Hafta Fenerbahçe – T. Konyaspor: Bruno Alves duran top kenar ortaya kafa golü. İkinci gol korner gibi kullanılan bir uzun taç, 4. Haftadaki Kasımpaşa maçındaki gibi oluşan bir karambol ve Egemen’in golü. 2 duran top maç sonu 2-1. Sonuç 3 puan.

21. Hafta Fenerbahçe – Kasımpaşa 2. Gol duran top, karambol Bekir İrtegün ve 2 puan.

Toplam 21 haftada 20 duran top golü. İnanılmaz bir istatistik. Bu demek oluyor ki Fenerbahçe ligde maç başı ortalama bir duran top golüyle maçlara 1-0 önde başlıyor.

4. Hafta Kasımpaşa maçı 2 duran top golü 3 puan, 6. Hafta Gençlerbirliği maçı bir korner 2 puan, 10. Hafta Bursaspor deplasmanı 3 duran top golü 3 puan, 14. Hafta Ç. Rizespor maçı 2 duran top golü 3 puan, 18. Hafta Konyaspor maçı 2 duran top golü 3 puan. 21. Hafta bir duran top golü 2 puan. Duran toplarla Fenerbahçe tam olarak 16 puan toplamış durumda. Üstelik duran top golleriyle açılan ve farka giden maçlardaki duran top avantajını saymıyorum.

Peki, Fenerbahçe böyle de rakipleri nasıl derseniz, en yakın takipçisi Galatasaray’a bakalım. Birinci hafta Burak’ın bir penaltı golü iki puan, dokuzuncu hafta Drogba’nın bir frikik golü, 12. Hafta Selçuk’un bir penaltı golü iki puan, 14. Hafta Burak Yılmaz’ın bir frikik golü ve nihayet 20. Hafta Chedjou’nun bir duran topta ilk defa kafa golü. Galatasaray duran toptan 5 gol atarken Fenerbahçe 20 gol atmış! Galatasaray bu beş golle 4 puan çıkarırken, Fenerbahçe 16 puan çıkarmış. Galatasaray’ın duran top golleri skoru arttıran gollerken, Fenerbahçe’ninkiler genelde kilit kıran, puan aldıran goller. Mancini'nin sırf bu yüzden duran toplara çok çalıştığını ve Burdisso'yu aldırdığını biliyorum. Açıkçası akşamki Antalyaspor maçında da Burdisso'dan böyle bir gol bekliyorum.

Şimdi geçelim Fenerbahçe – Kasımpaşa maçına…

Maç başından itibaren Fenerbahçe taraftarı hakemi baskı altına almak istedi ve başarılı da oldu diyebiliriz. Geçmiş haftalarda söylenen hükümeti ve Tayyip Erdoğan’ı eleştiren tezahüratlar yoktu, bu açıdan Fenerbahçe taraftarına verilen gözdağı karşılığını almış bulunuyor. Hatırlarsanız, Fenerbahçe-Konyaspor maçında küfür yoktu ama Fenerbahçe bu maç öncesi seyircisiz maç cezası almıştı. Rıdvan Dilmen çıkıp Tayyip Erdoğan için söylenen sözleri kınamıştı. Nihayetinde ceza kaldırıldı ama gözdağı da verilmiş oldu. Şimdi bu Kasımpaşa maçında Emre’nin golünün hemen ardından içinde Galatasaray kaptanı Sabri Sarıoğlu’nun da geçtiği bir küfür söylendi. Eğer cezalar edilen küfüre göre değil, kime edildiğine göre belirleniyorsa Fenerbahçe ceza almaz. Yok ceza konusu samimiyse Fenerbahçe’nin ilk iç saha maçının seyircisiz oynanması gerekir. Önümüzdeki günlerde göreceğiz. Bu arada Galatasaray yönetimi akıllı olsa, olmayan ofsayt golünün üzerinde durmaz, kendi kaptanına edilen küfürlerin, ceza sınırındaki Fenerbahçe’nin sahasını kapatması gerektiği üzerinde dururdu. Şimdi herkes kulağının üzerine yatmış durumda tabi. Bu Sabri’ye edilen küfrün onda biri hükümete, başbakana edilse dün akşam TV’lerde kimler ne ağlaklıklar yapardı merak ediyorum.

Kasımpaşa’nın son haftalarda dağılan savunması Barış yerine Donk, Erhan yerine El Yasa’nın girmesiyle kısmen toparlanmış oldu. El Yasa da yetersiz bir oyuncu tabi ama esas savunmayı toparlayan Donk zaten. Barış'ın çok kalitesiz bir oyuncu olduğunu düşünüyorum. Erhan, Barış ve Sancak'la geçmiş haftalarda Kasımpaşa defansı bir PTT 1. Lig takımı savunma hattı kadar kalitesizdi. Neticede de bol gol yiyerek bu kalitesizliğin bedelini ödediler. Kasımpaşa bu transfer döneminde de uzun süredir yaşadığı bek sorununu gideremedi. Özellikle sol bek Sancak’ın bu seviyede Süper Ligde ilk 11’de futbol oynaması gerçekten üzücü. Yabancı sınırı bu kalitesizliği de beraberinde getiriyor işte.

Fenerbahçe son üç iç saha maçında olduğu gibi yine rakibini açmakta çok zorlandı. Kayserispor’a ilk 60 dakika, Konyaspor ve Kasımpaşa’ya ilk 80 dakika diş geçiremediler. Rakibin kilidini çok geç açmaya başladı Fenerbahçe. Ben bunda sadece sakatlıkların etkili olduğunu düşünmüyorum. Bence Fenerbahçe kötü de oynuyor. Özellikle yaratıcılık konusunda… Bugün ilk golü atan Emre dışında oradan topa öyle vurabilecek başka bir oyuncusu yoktu Fenerbahçe’nin. Ne Kuyt, ne Holmen, ne Mehmet Topuz, ne Alper hiç kimse o plaseyi bırakamazdı. Belki 2. Devre giren Baroni olabilirdi. Bu da aslında Fenerbahçe’nin yaratıcılık konusundaki kısırlığının bir kanıtı... Zira bu Kasımpaşa’ya daha 5 gün önce sahasında Beşiktaş ilk devrede üç gol attı. Babel acayip formsuz, Scarione yine öyle…

İlk golde o topun orada o topa vurabilecek tek kişi olan Emre’nin önüne açılması Fenerbahçe adına güzel bir talihti. Esame listesini maç öncesi elime aldığımda Fenerbahçe’de sürpriz bir şey yapabilecek tek oyuncu olarak Emre’yi görebilmiştim. Nitekim biraz daha Kuyt’ın arkasında 10 numara pozisyonunda oynayabileceğini düşünmüştüm fakat öyle olmadı. Hücuma nadir çıkabildi buna rağmen çıktığı o 4. bölgede topla nadir buluştuğu pozisyonlardan birinde golünü attı.

Holmen oynamadığı için saha içi koordinasyonunu kaybetmiş gibiydi. Babel’in ise ne oynadı hiç anlamadım. Sahanın en kötüsü bu ikisiydi. Babel zararına oynasa ancak bu kadar başarılı olabilirdi. Büyük maaşlar alan yıldız futbolcuları Türkiye’ye getirirken ilk şuna bakmak lazım. Bu adam ne kadar profesyonel ve/veya ne kadar hırslı. İş ahlakı, yani profesyonelliği olmayan yıldızları getirdiğinizde zaten bu oyuncular Türkiye’ye müthiş bir Avrupa ülkesi olduğu için gelmiyor, para için geliyor. Parayı aldığında da iş ahlakı olmadığı için kendisine bakmıyor. Yani parayı verecekseniz o yüzden Alex gibi, Drogba gibi profesyonellere verin, ya da Melo gibi mağlubiyeti kabullenemeyen hırslı isimlere verin ki, sizi kullanmış olmasın. Anadolu için de Gekas’a verin mesela maaş verecekseniz. Fakat Babel gibi Liverpool’un bile değerini bilmeyen adama verirseniz olacağı bu tabi. Haktır bu duruma düşmeniz.

Bunlar dışında dikkatimi çekenlerden biri de Fenerbahçeli oyuncuların çok gergin olmasıydı. Rakipleri sakatlanmışken topu taça atmak yerine hücum ettiler her defasında ve Emre’nin küfürleri tribünde Caner’in küfürleri de oyuncuların üzerindeki baskıyı net şekilde anlatıyordu. Bence kulübün ‘korku’ konusunda yaptığı açıklama da esas korkunun bir göstergesiydi. Zira 11 puan geriden gelen bir kulübün ne korkusu olacak ki?

Dün bir pozisyonda Gökhan topa müdahale etmek isterken rakibin destek ayağına vurdu, rakibi yerde kaldı ve kalkamadı. O sırada top Volkan’da kaldı, Volkan oyunu hızlı başlatmadığı için hakem Fırat Aydınus düdüğü çaldı ve sakatlık dolayısıyla oyunu durdurdu. Bunun üzerine Gökhan Gönül arkadaşı Volkan’a kızdı. Bu pozisyon bile Gökhan’ın ne kadar hırslı, gözü dönmüş şekilde oynadığını gösteriyor, faulü kendisi yaptı, rakibine vurduğunu biliyor, buna rağmen rakibi yerdeyken oyunu hızlı başlatıp avantaj yakalamaya çalışıyor. Bu Gökhan’ın tüm bunlara rağmen kamuoyunda sağlamayı başardığı ‘temiz çocuk’ imajı da son derece takdire şayan, büyük başarı. Semih Şentürk de bu konuda çok iyiydi.

Son olarak dikkatimi çeken şey Kasımpaşa’nın golüyle, Kayserispor’da Bobo’nun yine Fenerbahçe’ye attığı gol hemen hemen aynı. Kenar ortalarda bazı adam paylaşımı hatası yapabiliyor Fenerbahçe stoperleri.

Şimdi geçelim ‘resmi’ site açıklamalarına. Pek ‘resmi’ durmuyorlar öncelikle…

Galatasaray tamamen saçmaladı. Ofsayt olmayan gole ofsayt demeleri, Beşiktaş’ı kendilerine yancı çıkarmak istemeleri tam bir saçmalıktı. Belki Ersan’ın kırmızısı hatalı ama Beşiktaş’ın golünde Almeida art arda iki kez faul yapıp attı golünü. Galatasaray bunlar yerine kaptanına söylenen küfürler üzerinden Fenerbahçe’nin sahasının kapanması gerekliliği üzerine yoğunlaşmalıydı.

Bu saçma sapan ciddiyetsiz, amatörce açıklamaların ardından (bir benzerini gerekirse basketbol şubesini kapatırız diyerek yine yapmışlardı) Galatasaray yönetimi adeta Fenerbahçe yönetime boş kaleye asist yapmıştı. Fenerbahçe de açıklamasını gereksiz uzun ve cıvık tutarak, adeta boş kaleye golü şovla atayım derken direğe vurdu.

Evvela ‘borsa’ diyorsunuz ama 2 senedir bu ‘Borsacılar’ hem ligde hem Avrupa’da sizi çok geride bırakıp lider oluyorlar. Üstelik bu borsacılar Sneijder’leri, Drogba’ları kadrosuna katıp sizden çok daha fazla transfer bütçelerine sahip oluyorken siz devre arası transfer yapamayıp farkın 4’e inmesini sağlıyorsunuz.

Sonra ‘resmi’ açıklamalar ‘zeka motifleri’ taşımalı diyorsunuz, çok güzel. Hemen ardından ‘korku’ diyorsunuz. 11 puan geriden gelen bir takım rakibiyle arasındaki puan farkını kapatıyorken tam olarak neyden korkacak? Bu nasıl bir ‘zeka motifi’ taşıyor?

Son olarak hele hele tarih marih diyorsunuz bu tam zırvalık. Bizim torunlarımız 50-60 sene sonra genç beyinler olarak 2000’lerin başında Türk futbolunu araştırdıklarında tarih kitaplarında sizce tam olarak neyi görecek? İlk Avrupa Şampiyonlukları, UEFA Kupası, Süper Kupa… Karşısında Galatasaray yazacak. 2000’lerin başında… Aynı 2000’lerin başında da Fenerbahçe’nin şikeyle adının anıldığını ülkesinde ceza görmediğini ama UEFA tarafından düzenlenen uluslararası organizasyonlardan birkaç sene men edildiği de yazacak. Aziz Yıldırım ve (kendisinin de belirttiği üzere kişi ve kurumlar birbirinden ayrılamayacağı için) Fenerbahçe’nin 2000’lerin başlarında şike ile adının yan yana geldiğini yazacak mı tarih kitapları? Tam olarak aklanmadan yazacak öyle değil mi?

Yani Fenerbahçe sadece boş kaleye topa dokunmak yerine şov yapayım derken golü kaçırdı. Gereksiz uzun ve gereksiz derece ciddiyetsiz bir açıklama yaptılar. Tüm bunları Fenerbahçe kulübünün üzerindeki baskıya bağlıyorum. Sahada küfürler, topu dışarı atmayıp rakip sakatken hücum etmeler, yaratıcı oyunu öldüren bir psikolojik baskı, nihayetinde saha dışına da yansımış durumda. Bu yönetimin boş kaleye golü kaçırmasını da tamamen soğukkanlı davranamayıp, baskı altında dağılmalarına bağlıyorum.

YORUMLAR

İlk yorumu siz yapın!



Sinan Yılmaz Köşe Yazıları